Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Ziynet Eşyası Alacağı
Hukuk Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Aile ve Boşanma Hukuku
İtibar Edilen Tanığın Ziynet Miktarına Dair Sözleri de Hükme Esas Alınmalı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/759 · K. 2025/692 · T. 05.11.2025
Karar Özeti
Davacı kadın, düğünde takılan ziynetlerin evden ayrılırken kendisinden zorla alındığını ileri sürerek davalı erkekten iadesini istemiştir. Bozma sonrası mahkeme davacı tanıklarının beyanlarını esas alarak davayı kısmen kabul etmiş; Özel Daire bazı ziynetler yönünden de kabul gerektiği gerekçesiyle bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davacı tanıklarına üstünlük tanınmasını isabetli bulmuş; ancak tanık beyanlarının bir bütün olduğunu ve ziynet miktarına ilişkin beyanlara neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını belirtmiştir. Bir bilezik, bir küpe ve 25 çeyrek altın yönünden de davanın kabulü gerektiğinden direnme kararı bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Tanık beyanı bir bütün olduğundan, bir bölümü hükme esas alınan tanık beyanının aynı konudaki diğer bölümleri de esas alınmalıdır; somut olayda ziynet miktarına ilişkin beyanlar da dikkate alınmalıydı.
Soru: Ziynet davasında tanık beyanının bir kısmı esas alınıp miktara ilişkin kısmı yok sayılabilir mi?
Sonuç: Direnme kararı oy birliğiyle bozuldu; karar düzeltme yolu açık bırakıldı.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulHukuk Genel Kurulu
- Esas No2024/759
- Karar No2025/692
- Karar Tarihi05.11.2025
- Karar TürüHukuk Genel Kurulu Kararı
- SonuçDirenme Kararının Bozulması
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“Tanık beyanlarının bir bütün olduğu ve bir bölümü esas alınan tanık beyanlarının aynı konuya ilişkin devam eden tüm bölümlerinin de hükme esas alınması gerektiği gözetilerek”
“düğünde takılan ve uyuşmazlık konusu olan ziynetlerin miktarı bakımından da beyanları bulunduğu hâlde, bu beyanlara neden itibar edilmediği açıklanmamıştır.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
SAYISI: 2024/2 E., 2024/6 K.
ÖZEL DAİRE KARARI: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2023 tarihli ve
2022/11475 Esas, 2023/1555 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 1. Aile Mahkemesince verilen karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 15.06.1012 tarihinde evlenerek erkeğin ailesinin yanında yaşamaya başladıklarını, ortak çocuklarının bulunmadığını, geçimsizlik nedeniyle Ankara 5. Aile Mahkemesinin 28.11.2013 tarihli ve 2013/178 Esas, 2013/1486 Karar sayılı kararı ile eşlerin boşanmalarına karar verildiğini, düğünde takılan ziynet eşyalarının müvekkilinden zorla alındığını ve iade edilmediğini ileri sürerek 3 adet 22... gram bilezik, 1 adet saat, 1 adet 14 ayar tek taş yüzük, 1 adet 14 ayar alyans, 1 çift küpe, 1 adet 22 ayar kolye, 25 adet çeyrek ve 6 adet yarım altın, 1 adet 22... gram bilezik ve 1 adet 22... gram bilezikten oluşan ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İstemi
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, davacının kabulü ile tarafların müvekkilinin ailesiyle birlikte yaşadıklarını, evliliğin fiilen iki ay sürdüğünü, davalının ziynet eşyaları ile hiçbir ilgisinin olmadığını, davacının evden ayrılırken üzerinde taşıdığı altınlarla birlikte gittiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı
6. Ankara 1. Aile Mahkemesinin 14.12.2015 tarihli ve 2014/1407 Esas, 2015/1752 Karar sayılı kararı ile; ziynet alacağına ilişkin eldeki davada davacının davaya konu ziynet eşyalarının evden ayrılırken kendisinden zorla alındığını iddia ettiği, buna karşılık davalının ise eşyaların davacı giderken beraberinde götürdüğünü savunduğu, toplanan delillere göre davacının iddiasını kanıtlamaya elverişli bir delil bulunmadığı, söz konusu eşyaların rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen ve götürülebilen nitelikte olması nedeniyle olağan olanın bu çeşit eşyaların kadının üzerinde olması olduğu, bu bakımdan davacı olağanüstü şartlarda evden ayrılmadıkça bu türden eşyaları yanında götürmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı
7. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece ilk olarak hükmün onanmasına karar verilmiş, onama kararına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.10.2018 tarihli ve 2018/1681 Esas, 2018/10639 Karar sayılı kararı ile;
“…Somut olayda, davacı kadın iddiasını ispat etmek için tanık dinletmiştir. Davacı tanıkları ... ile ... beyanlarında özetle; 06.30-07.00 sıralarında davacının kayınbabası, görümcesi ve görümcesinin eşinin getirip eve bırakıp gittiklerini, geldiğinde üzerinde hiçbir ziynet eşyası olmadığını, elinde bir poşet olduğu şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Mahkemece dinlenen davalı tanıklarından ...; “..davacıyı sahur vaktine yakın bir saatte ailesinin evine götürmüştük, biz götürürken yüzükleri parmağındaydı, bilezikleride kolundaydı..” şeklinde, ... ise; “...ailesinin evine götürdük, davacının elinde bir adet poşet vardı, poşette ne olduğunu bilmiyorum, üzerinde ziynet eşyası yoktu…” şeklinde beyanda bulunmuş, bu iki tanığın beyanları birbiriyle çelişmiştir.
Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Dosyada tanığın gerçek olmayan olayları gerçekmiş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu yoktur. O halde, tanığın sözlerine değer vermek gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle davacı ve davalı tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmek ve hangi tanık beyanlarına üstünlük tanındığı gerekçeleri ile de ortaya konulmak suretiyle hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki, davanın reddine dair verilen mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken zuhulen onanmasına karar verildiği yeniden yapılan inceleme sonucunda anlaşılmakla, davacı tarafın karar düzeltme talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı
9. Ankara 1. Aile Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli ve 2019/31 Esas, 2022/45 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılamada; davacı vekilince 28.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen 1.000,00 TL alacağın 17.121,59 TL artırılarak toplamda 18.121,59 TL alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, Mahkemece davalı tanık beyanlarının birbiriyle çelişir ifadeler barındırmasına karşılık davacı tanık ifadelerinin birbirini doğrular nitelikte olması nedeniyle davacı tanık beyanlarının hükme esas alındığı, 11.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar 3 adet bilezik yönünden alacak talebi hesabı yapılmış ise de davacı tarafından dosyaya sunulan fotoğrafların incelenmesinde davacının kolunda 2 adet bilezik görüldüğü, bozma öncesi alınan 15.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda 2 adet bilezik tespit edildiği gibi dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflarda da 2 adet bilezik göründüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2 adet 22... gram bilezik (4.112,50 TL), 1 adet saat (150,00 TL), 1 adet 14... gram tek taş yüzük (205,64 TL), 1 adet alyans yüzük 6 gr (308.46 TL) ve 1 adet 14... gram kolye 20 gr (1.028,20 TL) altın eşyasının aynen iadesine, aynen iade mümkün olmadığı takdirde 1.000,00 TL alacağın dava tarihi olan 16.10.2014 tarihinden, kalan 4.804,80 TL alacağın ise ıslah tarihi olan 28.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı
10. Hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
11. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2023 tarihli ve 2022/11475 Esas, 2023/1555 Karar sayılı kararı ile;
“…1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ve kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşılmakla; davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece bozmaya uyularak dava konusu talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tanık beyanları ve düğün fotoğraflarına göre kadının talepleri arasında da bulunan, kadına düğünde ve sonrasında 3 adet bilezik takıldığı, 1 adet küpe ve 25 adet çeyrek altın takıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde Mahkemece hüküm verilen ziynet eşyaları dışında bir adet bilezik, 1 adet küpe ve 25 adet çeyrek altın yönünden de kadının ziynet alacağı davasının kabulü gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.''
Direnme Kararı
12. Ankara 1. Aile Mahkemesinin 07.03.2024 tarihli ve 2024/2 Esas, 2024/6 Karar sayılı kararı ile bozma öncesi kararda yer alan gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
13. Direnme kararı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Ziynet eşyası alacağına ilişkin eldeki davada Mahkemece kabul edilenler yanında “bir adet bilezik, 1 adet küpe ve 25 adet çeyrek altın yönünden de” davanın kabulüne karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
15. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ispat hukuku yönünden geçerli kurallara değinmekte yarar vardır.
16. Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (Yılmaz, E.: Hukuk Sözlüğü, Ankara 2011, s. 1529).
17. Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların doğru olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanat verilmesi işlemine ispat denir. Bir taraf, ancak dayandığı vakıaların doğru olduğunu veya karşı tarafın dayandığı vakıaların doru olmadığını ispat ederek, davayı kazanır veya davanın reddini sağlayabilir. Davacı davasında ne kadar haklı olursa olsun, davasını dayandırdığı vakıaları ispat edemez veya ispat eder de davalı bunların aksini ispat ederse davayı kaybeder. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) ile düzenleme altına alınan emredici hükümlere göre; davacı iddiasının, davalı ise savunmasının dayanağı olan vakıaları ve bu vakıaların hangi delillerle ispat edileceğini dilekçelerinde (md. 119,1/e-f; md. 129,1/d-e) bildirirler. Hâkim ön inceleme aşamasında, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder (md. 140).
