top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Zina ve Sadakat Yükümlülüğü

Yargıtay 2. HD Kısmen Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Karşılıklı Sadakat İhlali Eşit Kusur Sayıldı, Erkek Lehine Manevi Tazminat Bozuldu

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/2864 · K. 2025/9967 · T. 20.11.2025

Karar Özeti

Karşılıklı boşanma davalarında ilk derece mahkemesi kadını ağır kusurlu bularak erkek lehine manevi tazminata hükmetmiş, kadının yoksulluk nafakası talebini reddetmiş, istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Yargıtay, kadına yüklenen diğer vakıalara ilişkin tanık beyanlarının soyut ve duyuma dayalı olduğunu, eşlerin ise karşılıklı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek eşit kusur kabul etti ve eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceğini vurguladı. Daire ayrıca iştirak nafakalarını az buldu ve daha ağır kusurlu olmayan kadının yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin araştırılması gerektiğini belirterek kararı bu yönlerden bozdu.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Somut olayda diğer vakıalar ispatlanamadığından karşılıklı sadakat ihlali eşit kusur sayılmış; eşit kusurlu eş yararına TMK 174 uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilemez.

Soru: Eşlerin ikisi de sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiyse biri diğerinden manevi tazminat alabilir mi?

Sonuç: Kusur, erkek lehine manevi tazminat, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası yönünden karar bozuldu, diğer yönler onandı.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez.”

“Boşanma yönünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/2581 E., 2025/43 K.

DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ: Alanya 3. Aile Mahkemesi

SAYISI: 2021/486 E., 2023/112 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, manevî tazminatın miktarı, velâyet yönünden; davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından ise asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen manevî tazminat, reddedilen kendi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri, iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre erkek vekilinin tüm, kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.İlk Derece Mahkemesince tarafların uzun zamandır fiilen ayrı yaşadıkları, kadına; erkeği ve onun ailesini etrafa ve üçüncü kişilere karşı sürekli kötülediği, fitne-fesatlık çıkartarak aile huzurunu bozduğu, yemek yapmadığı, evin temizliği ve çocuğun bakımı ile ilgilenmediği, sürekli yalan söylediği, etrafa çeşitli borçlar yaparak ödemediği, yaptığı borçlarla erkeği ve onun ailesini karşı karşıya bıraktığı, erkeğe küfür, hakaret ve tehdit ettiği, evlilik birliği içerisinde başka erkeklerle görüştüğü, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, erkeğe ise; yabancı bir kadınla ilişkisinin bulunduğu, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği vakıaları kusur olarak yüklenmiş birliğin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu oldukları kabul edilerek her iki davanın kabulü ile boşanma ve fer'îlerine karar verilmiştir. Karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Mahkemece her ne kadar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden kadına kusur olarak yüklenen "erkeği ve onun ailesini etrafa ve üçüncü kişilere karşı sürekli kötülediği, fitne-fesatlık çıkartarak aile huzurunu bozduğu, yemek yapmadığı, evin temizliği ve çocuğun bakımı ile ilgilenmediği, sürekli yalan söylediği, etrafa çeşitli borçlar yaparak ödemediği, yaptığı borçlarla erkeği ve onun ailesini karşı karşıya bıraktığı, erkeğe küfür, hakaret ve tehdit ettiği" vakıalarına yönelik dinlenen tanık beyanlarının soyut nitelikte, yer ve zamanı belli olmayan, duyuma dayalı beyanlar olduğu, bu nedenle usulünce ispatlanamayan bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, tüm dosya kapsamından her iki tarafın da karşılıklı olarak "sadakat yükümlülükleri ihlal ettiklerinin" sabit olduğu anlaşılmaktadır. O halde belirlenen ve gerçekleşen bu kusur durumuna göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit derecede kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle iken Mahkemece kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesine göre, boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre az kusurlu olması gerekir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Somut olayda yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere taraflar eşit kusurlu olup somut olayda erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesinin yasal koşulları oluşmamıştır. Hal böyle iken, İlk Derece Mahkemesince kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocukların ihtiyaçlarına nazaran ortak çocuklar yararına takdir edilen iştirak nafakaları azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

5.Boşanma yönünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının daha ağır kusurlu olmadığı anlaşılmakta ise de boşanma sebebiyle yoksulluğa düşüp düşmeyeceği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Şöyle ki; dosyanın yapılan incelemesinde; kadının yemek fabrikasında asgari ücret karşılığında çalıştığı, kira ödemediği, erkeğin ise çiftçilik yaptığı, muz deposu işlettiği, bir adet evinin ve bir adet arsasının olduğu anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece tarafların yeniden sosyal ve ekonomik durumlarının etraflıca araştırılarak, tarafların sahip oldukları varsa taşınmazların edinme tarihi, niteliği, değeri, kira gelirlerinin bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa güncel kira gelirleri, taraflar çalışıyorsa güncel maaşları, kadının elde ettiği gelirler var ise düzenli ve sürekli olup olmadığı, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığı, tarafların gelirlerinin denk olup olmadığı tespit edilerek kadın yararına yoksulluk nafakası koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve sonucu uyarınca kadının yoksulluk nafakası talebi ile ilgili bir karar verilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesi ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen manevî tazminat, iştirak nafakasının miktarı ile reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen manevî tazminat, iştirak nafakasının miktarı ile reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden kadın yararına BOZULMASINA,

3.Erkek vekilinin tüm, kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ...ye iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ...'e yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

  • Yargıtay 2. HD 25.12.2024

    Sadakatsizliği ve İlgisizliği Gözetilmeyen Erkeğin Az Kusurlu Sayılması Bozuldu

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2024/2522 · K. 2024/10466

    Somut olayda erkeğin ilgisizliği ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı da kusur sayılınca erkek ağır, kadın az kusurlu bulunmuş; ağır kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez.

    Kısmen Bozma Zina ve Sadakat Yükümlülüğü

  • Hukuk Genel Kurulu 12.09.2024

    Zina Eden Kadın ile Eşine Sürekli Şiddet Uygulayan Erkek Eşit Kusurlu Sayıldı

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/415 · K. 2024/422

    Boşanma sebebinin mutlak ya da nispi olması kusur tayininde ölçüt değildir; somut olayda zina eden kadın ile eşine süregelen fiziksel şiddet uygulayan erkek eşit kusurlu olup erkeğe tazminat verilemez.

    Direnme Kararının Bozulması Zina ve Sadakat Yükümlülüğü

  • Hukuk Genel Kurulu 06.03.2024

    Sürekli Şiddet ile Sadakat İhlali Eşit Kusur Sayıldı: Erkeğe Tazminat Verilemez

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/130 · K. 2024/147

    Yakın akrabalık tanık beyanını tek başına değerden düşürmez; somut olayda sürekli fiziksel şiddet ve ilgisizliğe karşı sadakat ihlali eşit kusur sayılmış, eşit kusurlu eşe tazminat verilemez.

    Direnme Kararının Bozulması Zina ve Sadakat Yükümlülüğü

  • Hukuk Genel Kurulu 03.12.2025

    Boşanma Kararına Karşı Yargılamanın İadesinde Üç Aylık Süre Ne Zaman Başlar?

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/520 · K. 2025/769

    HMK 375/1-ç'ye dayalı yargılamanın iadesinde üç aylık hak düşürücü süre belgenin elde edildiği tarihten, belge hüküm kesinleşmeden elde edilmişse kesinleşme tarihinden işlemeye başlar.

    Direnme Kararının Bozulması Zina ve Sadakat Yükümlülüğü

Zina ve Sadakat Yükümlülüğü konusundaki 22 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page