Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Etkin Pişmanlık
Ceza Genel Kurulu Diğer Ceza Hukuku
Zorunlu Müdafi Olmadan Kurulan Hüküm Bölge Adliye Mahkemesince Bozulabilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/669 · K. 2026/169 · T. 11.03.2026
Karar Özeti
Bölge adliye mahkemesi, gece vakti nitelikli hırsızlık suçundan ilk derece mahkemesince zorunlu müdafi atanmadan kurulan hükmü, bu eksikliğin yanı sıra zincirleme suç ve etkin pişmanlık yönlerinden de bozmuştur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bozma sonrası verilen istinaf kararını, önceki bozma sebeplerinin CMK 280/1-e ve f bentlerinde sayılmadığı gerekçesiyle bozmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Ceza Genel Kurulu, zorunlu müdafiin yokluğunda duruşma yapılmasının CMK 289/1-e kapsamında hukuka kesin aykırılık olduğunu, bölge adliye mahkemesinin bu nedenle CMK 280/1-e uyarınca bozma yetkisi bulunduğunu belirterek Özel Daire bozma kararını kaldırmıştır.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Zorunlu müdafiin yokluğunda duruşma yapılması CMK 289/1-e kapsamında hukuka kesin aykırılıktır; bölge adliye mahkemesi bu nedenle hükmü CMK 280/1-e uyarınca bozabilir.
Soru: Zorunlu müdafi atanmadan yargılama yapılırsa bölge adliye mahkemesi hükmü bozabilir mi?
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı kabul edilerek Özel Daire bozma kararı kaldırıldı.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulCeza Genel Kurulu
- Esas No2025/669
- Karar No2026/169
- Karar Tarihi11.03.2026
- Karar TürüCeza Genel Kurulu Kararı
- SonuçDiğer
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“Zorunlu müdafiin yokluğunda duruşma yapılması CMK'nın 289/1-e bendi kapsamında mutlak surette hukuka aykırılık teşkil eder.”
“Bölge adliye mahkemesi de bu durumda, istinafa konu ilk derece mahkemesi hükmünü, sair yönlerini incelemeksizin aynı Kanun'un 280/1-e bendi gereğince bozabilir.”
Kararın Tam Metni
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 2. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 1779-1585
I. HUKUKİ SÜREÇ
Nitelikli hırsızlık suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-g, 143, 62 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı olmak üzere 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.03.2019 tarihli ve 731-415 sayılı hükümlerin, sanık ... vekili, diğer sanıklar ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 07.10.2020 tarih ve 3697-1721 sayı ile;
"1-Sanıklara isnat edilen TCK'nın 142/2-g ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, CMK’nın 150/3.. maddeleri uyarınca zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilip aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması,
2-Sanıkların eylemleri zincirleme şekilde hırsızlık suçunu oluşturduğu hâlde delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanmaması,
3-Sanıklar hakkında TCK'nın 168/2-4 maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
Kabule göre de;
4-Çalınan hayvanların değerine dikkate alınıp alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma gereğini yerine getiren Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesince 22.04.2021 tarih ve 879-481 sayı ile müsnet suçtan sanıkların TCK’nın 142/2-g, 143, 43/1, 168/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı olmak üzere 4 yıl 3 ay 13 gün hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin hükümlerin, sanıklar müdafiileri ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 14.09.2021 tarih ve 1779-1585 sayı ile hüküm fıkralarında yer alan "4 yıl 3 ay 13 gün" ibarelerinin "4 yıl 3 ay 16 gün" şeklinde düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hükümlerin de sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 15.04.2025 tarih ve 12788-6706 sayı ile; "...Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının CMK’nın 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, aynı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmesi ile duruşma açılıp taraflar çağrılarak belirtilen hukuka aykırılığın giderilip delillerin değerlendirilmesi sonucunda hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.09.2025 tarih ve 121193 sayı ile; "...Sanığa isnat edilen suç için öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilmesi ve müdafiin duruşmalarda hazır bulunması gerektiği konusunda kuşku yoktur. İlk derece mahkemesinin müdafi atamadan yargılamaya devam etmesi ile atanan müdafiin duruşmada hazır bulunmaması arasında da bir fark olmasa gerekir. CMK’nın 188/1. maddesi gereğince kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin duruşmada hazır bulunması şart olup müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlleri dışında yokluğunda yargılamaya devam edilmesi hem CMK’nın 188/1 maddesine hem de 289/1-e maddesine aykırılık oluşturacağından bölge adliye mahkemelerinin bozma yetkisini düzenleyen CMK’nın 280. maddesinin (e) bendinin atıfta bulunduğu aynı Kanun’un 289/1-e maddesi kapsamındaki hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince bozulmasında Kanun’a aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemelerince CMK’nın 280/1-e-f bentleri kapsamında bozma kararı verildiğinde, yol gösterme amacıyla diğer bozma nedenlerine de işaret edilmesi mümkündür. Bu nedenle Özel Dairenin bozma kararının kaldırılarak hükmün onanması gerekir." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 2. Ceza Dairesince 21.10.2025 tarih ve 11676-18564 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI ve KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanıklara müdafi atanmadan ve sorguları sırasında zorunlu müdafii hazır edilmeden duruşmaya devamla hüküm verilmesinin, bölge adliye mahkemelerine bozma yetkisi veren CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin atıfta bulunduğu, CMK'nın 289. maddenin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında kalıp kalmadığının, bu bağlamda 07.10.2020 karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemesinin sanıklara zorunlu müdafi tayin edilmesi gerekçesi ile bozma kararı verip veremeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya içeriğinden;
Anamur Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.11.2018 tarih ve 1232-1219 sayı ile sanıkların gece vakti nitelikli hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-g ve 143. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı ve yargılama safahatinin "Hukukî Süreç" kısmında anlatıldığı gibi gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık Konusuyla İlgili Mevzuat ve Açıklamalar
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 490-197; 11.02.2026 tarihli ve 567-79 sayılı içtihatlarında açıklandığı üzere;
Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Yer verilen düzenlemelere göre bölge adliye mahkemesi, karar tarihinde mer'i hâliyle CMK'nın 280/1-e bendi kapsamında; mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması, geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması, mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması, duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi ile hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması hâllerinde ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu hükmü bozabilecekken, hükmün CMK'nın 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi veya hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması sebepleriyle bozma kararı veremeyecektir.
Her ne kadar 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile değiştirilen CMK'nın 280. maddesinin (e) bendi mucibince, 25.12.2025 tarihinden sonra verilen hükümlerde bölge adliye mahkemelerinin (g) ve (h) bentleri de dahil olmak üzere CMK’nın 289. maddesinde yazılı tüm kesin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozma kararı verebilmesi olanaklı hâle gelmiş ise de, usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça hemen ve derhal uygulanma ilkesi olup anılan ilke uyarınca muhakeme kanunlarında yapılan değişikliklerin, icra edildikleri tarihte mer'i olan usul hükümlerine uygun olan işlemlerin hukuki sıhhatine hâlel getirmeyeceği gibi hukuken sorunlu olanları da hukuka uygun hâle tahvil edemeyecekleri gözden uzak tutulmamalıdır.
Kanun vazıı ceza yargılama sistemimiz bakımından, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, müdafisi bulunmayan şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilmesini, adaletin selameti açısından zorunlu kılmış (CMK m. 150/2-3); buna bağlı olarak uygulama, CMK'nın 150/3. maddesinde öngörülen "cezanın alt sınırı" ifadesinin, uygulanması zorunlu olan nitelikli hâlleri de kapsadığı yönünde istikrar kazanmıştır.
