top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Nişanın Bozulması

Yargıtay 2. HD Kısmen Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Kına Gecesinden Sonra Bozulan Nişan: Ailesine Sessiz Kalan Erkek Manevi Tazminat Öder

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/10904 · K. 2026/4780 · T. 28.04.2026

Karar Özeti

Nişanın bozulması üzerine erkek tarafı hediyelerin iadesi ve tazminat, kadın tarafı ise karşı davada maddi ve manevi tazminat istemiş; bölge adliye mahkemesi kararıyla kadının manevi tazminat talebi reddedilmiştir. Yargıtay, düğün hazırlıklarının tamamlandığı, davetiyelerin dağıtıldığı ve kadının gelinlik giydiği kına töreninin düzenlendiği, düğünün hemen öncesindeki aşamada erkeğin, ailesinin olumsuz davranışlarına sessiz kalarak nişanın bozulmasına sebebiyet verdiğini belirlemiştir. Daire, bunun olağan bir nişan bozulmasının doğurduğu üzüntünün ötesine geçerek kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek manevi tazminat talebinin reddini bozmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Somut olayda, düğünün hemen öncesinde ailesinin olumsuz davranışlarına sessiz kalarak nişanın bozulmasına yol açan erkeğin tutumu kadının kişilik haklarına saldırıdır ve manevi tazminatı gerektirir.

Soru: Davetiyeler dağıtıldıktan sonra nişan bozulursa manevi tazminat istenebilir mi?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı manevi tazminat yönünden kadın yararına bozuldu; bazı temyiz talepleri miktardan reddedildi, kalan yönler onandı.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“erkeğin, ailesinin olumsuz davranışlarına sessiz kalarak nişanın bozulmasına sebebiyet vermesi, olağan bir nişan bozulmasının doğurduğu üzüntünün ötesine geçerek kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder.”

“nişanın bozulmasından dolayı manevî tazminata hükmedilebilmesi için en önemli koşul nişanın bozulması sebebiyle manevî tazminat isteyenin kişilik haklarının saldırıya uğramış olmasıdır.”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1677 E., 2025/1821 K.

DAVA TÜRÜ: Nişan Bozulmasına Dayalı Tazminat ve Hediyelerin Geri Verilmesi

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

SAYISI: 2017/322 E., 2024/42 K.

Taraflar arasındaki asıl dava (nişanın bozulmasından kaynaklı hediyelerin geri verilmesi, maddî ve manevî tazminat), karşı dava (nişanın bozulmasından kaynaklı maddî ve manevî tazminat) ve birleşen davadan (maddî tazminat) dolayı yapılan yargılama sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalılar vekili tarafından davacı-davalı ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararı, manevi tazminat talebinin reddi, birleşen davada kısmen kabul edilen maddi tazminat, faizin karşı dava tarihinden itibaren başlatılması, ziynetlerin reddedilen kısmı, ziynet bedelleri yönünden dava tarihinin esas alınması, kabul edilen ziynetler yönünden faizin başlangıç tarihi" yönünden; davalı-davacılar vekili tarafından ise "asıl dava yönünden verilen kısmen kabul kararı, reddedilen manevî tazminat talebi ve buna bağlı olarak vekâlet ücreti takdir edilmemesi, maddî tazminatın reddedilen kısmı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:

Davacı-davalılar vekilinin "davacı-davalı ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararı, birleşen davada kısmen kabul edilen maddî tazminat ve faizin karşı dava tarihinden başlatılması" yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre "davacı-davalı ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararı" yönünden temyize konu edilen miktar(1.130,00 TL) asıl dava olan 03.07.2017 itibariyle kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL'nin, "birleşen davada kısmen kabul edilen maddî tazminat ve faizin karşı dava tarihinden başlatılması" yönünden ise temyize konu edilen miktar (15.540,25 TL) birleşen dava tarihi olan 19.02.2018 itibari ile temyiz kesinlik sınırı

