top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Kira Hukuku › Ayıplı Kiralanan ve Kiracının Hakları

Yargıtay 3. HD Bozma Kira Hukuku

Sözleşmeden Sonra Riskli Yapı Nedeniyle Tahliyede Kiracının Kâr Kaybı Araştırılmalıydı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/5753 · K. 2026/3063 · T. 13.05.2026

Karar Özeti

Restoran ve kafe olarak kiralanan üç işyeri hakkında sözleşmeden sonra riskli yapı tespiti yapılınca kiracı işyerlerini tahliye etti ve tazminat istedi. Alt mahkemeler, sözleşme tarihinde riskli yapı kararı bulunmadığından kiraya verenlerin sorumlu olmadığını kabul etti. Yargıtay, ölen davalının mirasçılarıyla taraf teşkili sağlanması gerektiğini, kiralanan sonradan ayıplı hâle geldiği için kiraya verenlerin kâr kaybından sorumlu olduğunu ve benzer işyerinin kiralanabileceği makul süredeki kâr kaybının bilirkişiyle hesaplanması gerektiğini belirterek kararı bozdu. Önceki kiracıya ödenen bedel ve ispatlanamayan masraflara ilişkin itirazlar ise reddedildi.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Sözleşme tarihinde riskli yapı tespiti bulunmayan kiralananın sonradan ayıplı hâle gelmesiyle sözleşme tahliyeyle sona ererse kiraya verenler, makul süredeki kâr kaybından sorumludur.

Soru: Kiralanan sonradan riskli yapı ilan edilip tahliye edilirse kiracı kâr kaybını kiraya verenden isteyebilir mi?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı asıl dava yönünden kiracı yararına bozuldu; birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçesi miktardan reddedildi.

Kararın Önemli Bölümleri

“hakkında riskli yapı tespiti bulunmayan kiralananın sonradan ayıplı hale gelmesine bağlı olarak kira sözleşmesinin tahliye ile sona ermesi kapsamında davalı kiraya verenler kiracının uğradığı kâr kaybından sorumludur.”

Kararın Tam Metni

3. Hukuk Dairesi 2025/5753 E. , 2026/3063 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/430 E., 2025/817 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2015/460 E., 2021/129 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1- (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre, birleşen davada davalı aleyhine hükmedilen ve temyize konu edilen tutar 14.964,00 TL olup (7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası gereğince) dava tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 25.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı/birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Asıl davada davacı kiracı vekili; taraflar arasında imzalanan 01.01.2013 tarihli kira sözleşmeleri ile iki katlı üç adet iş yerinden oluşan iş yerini kiraladığını ve restaurant-cafe olarak işletmek üzere önceki işletenden devraldığını, önceki kiracıya ödeme yapıldığını, kiralananlarda kullanım amacı doğrultusunda yenilik ve değişiklikler yapılarak 2013 yılı Temmuz ayında ruhsat alındığını, 2013 yılı Ağustos ayında ise davalı tarafın başvurusu üzerine riskli yapı kararı alındığından kiralananların zorunlu olarak tahliye edildiğini, yapılan masrafların mahkeme aracılığıyla tespit edildiğini, davacının müspet ve menfi zarara uğradığını, kar kaybı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 TL müspet zarar, 50.000,00 TL menfi zarar olmak üzere toplam 51.000,00 TL maddi tazminatın zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı kiraya verenler vekili; davacının eski kiracı ve işletmeci olduğunu, ... isimli kişi ile birlikte kiralananı işlettiğini, devre izin verilmediğini, iş hanındaki uygulamada devir ile ilgili olarak ıslak imzalı izin verildiğini, davacı ile 01.01.2013 tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığını, davacının iş yerine belediyece geçici ruhsat verildiğini, müvekkillerinin başvurusu sonucunda yapılan analiz ile binanın riskli yapı olduğunun tespit edildiğini, davacının binanın eski yapı olduğunu bildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; üç ayrı taşınmaza ilişkin 01.01.2013 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli işyeri kira sözleşmeleri ile davacıya kiraya verilen taşınmazlar hakkında 27.08.2013 tarihinde riskli yapı tespiti yapıldığı, kira akdinin yapıldığı tarih itibariyle mecura ilişkin riskli yapı kararının bulunmadığı, sözleşmeden sonra idare tarafından riskli yapı kararı alınmasında kiraya verenlerin sorumluluğunun bulunmadığı, kiracının kendisi tarafından yaptırıldığını iddia ettiği işlemlere ilişkin fatura vs yazılı delil sunmadığı, davacının daha önceki kiracı ile yaptığı devir sözleşmesi uyarınca ödediği bedeli tazminat kapsamında talep edilmeyeceği, birleşen davalı kiracının taşınmazı tahliye ettiğini yahut talep konusu bedelleri ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği, kira borcundan sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş; karar, davacı, tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; taraf teşkili sağlanmadığını, delil tespiti ve bilirkişi raporları ile ispatlanmasına rağmen asıl davanın reddinin hatalı olduğunu, 6 ay süren tadilat ve tamirat sürecinden kiraya verenlerin haberdar olduğunu ve bu süreçte gelir elde edilemediğini, riskli yapı kararı ile ayıplı hale gelen kiralananların tahliyesi üzerine hukuki ve mali sonuçlara değinilmemesinin çelişkili olduğunu, bilirkişilerin hukuki değerlendirme yapamayacağını, önceki kiracıya ait olup halen işyerinde bulunan tüm demirbaş ve malzemelerin 110.000,00 TL karşılığında devralınmasına davalıların muvafakat vermesiyle devrin gerçekleştiğini, 2013 yılı Eylül ayı sonrasında içeride eşyalar bulunsa dahi kira bedeli istenmemesi ve ödenmemesi gerektiğini, davacının kusuru bulunmadığını, itirazlar dikkate alınmadan aralarında husumet bulunan bilirkişiden rapor alındığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Gerekçe ve Değerlendirme

