top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Ceza Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Ceza Hukuku

Bölge Adliye Mahkemesinin Kanunda Sayılmayan Nedenle Verdiği Bozma Kararı Hükümsüzdür

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/164 · K. 2026/32 · T. 14.01.2026

Karar Özeti

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan ilk hüküm istinafta cebir, hile ve tehdide ilişkin gerekçelerle bozulmuş; sonraki hükümler Özel Dairece bozulunca yerel mahkeme direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisinin CMK 280/1-e ve f bentleriyle sınırlı olduğunu, bu hâller dışındaki bozma kararları temyiz edilemediğinden temyiz hakkının kısıtlandığını belirtmiştir. Bu nedenle yetki dışı bozma ile buna dayanan ilk derece ve istinaf kararları hükümsüz, Özel Daire kararları hukuki değerden yoksun sayılmış; direnme hükmü bozularak dosya ilk hükmün istinaf incelemesi için bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Bölge adliye mahkemesinin CMK 280/1-e ve f bentleri dışında verdiği bozma kararı ile buna dayanılarak kurulan hükümler, yetki sınırı aşıldığı ve görevsiz mahkemece verildiği için hükümsüz sayılır.

Soru: Bölge adliye mahkemesi kanunda sayılmayan bir nedenle bozma kararı verirse sonraki hükümler geçerli olur mu?

Sonuç: Direnme hükmü bozularak dosya, ilk hükmün istinaf incelemesi için bölge adliye mahkemesine gönderildi.

Kararın Önemli Bölümleri

“Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır.”

“bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır.”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 9. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ağır Ceza

SAYISI: 283-287

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 65 45... sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 103/4, 43/1, 61/7, 53... . maddeleri uyarınca neticeten 30 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.11.2022 tarihli ve 119-375 sayılı hükümlerin, sanık müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 14.03.2023 tarih ve 397-470 sayı ile;

"...1-Yerel Mahkemece sanık hakkında asıl dosya iddianamesi ve birleşen dosya iddianamesinde katılana karşı 'seni astırırım. kestiririm. cinsel organını kestiririm ağzına koydurturum, aileni kestiririm' şeklinde tehdit ifadeleri kullandığı, mağdurun bu tehditlerden korkması sebebiyle sanığın evine gittiği ve cinsel istismar eylemine karşı koyamadığı bu sebeple de cinsel istismarın tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştiği ve tehdit eyleminin bağımsız bir tehdit suçuna vücut vermediği, TCK 103/4 maddesinde düzenlenen nitelikli halin oluşumuna vücut verdiğinin iddia edilmesine rağmen, gerekçeli kararda sanık hakkında TCK 103/4 maddesi uyarınca arttırım yapıldığı ancak arttırımın belirtilen tehdit eylemi sebebiyle yapılmadığı, sanığın katılanın yemeğine ilaç katarak katılanı uyutması ve bundan sonra cinsel eylemlerini gerçekleştirmesi sebebiyle varsayımsal cebir uygulandığının kabul edildiği, buna karşın iddianamede gösterilen tehdit eylemiyle ilgili herhangi bir karar verilmediği, eylemin sübutu halinde de bağımsız tehdit suçunun ya da TCK 103/4 maddesindeki nitelikli halin unsuru olup olmadığının tartışılmadığı,

Kabule göre de:

2-Yerel Mahkemece sanığın nitelikli cinsel saldırı eyleminin katılanın yemeğine ilaç katarak uyumasını sağladıktan sonra gerçekleştirmesi dolayısıyla varsayımsal cebir söz konusu olduğundan TCK 103/4 maddesi uyarınca sanık hakkında verilen cezada arttırım yapılmış ise de, TCK 103/4 maddesindeki cebir unsurunun gerçekleşmesi için maddi cebirin bir başka deyişle fiziksel zor kullanımın olması gerektiği, varsayımsal ya da mefruz cebir halinde bu hüküm çerçevesinde arttırım yapılmasının mümkün olmadığı, ...

Yukarıda zikredilen Yargıtay kararlarında da TCK 103/4 maddesinin uygulanması için maddi cebir ya da fiziksel güç uygulanmasının zorunlu olmasına mefruz ya da varsayımsal cebir halinde bu madde uyarınca arttırım yapılamayacak olmasına rağmen Yerel Mahkemece bu kanun hükmü uyarınca cezada arttırım yapılarak fazla cezaya hükmedilmiş olması,

3-Yerel Mahkemece sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini katılanın yemeğine ilaç katarak uyumasını sağladıktan sonra gerçekleştirmesi dolayısıyla varsayımsal cebir söz konusu olduğundan TCK 109/2 maddesi uyarınca sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, bu kanun hükmündeki cebirin maddi cebir olması gerektiği, mefruz ya da varsayımsal cebir halinde bu kanun hükmünün uygulanamayacağı, ...

Yukarıda zikredilen Yargıtay kararlarında da TCK 109/2 maddesindeki cebir unsurunun uygulanması için maddi cebir ya da fiziksel güç uygulanmasının zorunlu olmasına mefruz ya da varsayımsal cebir halinde bu madde uyarınca arttırım yapılamayacak olmasına rağmen Yerel Mahkemece bu kanun hükmü uyarınca cezada arttırım yapılarak fazla cezaya hükmedilmiş olması,

