top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Evlat Edinme

Yargıtay 2. HD Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Koruyucu Aile Olarak Alınan Çocuk da Evlat Edinilebilir: Belirleyici Olan Üstün Yarar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2024/7588 · K. 2025/4035 · T. 21.04.2025

Karar Özeti

Bir haftalıkken Kuruma bırakılan ve koruyucu aile olarak davacıya verilen çocuk için rıza aranmaksızın evlat edinme istenmiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi, çocuğun koruyucu aile olarak alındığını ve ebeveynlerin özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediğinin söylenemeyeceğini belirterek davayı reddetmiştir. Yargıtay, annenin 2022'deki başvurusuna kadar ebeveynlerin çocuğu arayıp sormadığını, TMK'da koruyucu aile olarak alınmamış olma şeklinde bir koşul bulunmadığını ve davacıyla anne-çocuk ilişkisi kurulduğunu belirtmiştir. Çocuğun üstün yararı gereği davanın kabulü gerektiğinden bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Çocuğun Kurumdan koruyucu aile olarak alınmamış olması evlat edinme koşulu değildir; somut olayda çocuğu uzun süre arayıp sormayan ebeveynlerin rızası aranmadan evlat edinmeye karar verilmesi üstün yarar gereğidir.

Soru: Koruyucu aile, yanında büyüyen çocuğu evlat edinebilir mi?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“evlat edinmeyi düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nda evlat edinmenin şartları arasında "çocuğun Kurum'dan koruyucu aile olarak almamış olmak" koşulunun düzenlenmediği”

“çocuğun üstün yararı gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1439 E., 2024/1570 K.

DAVA TÜRÜ: Evlat Edinme

İLK DERECE MAHKEMESİ: Sinop 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

