top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Zincirleme Suç

Ceza Genel Kurulu İtirazın Reddi Ceza Hukuku

Onama İstemli Tebliğnamenin Sanığa Tebliğ Edilmemesi Somut Olayda Savunma Hakkını Kısıtlamadı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/516 · K. 2025/435 · T. 30.10.2025

Karar Özeti

Özel Daire, zincirleme banka zimmetine dâhil bazı eylemleri zamanaşımından düşürüp hükümleri onamış veya adli para cezalarını düzelterek onamıştır. Başsavcılık, tebliğnamenin bir sanığa tebliğ edilmediğini, diğerlerinde hapis cezalarının da mülga TCK 29'a göre yeniden tayini gerektiğini savunmuştur. Ceza Genel Kurulu, onama isteyen, esaslı değerlendirme içermeyen ve kararda atıf yapılmayan tebliğnameden zımnen haberdar olan sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığını kabul etmiştir. Zamanaşımının teselsülün bittiği tarihten başladığını belirtip kısmi düşmeyi buna aykırı bulsa da yeni takdir gerektirmeyen ve zamanaşımı 22.06.2022'de dolacak olayda sonucu isabetli görüp itirazı reddetmiştir.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Yalnızca usul ve yasaya uygunluk gerekçesiyle onama isteyen, esaslı değerlendirme içermeyen ve kararda atıf yapılmayan tebliğnamenin sanığa tebliğ edilmemesi her zaman savunma hakkını kısıtlamaz.

Soru: Onama istemli tebliğname sanığa tebliğ edilmezse savunma hakkı ihlal edilmiş olur mu?

Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı reddedildi; Özel Daire kararı yerinde görüldü.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

  • 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (mülga) m. 316/3
  • 765 sayılı Türk Ceza Kanunu (mülga) m. 80
  • 765 sayılı Türk Ceza Kanunu (mülga) m. 103
  • 765 sayılı Türk Ceza Kanunu (mülga) m. 102
  • 765 sayılı Türk Ceza Kanunu (mülga) m. 29
  • 4389 sayılı Bankalar Kanunu m. 22/3

Kararın Önemli Bölümleri

“tebliğnamenin tebliğ edilmemesinin, her zaman savunma hakkının kısıtlanması ve bütünü itibarıyla adil yargılama ilkesinin ihlal edilmesi sonucunu doğurmayacağı kabul edilmelidir.”

“zincirleme suç halkasına dâhil edilen her bir eyleme/suça ilişkin dava zamanaşımının ayrı ayrı hesaplanması söz konusu hükümlere açıkça aykırı olup zamanaşımının teselsülün bittiği tarihten itibaren başlayacağının kabulü gerekir”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 7. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ağır Ceza

SAYISI: 286-234

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bankacılık zimmeti suçundan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’nın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine, sanık ...’in 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3-2. cümlesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 80, 59, 31, 33... . maddeleri uyarınca 14... ay hapis ve 89.008.009,25 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca taksitlendirmeye ilişkin İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.10.2010 tarihli ve 205-410 sayılı hükümlerin, sanık ... müdafii, katılanlar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), ... (TMSF) vekilleri ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 7. Ceza Dairesince 16.05.2012 tarih, 10566-13284 sayı ve özetle;

"...Türk Ceza Kanunu’nun 40.maddesinin 2. fıkrasına göre 'özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur' hükmü gözetilerek, kredibilitesi olmayan şirketlere ödeme gücünün üstünde, teminat alınmaksızın veya yeterli teminat alınmaması suretiyle dönüşü olmayacak şekilde kredi verilmesine sebebiyet veren, kredinin verilmesinden sonra hileli ve aldatıcı yöntemler kullanılarak banka parasının ...’e aktarılmasına iştirak ettikleri dosya kapsamına göre sabit olan sanıkların 5237 sayılı TCK.nın 37/1 ve 39 maddeleri gereğince hukuki durumları değerlendirilmek suretiyle mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçeyle beraatlerine karar verilmesi,

Sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ile katılanlar TMSF ve BDDK vekillerinin temyizlerinin incelenmesinde:

Sanık ... hakkında mahkemece ana iddianamede 2 olarak vasıflandırılan 23.02.2001 tarih ve ... nolu iddianamede, o tarihte gıyabi tutuklu olan sanık hakkında soruşturma evrakı tefrik edilerek dava açılmadığı halde hakkında düzenlenen 17.10.2002 tarih ve 2002/1393 sayılı iddianameyle açılan davanın yargılamasına devam edilerek hüküm kurulması yerine, ana iddianameyle dava açıldığından bahisle mükerrirlik gerekçesiyle CMK 223/7 maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi, sanık hakkındaki ayrıca, 17.10.2002 tarih ve 2002/1393 sayılı iddianameyle ... Grubu ve ... AŞ ye kullandırılan kredilerle ilgili zimmet suçundan dava açıldığı halde, dava açılmamış olan ..., ..., ..., ..., ..., ...Un, ... Grubu, ... Havacılık şirketleriyle ilgili verilen kredilerden dolayı ek iddianame düzenlettirilmesi cihetine gidilmeden, mahkumiyetine karar verilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozmaya uyan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince 02.10.2020 tarih ve 286-234 sayı ile sanık ...’nın 4389 sayılı Kanun'un 22/3-2. cümle ve TCK'nın 80... . maddeleri gereğince 17... ay hapis ve 37.973.697,87 TL adli para cezasıyla, sanık ...’in 4389 sayılı Kanun'un 22/3-2. cümle ve TCK'nın 80... . maddeleri gereğince 17... ay hapis ve 31.666.598,67 TL adli para cezasıyla, sanık ...’ın 4389 sayılı Kanun'un 22/3-2. cümle ve TCK'nın 80... . maddeleri gereğince 17... ay hapis ve 39.860.705 TL adli para cezasıyla, sanık ...’ın 4389 sayılı Kanun'un 22/3-2. cümle ve TCK'nın 65, 80... . maddeleri gereğince 7 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 2. 103.795.07 TL adli para cezasıyla, sanık ...’in 4389 sayılı Kanun'un 22/3-2. cümle ve TCK'nın 65, 80... . maddeleri gereğince 7 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 2.103.795,07 TL adli para cezasıyla, sanık ...’in 4389 sayılı Kanun'un 22/3-2. cümle ve TCK'nın 65, 80... . maddeleri gereğince 8 yıl 9 ay hapis ve 12.923.754 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve banka zararının ödettirilmesine ilişkin verilen hükümlerin, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 06.06.2022 tarih ve 4116-10682 sayı ile;

“...XI- Sanık ... ve müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin anılan sanık hakkında banka zimmeti suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;

Uygulama yapılırken, sanık hakkında önce 765 sayılı TCK'nun 80. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezada arttırım, daha sonra aynı Yasanın 65. maddesi gereği suça yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğinden cezada indirim yapılması gerektiği halde tersine uygulama yapılmış ise de, her iki durumda da sonuç ceza değişmeyeceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılanlar TMSF ve BDDK vekilleri ile sanık ... ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi onanmasına...

