top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Kasten Yaralama

Ceza Genel Kurulu Diğer Ceza Hukuku

Suç Vasfıyla Sınırlı Temyizde Takdir Edilen Ceza Nedeniyle Bozma Yapılamaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/96 · K. 2025/455 · T. 05.11.2025

Karar Özeti

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan verilen beş yılın altındaki hapis cezalarına ilişkin istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Katılanlar vekilinin eylemin öldürmeye teşebbüs olduğu yönündeki temyizi üzerine Özel Daire suç vasfını doğru bulmuş, ancak temel cezanın üst sınıra yakın belirlenmesi gerektiğinden kararı bozmuştur. Ceza Genel Kurulu, bu kararların CMK 286/2-a uyarınca kesin olduğunu, aleyhe vasıf temyizinde incelemenin suç vasfıyla sınırlı yapılacağını ve tayin edilen ceza yönünden hatalı da olsa bozma kararı verilemeyeceğini belirtmiştir. Başsavcılığın itirazı kabul edilmiş, dosya yalnızca suç vasfı yönünden incelenmek üzere Daireye gönderilmiştir.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Beş yıl veya daha az hapis cezasına ilişkin istinaf esastan ret kararının suç vasfına yönelik aleyhe temyizinde inceleme vasıfla sınırlıdır; takdir edilen ceza hatalı olsa bile bu nedenle bozma yapılamaz.

Soru: Suç vasfına yönelik temyizde Yargıtay cezanın az verildiği gerekçesiyle bozma yapabilir mi?

Sonuç: Başsavcılığın itirazı kabul edilerek Özel Dairenin bozma kararı kaldırıldı ve dosya yalnızca suç vasfı yönünden incelenmek üzere Daireye gönderildi.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“İnceleme sonunda hatalı belirlendiği saptanan suç vasfı nedeniyle hüküm bozulabilecek (CMK madde 302/2,3) ise de tayin ve takdir edilen ceza yönünden -hatalı da olsa- bozma kararı verilemez.”

“Anılan kararlar bu hâlleriyle kesin niteliktedirler ve kesin hükmün sonuçlarını doğururlar.”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 1. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 1901-1048

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Katılan ...'e yönelik eylemleri nedeniyle neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan sanıklar ...ve ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 62/1, 53, ve 63. maddeleri uyarınca 4’er yıl 2’şer ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, suça sürüklenen çocuklar ...ve ...'ın ise TCK’nın 37/1 maddesi delaletiyle 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 62/1, 51, 54... . maddeleri uyarınca 2’şer yıl 1’er ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, cezalarının infazının ertelenmesine, müsadereye ve mahsuba ilişkin Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesince 10.09.2019 tarih ve 126-234 sayı ile kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafiileri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 23.06.2021 tarih ve 1901-1048 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da katılanlar vekili, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.05.2023 tarih ve 11653-3291 sayı ile;

"İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere suç vasfına yönelik aleyhe temyiz edildiklerinden temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

...C. Katılan ... Vekilinin Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden

Taraflar arasındaki husumetin öldürmeyi gerektirir nitelikte ve derecede görülmediği, sanıklar ve suça sürüklenen çocukların eylemlerine devam etme imkanı varken kendiliğinden son verdikleri, yaralanmaların nitelik ve derecesi birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların ve suça sürüklenen çocukların eylemlerinin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Katılan ... Vekilinin Takdiri İndirime İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden

5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebinin uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece, fiilden sonra ve yargılama sırasındaki tutum ve davranışları lehe indirim sebebi kabul edilerek yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle takdiri indirim uygulandığı belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