SAYISI: 2022/466 E., 2024/87 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı ve vekili Avukat ... ile karşı taraf davalılar ve vekilleri Avukat ... ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... geldler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Taraflar arasındaki evlat edinme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurununkabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dava, ana baba rızası aranmaksızın evlat edinme davasıdır. İlk Derece Mahkemesince "davalı anne babanın çocuğu kuruma bıraktıktan sonra çocuğu arayıp sormadıkları her ne kadar davalılar kurum tarafından kendilerine çocuklarını görebileceklerinin bildirilmediği iddia edilmiş ise de çocuk ile iletişime geçmek istediklerine dair çocuğu kuruma bıraktıktan sonra geçen yaklaşık 4-5 yıl içinde kuruma bir başvurularının da olmadığı, evlilik birliğini kurduktan sonra kuruma çocuklarını geri almak istediklerine ilişkin başvuruyu yaptıkları öncesinde görüşme taleplerinin dahi bulunmadığı, anne babanın çocuğu doğduktan sonra nüfusa kayıt ettirdikleri gün kurum bakımına vermeleri daha sonrasında ise evlilik birliğini kurana kadar çocuk ile iletişim kurmamaları birlikte değerlerdirildiğinde çocuğa karşı ebeveynlik görevlerini yerine getirmediklerine dair mahkememizde kanaat uyandırdığı, küçüğün bakım ve yetiştirilmesi görevinin evlat edinmek isteyen davacı tarafından yerine getirildiği, biyolojik anne ve babanın küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmediği bu itibarla anne ve babanın rızasının aranmaması koşullarının gerçekleştiği, evlat edinilmek istenen ile evlat edinmek isteyen arasında 18 den fazla yaş farkı bulunduğu, evlat edinmek isteyen ile çocuğun 4-5 yıldır aile birliği içinde yaşadıkları çocuğun davacıyı annesi olarak bildiği küçüğün idrak çağında olmaması nedeni ile evlat edinme ile ilgili açık rızasının alınamayacağı, mahkememizce aldırılan sosyal inceleme raporlarının da davacının evlat edinmesine engel teşkil edecek bir durumun tespit edilmediği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, yaşam koşulları, küçüğün yaklaşık iki aylıktan beri davacı ile birlikte yaşaması gelişiminin en önemli evrelerini davacı ile birlikte geçirmesi, küçüğün içinde bulunduğu ortam ve koşulların değişmesinin psikolojik olarak da çocuğa zarar vereceği nitekim öz aileye dönüş sürecinde ailesi ile kişisel ilişki zamanlarından sonra çocuğun davranış değişikliklerinin tanık beyanları ile sabit olduğu, her ne kadar davalı tarafın davacının tek başına evlat edinmek istediği çocuğun baba figürü yönünden eksik büyüyeceği bu durumun çocuğun gelişimine etki edeceği iddia edilmiş ise de TMK da evlat edinmenin şartları düzenlenirken evli olmayan bir kişinin de evlat edinebilmesine imkan tanındığı bu hususta kanuni bir engelin olmadığı davacının öğretmen olduğu dosya arasına sunulan delillerden küçüğün gelişimi için faydalı olabilecek imkanları oluşturduğu, alınan sosyal inceleme raporlarında çocuğun baba figürünün eksikliğinden kaynaklanan bir problem yaşadığına ilişkin bir tespitin de bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde evlat edinme işleminin küçüğün yararına olacağı, alınan sosyal inceleme raporunda da evlat edinmenin küçüğün yararına olacağının rapor edildiği, evlat edinme koşullarının oluştuğu ve TMK 314 üncü madde gereğince evlat edinenin evlat edinilene yeni bir isim verebileceğinin evlat edinmenin kanuni sonucu olduğu davacı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf talebinde bulunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince "küçüğün 24.10.2019 tarihinde davacıya evlat edinme sözleşmesi ile değil koruyucu aile sözleşmesi ile teslim edildiği, davacının evlat edinme amacı ile değil koruyucu aile olmak üzere çocuğu aldığı, bu itibarla TMK 305 inci maddesi koşullarının oluşmadığı, davalı babanın doğumdan kısa bir süre sonra çocuğu tanıdığı ve biyolojik anne babanın resmi evliliklerinden kısa bir süre sonra mevcut davadan önce küçüğü kurumdan almak ve küçükle görüşmek için girişimlerde bulunduğu değerlendirildiğinde küçüğe karşı özen yükümlülüklerini yeterince yerine getirmediklerinin söylenemeyeceği, küçük ile biyolojik anne babası arasında görüşme ve iletişimlerin başladığı ve küçük lehine olumlu yönde ilerlediği değerlendirilmekle yasal koşulları oluşmayan evlat edinme ve ana baba rızasının aranmaması istemine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinde davalılar ... ve ...'in evlilik dışı ilişkisinden davaya konu ...'nün 29.03.2019 tarihinde dünyaya geldiği, davalıların ailelerinin durumu öğrenmesi halinde küçüğün can güvenliğinin bulunmaması sebebi ile küçüğü Kurum'a küçük henüz 1 haftalıkken 05.04.2019 tarihinde bırakmak zorunda kaldıkları, 04.09.2019 tarihli sosyal inceleme raporuna göre küçüğü Kurum'a bıraktıktan sonra hiç aramadıkları ve ziyaret etmedikleri, Kurum tarafından davalı ... ile telefonla irtibata geçilmesi üzerine küçüğün evlat edinilmesini istemedikleri, evlenip küçüğü alacaklarını söyledikleri, bu görüşme sonrasında küçüğün henüz 6 aylıkken koruyucu annesi davacıya teslim edildiği, davalı ...'in eşinden 09.09.2021 tarihinde boşanıp davalı ... ile 24.05.2022 tarihinde evlendiği, davalı biyolojik annenin 27.06.2022 tarihli başvurusuna kadar da küçüğü arayıp sormadıkları ve bu şekilde velayet görevlerini özenle yerine getirmedikleri anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından alınan tek sosyal inceleme raporunda da belirtildiği üzere; bu süreçte evlat edinilmek istenen ... ile davacı arasında anne-çocuk ilişkisinin kurulduğu, küçüğün bütün bebeklik dönemini kesintisiz olarak birlikte geçirdiği ve annesi olarak benimsediği, davacıdan ayrılmasının küçüğün psikolojik gelişimini olumsuz etkileyeceği, evlat edinmeyi düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nda evlat edinmenin şartları arasında "çocuğun Kurum'dan koruyucu aile olarak almamış olmak" koşulunun düzenlenmediği, evlat edinmeye karar verilirken ve diğer bütün şartlar değerlendirilirken öncelikle dikkat edilmesi gereken hususun, küçüğün evlat edinilmesinin küçüğün üstün yararına uygun olup olmaması olduğu, doktrinde de çocuğun üstün yararına uygun olmasının evlat edinmenin en önemli şartı olduğu, evlat edinme işleminin olmazsa olmazı (condictio sine qua non) olduğunun vurgulandığı, başka bir deyişle evlat edinmenin, çocuğun yararı koşuluyla doğrudan bağlantılı olduğu, “Çocuğun Yararı” ilkesinin birincil ve en üst ilke olarak kabul edildiği, Kanun koyucunun da aynı görüşü benimsediği, TMK’nın 305/2 nci maddesinde evlat edinmenin “her hâlde” küçüğün yararına bulunması gerektiğini vurgulamasından da anlaşıldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde evlat edinme davalarında korunması gereken öncelikli kişinin evlat edinilmesine karar verilecek olan küçük olduğuna göre ...'nün davacı tarafından evlat edinilmesi ve davalı anne ve babanın rızalarının aranmamasına karar verilmesi küçüğün üstün yararı gereğidir. Bütün bu açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde; çocuğun üstün yararı gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.

KARAR

Açıklanan nedenle;

Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verilmiştir.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Evlat Edinme konusundaki 7 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page