top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Zina ve Sadakat Yükümlülüğü

Yargıtay 2. HD Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Başka Kadınla Yaşayan Tam Kusurlu Erkek, Kusursuz Eşinden Boşanma Kararı Alamaz

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/5291 · K. 2025/11719 · T. 23.12.2025

Karar Özeti

Davacı erkeğin açtığı boşanma davasında ilk derece mahkemesi, erkeği ağır, kadını az kusurlu sayarak boşanmaya karar vermiş; istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay, başka bir kadınla yaşayan erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, kadının barışmayı kabul etmemesinin doğal, eşini eve almamasının ise tepki niteliğinde olduğunu belirterek erkeği tam kusurlu, kadını kusursuz bulmuştur. Daire, TMK 166 uyarınca boşanma için davalının az da olsa kusurunun belirlenmesi gerektiğini, hiç kimsenin sırf kendi kusurundan dolayı boşanma hükmü elde edemeyeceğini vurgulamıştır. Davanın reddi gerektiğinden bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece kararı bozulmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Evlilik birliğinin sarsılmasına dayalı davada boşanma için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir; başka kadınla yaşayarak tam kusurlu olan erkeğin kusursuz eşine açtığı dava reddedilmelidir.

Soru: Sadakatsiz ve tam kusurlu eş, kusursuz eşine karşı açtığı boşanma davasını kazanabilir mi?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesinin boşanma kararı bozuldu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Hiç kimsenin sırf kendi kusurundan dolayı boşanma hükmü elde etmesi düşünülemez.”

“boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/655 E., 2025/654 K.

DAVA TÜRÜ: Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 9. Aile Mahkemesi

SAYISI: 2022/719 E., 2024/84 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi ve davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. (TMK m. 166/2).

Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince erkeğin ağır; kadının az da olsa kusurlu olduğu belirtilerek erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; toplanan delillerden erkeğin bir başka kadınla birlikte yaşayarak sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu durumda kadının barışmayı kabul etmemesinin tabii olduğu, ayrıca başka bir kadınla yaşayan eşini eve almamasının da tepki niteliğinde sayılması gerektiği, bu durumda sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan davacı erkeğin tam kusurlu, davalı kadının kusursuz olduğu anlaşılmaktadır.

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Hiç kimsenin sırf kendi kusurundan dolayı boşanma hükmü elde etmesi düşünülemez. Bu durumda, davanın reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Zina ve Sadakat Yükümlülüğü konusundaki 22 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page