E. Temel Cezanın Tayini Yönünden

Sanıkların ve suça sürüklenen çocukların, katılanı, ağır (6.) derecede kemik kırığına ve hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaraladıkları olayda; birden fazla nitelikli hali (5237 sayılı Kanunun 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve aynı maddenin birinci fıkrasının (d) bendi) ihlal ederek eylemini gerçekleştiren sanıklar ...ve ... ile suça sürüklenen çocuklar ...ve ... hakkında, 5237 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince temel cezaya hükmedilirken, katılanda meydana gelen zarar ver tehlikenin ağırlığı uyarınca aynı Kanunun 3. maddesindeki ''orantılılık'' ilkesi ve 61. maddesindeki kıstaslar dikkate alınarak, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde, üst sınıra yakın bir ceza verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik cezalar tayini, hukuka aykırı bulunmuştur." şeklindeki gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.07.2023 tarih ve 124177 sayı ile; "...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.05.2019 tarih ve 297-461 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da vurgulandığı gibi, kesin nitelikteki hükümler ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek şartıyla suç vasfına yönelik temyiz üzerine bu hususla sınırlı olarak ya da suç niteliği doğru belirlenmesine rağmen yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan cezaların verildiği hükümlere karşı yapılan aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabilecektir.

Suç vasfı ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonunda ise, suç vasfının doğru olarak belirlendiğinin tespiti durumunda hükümlerin onanmasına, suç vasfının yanlış belirlendiğinin tespit edilmesi halinde ceza miktarı bakımından kazanılmış haklar saklı kalmak koşuluyla hükümlerin bozulmasına karar verilebileceği gibi suç vasfı ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda uygulamaya ilişkin hukuka aykırılıklar bozmaya konu edilmeyecektir.

...

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan, sanıklar ... ve ...'ın 4'er yıl 2'şer ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'ın ise 2'şer yıl 1'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve cezaların ertelenmesine ilişkin ilk derece mahkemesi hükümlerinin istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurularının esastan reddi kararının 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca temyiz edilemez olduğu, ancak katılan vekilinin suç vasfına yönelik aleyhe temyizi nedeniyle suç vasfı ile sınırlı olarak temyiz incelemesine tabi olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.

Ancak, Yüksek Dairece yapılan temyiz incelemesi sonunda, katılan vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi yönünden, eylemlerinin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı belirlenmiş olup, bu tespit karşısında hükümlerin onanmasına karar verilmesi yerine, 'eylemleri birden fazla nitelikli hali ihlal edilerek gerçekleştirmiş olmaları nedeniyle temel ceza belirlenirken sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği' gerekçesiyle suç vasfı ile sınırlı incelemenin kapsamını aşacak şekilde ve uygulamaya ilişkin hukuka aykırılıktan dolayı aleyhe olacak şekilde bozma kararı verilmesi..." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.01.2024 tarih ve 5873-489 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU

İtirazın kapsamına göre inceleme; sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ...ve ... ile suça sürüklenen çocuklar ...ve ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan kurulan beş yılın altındaki hapis cezalarına ilişkin hükümlere yönelik istinaf istemlerinin esastan reddine dair kararın temyiz edilmesi üzerine, Özel Dairece suçun vasfına yönelen temyiz istemleri reddedilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince takdir edilen ceza miktarlarının isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilip verilemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.

IV. UYUŞMAZLIK KONUSUNA DAİR DOSYADAKİ BİLGİLER

İncelenen dosya kapsamından;

Sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve miktar itibarıyla beş yılın altında hapis cezası içeren mahkûmiyet hükümlerinin, katılanlar vekili ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafiileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 23.06.2021 tarihli ve 1901-1048 sayılı istinaf başvurularının esastan reddine dair kararın, katılanlar vekili tarafından; tüm sanıklar ve suça sürüklenen çocukların katılan ...'e yönelik eylemlerinin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturduğu ve haklarında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğinden bahisle suç vasfına yönelik olarak aleyhe temyiz edildiği; sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafiileri tarafından ise isnat edilen suça konu eylemlerin sabit olmadığı, meydana gelen netice ile müvekkillerinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı ve sair gerekçelerle temyiz edildiği,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19.10.2022 tarihli ve 124177 sayılı tebliğnamede; sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin, İlk Derece Mahkemesince haklarında hükmolunan hapis cezalarının miktarı itibarıyla istinaf başvurularının esastan reddine dair kararın CMK'nın 286/2. maddesi gereği temyiz edilemez olduğundan, katılanlar vekilinin eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna dair suçun nitelendirilmesine yönelen temyiz isteminin ise yerinde olmadığından bahisle temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi uyarınca reddine karar verilmesinin talep edildiği,

