Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku
Yargıtay 9. HD Bozma İş Hukuku
Yabancı Hukuka Tâbi Yurt Dışı Çalışmada Üç Aylık Zamanaşımı Kamu Düzenine Aykırı Bulunmadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/4837 · K. 2026/4342 · T. 11.05.2026
Karar Özeti
Yurt dışı şantiyelerde çalışan davacı işçinin alacak davasında ilk derece mahkemesi yabancı iş mevzuatına göre davayı kısmen kabul etmiş, istinaf başvuruları reddedilmiştir. Yargıtay, Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünü iptal eden kararının geriye yürümediğini; hukuk seçimi ve daha sıkı ilişkili hukuk yoksa mutad işyeri hukukunun uygulanacağını, zamanaşımının esasa uygulanan hukuka tâbi olduğunu belirtmiştir. Yabancı hukuktaki üç aylık süre kamu düzenine aykırı görülmediğinden bu hukuka tâbi dönemler için davalının usulüne uygun zamanaşımı def'i üzerine davanın reddi, diğer dönemlerde ise daha sıkı ilişkili Türk hukukunun uygulanması gerektiğinden karar bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Zamanaşımı esasa uygulanan hukuka tâbidir; iç hukukta üç aydan kısa dava ve başvuru süreleri de bulunduğundan yabancı hukuktaki üç aylık süre somut olayda Türk kamu düzenine aykırı görülmemiştir.
Soru: Yurt dışında çalışan işçinin alacaklarına yabancı ülkenin kısa zamanaşımı süresi uygulanır mı?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı oy çokluğuyla bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire9. Hukuk Dairesi
- Esas No2026/4837
- Karar No2026/4342
- Karar Tarihi11.05.2026
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 27/1
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 27/2
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 27/4
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 8
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 5
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 153/5
Kararın Önemli Bölümleri
“Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir.”
“Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/1143 E., 2025/1530 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kütahya 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/153 E., 2025/52 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ...Şubesinin Maldivlerde kurduğu ... Ltd'nin inşaat şantiyelerinde işveren davalı Şirkete bağlı olarak ahşap ve marangoz ustası olarak çalıştığını, davalı Şirket ile yurt dışında kurulan şirket arasında fiilî ve organik bağ olduğunu, davacının iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının müvekkil Şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, dava konusu kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağının gerçekte belirlenebilir alacak olması sebebi ile hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 10.01.2001-10.06.2001 tarihleri ve 06.02.2017-06.01.2022 tarihleri arasında davalı Şirkete bağlı olarak yurt dışında çalıştığı, banka kayıtlarına göre ... Ltd. tarafından davacıya ödemeler yapıldığı, ödeme tarihlerinin davacının ... Otelinin inşaatında çalıştığı tarihlerle uyuştuğu, yurda giriş çıkış kayıtlarından tespit edilen tarihlerin, davacının çalışma tarihleri ile uyumlu olduğu, gazete haber kaynaklarında yer alan bilgiler, emsal kararlar da dikkate alındığında davacının davalıya ait otel inşaatında formen olarak çalıştığının anlaşıldığı, uyuşmazlığın çözümünde ... İş Mevzuatının uygulanması gerektiği, ... mevzuatı dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacının iki farklı dönemde çalıştığı, iki çalışma dönemi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle iki dönem çalışmanın birleştirilmesinin mümkün olmadığı, davacının ikinci dönem çalışması olan 06.02.2017-06.01.2022 arasındaki dönemin dikkate alındığı, buna göre iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, karşılığı ödenmeyen yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin de bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davada yabancılık unsuru bulunduğunu ve mutad işyeri ... olduğundan ... hukukunun uygulanması gerektiğini,
b. Davanın husumetten reddi gerektiğini,
c. Kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin belirsiz dava olarak açılamayacağını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini,
ç. Belirli süreli iş sözleşmesi işin bitimi ile kendiliğinden sona erdiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,
d. Zamanaşımına uğrayan taleplerin reddi gerektiğini,
e. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,
f. Davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının bulunmadığını, bilirkişi raporundaki hesaplamaların eksik incelemeye dayandığını, davacının çalışma iddialarının gerçeği yansıtmadığını,
g. Husumetli davacı tanık beyanlarının esas alınamayacağını, tanık beyanları yetersiz olup davacı ile tüm dönem çalışmadıklarını,
h. Ulusal bayram ve genel tatil yönünden tamamen yurt dışında ifa edilen bir iş ilişkisinde, dinî ve millî bayram günlerinin Türk hukukuna göre belirlenemeyeceği şeklindeki görüşe dikkat edilmesi gerektiğini,
ı. Davacının dava dışı ...'de çalışırken iş sözleşmesinin ücret, fazla çalışma ve sair ücretleri kapsayacak şekilde davacı ile anlaşarak düzenlendiğini, yazılı sözleşmelerin davacı tarafından imzalandığını, davacının iş ilişkisinin sona ermesine kadar itirazı olmadan bu şekilde çalışmaya ve ücret almaya devam ettiğini, davacının sözleşmesi ve banka hesabına yatan para cinsi TL üzerinden olmasına rağmen davayı USD cinsinden açarak haksız menfaat elde etmeye çalıştığını,
i. Davacının 313 gün Türkiye'de bulunduğu sabit olmasına rağmen hiçbir dayanağı olmayan, varsayıma dayanan hesaplamalar yapılarak banka kayıtlarında ücretinin çok üzerinde farklılık gösteren ödemelerin mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; güncel tarihli Anayasa Mahkemesi kararı gereği uyuşmazlığa daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, işçi lehine ve sınırlı inceleme yapılarak somut olaya taraflar arasındaki daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı, husumet, dava türü, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, alacakların hesap yöntemi ve ispatı hususlarına ilişkindir.
1. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.
Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.
Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.
Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde; davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde ... iş mevzuatının uygulanması suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek yargılama sonuçlandırılmıştır.
Dosyada bulunan davacıya ait yurda giriş çıkış kayıtlarına göre dava konusu dönemde davacının davalı işyerinde; 06.02.2017 - 26.07.2017, 07.08.2017 - 08.02.2018, 19.02.2018 - 24.10.2018, 09.11.2018 - 24.06.2019, 24.07.2019 - 28.02.2020, 11.10.2020 - 26.03.2021, 07.04.2021 - 06.01.2022 tarihleri arasında çalışması bulunmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; davacının 06.02.2017 - 26.07.2017, 07.08.2017 - 08.02.2018, 19.02.2018 - 24.10.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunmamaktadır. Bu hâlde uyuşmazlık konusu dönemde iş sözleşmesine, daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirme yapıldığında bu dönemler bakımından işçi ve işverenin Türk olması ve yerleşim yerlerinin Türkiye'de olması kriterleri, işverenin emir ve talimatlarına bağlı olarak işin görüldüğü ve ücret ödeme borcunun ifa edildiği yer hukukuna göre Türk hukukunun iş sözleşmesi ile daha sıkı ilişkili olduğunu ortaya koymamaktadır. Buna göre hukuk seçimi anlaşması bulunmayan uyuşmazlık konusu bu dönemlerde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşıldığından mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uyuşmazlığa uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre yabancı hukukun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
... 2/2008 Sayılı İstihdam Yasası'nın İşten Çıkarma ile ilgili Şikayet kenar başlıklı 10.maddesi "a. Çalışanın, bildirim yapılmış olsun veya olmasın, işten çıkarılmasının gerekçesiz olduğu kanaatini taşıdığı durumlarda, üç ay içinde Mahkemeye işten çıkarma ile ilgili şikayette bulunma hakkı vardır. Bu bölüm, çalışanın, bildirim alındığı tarihten itibaren mahkemeye şikayette bulunmasını engellemez."
b. Deneme süresi içinde işten çıkarılan bir çalışan veya emeklilik yaşı veya istifa gerektiren diğer nedenlerden dolayı işten çıkarılan bir çalışan, (a) bendi uyarınca Mahkemeye şikayette bulunma hakkına sahip değildir" şeklindedir.
Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir.
Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.
Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki 3 aydan daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan ... hukukundaki 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde ... iş mevzuatı uygulanmasına rağmen ilgili kanunda öngörülen zamanaşımı süresinin dikkate alınmaması hatalıdır.
Şu hâlde, 06.02.2017 - 26.07.2017, 07.08.2017 - 08.02.2018, 19.02.2018 - 24.10.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından ... iş mevzuatı doğrultusunda dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafından da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu dönemler yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
Dosyada mevcut yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Buna göre taraflar arasındaki hukuk seçimi anlaşmasının kapsamında bulunduğu anlaşılan 24.07.2019 - 28.02.2020 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması suretiyle ilgili kanunda öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu dönem yönünden de zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekecektir.
