Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Haklı Nedenle Fesih
AYM 2. Bölüm İhlal İş Hukuku
İstifa Kaydıyla Reddedilen İşçilik Davasında Esaslı İtirazların Karşılanmaması İhlal Sayıldı
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm · Başvuru No 2022/63958 · T. 18.02.2026
Karar Özeti
İşçilik alacakları davası, işverenin SGK'ya istifa olarak bildirdiği çıkış kodu ve bilirkişi raporu esas alınarak reddedildi. Başvurucu, dosyada istifa dilekçesi bulunmadığını, istifanın ispat yükünün işverende olduğunu ve sözleşmeyi birden fazla haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi, sonuca etkili bu iddiaların ilk derece mahkemesince de bölge adliye mahkemesince de değerlendirilmediğini belirleyerek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılamaya karar verdi. Makul süre şikâyeti başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulundu, tazminat talebi reddedildi.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
İşçinin istifa dilekçesi bulunmadığı, ispat yükünün işverende olduğu ve haklı nedenle fesih yaptığı yönündeki sonuca etkili iddialarının mahkemelerce karşılanmaması gerekçeli karar hakkını ihlal eder.
Soru: Mahkeme, işçinin istifa etmediği yönündeki itirazını tartışmadan davayı reddedebilir mi?
Sonuç: Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama için kararın Karaman İş Mahkemesine gönderilmesine karar verildi; makul süre şikâyeti kabul edilemez bulundu, tazminat talebi reddedildi.
Karar Künyesi
- MahkemeAnayasa Mahkemesi
- Bölümİkinci Bölüm
- Başvuru No2022/63958
- Karar Tarihi18.02.2026
- Karar TürüBireysel Başvuru
- Sonuçİhlal
- Resmî KaynakAnayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir.”
Kararın Tam Metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
... BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/63958)
Karar Tarihi: 18/2/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Yıldız SEFERİNOĞLU
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI
Raportör
:
Mehmet Yavuz YAŞAR
Başvurucu
:
...
Vekili
:
Av. ...
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan davada sonuca etkili iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu 1/7/2010 tarihinde özel bir firmada işçi olarak çalışmaya başlamış, 18/10/2014 tarihi itibarıyla işten ayrılmıştır. Başvurucu, fazla mesai ve hafta tatili mesailerinde çalışması yönünde kendisine mobbing (bezdiri) uygulandığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, resmî tatillerde izin kullandırılmayarak çalıştırıldığını ve ücretinin tam olarak yatırılmadığını, iş akdini haklı nedenlerle feshettiğini iddia etmiştir.
3. Başvurucu, eksik ödenen işçilik alacaklarının tahsili talebiyle Karaman İş Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde alacak davası açmıştır. Mahkeme, yargılama sürecinde farklı tarihlerde duruşmalar açarak tarafların iddia ve itirazları ile tanıkları dinlemiş, ilgili belgeleri dosyaya getirtmiş, alacak kalemlerine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.
4. Mahkemeye sunulan 24/1/2022 tarihli hesap bilirkişisi raporunda, başvurucuya ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarının 5.321,87 TL olduğu, yıllık izin ücretinin bulunmadığı ve fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin de zamanaşımına uğradığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda ayrıca davalı tarafça başvurucunun işten çıkış kodunun istifa olarak belirtildiği tespiti yapılmıştır. Başvurucu, bilirkişi raporu sonrası Mahkemeye sunduğu 14/3/2022 tarihli beyan dilekçesinde dosyada istifa dilekçesinin bulunmadığını, istifanın varlığının ispat yükünün davalı işverenin üzerinde olduğunu ve iş akdinin birden fazla haklı nedenle feshedildiğini iddia etmiştir. Davaya cevap veren davalı işveren ise başvurucunun istifa ettiğini, bu kapsamda feshin haklı nedene dayanmadığını, tüm alacaklarının başvurucuya ödendiğini ileri sürmüştür.
5. Mahkeme yargılama sonucunda 11/4/2022 tarihli kararla davanın reddine kesin olarak hükmetmiştir. Gerekçeli kararda başvurucunun davalıya ait işyerinde 1/7/2010-18/10/2014 tarihleri arasında çalıştığını, başvurucunun davalı nezdindeki çalışmalarından doğan kıdem süresinin 4 yıl 3 ay 17 gün olarak gerçekleştiğini, son aylık brüt ücretinin 1.134 TL, son günlük brüt ücretinin ise 37,80 TL olduğunu belirlemiştir. Mahkeme gerekçesinde ayrıca davalı tarafından başvurucunun işten çıkış kodunun Sosyal Güvenlik Kurumuna istifa olarak bildirildiğinin altını çizmiştir. Mahkeme bu tespitlerden hareket ederek başvurucunun alacak taleplerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, düzenlenen bilirkişi raporuna göre de başvurucunun iş sözleşmesinin istifa etmesi suretiyle sona erdiği kanaatine ulaşarak davanın reddine karar vermiştir.