XIII- 1. Sanık ... hakkında düzenlenen 02.12.2013 tarihli ve 2013/61072 Esas sayılı iddianameye konu ...Un ve Tic. AŞ ...İş Güvenliği, ... Grubu, ... Grubu, ... Havacılık Turizm Taş. ve Tic. AŞ ve ... firmalarına kullandırılan usulsüz krediler ile 09/01/2001 tarihli ve 2001/332 Esas sayılı iddianamede yer alan eylemler nedeniyle sanık ... hakkında (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün sanık ... müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemesinde;

Sanığın üzerine atılı ... Grubu firmalarına (... Tekstil San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil, ... Moda ve ... Tekstil firmalarına) kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler değerlendirildiğinde; söz konusu firmalara 14.07.1999-26.10.1999 tarihleri arasında usulsüz nakit döviz kredisi kullandırıldığı, buna göre en son kullandırılan usulsüz kredi tarihinin 26.10.1999 olduğu, ...Un ve Tic. AŞ'ye kullandırılan usulsüz kredilere yönelik suç tarihlerinin (kredi kullandırımlarının yapıldığı) 18.11.1999-01.12.1999 olduğu, yine ...İş Güvenliği firmasına kullandırılan kredilere ilişkin suç tarihlerinin 15.07.1999, 27.10.19 99... .11.1999 olduğu, Fercan-... ve ... firmalarına kullandırılan kredilerle ilgili suç tarihlerinin; ...Besicilik şirketi için 28.06.1999, 01.07.1999, 09.07.19 99... .06.1999, ... Dış Ticaret Şirketi için 28.06.1999 ilâ 28.07.1999, ... Metal firması için ise 28.06.19 99... .09.1999 olduğu, aynı şekilde ... Havacılık... AŞ. kredisi yönünden suç tarihlerinin 20.07.19 99... .07.1999, ... Kağıt San. ve ... firmaları açısından ise ayrı ayrı çekilen 250.000,00'er TL usulsüz kredi yönünden 06.12.1999 olduğu, sanığın eyleminin 4389 sayılı Kanunun 22/3. maddesi kapsamında nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu, bu eyleme uyan 4389 sayılı Kanunun 22/3. maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/2, 104/2. maddeleri hükümleri uyarınca asli zamanaşımının 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 22... ay olduğu, yukarıda belirtilen suç tarihlerinden itibaren temyiz inceleme gününde 22... aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla, katılanlar BDDK ve TMSF vekilleri ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen maddeler ve CMUK'un 322/1. maddesi gereğince adı geçen sanık hakkında (... Grubundan ... Tekstil firması adına kullandırılan 15.12.1999 tarihli kredi ile ... Kağıt-... firmaları adına kullandırılan 08.12.1999-09.12.1999-13.12.1999 tarihli kredilere yönelik davalar haricinde) açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine,

2. Dairemizin 16.05.2012 tarihli ve 2011/10566 Esas, 2012/13284 Karar sayılı ilamında bahsi geçen 'İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2001 tarihli ve 2001/332 esas sayılı iddianamesine konu eylemler ile 17.10.2002 tarih ve 2002/1393 sayılı iddianameyle ... Grubu ve ... AŞ'ne kullandırılan kredilere yönelik, yine sanık ... hakkında 02.12.2013 tarihli ve 2013/61072 Esas sayılı iddianamede anlatılan ... firmasına yönelik eylemler ile ilgili' (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün, sanık ... müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemesinde;

Sanık ...'in üzerine atılı ...-... firmaları adına kullandırılan krediler nedeniyle oluşan zimmet miktarının ... firması yönünden 2.099.135,39 TL, ... firması açısından 2.869.840,00 TL ve 15.12.1999 tarihinde ... Tekstil firmasına kullandırılan kredi için ise 200.000,00 TL olduğu, suç tarihinden sonra yapılan geri ödemelerle birlikte sanığın, diğer dosya sanığı ...'in zimmet eylemine müşterek fail sıfatıyla iştirak etmek suretiyle 1.683.036,06 TL banka zararına sebebiyet verdiği, aynı şekilde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2001 tarih ve 2001/332 esas sayısıyla düzenlenen iddianamesinde anlatılan ... Kağıt San. ve ... firmalarına yönelik eylemlerle ilgili toplamda 1.500.000,00 TL (ayrı ayrı 750.000,00 TL) banka zararının bulunduğu cihetle, paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşullarına göre sanık hakkında 4389 sayılı Yasanın 22/3. maddesi uyarınca belirlenen temel hapis cezasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle temel hapis cezası açısından 765 sayılı TCK'nın 29. maddesi dikkate alınarak yeniden değerlendirme yapılması yönündeki tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş olup, zamanaşımına uğrayan eylemler kapsamında kalan zimmet miktarı dışında yukarıda anlatılan ...-..., ... Tekstil ve ... Kağıt Sanayi ve ... firmalarına verilen usulsüz krediler ile ilgili oluşan ve ödenmeyen nitelikli zimmet miktarının göz önünde bulundurulması ve buna göre sanık hakkında 4389 sayılı Yasa’nın 22/3. maddesi gereğince meydana gelen zararın üç katı kadar adli para cezasına hükmedilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile katılanlar TMSF ve BDDK vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince bozulmasına,ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8.maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’un 322.maddesi uyarınca;

Hüküm fıkrasının 10 numaralı bendinde yer alan '12.666.639,47 TL' (önceki para ile 12.666.639.476.004,46 TL) ibaresinin çıkartılarak yerine '3.183.036,06 TL' ibaresinin eklenmesi ve aynı bentte bulunan '37.999.918,41 TL' ibaresinin çıkartılarak yerine '9.549.108,18 TL' ibaresinin eklenmesi, yine sanık hakkında takdiri indirim uygulanan bentte yer alan '31.666.598,67 TL' ibaresinin çıkartılarak yerine '7.957.590,15 TL' ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına,

XIV- 1. Dairemizin 16.05.2012 tarihli ve 2011/10566 Esas, 2012/13284 Karar sayılı ilamında bahsi geçen '23.02.20 01... /232 esas sayılı ana iddianamenin 66-68 sayfalarında anlatılan ... grubu firmalarına kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler nedeniyle' sanık ... hakkında (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün, sanık ... müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyiz istemlerine göre yapılan incelemesinde;