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 11653-3291 sayılı bozma ilâmında; beş yıldan az hapis cezalarını içerir hükümleri havi ve katılanlar vekili tarafından aleyhe temyiz edilen istinaf başvurularının esastan reddine dair kararın, Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarihli ve 43-56 sayılı kararında da belirtildiği üzere suç vasfına yönelik olarak temyiz edilebilir mahiyette olduğu tespitine yer verildikten sonra gerekçe başlığı altında, katılan vekilinin suç vasfına ve TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim sebeplerinin uygulanmamasına dair temyiz itirazlarının incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiği, ancak sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında verilen temel cezanın tayini yönünden yapılan incelemede ise; katılanda meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek sanıklar hakkında üst sınıra yakın bir ceza verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayininin hukuka aykırı bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine dair kararın bozulmasına karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

V. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna Dair Açıklamalar

Uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının temyiz edildiği tarihte ve hâlen yürürlükte olan CMK'nın "Temyiz" başlıklı 286. maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasının (a) bendi;

"(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.

(2) Ancak;

a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,

...Temyiz edilemez." şeklindedir.

Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı olağan kanun yolu olarak CMK'nın 272. maddesi uyarınca istinaf yoluna, istinaf üzerine verilen bölge adliyesi mahkemesi hükümlerine karşı da aynı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulabilecektir. Kural bu olmakla birlikte, ilk derece mahkemelerince verilen kararlardan hangilerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasında, istinaf üzerine bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararlardan hangilerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı da aynı Kanun'un 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında sayılmak suretiyle kuralın istisnaları gösterilmiştir.

Normun sarahatine, gerekçesine, amaç ve kapsamına göre, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemez nitelikte oldukları çok açıktır. Anılan kararlar bu hâlleriyle kesin niteliktedirler ve kesin hükmün sonuçlarını doğururlar.

Keza, Ceza Kanunu'nun da kabul ettiği teoriye göre suç; kanuni tipe uygun hukuka aykırı haksızlığı ifade eder. Tanıma göre her suç temelde şahsi ya da kamusal bir hakkı ihlal ettiği için bir haksızlık oluşturur. Ancak her haksızlığı suç olarak cezalandırmamak da haklı mülahazalara istinaden tercih edilen suç ve ceza politikasının sonuçlarından biridir. Aynı gerekçelere ilaveten yoğun iş yükü gibi mecburiyetlerin de tesiri ve daha ağır hukuki sorunlara daha fazla eğilebilme amacıyla nispeten hafif ceza öngören veya hafif ceza ile sonuçlanan davalara ilişkin hükümler için kanun yolu denetimi imkânı tanınmamıştır (CMK madde 272/3). Keza, nispeten hafif ceza öngören suçlar bakımından yargılama ve kanun yollarına dair temel ve genel ilkelerden tavizler içeren pratik kurum ve usuller öngörülmüştür (CMK madde 250, 251). Yine ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin azımsanamayacak bir bölümü istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemelerinin kararlarıyla kesinleşmektedir (CMK madde 286/2).

Görüldüğü üzere, ceza yargılama sistemi iş bu filtreleme mekanizmalarında temel ve belirleyici kriter olarak; suç adını, vasfını veya niteliğini değil ve fakat doğrudan normun öngördüğü ya da verilen netice ceza miktarını esas almıştır. Bu sistemin, kesinlik sınırında kalan ve/veya istinaf mahkemesinin kararıyla kesinleşen hükümlerin de sübut, vasıf ve ceza miktarı itibarıyla hukuka uygun olduğunu varsayan bir kabule dayandığında şüphe yoktur. Esasen ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğe ulaşmak olsa da mutlak hakikatin ortaya çıktığı hâllerde olağanüstü kanun yolları kabul edilmiştir (CMK madde 308-323).

Diğer taraftan, hukuk devletinin temel unsurlarından biri olarak hukuk güvenliği, toplum düzeni ve barışı için zorunlu olsa da son çare olarak başvurulması gereken yargılama/cezalandırma tehdidi altında sürekli olarak kalmamayı zorunlu kılar. Bu nedenle hukuk düzenleri, kesin hükmün otoritesini koruyagelmektedir.

