Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti
Yargıtay 9. HD Bozma İş Hukuku
Temyizde Sunulan Ödeme Bordroları Dikkate Alınır mı? Borcu Söndüren Belge İstisnası
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1512 · K. 2026/4009 · T. 29.04.2026
Karar Özeti
Davacı işçi, haklı fesih iddiasıyla kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi alacaklarını istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay, kanun yolunda yeni delil sunulamayacağı kuralının tek istisnasının borcu söndüren nitelikteki belge olduğunu, ödenmiş alacakta hukuki yarar bulunmadığından bu durumun kanun yolunda da kendiliğinden gözetilebileceğini belirtmiştir. Temyiz dilekçesi ekinde sunulan, banka kayıtlarıyla uyumlu bordroların bazı aylarda ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuku içerdiği görüldüğünden, ödenen bu ücretlerin mahsubu için karar bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Kanun yolunda sunulan ve borcu söndüren nitelikteki belge, yargılama henüz tamamlanmamışsa değerlendirilmeli; somut olayda bordrolarla ödendiği anlaşılan ücretler mahsup edilmelidir.
Soru: İşveren, ödeme yaptığını gösteren bordroları ilk kez temyiz aşamasında sunabilir mi?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire9. Hukuk Dairesi
- Esas No2026/1512
- Karar No2026/4009
- Karar Tarihi29.04.2026
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır.”
“Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1252 E., 2025/2881 K.
DAVA TARİHİ: 11.12.2023
İLK DERECE MAHKEMESİ: Tokat 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/371 E., 2024/141 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.11.2014-22.11.2023 tarihleri arasında davalı işveren bünyesinde çalıştığını; haftalık çalışma sürelerini aşacak şekilde uzun mesailer yaptığını, mağaza ve envanter sayımları ile denetim dönemlerinde gece geç saatlere kadar çalıştırıldığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığının tam olarak ödenmediğini, ayrıca işyerinde sistematik baskı ve mobbinge (psikolojik taciz) maruz kaldığını, sağlık sorunlarına rağmen ağır işlerde çalıştırıldığını ve yetersiz personel nedeniyle iş yükünün artırıldığını ve bu nedenlerle iş sözleşmesini noter ihtarnamesiyle haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, asgari geçim indirimi ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı def’inde bulunduklarını, dava dilekçesinin kanun hükümlerine uygun olmadığını, belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığını ve alacak kalemlerinin kötüniyetle düşük gösterildiğini, davacının iş sözleşmesini istifa ederek sona erdirdiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını ve herhangi bir işçilik alacağının bulunmadığını, ücretlerin banka aracılığıyla eksiksiz ödendiğini, fazla çalışma yapılmadığını, vardiya ve denkleştirme sistemi uygulandığını, gerektiğinde serbest zaman kullandırıldığını, yıllık ücretli izin, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin bordrolarla ödendiğini, davacının sağlık sorunları ve haklı fesih iddialarını kanıtlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, talep edilen alacaklara kısmen hak kazanıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Kıdem tazminatının kabulüne ilişkin değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu ve davacının ödenmemiş herhangi bir işçilik alacağının bulunmadığını,
2. Hükmün yalnızca davacı tanıklarının beyanlarına dayandırıldığını, ücret tespitinin hatalı yapıldığını ve çalışma sürelerinin tanıkların fiilen bildirdikleri dönemlerle sınırlı olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
3. Fazla çalışma ücretinden prim ve ek ödemelerin mahsup edilmesi ile yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun kabul edilmesi gerektiğini; ayrıca ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile yıllık ücretli izin alacaklarının da bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesap yöntemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, kanun yolu aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır.
6100 sayılı Kanun’un 114/1-(h) hükmünde "davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması" dava şartları arasında sayılmıştır. Ödenmiş alacak hakkında davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Bu hâlde, 6100 sayılı Kanun’un 115. maddesi gereğince, dava şartının varlığı ya da yokluğunun incelenmesi, doğrudan mahkemeye verilmiş ödevlerden olması karşısında, önceden ileri sürülmemiş olsa bile kanun yolu aşamasında dava şartının var olup olmadığını kendiliğinden gözetilmesinde bir usuli engel bulunmamaktadır.
Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, kanun yolu aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermiş ise; bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır.
Gerçekten de yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, kanun yolu aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.02.2016 tarihli ve 2014/22-735 Esas, 2016/166 Karar sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta; 26.11.2018-22.11.2023 tarihlerini kapsayan hesap döneminde yalnızca 2022 yılı Temmuz ayı ve sonrasına ait bordrolar değerlendirilerek hüküm altına alınan alacaklar hesaplanmış ve ödenenler mahsup edilmiştir. Ancak temyiz dilekçesi ekinde sunulan ve tüm hesap dönemini kapsadığı anlaşılan bordroların banka kayıtlarıyla uyumlu olduğu ve bir kısım aylarda ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuku içerdiği görülmektedir. Bu itibarla söz konusu bordrolar da değerlendirmeye alınarak, ödendiği anlaşılan ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin hesaplamadan mahsup edilmesi gerektiğinden hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti Ödenmeyen İşçinin Feshi Haklı Bulundu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/5067 · K. 2026/4313
Onanan kararlarda, somut olayda işçinin ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunduğundan feshin haklı nedene dayandığı ve kıdem tazminatına hak kazanıldığı kabul edilmiştir.
Onama Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Kadroya Geçişte Sözleşmede Asgari Ücrete Oranlı Ücret Yoksa Fark Ücret Talebinin Reddi Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1767 · K. 2026/4328
Somut olayda kadroya geçiş sözleşmesinde ücretin asgari ücretin belli oranı fazlası olarak belirlenmediği gerekçesiyle fark ücret talebinin reddi, Yargıtay'ca usul ve kanuna uygun bulunarak onanmıştır.
Onama Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti
Yargıtay 10. HD 11.06.2026
Fiili Hizmet Süresi Zammı Davasında SGK Fer'i Müdahil Değil Davalı Olarak Gösterilmeli
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2025/17679 · K. 2026/9046
Fiili hizmet süresi zammı istemli davada Sosyal Güvenlik Kurumu fer'i müdahil değil davalıdır; Kurumun karar başlığında fer'i müdahil gösterilmesi yeniden yargılama gerektirmediğinden hüküm düzeltilerek onanır.
Düzelterek Onama Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti
Yargıtay 9. HD 21.05.2026
Makam Şoförlüğünü Yardımcı İş Sayıp Asıl İşvereni Sorumlu Tutan İstinaf Kararı Onandı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/5006 · K. 2026/4840
Onanan bölge adliye mahkemesi kararına göre makam şoförlüğü yardımcı iş olup işin sahibi, alt işveren işçisinin işçilik alacaklarından İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asıl işveren olarak sorumludur.
Onama Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti
Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti konusundaki 9 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.