18. İspat yükü hakkında genel kural; Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” ve 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinde de, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde iki düzenleme ile hüküm altına alınmıştır. Buna göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Her iki düzenlemede birbirleri ile paralel olup, 6100 sayılı Kanun’un 190/1. maddesi, 4721 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre daha açık ve üzerinde uzlaşma bulunan bir ifadedir.
19. Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemece davalı tanık beyanlarının birbiriyle çelişir ifadeler barındırmasına karşılık davacı tanık ifadelerinin birbirini doğrular nitelikte olması gerekçesiyle davacı tanık beyanlarına üstünlük tanınarak hüküm kurulduğu açıktır. Dosya kapsamı ve tanık beyanları incelendiğinde, mahkemenin bu hususa ilişkin kabulü isabetli olmakla birlikte davacı tanıkları ... ve ...’ın düğünde takılan ve uyuşmazlık konusu olan ziynetlerin miktarı bakımından da beyanları bulunduğu hâlde, bu beyanlara neden itibar edilmediği açıklanmamıştır.
20. Keza uyuşmazlık konusu ziynetlerin miktarı yönünden davacı tanığı olarak dinlenen ...’ın “düğünden önce davalı taraf 30'ar gramdan 2 bilezik almıştı, bir adet tektaş yüzük, küpe, saat, alyans almışlardı, bir de düğünden sonra bilezik aldılar, 5-6 adet yarımlık taktılar, 20-25 adet davacıya ait olarak çeyrek verdiler” şeklinde beyanda bulunduğu, ...’ın ise “davacıya düğünde 30 gramdan 3 tane bilezik takılmıştı, iki tane yüzük vardı, bir tanesi tektaştı bir tanesi de alyanstı, bir adet saat, 25-30 tane çeyrek altın takılmıştı” şeklinde beyanda bulundukları anlaşılmıştır. Tanık beyanlarının bir bütün olduğu ve bir bölümü esas alınan tanık beyanlarının aynı konuya ilişkin devam eden tüm bölümlerinin de hükme esas alınması gerektiği gözetilerek Mahkemece yapılması gereken iş; kabul edilen ziynet eşyaları dışında bir adet bilezik, 1 adet küpe ve 25 adet çeyrek altın yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinden ibarettir.
21. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
22. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
05.11.2025 tarihinde yapılan görüşmede oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 2. HD 15.06.2026
Kocanın Ziynetleri Alıp İade Etmediği Görgü Tanığıyla İspatlanınca Dava Kabul Edilmeli
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/9233 · K. 2026/6559
Somut olayda kadından aktarıma dayanmayan görgü tanığı beyanı ve kadının ortak konuta döneceği düşüncesiyle ayrılması karşısında ziynetlerin erkek tarafından alınıp iade edilmediği ispatlanmıştır.
Bozma Ziynet Eşyası Alacağı
Yargıtay 2. HD 24.12.2024
Düğünde Erkeğe Takılan Çeyrek Altınların Kadına Ait Sayılması Bozuldu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2024/5797 · K. 2024/10388
Anlaşma veya ispatlanan yerel örf yoksa düğünde eşlere takılan ekonomik değerli şeyler kural olarak takıldığı eşe aittir; karşı cinse özgü olanlar o cinse verilmiş sayılır.
Bozma Ziynet Eşyası Alacağı
Yargıtay 2. HD 16.06.2026
Ziynet Alacağı Davasında Yemin Deliline Dayanan Kadına Yemin Hakkı Hatırlatılmalı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2026/136 · K. 2026/6720
Kadına özgü ziynetlerin kadında olmadığını kadın ispatlamalıdır; somut olayda yemin deliline de dayanan kadına yemin hakkı hatırlatılmadan hüküm kurulması eksik inceleme sayılmıştır.
Kısmen Bozma Ziynet Eşyası Alacağı
Hukuk Genel Kurulu 05.07.2023
Ziynetlerin Kadından Alınıp Bozdurulduğu Tanıklarla İspatlanınca Ret Kararı Bozuldu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/191 · K. 2023/703
Kadın, ziynetlerin varlığını ve evlilik içinde kendisinden alınıp iade edilmediğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlarsa, iade yükümlülüğü bulunmadığını ispat yükü erkek eşe geçer.
Direnme Kararının Bozulması Ziynet Eşyası Alacağı
Ziynet Eşyası Alacağı konusundaki 12 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Mal Rejimi Tasfiyesi ve Ziynet Alacağı
- Aile ve Boşanma Rehberi
- Aile ve Boşanma Hukuku Yargıtay Kararları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.