Uyuşmazlık, asıl davada kira sözleşmesinden kaynaklı tazminat, birleşen davada ise kira alacağı istemlerine ilişkindir.

1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve davacı kiracının önceki kiracıya ödediği bedeli kiraya verenlerden talep edemeyeceğinin ve ispat edilemeyen masraf alacağının reddinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Somut olayda; davalı ...'in yargılama sırasında vefat ettiği dikkate alınmaksızın yargılamaya devam edilerek hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; davalının mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

3.Kabule göre de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 301. maddesi kapsamında kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlü olduğu gibi 308. maddesine göre de; kusuru olmadığını ispat etmedikçe kiralananın ayıplı olmasından doğan zararları kiracıya ödemekle yükümlüdür.

Somut olayda; taraflar arasında üç ayrı kiralanan bakımından 01.01.2013 tarihli ve birer yıl süreli kira sözleşmelerinin imzalandığı sırada, hakkında riskli yapı tespiti bulunmayan kiralananın sonradan ayıplı hale gelmesine bağlı olarak kira sözleşmesinin tahliye ile sona ermesi kapsamında davalı kiraya verenler kiracının uğradığı kâr kaybından sorumludur.

Hal böyle olunca, Mahkemece konusunda uzman bilirkişi marifetiyle benzer nitelikteki bir işyerinin kiralanması için gerekli makul süre belirlenerek makul sürede kiracının uğrayacağı kar kaybı zararının hesaplanması, bu kapamda kiralananla benzer şekilde faaliyete devam eden emsal iş yerlerinin elde edebileceği kâr gözetilerek zararın belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kiraya verenlerin kusuru olmadığından bahisle talebin reddide doğru değildir.

VI. KARAR

1. Davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dava yönünden aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Önceki Kiracıya Ödenen Devir Bedeli ve Tüm Masraflar da Kabul Edildi mi?

Hayır. Yargıtay, önceki kiracıya ödenen bedelin kiraya verenlerden istenemeyeceğini ve ispatlanamayan masraf alacağının reddinde isabetsizlik bulunmadığını belirtti; bozma, taraf teşkili ve kâr kaybı yönünden yapıldı.

Benzer Kararlar

Ayıplı Kiralanan ve Kiracının Hakları Konusundaki 24 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page