top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Ziynet Eşyası Alacağı

Yargıtay 2. HD Kısmen Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Ziynet Alacağı Davasında Yemin Deliline Dayanan Kadına Yemin Hakkı Hatırlatılmalı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2026/136 · K. 2026/6720 · T. 16.06.2026

Karar Özeti

Karşılıklı boşanma davasında karşı davacı kadın, evlenirken takılan ziynetleri erkeğin araba alma isteği üzerine ona verdiğini ileri sürmüş, erkek ise ziynetleri kadının evi terk ederken götürdüğünü savunmuştur. Ziynet alacağı davasının reddine ilişkin karar kadın tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ispat yükü kadında olsa da erkeğin annesi ile kadın tanığının beyanlarına göre çeyrek altınlar yönünden davanın ispatlandığını kabul etmiştir. Diğer ziynetler için bilirkişi raporuyla niteliklerin belirlenmesi ve yemin deliline de dayanan kadına yemin hakkının hatırlatılması gerektiğini belirterek kararı ziynet alacağı yönünden bozmuş, diğer yönleri onamıştır.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Kadına özgü ziynetlerin kadında olmadığını kadın ispatlamalıdır; somut olayda yemin deliline de dayanan kadına yemin hakkı hatırlatılmadan hüküm kurulması eksik inceleme sayılmıştır.

Soru: Ziynet alacağı davasında ispat yükü kimdedir?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı ziynet alacağı davasının reddi yönünden bozuldu, diğer yönlerden onandı.

Kararın Önemli Bölümleri

“Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir.”

“davalı-karşı davacı kadın ziynetler konusunda yemin deliline de dayandığından, kadına diğer ziynetlere ilişkin yemin hakkı hatırlatılıp teklif etmesi halinde”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/1880 E., 2025/1878 K.

DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı

İLK DERECE MAHKEMESİ: Çorum 3. Aile Mahkemesi

SAYISI: 2023/546 E., 2025/167 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ve tazminat miktarları yönünden; davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü, hükmedilen tazminatlar ve miktarları, iştirak nafakası miktarı, reddedilen yoksulluk nafakası talebi ile ziynet alacağının reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı erkek vekilinin tüm; davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .

2.Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (...., Ankara 2011, s. 1529). Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir (...., Ziynet Davaları, İstanbul 2013, s.3).

Bu noktada “kişisel mal” kavramının yasal olarak nasıl düzenlendiği üzerinde durulmalıdır:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 220 nci maddesinde;

“Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

3. manevî tazminat alacakları,

4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.”

kişisel mal olarak sayılmıştır. Bu noktada belirtilmelidir ki, eşlere ilişkin her türlü giyim eşyası, mücevher, saat, takılar, spor araç ve gereçleri, cep telefonları, gözlük, makyaj malzemesi gibi sadece kişisel kullanıma yönelik kural olarak taşınırlardan oluşan, istisnai olarak taşınmaz mallar 4721 sayılı Kanunun 220 inci maddesinin birinci fıkrasına göre o eşin kişisel malıdır .............. Hukuku, C.III, Aile Hukuku, s.218).

Dairemizin önceki içtihatları, "aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır" yönündeydi. Ancak toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi, dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; "Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir" yönündedir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir.

Hemen belirtilmelidir ki, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. (6100 sayılı Kanun m.190) Diğer taraftan 4721 sayılı Kanunun 222 inci maddesinin birinci fıkrasında da yine aynı Kanunun 6 ncı maddesi ile paralellik gösteren “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür” şeklindeki düzenleme ile de ispat yükünün kime ait olduğu hususu gösterilmiştir. Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir. Ziynet eşyası davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır.

Diğer yandan, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" (6100 sayılı Kanun md. 26/1)

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davalı-karşı davacı kadın karşı dava dilekçesinde, evlenirken kendisine takılmış olan takıları eşinin araba almayı istemesi üzerine çıkarıp hepsini eşine verdiğini ileri sürerek 7 adet 22... 'er gram bilezik, 7 çeyrek altın, 1 adet 50 gram set takımı, 1 adet 8 gram küpenin bedelinin iadesini talep etmiş, davacı-karşı davalı erkek ise cevap dilekçesinde ziynetlerin müşterek haneyi terk ederken kadın tarafından yanında götürüldüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davacı-karşı davalı erkeğin annesinin tanık olarak dinlendiğinde, çeyrek altınların herhalde harcandığını ve borçlara vermiş olabileceklerini ifade ettiği, davalı-karşı davacı tanığı ...'ın da altınların araba tamiri için bozdurulduğu yönündeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde çeyrek altınlar yönünden davacının davasını ispatladığı bunlar yönünden kabul kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Diğer ziynetler yönünden ise; her ne kadar gerekçeli kararda bilirkişi raporuna atıf yapılmışsa da dosyada bilirkişi raporu alınmadığı görülmekle öncelikle bilirkişi raporu alınarak ziynetlerin niteliklerinin belirlenmesi ile davalı-karşı davacı kadın ziynetler konusunda yemin deliline de dayandığından, kadına diğer ziynetlere ilişkin yemin hakkı hatırlatılıp teklif etmesi halinde davacı-karşı davalı erkeğe usulüne uygun yemini yaptırılıp değerlendirilerek, bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ziynet alacağı davasının reddi yönünden BOZULMASINA,

2.Davacı-karşı davalı erkek vekilinin tüm, davalı-karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden...'e yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran...'ye geri verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Ziynet Eşyası Alacağı konusundaki 12 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page