Kesin hüküm, mahkemeler tarafından verilmiş hükümlerin belli şartlar altında kazanmış oldukları kanuni gerçeklik olarak tanımlanmaktadır (Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku, 9.Bası, İstanbul 1989, s.44, Kuru/Arslan/Yılmaz, 2011, s. 686, Akkaş, Ahmet Hulusi, Ceza Muhakemesi Bağlamında Yargı Mercileri Kararlarının Birbirleri Üzerindeki Etkisi, Adalet Yayınevi, s. 71,). Genel ve temel bir ilke hâlini almış bu kanuni gerçeklik ile bir yönden kişiler arasındaki uyuşmazlıkları bir noktada çözüme kavuşturarak toplumsal düzen ve barışı tesis etmek/korumak, davaların usulen sona ermesini sağlamak (şeklî anlamda kesin hüküm), diğer taraftan hukuksal uyuşmazlıkların kesin bir şekilde son bulmasını temin etmek (maddi anlamda kesin hüküm) istenmektedir. Şeklî anlamda kesin hüküm, hüküm hakkında öngörülmüş bir kanun yolunun bulunmadığı, bulunuyorsa kanun yollarının tüketilmesi sonucunda ortaya çıkan izafi bir gerçekliği ifade ettiğinden, kesin hükümden maksadın maddi anlamda kesin hüküm olduğu açıktır. Maddi anlamda kesin hüküm, yapılan yargılama sonunda hukuki ihtilafın esasını -kural olarak- bir daha yargılama konusu yapılamayacak biçimde çözmesi itibarıyla kanuni bir gerçeklik olmayı hak eder. Bu özelliği iledir ki hem ilgililerini mutlak surette bağlar (olumlu etkisi) hem de ne bis in idem ilkesi koruması altında, aynı şahsın, aynı fiili nedeniyle ikinci kez yargılanmasına engel olur (olumsuz etkisi).

Netice itibarıyla, maddi anlamda kesin hüküm niteliği kazanmış bir hükmün mevcut olduğu durumlarda kural olarak ikinci kez yargılama yapılamaz ve aleyhe sonuç doğuracak biçimde yeni bir hüküm tesis edilemez. Bu nedenle de olağanüstü kanun yollarını düzenleyen normların bile, istisnai norm olmaları hasebiyle dar yorumlanmaları kesin hükmün otoritesinin korunması gereğinin zorunlu sonucudur.

Maamafih, bazı Özel Dairelerin, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarını, suç vasfının hatalı belirlenmesi gerekçesine istinaden yapılan temyiz başvuruları üzerine esastan inceledikleri, Ceza Genel Kurulu'nun da bu uygulamada usule aykırılık bulunmadığını belirten kararlar verdiği de vakıadır.

Nitekim:

765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu ve 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde Ceza Genel Kurulunun 04.10.1993 tarihli ve 187-227 sayılı kararıyla; "tür ve miktarı itibariyle kesin olan kararların suç vasfına yönelik temyizi halinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla Yargıtay denetimine tabi olacakları" kabul edilmiş, 10.03.2009 tarihli ve 43-56 sayılı kararıyla da iş bu içtihada atfen aynı sonuca ulaşılmıştır.

Keza, 27.12.2005 tarihli ve 121/171 sayılı, 29.11.2005 tarihli ve 123/151 sayılı kararlarında da; "1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca iki milyar liraya kadar para cezasına dair mahkûmiyet hükümlerinin kesin olduğu, kesin nitelikteki hükümlerin ancak kesinlik sınırını aşar nitelikle yaptırım içermek koşuluyla suç vasfına yönelik temyiz üzerine bu hususla sınırlı biçimde temyiz incelemesine konu olabilecekleri," kabul edilmiştir.

01.07.1942 tarihli ve 25/42 sayılı İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararında ise; "kaçakçılık suçlarında müsadere edilen eşyanın değeri dikkate alınmak suretiyle, kesin olan hükümlerin zoralım kararına bağlı olarak temyiz edilebilecekleri" benimsenmiştir.