23.02.2001 tarihli ve 2001/232 Esas sayılı ana iddianamenin 66-68. sayfalarında anlatılan ... Grubu firmalarına (... Tekstil San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil, ... Moda ve ... Tekstil firmalarına) kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler değerlendirildiğinde; söz konusu firmalara 14.07.1999-26.10.1999 tarihleri arasında usulsüz nakit döviz kredisi kullandırıldığı, buna göre en son kullandırılan usulsüz kredi tarihinin 26.10.1999 olduğu, sanığın eyleminin 4389 sayılı Kanun'un 22/3. maddesi kapsamında nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu, bu eyleme uyan 4389 sayılı Kanun'un 22/3. maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/2, 104/2. maddeleri hükümleri uyarınca asli zamanaşımının 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 22... ay olduğu, suç tarihi olan 26.10.1999 tarihinden itibaren temyiz inceleme gününde 22... aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla, katılanlar BDDK ve TMSF vekilleri ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen maddeler ve CMUK'un 322/1. maddesi gereğince adı geçen sanık hakkındaki 23.02.2001 tarihli ve 2001/232 Esas sayılı ana iddianamenin 66-68. sayfalarında anlatılan ... Grubu firmalarına (... Grubundan ... Tekstil firması adına kullandırılan 15.12.1999 tarihli krediye yönelik dava haricinde) kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler nedeniyle açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine,

2. Dairemizin 16.05.2012 tarihli ve 2011/10566 Esas, 2012/13284 Karar sayılı ilamında bahsi geçen '23.02.20 01... /232 esas sayılı ana iddianamenin 58-61. sayfalarında anlatılan ... ve ... firmalarına kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler nedeniyle' sanık ... hakkında (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün, sanık ... müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemesinde;

Sanık ...'in üzerine atılı ...-... firmaları adına kullandırılan krediler nedeniyle oluşan zimmet miktarının ... firması yönünden 2.099.135, 39 TL, ... firması açısından 2.869.840,00 TL ve 15.12.1999 tarihinde ... Tekstil firmasına kullandırılan kredi için 200.000,00 TL olduğu, suç tarihinden sonra yapılan geri ödemelerle birlikte sanığın, diğer dosya sanığı ...'in zimmet eylemine yardım eden sıfatıyla iştirak etmek suretiyle 1.683.036,06 TL banka zararına sebebiyet verdiği gözetilerek, paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşullarına göre sanık hakkında 4389 sayılı Yasa'nın 22/3. maddesi uyarınca belirlenen temel cezada bir isabetsizlik görülmemiş, zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 29. maddesi dikkate alınarak temel cezanın yeniden değerlendirilmesi yönündeki tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Uygulama yapılırken, sanık hakkında önce 765 sayılı TCK'nın 80. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezada arttırım, daha sonra aynı Yasanın 65. maddesi gereği suça yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğinden cezada indirim yapılması gerektiği halde tersine uygulama yapılmış ise de, her iki durumda da sonuç ceza değişmeyeceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık ... müdafii ile katılanlar TMSF ve BDDK vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına,

XV- 1. Dairemizin 16.05.2012 tarihli ve 2011/10566 Esas, 2012/13284 Karar sayılı ilamında bahsi geçen ‘23.02.2001 tarihli ve 2001/232 Esas sayılı ana dosyada iddianamenin 64-65 sayfalarında yer alan ...Un ve Tic. AŞ.ye kullandırılan usulsüz kredilere yönelik, yine aynı iddianamenin 61-63 sayfalarında anlatılan (...İş Güvenliği firmasına kullandırılan kredilere ilişkin) suçla ilgili; 63-64 sayfalarında anlatılan (...-... ve ... firmalarına kullandırılan kredilerle ilgili) suçtan; 65-66 sayfalarında anlatılan (...-... firmalarına kullandırılan kredilere ilişkin) suçtan ve 66-68 sayfalarında anlatılan (... grubu firmalarına kullandırılan kredilere ilişkin) eylemler ile 09.10.2001 tarihli ve 2001/332 Esas sayılı ek iddianamede yer verilen eylem nedeniyle’ sanık ... hakkında (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün anılan sanık müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemesinde;

23.02.2001 tarihli ve 2001/232 Esas sayılı ana iddianamenin 66-68. sayfalarında anlatılan ... Grubu firmalarına (... Tekstil San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil, ... Moda ve ... Tekstil firmalarına) kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler değerlendirildiğinde; söz konusu firmalara 14.07.1999-26.10.1999 tarihleri arasında usulsüz nakit döviz kredisi kullandırıldığı, buna göre en son kullandırılan usulsüz kredi tarihinin 26.10.1999 olduğu, ...Un ve Tic. A.Ş.'ye kullandırılan usulsüz kredilere yönelik suç tarihlerinin (usulsüz kredi kullandırımının yapıldığı) 18.11.1999-01.12.1999 olduğu, yine ...İş Güvenliği firmasına kullandırılan kredilere ilişkin suç tarihlerinin 15.07.1999, 27.10.19 99... .11.1999 olduğu, ...-... ve ... firmalarına kullandırılan kredilerle ilgili suç tarihlerinin; ...Besicilik şirketi için 28/06/1999, 01/07/1999, 09/07/19 99... /06/1999, ... Dış Ticaret Şirketi için 28/06/19 99... /07/1999, ... Metal firması için 28/06/19 99... /09/1999 olduğu, yine ...-... firmalarına kullandırılan kredilere ilişkin suç tarihinin 06.12.1999, ... Kağıt San. ve ... firmaları açısından ise ayrı ayrı çekilen 250.000,00'er TL usulsüz kredi yönünden aynı şekilde 06.12.1999 olduğu, sanığın eyleminin 4389 sayılı Kanunun 22/3. maddesi kapsamında nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu, bu eyleme uyan 4389 sayılı Kanunun 22/3. maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/2, 104/2. maddeleri hükümleri uyarınca asli zamanaşımının 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 22... ay olduğu, yukarıda belirtilen suç tarihlerinden itibaren temyiz inceleme gününde 22... aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla, katılanlar BDDK ve TMSF vekilleri ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca bozulmasına,, yukarıda belirtilen maddeler ve CMUK'un 322/1. maddesi gereğince adı geçen sanık hakkında (... Grubundan ... Tekstil firması adına kullandırılan 15.12.1999 tarihli ve ... Kağıt-... firmaları adına kullandırılan 08.12.1999-09.12.1999-13.12.1999 tarihli kredilere yönelik davalar haricinde) açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine,

2. Dairemizin 16.05.2012 tarihli ve 2011/10566 Esas, 2012/13284 Karar sayılı ilamında bahsi geçen '23.02.20 01... /232 Esas sayılı ana iddianamenin 58-61. sayfalarında anlatılan ... ve ... firmalarına kullandırılan usulsüz kredilere ve aynı iddianamede ... Tekstil firmasına yönelik anlatılan eylemler nedeniyle, yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.10.2000 tarihli ve 2000/28119 Esas sayılı iddianamesinde ve 09.10.2001 tarih ve 2001/332 Esas sayısıyla düzenlenen ek iddianamesinde anlatılan eylemlerle ilgili' sanık ... hakkında (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün, sanık ... müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemesinde;