6. Başvurucu, nihai kararı 30/5/2022 tarihinde öğrendikten sonra 16/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Başvurucu, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna da başvurmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde, davalı tarafın istifa dilekçesi sunduğunu iddia etmesine karşın böyle bir durumun mevcut olmadığını belirterek Mahkemece istifa ettiğinden bahisle davasının reddedilmesinin hatalı olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu dilekçesinde ayrıca kendisi açısından birden fazla haklı nedenle fesih sebebinin mevcut olduğunu ileri sürmüştür. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 31/5/2024 tarihli kararıyla istinaf talebini reddetmiştir.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
9. Başvurucu; dosyada istifa dilekçesinin bulunmadığını, istifanın varlığının ispat yükünün davalı işverenin üzerinde olduğunu ve iş akdinin birden fazla haklı nedenle feshedildiğini ancak bu durumun Mahkemece irdelenmediğini iddia ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
10. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
13. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
14. Başvuru konusu olayda yargılamayı yürüten Mahkemece tanıkların dinlendiği, bilgi ve belgelerin toplandığı, bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle bir sonuca varıldığı görülmüştür. Ancak başvurucunun dosyada davalı tarafça iddia edilen istifa dilekçesinin bulunmadığı, istifaya ilişkin ispat yükünün davalı işverenin üzerinde olduğu ve iş akdinin birden fazla haklı nedenle feshedildiğine yönelik iddialarının hem ilk derece mahkemesince hem de Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmediği anlaşılmıştır.
15. Eldeki olayda Mahkemenin başvurucunun lehine sonuç doğurma ihtimali olan iddialarını dikkate almaksızın karar verdiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Mahkeme, başvurucunun söz konusu iddialarını değerlendirmemiş, kararında tartışmamıştır.
16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
17. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
18. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
19. Açıklanan gerekçelerle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
20. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile tür ve miktar belirtmeksizin tazminat talebinde bulunmuştur.
21. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
22. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
23. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Karaman İş Mahkemesine (E.2021/379, K.2022/437) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Bu Karar Hakkında Sorular
Anayasa Mahkemesi İşçiye Kıdem Tazminatı Ödenmesine Doğrudan Karar Verdi mi?
Hayır. Kararın yeniden yargılama için iş mahkemesine gönderilmesine hükmetti ve tazminat talebini reddetti. Delilleri değerlendirip sonuca bağlama yetkisi ilgili mahkemeye aittir.
Yargılamanın Uzun Sürmesine İlişkin Şikâyet Neden Esastan İncelenmedi?
Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincil niteliğiyle bağdaşmadığından bu şikâyet kabul edilemez bulundu.
Benzer Kararlar
Yargıtay 9. HD 21.05.2026
İş Yönlendirdiği Tedarikçiden Borç Para İsteyen İşçinin Haklı Nedenle Feshi Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1700 · K. 2026/4873
Tedarikçiye iş verilmesi için yönlendirmede bulunup iş ilişkisi olan bu kişiden zaman zaman borç para isteyen işçinin feshi, Yargıtayca onanan istinaf kararında 25/II-(e) kapsamında haklı bulunmuştur.
Onama Haklı Nedenle Fesih
Yargıtay 9. HD 29.04.2026
İşyeri Kavgasında İlk Haksız Hareketi Yapan İşçinin Kıdem ve İhbar Talebinin Reddi Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1568 · K. 2026/3972
Davalı tanıklarının beyanları ve kamera kayıtlarından işyerindeki arbedede ilk haksız hareketin işçiden geldiği anlaşıldığından feshin haklı sayılması ve kıdem ile ihbar tazminatının reddi onanmıştır.
Onama Haklı Nedenle Fesih
Yargıtay 9. HD 27.04.2026
Gerekçesiz Matbu İstifadan Sonra Ödenmeyen Ücretlere Dayanan Kıdem Tazminatı Kabulü Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1597 · K. 2026/3813
Yargıtayca onanan bölge adliye mahkemesi kararında, gerekçesiz istifadan kısa süre sonra açılan davada ödenmeyen ücretlere dayalı haklı fesih ispatlanırsa kıdem tazminatına hükmedileceği kabul edilmiştir.
Onama Haklı Nedenle Fesih
Yargıtay 9. HD 01.04.2026
İl İçi Nakil İsterken İl Dışına Gönderilen Bankacının Haklı Fesih ve Kıdem Kabulü Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/754 · K. 2026/2890
Sözleşmede nakil yetkisi bulunsa da il içi tayin isteyen işçinin objektif gerekçe gösterilmeden il dışına nakli, onanan bölge adliye mahkemesi kararında esaslı değişiklik ve haklı fesih nedeni sayılmıştır.
Onama Haklı Nedenle Fesih
Haklı Nedenle Fesih Konusundaki 50 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.