top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Haklı Nedenle Fesih

Yargıtay 9. HD Onama İş Hukuku

İş Yönlendirdiği Tedarikçiden Borç Para İsteyen İşçinin Haklı Nedenle Feshi Onandı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1700 · K. 2026/4873 · T. 21.05.2026

Karar Özeti

Kalite kontrol görevlisi davacı işçi, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar ve manevi tazminat istedi. İlk derece mahkemesi, konuşmalarda paraların borç olarak istendiğine dair açıklamalar bulunduğunu ve iş verme karşılığı menfaat sağlandığının ispatlanamadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatına hükmetti. Bölge adliye mahkemesi ise ses kayıtlarının bilirkişi çözümüne göre davacının tedarikçiye iş verilmesi için yönlendirmede bulunduğunu ve iş ilişkisi bulunan bu kişiden zaman zaman borç para istediğini, eylemin güveni kötüye kullanma niteliği taşıdığını belirterek davayı reddetti. Yargıtay, davacının temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek kararı onadı.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Tedarikçiye iş verilmesi için yönlendirmede bulunup iş ilişkisi olan bu kişiden zaman zaman borç para isteyen işçinin feshi, Yargıtayca onanan istinaf kararında 25/II-(e) kapsamında haklı bulunmuştur.

Soru: Tedarikçiden borç para istemek işçinin haklı nedenle işten çıkarılmasına yol açar mı?

Sonuç: Kıdem, ihbar ve manevi tazminat taleplerini reddeden bölge adliye mahkemesi kararı, davacının temyiz itirazları reddedilerek onandı.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“söz konusu eylemin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) hükmü kapsamında işverenin güvenini kötüye kullanma ve doğruluk ile bağlılığa aykırı davranış niteliği taşıdığı”

Kararın Tam Metni

9. Hukuk Dairesi 2026/1700 E. , 2026/4873 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/420 E., 2025/2438 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi

SAYISI : 2019/381 E., 2023/396 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 14.09.2011-30.04.2019 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiğini, ayrıca iş sözleşmesi feshedilirken işverenin sözlü saldırı ve kötü muamelesine maruz kaldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette kalite kontrol görevlisi olarak çalıştığını, sadakat yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiğini, Şirketin tedarik edeceği ürünlerle ilgili olarak müvekkili Şirketten gizli olacak şekilde görüşmeler yaptığını ve bu görüşmelerde kendisine nakdi ve gayri nakdi pek çok menfaat sağladığını, Şirketin üretim ve mal kabulü ile ilgili gizli tutulması gereken bilgileri dava dışı şirket tedarikçileri ile paylaştığını, bu nedenlerle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 14.09.2011-30.04.2019 tarihleri arasında çalıştığı, davalı tarafından dosyaya sunulan davacıya ait Whatsapp ve ses kayıtlarından davacı ile tanık .... arasında iş verme ve para isteme olayları ile ilgili muhtelif konuşmalar yapıldığı, ne var ki konuşma içeriğinde davacının söz konusu paraları borç olarak istediğine dair açıklamalarının bulunduğu, iş verme yahut verilmesini sağlama karşılığı menfaat temin edildiği hususunun ispatlanmadığı, ispatlanan kısmın işveren açısından işçinin davranışları nedeniyle geçerli sebebe konu olabilecek görüşmelerden ibaret olduğu, aksi durumun ispatlanmaması nedeniyle feshin haklı nedene dayanmadığı ve davacının feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, manevi zararın ise davacı tarafından ispatlanmadığından reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan ve davacı ile .... arasındaki ses kayıtlarının çözümüne ilişkin bilirkişi raporu incelendiğinde, davalı Şirketin tedarikçisi olan ...'ya iş verilmesi konusunda davacının yönlendirmede bulunduğu ve aralarında iş ilişkisi bulunan bu kişiden zaman zaman borç para istediği anlaşılmakta olup söz konusu eylemin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) hükmü kapsamında işverenin güvenini kötüye kullanma ve doğruluk ile bağlılığa aykırı davranış niteliği taşıdığı, bu nedenle davalı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminatın reddine ilişkin kararın ise isabetli olduğu gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili tarafından bizzat doğrulanmayan mesaj kayıtlarına göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul etmemekle beraber söz konusu konuşmalarda müvekkilinin .... isimli kişiye iş verilmesi konusunda yönlendirmede bulunduğunun anlaşılmadığını, arkadaş olan kişilerin birbirinden borç isteyebileceğini ve bunun haklı fesih sebebi olmaması gerektiğini, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, insanlık dışı muameleye maruz kaldığını, manevi yönden çöküntüye uğradığını, özel hayatına dair yazışmaların dosyaya sunulmasıyla özel hayatına müdahale edilmiş olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Yargıtay, Arkadaşlar Arasında Borç İstemenin Olağan Olduğu İtirazını Kabul Etti mi?

Hayır. Bölge adliye mahkemesi, borç istenen kişinin işverenin tedarikçisi olduğunu ve davacının bu kişiye iş verilmesi için yönlendirmede bulunduğunu esas aldı; Yargıtay, davacının temyiz itirazlarını bozma nedeni görmeyerek kararı onadı.

Benzer Kararlar

Haklı Nedenle Fesih Konusundaki 50 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page