Davacının 09.11.2018 - 24.06.20 19... .10.2020 - 26.03.2021, 07.04.2021 - 06.01.2022 tarihleri arasında ki çalışma dönemleri bakımından yabancı hukukun uygulanması gerektiğine yönelik varılan sonuç ise dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Dosya içeriğine göre; 09.11.2018 - 24.06.20 19... .10.2020 - 26.03.2021, 07.04.2021 - 06.01.2022 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından ...'de çalışan davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 09.11.2018 - 24.06.20 19... .10.2020 - 26.03.2021, 07.04.2021 - 06.01.2022 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Değişik Gerekçe)
(Değişik Gerekçe)
DEĞİŞİK GEREKÇE
Türk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, “Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup, söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir.
Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı Devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı).
Uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214; Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s.314; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s.126; Mesut Aygün, Ali Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914).
Uyuşmazlık konusu dönemde davacı işçinin davalıya ait ...'de bulunan işyerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. ... ülkesinde uygulanan 2/2008 sayılı İstihdam Kanunu'nun "İşten Çıkarma İle İlgili Şikayet" kenar başlıklı 10. maddesinin (a) bendinde "Çalışanın bildirim yapılmış olsun veya olmasın, işten çıkarılmasının gerekçesiz olduğu kanaatini taşıdığı durumlarda, üç ay içinde Mahkemeye işten çıkarma ile ilgili şikayette bulunma hakkı vardır. Bu bölüm, çalışanın, bildirim alındığı tarihten itibaren Mahkemeye şikayette bulunmasını engellemez." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Söz konusu hükümde, 3 aylık bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.
... İstihdam Kanunu'nun 10/a hükmünde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan belirtilen zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ... İstihdam Kanunu'nun 10/a hükmünde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kurallar, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir.
Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; Doğan, s.260-261).
... İstihdam Kanunu'nda öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresi, Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılama ilkesi kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal edici nitelikte olduğundan Türk kamu düzenine açıkça aykırıdır. Bu nedenle 3 aylık zamanaşımı süresi yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuk olan ... hukukunda uygulanan genel zamanaşımı süreleri araştırılmalıdır. Her bir dönem bakımından tespit edilen genel zamanaşımı süreleri, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, belirtilen hukuklardaki genel zamanaşımı sürelerine öncelik verilmelidir. Ancak ... hukukunda öngörülen genel zamanaşımı sürelerinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır.
Belirtmek gerekir ki zamanaşımı süresi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan mahkemeye erişim hakkı ile doğrudan ilgilidir. Bu açıdan zamanaşımının savunma aracı olarak davalı tarafça ileri sürülmemesi hâlinde mahkemenin resen dikkate alamaması ile mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken zamanaşımı süresinin kamu düzenine ilişkin yönü farklı hususlardır.
Açıklanan nedenlerle ... İstihdam Kanunu'nda yer alan 3 aylık zamanaşımı süresinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyoruz.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Hukuk Seçimi Yapılmayan Yurt Dışı Çalışmada Türk Hukuku Daha Sıkı İlişkili Bulundu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/5057 · K. 2026/4316
5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmüne ilişkin iptal kararı geriye yürümez; somut olayda hukuk seçimi bulunmayan dönemde tabiiyet ve yerleşim yeri gibi unsurlar gereği daha sıkı ilişkili Türk hukuku uygulanmalıdır.
Bozma İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Hukuk Seçimi Yoksa Türk Hukukuyla Daha Sıkı İlişkili Yurt Dışı Çalışmaya Türk Hukuku Uygulanır
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3789 · K. 2026/4339
Hukuk seçimi bulunmayan dönemde tabiiyet, yerleşim yeri ve ücretin Türkiye'de ödenmesi gibi unsurlar daha sıkı ilişkiyi gösteriyorsa yurt dışında çalışan işçinin sözleşmesine Türk hukuku uygulanır.
Bozma İhbar Tazminatı
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Yurt Dışı Çalışmada Hukuk Seçimi Yoksa Türkiye ile Daha Sıkı İlişki Varsa Türk Hukuku Uygulanır
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/4732 · K. 2026/4310
Somut olayda, hukuk seçimi bulunmayan yurt dışı çalışma dönemleri için tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri ve ücretin Türkiye'de ödenmesi gözetilerek daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukuku uygulanmalıdır.
Bozma İş Hukuku
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Bozmaya Uyulan İşçilik Alacağı Davasında AYM İptal Kararıyla Türk Hukukuna Dönülemez
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/4382 · K. 2026/4299
Kazakistan hukukunun uygulanmasını öngören bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak doğar; mahkeme geriye yürümeyen AYM iptal kararına dayanarak Türk hukukunu uygulayamaz.
Bozma Fazla Çalışma Ücreti
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.