Sanık ...'ın üzerine atılı ...-... firmaları adına kullandırılan krediler nedeniyle oluşan zimmet miktarının ... firması yönünden 2.099.135,39 TL, ... firması açısından 2.869.840,00 TL ve 15.12.1999 tarihinde ... Tekstil firmasına kullandırılan kredi için ise 200.000,00 TL olduğu, suç tarihinden sonra yapılan geri ödemelerle birlikte sanığın, diğer dosya sanığı ...'in zimmet eylemine müşterek fail sıfatıyla iştirak etmek suretiyle 1.683.036,06 TL banka zararına sebebiyet verdiği, aynı şekilde sanığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2001 tarih ve 2001/332 esas sayısıyla düzenlenen ek iddianamesinde anlatılan ... Kağıt San. ve ... firmalarına yönelik eylemlerle ilgili toplamda 1.500.000,00 TL (ayrı ayrı 750.000,00 TL), yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.10.2000 tarihli ve 2000/28119 Esas sayılı iddianamesine konu ... A.Ş. 'ye kullandırılan usulsüz kredi yönünden zimmet miktarının 4.237.249.02 TL olduğu ve aynı miktarda banka zararına neden olunduğu cihetle, paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşullarına göre sanık hakkında 4389 sayılı Yasanın 22/3. maddesi uyarınca belirlenen temel hapis cezasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle temel hapis cezası açısından 765 sayılı TCK'nun 29. maddesi dikkate alınarak yeniden değerlendirme yapılması yönündeki tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş olup, zamanaşımına uğrayan eylemler kapsamında kalan zimmet miktarı dışında yukarıda anlatılan ...-..., ... Tekstil, ... Kağıt Sanayi, ... ve ... A.Ş. firmalarına verilen usulsüz krediler ile ilgili oluşan ve ödenmeyen nitelikli zimmet miktarının göz önünde bulundurulması ve buna göre sanık hakkında 4389 sayılı Yasa'nın 22/3. maddesi gereğince meydana gelen zararın üç katı kadar adli para cezasına hükmedilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile katılanlar TMSF ve BDDK vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince bozulmasına, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’un 322.maddesi uyarınca;

Hüküm fıkrasının 8 numaralı bendinde yer alan '15.944.282 TL' (önceki para ile 15.944.282.006.004,46 TL) ibaresinin çıkartılarak yerine '7.420.285,08 TL' ibaresinin ve aynı bentte bulunan '47.832.846 TL' ibaresinin çıkartılarak yerine '22.260.855,24 TL' ibaresinin eklenmesi, yine sanık hakkında takdiri indirim uygulanan bentte yer alan '39.860.705 TL' ibaresinin çıkartılarak yerine '18.550.712,7 TL' ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına,

XVI- 1. Dairemizin 16.05.2012 tarihli ve 2011/10566 Esas, 2012/13284 Karar sayılı bozma ilamı sonrası sanık ... hakkında düzenlenen 09.12.2014 tarihli ve 2014/49055 Esas sayılı iddianameye konu '... Un ve Tic. A.Ş., ... İş Güvenliği, ...-... ve ... firmalarına kullandırılan kredilerle, yine ... Grubu firmalarına kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler ve yine 09/01/2001 tarihli, 2001/332 Esas sayılı iddianamesine konu eylem nedeniyle' sanık ... hakkında (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün anılan sanık müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemesinde;

Sanığın üzerine atılı ... Grubu firmalarına (... Tekstil San. ve Tic. AŞ., ... Tekstil, ... Moda ve ... Tekstil firmalarına) kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler değerlendirildiğinde; söz konusu firmalara 14.07.1999-26.10.1999 tarihleri arasında usulsüz nakit döviz kredisi kullandırıldığı, buna göre en son kullandırılan usulsüz kredi tarihinin 26.10.1999 olduğu, ...Un ve Tic. AŞ'ye kullandırılan usulsüz kredilere yönelik suç tarihlerinin (usulsüz kredi kullandırımının yapıldığı) 18.11.1999-01.12.1999 olduğu, yine ...İş Güvenliği firmasına kullandırılan kredilere ilişkin suç tarihlerinin 15.07.1999, 27.10.19 99... .11.1999 olduğu, ...-... ve ... firmalarına kullandırılan kredilerle ilgili suç tarihlerinin; ... Besicilik şirketi için 28/06/1999, 01/07/1999, 09.07.19 99... .06.1999, ... Dış Ticaret Şirketi için 28.06.19 99... .07.1999, ... Metal firması için ise 28.06.19 99... .09.1999 olduğu, aynı şekilde ... Kağıt San. ve ... firmaları açısından ayrı ayrı çekilen 250.000,00'er TL usulsüz kredi yönünden suç tarihinin 06.12.1999 olduğu, sanığın eyleminin 4389 sayılı Kanun'un 22/3. maddesi kapsamında nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu, bu eyleme uyan 4389 sayılı Kanun'un 22/3. maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre lehe olan 765 sayılı TCK'nın 102/2, 104/2. maddeleri hükümleri uyarınca asli zamanaşımının 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 22... ay olduğu, yukarıda belirtilen suç tarihlerinden itibaren temyiz inceleme gününde 22... aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla, katılanlar BDDK ve TMSF vekilleri ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen maddeler ve CMUK'un 322/1. maddesi gereğince adı geçen sanık hakkında (... Grubundan ... Tekstil firması adına kullandırılan 15.12.1999 tarihli ve ... Kağıt-... firmaları adına kullandırılan 08.12.1999-09.12.1999-13.12.1999 tarihli kredilere yönelik davalar haricinde) açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine,

2. Dairemizin 16.05.2012 tarihli ve 2011/10566 Esas, 2012/13284 Karar sayılı ilamında bahsi geçen ve yine bozma ilamı sonrası sanık ... hakkında düzenlenen 09.12.2014 tarihli ve 2014/49055 Esas sayılı iddianameye konu ... AŞ'ye verilen kredi ile '23.02.20 01... /232 Esas sayılı ana iddianamenin 58-61. sayfalarında anlatılan ... ve ... firmalarına kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler nedeniyle, yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2001 tarihli ve 2001/332 Esas ve 19.01.2001 tarihli, 2001/1262 Esas sayılı iddianamelerine konu eylemler ile ilgili' sanık ... hakkında (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün, anılan sanık müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemesinde;