Görüldüğü üzere, Ceza Genel Kurulu'nun zikredilen kararları ile 12.03.2013 tarihli ve 1515-102 sayılı, 11.03.2014 tarihli ve 532-126 sayılı, 28.05.2019 tarihli ve 297-461 sayılı kararlarında varılan neticeye göre; kesin nitelikteki hükümler, ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırımların öngörülmesi şartıyla başka bir suç vasfına yönelik ya da suç niteliği doğru belirlenmesine rağmen, doğru uygulama yapılsaydı kesinlik sınırını aşacak olan (ve fakat yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan) cezalar verilmesi hâlinde aleyhe temyiz başvurusu yapılması üzerine temyiz denetimine konu olabilir.

Fakat Ceza Genel Kurulu, son dönemde verdiği 11.10.2023 tarihli kararında, suç vasfının hatalı belirlendiği gerekçesine istinaden lehe yapılan temyiz başvurularının da, "suç vasfı ile sınırlı olarak esastan incelenmesi gerektiği" yönünde içtihad eylemiştir.

Konunun, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulması ve istinaf kanun yoluyla uygulanmaya başlayan üç dereceli denetim sistemi çerçevesinde verilen karar türleri, istinaf ve temyiz başvuruları ile suç vasfına yönelik temyiz incelemesinin kapsamı ve sınırı yönünden yeniden tartışılması gerektiği de bir vakıadır. Ancak somut uyuşmazlık kapsamında sorun bu yönüyle geniş olarak ele alınmamıştır.

Şu hâle göre; hukuk devletinin temel unsurlarından biri olarak hukuk güvenliği, toplum düzeni ve barışı için zorunlu olsa da son çare olarak başvurulan yargılama/cezalandırma tehdidi altında sürekli olarak kalmamayı gerektirir. Bu nedenle hukuk düzenleri kesin hükmün otoritesini koruyagelmektedir. Kesin hüküm hem ilgililerini mutlak surette bağlar (olumlu etkisi) hem de ne bis in idem ilkesi koruması altında, aynı şahsın, aynı fiili nedeniyle ikinci kez yargılanmasına engel olur (olumsuz etkisi). Özellikle sanık aleyhine yapılan vasıf temyizleri yönünden bu gerçeği göz önüne alan Ceza Genel Kurulu'nun zikredilen içtihadları ile inceleme "suç vasfı ile sınırlı olarak" yapılabilecektir. İnceleme sonunda hatalı belirlendiği saptanan suç vasfı nedeniyle hüküm bozulabilecek (CMK madde 302/2,3) ise de tayin ve takdir edilen ceza yönünden -hatalı da olsa- bozma kararı verilemez.

B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme

Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesince neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan sanıklar ...ve ...'ın 4'er yıl 2'şer ay hapis cezasıyla, suça sürüklenen çocuklar ...ve ...'ın ise 2'şer yıl 1'er ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve fer'ilerine dair mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemlerinin esastan reddine ilişkin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23.06.2021 tarihli ve 1901-1048 sayılı kararının, kural olarak CMK'nın 286/2-a. maddesine göre temyiz edilemez kararlardan olduğu, ancak kararın katılanlar vekilince suça konu eylemin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturduğuna, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafiileri tarafından ise neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunun unsurlarının oluşmadığına dair sebeplerle temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesince yapılan ön inceleme sonucu temyiz incelemesinin esasına girilerek bozmaya karar verildiği anlaşılan dosyada;

Özel Dairece, sadece sanıklar ve suça sürüklenen çocuklara isnat edilen suçun vasfına yönelik temyiz sebebi ile sınırlı bir inceleme yapılması gerekirken, bu hususta bir hukuka aykırılık görülmediği tespitine yer verildikten sonra esasen suç vasfı dışında temyizi kabil olmayan bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararının TCK'nın 3 ve 61. maddelerine göre alt ve üst sınırlar arasında belirlenecek ceza miktarının hatalı tayin edilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin bozma ilamının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde münhasıran suç vasfına yönelik olarak inceleme yapmak ve bir karar verilmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 11653-3291 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, kararda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde münhasıran suç vasfına yönelik olarak inceleme yapılarak bu doğrultuda bir karar verilmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Kasten Yaralama konusundaki 12 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page