CMK'nın 188/1. maddesinin emredici sarahatine nazaran, duruşmada kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması gerekmekte olup bu mecburiyet, evleviyetle/a priori müdafiin görevlendirilmesini emreder. Zira hazır bulundurmak, seçilmiş veya görevlendirilmiş bir müdafiin varlığına bağlıdır.
Şu hâle göre; duruşmada, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde (CMK m. 150/2-3) müdafiin hazır bulunması şarttır (CMK m. 188/1). Zorunlu müdafiin yokluğunda duruşma yapılması CMK'nın 289/1-e bendi kapsamında mutlak surette hukuka aykırılık teşkil eder. Bölge adliye mahkemesi de bu durumda, istinafa konu ilk derece mahkemesi hükmünü, sair yönlerini incelemeksizin aynı Kanun'un 280/1-e bendi gereğince bozabilir. Kabule göre yapılan bozma sebeplerinin bağlayıcı olmaması gözetildiğinde mahkemenin bozma yetkisi yönünden sonucu değiştirmeyeceği de açıktır.
B. Açıklamalar Işığında Uyuşmazlık Konusu Değerlendirildiğinde
Sanıklara isnat edilen gece vakti nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı itibarıyla müdafi tayin edilmesi zorunlu olup İlk Derece Mahkemesince sanıklara müdafi atanmadan ve kanunen mutlaka duruşmada hazır bulunması gereken müdafii olmaksızın yargılamaya devamla hüküm kurulmasının, CMK’nın 188. maddesinin birinci fıkrası nazara alındığında, aynı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâlini meydana getirdiği anlaşılmakla, bu hukuka aykırılık sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesinin CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki yetkiye dayanarak bozma kararı vermesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 15.04.2025 tarihli ve 12788-6706 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Uygulamanın denetlenmesi amacıyla dosyanın, Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Ceza Genel Kurulu 21.01.2026
Yanıltıcı Bilgi Veren Sanık Uyuşturucuda Etkin Pişmanlıktan Yararlanamaz
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/54 · K. 2026/50
Kolluğa sonuca etkili bilgi yerine müphem ve yanıltıcı bilgiler veren, suçun ortaya çıkmasına ya da suç ortaklarının yakalanmasına yardım etmeyen sanık TCK 192/3 indiriminden yararlanamaz.
İtirazın Reddi Etkin Pişmanlık
Anayasa Mahkemesi 11.12.2025
Denetim Süresinde Kasıtlı Suç İşleyenin Ertelenen Cezasının İnfazı Anayasa'ya Aykırı Değil
Anayasa Mahkemesi · E. 2025/87 · K. 2025/253
Denetim süresinde kasıtlı suç işlenince ertelenen cezanın infazını öngören TCK 51/7 belirli ve orantılı olup suçun sabit olduğu CMK 223/4 kapsamındaki ceza verilmesine yer olmadığı kararlarını da kapsar.
İptal İsteminin Reddi Etkin Pişmanlık
Yargıtay 8. CD 02.07.2026
Etkin Pişmanlık İndirimi için Bölge Adliye Mahkemesinin Duruşma Açması Gerekirdi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/11452 · K. 2026/9793
Somut olayda TCK 192/3 kapsamındaki etkin pişmanlık indirimi CMK 303/1 ve 280/1-c kapsamında bir düzeltme sebebi olmadığından bölge adliye mahkemesinin duruşma açarak hüküm kurması gerekir.
Kısmen Bozma Etkin Pişmanlık
Yargıtay 8. CD 02.07.2026
Menfaatleri Çatışan Sanıkların Aynı Müdafi Tarafından Savunulması Bozma Nedeni Oldu
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/10620 · K. 2026/9756
Bir sanık adına savunma yapılırken diğeri yönünden savunmada zafiyete düşülecekse, menfaatleri çatışan sanıkların aynı müdafi tarafından temsili Avukatlık Kanunu 38 ve CMK 152'ye aykırıdır.
Bozma Etkin Pişmanlık
Etkin Pişmanlık konusundaki 17 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.