Sanık ...'nın üzerine atılı ...-... firmaları adına kullandırılan krediler nedeniyle oluşan zimmet miktarının ... firması yönünden 2.099.135,39 TL, ... firması açısından 2.869.840,00 TL ve 15.12.1999 tarihinde ... Tekstil firmasına kullandırılan kredi için ise 200.000,00 TL olduğu, suç tarihinden sonra yapılan geri ödemelerle birlikte sanığın, diğer dosya sanığı ...'in zimmet eylemine müşterek fail sıfatıyla iştirak etmek suretiyle 1.683.036,06 TL banka zararına sebebiyet verdiği, aynı şekilde sanığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2001 tarih ve 2001/332 Esas sayılı iddianamesinde anlatılan ... Kağıt San. ve ... firmalarına yönelik eylemlerle ilgili toplamda 1.500.000,00 TL (ayrı ayrı 750.000,00 TL) banka zararının bulunduğu, yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2001 tarihli ve 2001/1262 Esas sayılı iddianamesine konu ... AŞ.'ye kullandırılan usulsüz kredi yönünden zimmet miktarının 4.237.249.02 TL olduğu ve aynı miktarda banka zararına neden olunduğu cihetle, paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşullarına göre sanık hakkında 4389 sayılı Yasa'nın 22/3. maddesi uyarınca belirlenen temel hapis cezasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle temel hapis cezası açısından 765 sayılı TCK'nın 29. maddesi dikkate alınarak yeniden değerlendirme yapılması yönündeki tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş olup, zamanaşımına uğrayan eylemler kapsamında kalan zimmet miktarı dışında yukarıda anlatılan ...-..., ... Tekstil, ... Kağıt Sanayi, ... ve ... AŞ firmalarına verilen usulsüz krediler ile ilgili oluşan ve ödenmeyen nitelikli zimmet miktarının göz önünde bulundurulması ve buna göre sanık hakkında 4389 sayılı Yasa'nın 22/3. maddesi gereğince meydana gelen zararın üç katı kadar adli para cezasına hükmedilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile katılanlar TMSF ve BDDK vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince bozulmasına, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’un 322.maddesi uyarınca;

Hüküm fıkrasının 7 numaralı bendinde yer alan '15.189.479,15 TL (önceki para ile 15.189.479.156.004,46 TL)' ibaresinin çıkartılarak yerine '7.420.285,08 TL' ibaresinin ve aynı bentte bulunan '45.568.437,45 TL' ibaresinin çıkartılarak yerine '2.260.855,24 TL' ibaresinin eklenmesi, yine sanık hakkında takdiri indirim uygulanan bentte yer alan '37.973.697,87 TL' ibaresinin çıkartılarak yerine '18.550.712,7 TL' ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına,

XVII- 1. Dairemizin 16.05.2012 tarihli ve 2011/10566 Esas, 2012/13284 Karar sayılı bozma ilamında bahsi geçen '23.02.2001 tarihli ve 2001/232 Esas sayılı ana dosyada iddianamenin 64-65 sayfalarında yer alan ...Un ve Tic. AŞ'ye kullandırılan usulsüz kredilere yönelik, yine aynı iddianamenin 65-66 sayfalarında anlatılan (...-... firmalarına kullandırılan kredilere ilişkin) suçtan, 66-68 sayfalarında anlatılan (... grubu firmalarına kullandırılan kredilere ilişkin) eylemler nedeniyle ve 68-70 sayfalarında anlatılan ... Havacılık Turizm ve Taşımacılık Tic. A.Ş. firmasına kullandırılan usulsüz kredilere konu banka zimmeti suçlarından' sanık ... hakkında (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün sanık ... müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemesinde;

Sanığın üzerine atılı ... Grubu firmalarına (... Tekstil San. ve Tic. AŞ, ... Tekstil, ... Moda ve ... Tekstil firmalarına) kullandırılan usulsüz kredilere ilişkin eylemler değerlendirildiğinde; söz konusu firmalara 14.07.1999-26.10.1999 tarihleri arasında usulsüz nakit döviz kredisi kullandırıldığı, buna göre en son kullandırılan usulsüz kredi tarihinin 26.10.1999 olduğu, ...Un ve Tic. AŞ'ye kullandırılan usulsüz kredilere yönelik suç tarihlerinin (usulsüz kredi kullandırımının yapıldığı) 18.11.1999-01.12.1999, ...-... firmalarına kullandırılan kredilere ilişkin suç tarihinin ise 06.12.1999 olduğu, aynı şekilde ... Havacılık...AŞ kredisi yönünden suç tarihlerinin 20.07.19 99... .07.1999 olduğu, sanığın eyleminin 4389 sayılı Kanun’un 22/3. maddesi kapsamında nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu, bu eyleme uyan 4389 sayılı Kanun'un 22/3. maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/2, 104/2. maddeleri hükümleri uyarınca asli zamanaşımının 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 22... ay olduğu, yukarıda belirtilen suç tarihlerinden itibaren temyiz inceleme gününde 22... aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla, katılanlar BDDK ve TMSF vekilleri ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen maddeler ve CMUK'un 322/1. maddesi gereğince adı geçen sanık hakkında (... Grubundan ... Tekstil firması adına kullandırılan 15.12.1999 tarihli krediye yönelik dava haricinde) açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine,

2. Dairemizin 16.05.2012 tarihli ve 2011/10566 Esas, 2012/13284 Karar sayılı ilamında bahsi geçen 'İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.10.2000 tarihli ve 2000/28119 Esas sayılı iddianamesine konu eylem ile ilgili' sanık ... hakkında (zincirleme suça dahil edilerek) kurulan mahkumiyet hükmünün, sanık ... müdafii ile katılanlar BDDK ve TMSF vekillerinin temyizi üzerine yapılan incelemesinde;

Uygulama yapılırken, sanık hakkında önce 765 sayılı TCK'nın 80. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezada arttırım, daha sonra aynı Yasa’nın 65. maddesi gereği suça yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğinden cezada indirim yapılması gerektiği halde tersine uygulama yapılmış ise de, her iki durumda da sonuç ceza değişmeyeceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanık ...'in üzerine atılı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.10.2000 tarihli ve 2000/28119 Esas sayılı iddianamesine konu ... AŞ'ye kullandırılan usulsüz kredi yönünden zimmet miktarının 4.237.249.02 TL, 15.12.1999 tarihinde ... Tekstil firmasına kullandırılan kredi için ise 200.000,00 TL olduğu cihetle, paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşullarına göre sanık hakkında 4389 sayılı Yasa’nın 22/3. maddesi uyarınca belirlenen temel hapis cezasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle temel hapis cezası açısından 765 sayılı TCK'nın 29. maddesi dikkate alınarak yeniden değerlendirme yapılması yönündeki tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş olup, zamanaşımına uğrayan eylemler kapsamında kalan zimmet miktarı dışında yukarıda anlatılan ... Tekstil ve ... AŞ firmalarına verilen usulsüz krediler ile ilgili oluşan ve ödenmeyen nitelikli zimmet miktarının göz önünde bulundurulması ve buna göre sanık hakkında 4389 sayılı Yasa’nın 22/3. maddesi gereğince meydana gelen zararın üç katı kadar adli para cezasına hükmedilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile katılanlar TMSF ve BDDK vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince bozulmasına, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8.maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’un 322.maddesi uyarınca;

Hüküm fıkrasının 18 numaralı bendinde yer alan '10.339.003,21 TL (önceki para ile 10.339.003.210.000 TL)' ibaresinin çıkartılarak yerine 24.237.249,02 TL’ ibaresinin eklenmesi, yine aynı bentte bulunan '31.017.009,63 TL' ibaresinin çıkartılarak yerine '12.711.747,06 TL' ibaresinin eklenmesi, aynı şekilde sanık hakkında suça yardım eden sıfatıyla iştirak etmesi nedeniyle indirim uygulanan bentte yer alan '15.508.504,81 TL' ibaresinin çıkartılarak yerine '6.355.873,53 TL' ibaresinin eklenmesi ve neticeten sanık hakkında takdiri indirim uygulanan bentte yer alan '12.923.754 TL' ibaresinin çıkartılarak yerine '5.296.561,27 TL' ibaresinin eklenmesi ile sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına..." karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.09.2022 tarih ve 112162 sayı ile;

"...1)Sanık ... yönünden itiraz nedenleri:

İtiraza konu uyuşmazlık; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca düzenlenen 18.05.2022 tarihli tebliğnamenin, sanık ...’a tebliğ edilip edilmeyeceğine ilişkindir.