olan 47.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davacı-davalılar vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı-davacılar vekilinin tüm, davacı-davalılar vekilinin ise reddedilen yön dışındaki diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalılar vekilinin tüm, davalı-davacılar vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-davalı ... ile davalı-davacı ...'nin 31.01.2016 tarihinde nişanlandıkları, 29.04.2017 tarihinde düğün yapmak üzere hazırlıkların tamamlandığı, düğün davetiyelerinin basılıp dağıtıldığı, tarafların farklı illerde ikamet etmeleri sebebiyle kız tarafının yaşadığı yer olan ...'da düğün gününden bir gün önce kına gecesi yapıldığı, bu kına töreninde ...'nin gelinlik giydiği, kınanın yapılacağı gece ... ... ve ailesinin ...'da kalıp ertesi gün gelin alma töreni ile İstanbul'a düğün için gidileceğinin taraflar arasında kararlaştırıldığı, ne var ki kına töreninin olduğu salonda taraflara ziynet eşyaları takıldıktan sonra tarafların kostüm değiştirmek için geçtikleri odada ... ...'ın kız kardeşleri ile ... arasında tartışma yaşandığı, kız kardeşlerin ...'den takıları istedikleri, ...'yi ittirdikleri, takılan altınları zorla almaya çalıştıkları, yaşanan bu olaylarda erkeğin kardeşlerine yeterli müdahalede bulunmadığı, bir kaç söz ile yetindiği, durumun düzelmesi için kız tarafının erkek tarafını eve davet ettikleri ancak ... ...'ın babası ve kız kardeşinin kızın ailesini tehdit ettiği, kına merasiminden sonra ... ...'ın, kadının ailesinin evine geldiği, bu esnada kadının babasının, erkeğin babası olan ...'yi aradığı, düğünden vazgeçtiklerini söylediği, erkeğin bu durumda da sessiz kaldığı, ... ...'ın, ...’den ayrılmak istemediğini söylediği, ancak yaşanan olayların ardından gelin alma törenini gerçekleştirilmeden ailesiyle birlikte İstanbul’a döndüğü ve balayı için ayarlanan otele arkadaşı ile birlikte giderek sosyal medyadan tatil fotoğrafları paylaştığı, kadının ailesinin bulunduğu ilçede ...'nin boşanıp boşanmadığının çevreden sorulduğu tanık beyanlarından anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 121 inci maddesi gereğince; "Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." Görüldügü üzere nişanın bozulmasından dolayı manevî tazminata hükmedilebilmesi için en önemli koşul nişanın bozulması sebebiyle manevî tazminat isteyenin kişilik haklarının saldırıya uğramış olmasıdır.

Manevî tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevî zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevî tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.05.2015 tarihli ve 2014/16315 Esas, 2025/9516 karar sayılı ilamı).

Diğer yandan, davetiyeler dağıtılıp düğünün çevreye duyurulmuş olmasından veya düğün günü belirlenip düğüne çok kısa bir süre kalmasından sonra; nişanın ortada haklı bir sebep olmadan bozulması veya bir tarafın haklı sebeple nişanı bozması durumlarında, kişinin toplum içindeki saygınlığı ve manevi huzuru zedeleneceğinden, kişilik haklarının saldırıya uğramış olduğunu ve bu durumda kişilik hakkı saldırıya uğrayanın manevi tazminat isteminde bulunabileceğini kabul etmek gerekir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19.12.1963 tarihli ve 1963/2582 Esas - 1963/5267 Karar ile 3. Hukuk Dairesinin 21.03.2012 tarih, 2012/3327 Esas, 2012/7378 Karar sayılı ilamları).

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; düğün hazırlıklarının tamamlandığı, davetiyelerin dağıtıldığı, tarafların evleneceklerinin sosyal çevrelerince bilindiği, hatta kadının gelinlik giydiği bir kına töreninin düzenlendiği ve düğünün hemen öncesine denk gelen bir aşamada erkeğin, ailesinin olumsuz davranışlarına sessiz kalarak nişanın bozulmasına sebebiyet vermesi, olağan bir nişan bozulmasının doğurduğu üzüntünün ötesine geçerek kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder. O halde, davalı-davacı ...'nin manevî tazminat isteminin kabulüyle, hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı-davalılar vekilinin "davacı-davalı ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararı, birleşen davada kısmen kabul edilen maddî tazminat ve faizin karşı dava tarihinden başlatılması"na yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının "reddedilen manevi tazminat talebi" yönünden davalı-davacı ... yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre ...'nin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

3.Tarafların sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ..., ... vd.ne yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ...'ye geri verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Nişanın Bozulması konusundaki 5 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page