Sanık ... hakkında, 4389 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 02.10.2020 tarih ve 2012/286 Esas, 2020/234 karar sayılı hükmü ile; 4389 sayılı Yasa'nın 22/3-ikinci cümlesi, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 65, 80, 59, 31, 33. maddeleri gereğince 7 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 2.103.795,07 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, bu hükmün Yüksek Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 06/06/2022 tarih ve 2022/4116 Esas, 2022/10682 Karar sayılı İlamı ile onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak;

Sanık ...’ın, Tarsus 1. Noterliği tarağından düzenlenen 20/04/2022 gün ve 2158 sayılı 'Azilname' belgesi ile müdafilerini azlettiği ve buna ilişkin belgeleri UYAP üzerinden 24.05.2022 tarihinde Yargıtay 7. Ceza Dairesi’ne bildirildiği halde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca düzenlenen 18.05.2022 tarihli tebliğnamenin, sanık ...’a veya azledilen müdafilerine tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı üzere; hükmü temyiz etmeleri halinde veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin, sanık veya müdafine tebliğ olunacağı, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CYUY'nin 316. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiş, 5271 sayılı CYY'nin 297. maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir. Adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı ile ilgili bulunan bu hüküm buyurucu nitelikte olup, uyulması zorunludur.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca düzenlenen Tebliğnamenin, sanık ...’a, tebliğ edilmeden temyiz incelemesinin yapılmasının, hukuka aykırılık oluşturduğu düşüncesindeyiz,

2) Sanık ... yönünden itiraz nedenleri; Sanık ... hakkında, 12.666.639,47 TL tutarındaki 17 adet usulsüz kredi verilmesi nedeni ile kurulan mahkumiyet hükmündeki temel hapis cezasının belirlenmesi işleminde, 765 sayılı TCK'nın 29 maddeki kriterler, işlenen suçun niteliği, şekli zamanı, süresi, zimmeti geçirilen paranın ve zararın büyüklüğü ve sanığın yoğun kastı göz önüne alınarak; '4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3 maddesi 1. cümle gereğince, takdiren ve teşdiden…' şeklindeki gerekçe ile cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş bulunması ve kurulan mahkumiyet hükmünde cezaya esas alınan, ...-..., ... Tekstil ve ... Kağıt Sanayi ve ... firmalarına verilen usulsüz krediler dışında kalan 9.483.603 TL tutarındaki 13 adet usulsüz kredi verilmesi eylemleri yönünden, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 22... aylık uzatılmış dava zaman aşımı süresinin temyiz inceleme gününde tamamlanmış bulunduğu hususunun Yüksek Daireniz tarafından da kabul edilmesi karşısında; zamanaşımı süresi tamamlanmış olan eylemleri nedeniyle sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi zorunluluğu ve zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle, sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde mahkemece teşdiden uygulama yapılmış olmasına nazaran, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi dikkate alınarak verilecek hem hapis, hemde adli para cezasının oluşan bu duruma göre yeniden tayininde zorunluluk bulunması hususu gözetilerek, hükmün, 5320 sayılı Yasa'nın 8.maddesine göre yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmesi yerine,

Yazılı şekilde mahkûmiyet hükmüne esas alınan ve zaman aşımı süresinin dolduğu kabul edilen kredi eylemlerinin yalnızca adli para ceza yönünden dikkate alınarak, adli para cezalarının buna göre yeniden belirlenip, hapis cezası yönünden ise zamanaşımı süresi dolan usulsüz kredi eylemlerin nazara alınmaması sonucunu doğuracak biçimde hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesinin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesine aykırı bulunduğu kanısında olduğumuzdan, yukarıda arz ve izah edildiği üzere sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği düşüncesindeyiz.

3) Sanık ... yönünden itiraz nedenleri;

Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmündeki temel hapis cezasının belirlenmesi işleminde,765 sayılı TCK'nın 29 maddeki kriterler, işlenen suçun niteliği, şekli zamanı, süresi, zimmeti geçirilen paranın ve zararın büyüklüğü ve sanığın yoğun kastı göz önüne alınarak '4389 Sayılı Bankalar Kanununun 22/3 maddesi 1. cümle gereğince, takdiren ve teşdiden…' şeklindeki gerekçe ile cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş bulunması ve kurulan mahkumiyet hükmünde cezaya esas alınan, ...-..., ... Tekstil, ... Kağıt Sanayi, ... ve ... AŞ firmalarına verilen usulsüz krediler dışındaki, 8.523.997 TL tutarında bulunan 15 adet usulsüz verilen kredi eylemleri yönünden, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 22... aylık uzatılmış dava zamanaşımı süresinin temyiz inceleme gününde tamamlanmış bulunduğu hususunun Yüksek Daireniz tarafından da kabul edilmesi karşısında; zamanaşımı süresi tamamlanmış olan eylemleri nedeniyle sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi zorunluluğu ve zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle, sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde mahkemece teşdiden uygulama yapılmış olmasına nazaran, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi dikkate alınarak verilecek hem hapis, hem de adli para cezasının oluşan bu duruma göre yeniden tayininde zorunluluk bulunması hususu gözetilerek, hükmün, 5320 sayılı yasanın 8.maddesine göre yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmesi yerine,

Yazılı şekilde mahkumiyet hükmüne esas alınan ve zaman aşımı süresinin dolduğu kabul edilen kredi eylemlerinin yalnızca adli para ceza yönünden dikkate alınarak, adli para cezalarının yeniden belirlenip, hapis cezası yönünden ise zaman aşımı süresi dolan kredi eylemlerin nazara alınmaması sonucunu doğuracak biçimde hükmün düzeltilerek onanmasına,

Karar verilmesinin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesine aykırı bulunduğu kanısında olduğumuzdan, yukarıda arz ve izah edildiği üzere sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği düşüncesindeyiz.

4) Sanık ... yönünden itiraz nedenleri

Sanık ... hakkında 2001/232 Esas sayılı ana iddianamenin 66-68. sayfalarında anlatılan, ... Grubu firmalarına (... Tekstil San. ve Tic. AŞ, ... Tekstil, ... Moda ve ... Tekstil firmalarına) kullandırılan usulsüz krediler de hükümde mahkumiyete esas alınmış olup belirtilen krediler yönünden temyiz inceleme tarihinde 765 sayılı TCK.nın 102/2 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 22... ay uzatılmış dava zamanaşımı süresinin tamamlanmış bulunduğu cihetle, sanığın anılan eylemleri nedeniyle düşme kararı verilmesi zorunluluğu ve zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle, mahkemece teşdiden uygulama yapılmış olmasına nazaran, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi dikkate alınarak verilecek hapis ve adli para cezalarının oluşan bu duruma göre yeniden tayininde zorunluluk bulunması hususu gözetilerek, hükmün CMUK’un 321. maddesi gereğince bozulmasına, karar verilmesi yerine yazılı şekilde hükmün onanmasına,

Karar verilmesinin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesine aykırı bulunduğu kanısında olduğumuzdan, yukarıda arz ve izah edildiği üzere sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği düşüncesindeyiz.

5) Sanık ... yönünden itiraz nedenleri;

Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde '4389 Sayılı Bankalar Kanunu’nun 22/3. maddesi 1. cümle gereğince, suç kastının yoğunluğu, zarar miktarının büyüklüğü, suçunişleniş şekli ve sanığın konumu dikkate alınıp alt sınır aşılarak takdiren ve teşdiden…' şeklindeki gerekçe ile cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş bulunması ve kurulan mahkumiyet hükmünde cezaya esas alınan bir kısım firmalara kullandırılan kredi eylemleri yönünden, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 22... aylık uzatılmış dava zamanaşımı süresinin temyiz inceleme gününde tamamlanmış bulunduğu hususunun Yüksek Daireniz tarafından da kabul edilmesi karşısında; zamanaşımı süresi tamamlanmış olan eylemleri nedeniyle sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi zorunluluğu ve zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle, sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde mahkemece teşdiden uygulama yapılmış olmasına nazaran, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi dikkate alınarak verilecek hem hapis, hem de adli para cezasının oluşan bu duruma göre yeniden tayininde zorunluluk bulunması hususu gözetilerek, hükmün, 5320 sayılı Yasa’nın 8.maddesine göre yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince bozulmasına, karar verilmesi yerine,

Yazılı şekilde mahkumiyet hükmüne esas alınan ve zaman aşımı süresinin dolduğu kabul edilen kredi eylemlerinin yalnızca adli para ceza yönünden dikkate alınarak, adli para cezalarının yeniden belirlenip, hapis cezası yönünden ise zamanaşımı süresi dolan kredi eylemlerin nazara alınmaması sonucunu doğuracak biçimde hükmün düzeltilerek onanmasına,

Karar verilmesinin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesine aykırı bulunduğu kanısında olduğumuzdan, yukarıda arz ve izah edildiği üzere sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği düşüncesindeyiz.

6) Sanık ... ... yönünden itiraz nedenleri;

Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde '4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3 maddesi 1. cümle gereğince, suç kastının yoğunluğu, zarar miktarının büyüklüğü, suçun işleniş şekli ve sanığın konumu dikkate alınıp alt sınır aşılarak takdiren ve teşdiden…' şeklindeki gerekçe ile cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş bulunması ve kurulan mahkumiyet hükmünde cezaya esas alınan bir kısım firmalara kullandırılan kredi eylemleri yönünden, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 22... aylık uzatılmış dava zaman aşımı süresinin temyiz inceleme gününde tamamlanmış bulunduğu hususunun Yüksek Daireniz tarafından da kabul edilmesi karşısında; zamanaşımı süresi tamamlanmış olan eylemleri nedeniyle sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi zorunluluğu ve zincirleme suça esas bir kısım eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle, sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde mahkemece teşdiden uygulama yapılmış olmasına nazaran, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi dikkate alınarak verilecek hem hapis, hem de adli para cezasının oluşan bu duruma göre yeniden tayininde zorunluluk bulunması hususu gözetilerek, hükmün, 5320 sayılı yasanın 8.maddesine göre yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmesi yerine,

Yazılı şekilde 'mahkumiyet hükmüne esas alınan ve zaman aşımı süresinin dolduğu kabul edilen kredi eylemlerinin yalnızca adli para ceza yönünden dikkate alınarak, adli para cezalarının yeniden belirlenip, hapis cezası yönünden ise zaman aşımı süresi dolan kredi eylemlerin nazara alınmaması sonucunu doğuracak biçimde' hükmün düzeltilerek onanmasına,

Karar verilmesinin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesine aykırı bulunduğu kanısında olduğumuzdan, yukarıda arz ve izah edildiği üzere sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği..." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.

CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 17.10.2022 tarih ve 8283-15121 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

İtirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında nitelikli banka zimmeti suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;

1- Sanık ...’a, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2022 tarihli ve 12396 sayılı tebliğnamesinin sanığa/müdafiine tebliğ edilmeden temyiz incelemesi yapılmasının savunma hakkının ihlaline (adil yargılama hakkına aykırılık) yol açıp açmadığı,

2- Sanıkların 765 sayılı TCK’nın 80. maddesi gereğince zincirleme suça dâhil edilen nitelikli banka zimmeti suçu kapsamında kalan bir kısım eylemlerinin zamanaşımı sürelerinin dolduğundan bahisle Özel Dairece bu eylemler yönünden düşme kararı verildikten sonra zamanaşımı gerçekleşmeyen eylemler bakımından hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar verilip verilemeyeceği,

Hususlarının belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR

...’ın hâkim hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkanı olan inceleme dışı sanık ... ile birlikte Banka Yönetim Kurulu Üyesi olan sanıklar ..., ... ile Banka Kredi Risk İzleme ve Hukuk İşleri Genel Müdürü ..., inceleme dışı sanık ...’in şirketlerinde çalışan ... ve ... Limited Şirketinin ortağı ve yetkilisi olan sanık ... ile ... Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkanı, ... Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ ortağı ve yetkilisi, ... Tekstil Endüstri ve Ticaret AŞ Firmasının ortağı ve yetkilisi olan sanık ...’in ... grubuna ait şirketlere kaynak aktarmak amacıyla Banka parasını gerek kredi yeterliliği olmayan firmalara, gerek paravan şirketlere ipoteksiz kredi tahsis ederek gerekse KKTC’de kurulan ... Of Shore Limited Şirketine Banka kaynaklarını aktarmak suretiyle nitelikli banka zimmeti suçunu işlediklerinden bahisle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verildiği,

Sanık ...’ın 20.04.2022 tarihli "Azilname" ekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılı dilekçesinin başlık kısmında "Tebliğname No-7/2022-12396 " yazılı olduğu,

Anlaşılmaktadır.

V. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konularına İlişkin Açıklamalar

23.03.2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca 04.04.1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 316. maddesinin 3. fıkrası karar tarihinde yürürlükte bulunduğu hâliyle şöyledir:

"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde sanık veya müdafii ile müdahil, şahsi davacı veya vekillerine dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevap verebilir.".

Kanun yolu yargılamasında da iddia makamı ya da katılan tarafından ileri sürülen aleyhe iddia ve mülahazalara karşı beyanda bulunmanın, savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Yüksek Ceza Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin aleyhe sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde savunma merciine de tebliğ edilmesi gerektiğinin bilincindedir.

Ancak, esaslı değerlendirmeler ya da sanığın bilgisi dâhilinde olmayan ek açıklamalar içermemesi, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle hükmün onanması talebini kapsaması ve onama kararının gerekçesinde tebliğnameye atıf yapılmaması gibi durumlarda tebliğnamenin tebliğ edilmemesinin, her zaman savunma hakkının kısıtlanması ve bütünü itibarıyla adil yargılama ilkesinin ihlal edilmesi sonucunu doğurmayacağı kabul edilmelidir. Anayasa Mahkemesi de aynı görüştedir (2014/2517 sayılı ... başvurusu üzerine verdiği 05.04.2017 tarihli kararı).

Kaldı ki sanığın müdafilerini azlettiğine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 20.04.2022 tarihli dilekçesinde "7-2022/12396" şeklinde tebliğname bilgisine de yer verdiği ve böylelikle düzenlenme sürecini takip ettiği tebliğnameden zımnen haberdar olduğu da anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan ikinci uyuşmazlık konusuyla ilgili 765 sayılı TCK'da düzenlenen zamanaşımı sürelerinin ve zincirleme (müteselsil) suçlarda zamanaşımının hangi tarihten itibaren hesaplanacağı hususu üzerinde de durulmalıdır.

765 sayılı TCK’nın zamanaşımına ilişkin "Dava ve cezanın sukutu" başlıklı 102. maddesi;

"Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

1- Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi sene,

2- Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,

3- Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,

4- Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene,

5- Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuz liradan ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerde iki sene,

6- Bundan evvelki bendlerde beyan olunan mikdardan aşağı cezaları müstelzim kabahatlerde altı ay geçmesiyle ortadan kalkar.

Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında yazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbed yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde dava müruru zamanı yoktur." şeklinde düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un 103. Maddesi ise şöyledir; "Müruru zamanın başlangıcı tamamiyle icra olunmuş cürüm ve kabahatler hakkında fiilin vukuu gününden ve teşebbüs olunan veya icra ve ikmal olunamayan cürümler hakkında son fiilin işlendiği tarihten ve mütemadi ve müteselsil cürümler hakkında dahi temadi ve teselsülün bittiği günden itibar olunur."

Kanun'un 103. maddesindeki düzenlemeye göre zincirleme (teselsül) suçlarda zamanaşımı "teselsülün bittiği günden itibar olunur." zira teselsül sona ermedikçe, hakkın ihlâline de devam olunmakta ve böylece fail zamanaşımından faydalanacak bir duruma girmemiş bulunmaktadır. (Sulhi Dönmezer- Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Cilt 3, 14. Bası, İstanbul, 1999, s. 259)

765 sayılı TCK'nın 80. maddesi ile aynı Kanun'un 103. maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, zincirleme suç halkasına dâhil edilen her bir eyleme/suça ilişkin dava zamanaşımının ayrı ayrı hesaplanması söz konusu hükümlere açıkça aykırı olup zamanaşımının teselsülün bittiği tarihten itibaren başlayacağının kabulü gerekir (CGK. 08.02.2023 t. 241-74 s.). Zira zincirleme/müteselsil suç kurumunda aslında her biri bağımsız birden fazla suç bulunmakta ise de bu suçlar arasında cezadan indirim neticesine baliğ olan normatif bir bütünlük tesis edilmiş olmaktadır.

B. Uyuşmazlıklara İlişkin Hukuki Nitelendirme

1-Sanık ...’a Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2022 tarihli ve 12396 sayılı tebliğnamesinin sanığa/müdafiine tebliğ edilmeden temyiz incelemesi yapılmasının savunma hakkının ihlaline (adil yargılama hakkına aykırılık) yol açıp açmadığı sorunu;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 18.05.2022 tarihli ve 12396 sayılı mahkûmiyet kararının onanması istemli tebliğname sanık ...'a tebliğ edilmeksizin Özel Dairece temyiz incelemesi yapılmış ise de sanığın müdafilerini azlettiğine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 20.04.2022 tarihli dilekçesinde "7-2022/12396" şeklinde tebliğname bilgisine de yer verilmiş olmasına nazaran düzenlenme sürecini takip ettiği tebliğnameden zımnen haberdar olduğunun anlaşılması, söz konusu tebliğnamede "usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle hükmün onanması" isteminde bulunulması ile yetinildiğinin, temyiz edenlerin cevap vermesini ya da yorumlarını gerektirecek düzeyde, daha önce tartışılmayan konulara ilişkin yeni bir argüman ileri sürülmediğinin ve esaslı değerlendirmeler ile ek açıklamalar yapılmadığının, Özel Dairece de tebliğnameye atıfta bulunulmaksızın sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün onandığının görülmesi karşısında;

Yargılamanın bütünü dikkate alındığında; 22.06.2022 tarihinde dava zamanaşımının gerçekleşeceği anlaşılan somut olay bakımından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin sanığa tebliğ edilmemesinin adil yargılanma bağlamında savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmadığı kabul edilmelidir.

2- Sanıkların 765 sayılı TCK’nın 80. maddesi gereğince zincirleme suça dâhil edilen nitelikli banka zimmeti suçu kapsamında kalan bir kısım eylemlerinin zamanaşımı sürelerinin dolduğundan bahisle Özel Dairece bu eylemler yönünden düşme kararı verildikten sonra zamanaşımı gerçekleşmeyen eylemler bakımından hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar verilip verilemeyeceği;

Suçun sübutu ya da vasfı yönünden herhangi bir ihtilaf bulunmayan olayda, Özel Dairece sanıkların 765 sayılı TCK’nın 80. maddesi kapsamında zincirleme suç halkasına dâhil olan birtakım nitelikli banka zimmeti suçlarının, CGK'nın 08.02.2023 tarihli ve 241-74 sayılı içtihadı hilafına zamanaşımına uğradığından bahisle düşürülmesine, buna bağlı olarak nisbi, netice adli para cezasının tenkisine ve fakat hürriyeti bağlayıcı ceza miktarının olduğu gibi korunması suretiyle hapis cezası yönünden zamanaşımı süresi dolan kredi eylemlerinin nazara alınmaması sonucunu doğuracak biçimde hükmün düzeltilerek onanmasının usule aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de;

Sanıkların sübuta eren eylemleri nedeniyle oluşan Banka zararı üzerinde hâkimin herhangi bir inceleme ve araştırma yapmasını, kanıt toplamasını veya takdir hakkını öncekinden farklı biçimde kullanmasını gerektiren bir durum oluşmadığı gibi meydana gelen zararın ağırlığı yanında Yerel Mahkemenin temel cezayı belirlerken nazara aldığı diğer yasal ve özelleştirilmiş kriterler ile 4389 sayılı Kanun’un 22/3-2. cümlesi ile 765 sayılı TCK'nın 29. maddesinde belirtilen ilkelere müstenid, ilgili ve yeterli gerekçesine göre, 22.06.2022 tarihinde dava zamanaşımının gerçekleşeceği anlaşılan somut olay bakımından, Özel Dairenin takdir ve uygulamasında netice itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Zincirleme Suç konusundaki 12 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page