4- Sanığın mağduru önceleri evinde ödevini yapması için, daha sonra da evinde oyun oynaması için çağırdığı, mağdura oyunla ilgili maddi değeri yüksek satın almalar yaptığı, mağdurun ailesinin evden taşınması aşamasında yıpranmaması için taşınma sürecinde kendi evinde kalmasını sağladığı, katılana maddi imkanlarının da üstünde olacak şekilde 1800 TL ve 5800 TL'lik cep telefonları satın aldığı ve mağdurun yemeğine uyku ilacı katarak mağdurun uyumasını sağladıktan sonra cinsel eylemlerini gerçekleştirdiği, bu eylemleri sırasındaki davranışlarının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun 'hile' unsurunu oluşturup oluşmadığının karar yerinde tartışılmaksızın karar verilmiş olması..." isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrası Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesince 08.06.2023 tarih ve 137-193 sayı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 65 45... sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 103/2, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 22... ay; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin hükümlerin, sanık müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 20.09.2023 tarih ve 1297-1175 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın sanık müdafii ile katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.03.20 24... -2790 sayı ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden oy çokluğu ile; "B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Katılan mağdurun aşamalardaki anlatımları, savunma, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığın 27.10.2021 tarihli raporu ve ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın mağdura yönelik cinsel istismar eylemlerinin organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren eylemlerin zincirleme surette çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine göre cezalandırılması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması karşısında söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi; C. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden, Katılan mağdurun aşamalardaki anlatımları, savunma,14.03.2022 tarihli Kimya İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor içeriğinde mağdurda uyuşturucu veya benzer bir maddeye rastlanmamış olması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerinin hile kullanmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 109'uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki suçu oluşturduğu gözetilerek 109'uncu maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek 109'uncu maddesinin ikinci fıkrasından hüküm kurulması karşısında söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,'' isabetsizliklerinden bozulması üzerine Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesince 09.07.2024 tarih ve 283-287 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Bu hükümlerin de Cumhuriyet savcısı, katılan mağdur vekili ile sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2024 tarihli ve 88986 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 04.02.2025 tarih, 7460-778 sayı ve çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN

Direnmenin kapsamına göre inceleme; sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümler yönünden yapılmıştır.

Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar sanığın mağdura yönelik eylemlerinin:

1- Zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu yoksa zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu mu,

2- Zincirleme şekilde hile kullanılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu mu yoksa zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince, iddianamede gösterilen tehdit eylemiyle ilgili karar verilmediği, anlaşılmakla eylemin sübutu hâlinde bağımsız tehdit suçunu mu yoksa TCK'nın 103/4. maddesindeki nitelikli hâlini mi oluşturduğunun tartışılmaması,

Kabule göre de; mefruz ya da varsayımsal cebir hâlinde uygulanamayacak olmasına rağmen TCK’nın 103/4. ve 109/2. maddelerinin tatbiki suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,

Sanığın davranışlarının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun "hile" unsurunu oluşturup oluşturmadığına hükmün gerekçesinde değinilmemesi, isabetsizliklerinden bozma kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER

İncelenen dosya kapsamından;

Sanığın suç tarihinde katılan mağdura yönelik zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yargılama seyrinin "Hukukî Süreç" kısmında anlatıldığı gibi gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

IV. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarih ve 490-197 sayılı, 17.09.2025 tarih ve 242-343 sayılı, 30.10.2025 tarih ve 109-434 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;

Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri ancak şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:

1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,

2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.

Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Yüksek Ceza Genel Kurulunun belirtilen kararlarında ayrıntısına yer verilen hukuki düzenlemeler ve değerlendirmeler karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları veregeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması gündeme gelmektedir.

Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi esasen sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermektedir. Oysa CMK'nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca da "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür."

Bölge adliye mahkemelerinin CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar haricinde, görev sınırlarının aşılması suretiyle verdikleri, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemelerince görevli olmadıkları hâlde tesis edilen hükümlerin, görev sınırlarının aşılması ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunmaları" gerekir.

Keza, hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olmaları nedeniyle ve fakat münhasıran işin esasını çözen hüküm ve/veya kanun yolu mercii sıfatıyla denetleme kararı bağlamında hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunan iş bu karar ve hükmün konu olduğu, kanun yolu silsilesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile Özel Daire kararlarının da doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından aynı mahiyette oldukları kabul edilmelidir. Aksi hâlde CMK'nın 280. maddesinin emredici gerekleri gözetilmediğinden henüz hukuka uygun bir denetime tabi tutulduğu söylenemeyen ilk derece mahkemesinin ilk hükmünün, bozma kararları ile ortadan kalktığı sonucuna ulaşılacaktır.

Diğer taraftan 25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesi ile CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde" ibaresi "maddede" şeklinde değiştirilmiştir. Anılan Kanun'un 39. maddesinde değişikliğin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça "hemen ve derhâl uygulanma" ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tabi olacaktır. Usul kanunlarında yapılan değişiklikler, kanun yürürlüğe girdikten sonra yapılacak işlemler hakkında uygulanacak olup maddi ceza hukuku kurallarının aksine geçmişe yürümez. Bu kapsamda yapılan değişiklik zamanında yapılmış işlemlerin geçersiz sayılması sonucunu doğurmayacağı gibi hukuka aykırılık barındıran işlemlerin geçerli sayılmasını da mümkün kılmayacaktır.

Şu hâle göre, kanun yolu silsilesinin usul hukukuna uygun seyrini teminen; dava dosyasının, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK'nın 103/2, 103/4, 43/1, 53... /2, 109/3-f, 109/5, 43/1. ve 53. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine ilişkin Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.11.2022 tarihli ve 119-375 sayılı hükümlerin, sanık müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 14.03.2023 tarih ve 397-470 sayı ile, ayrıntıları hukuki süreç kısmında belirtilen gerekçeler doğrultusunda CMK'nın 280/1-f maddesi gereğince bozulması sonrası, İlk Derece Mahkemesince bozmanın gereği yerine getirilerek 08.06.2023 tarih ve 137-193 sayı ile sanığın müsnet suçlardan mahkûmiyetine dair verilen hükümlere yönelik sanık müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmasını müteakip Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 20.09.2023 tarih ve 1297-1175 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddedildiği, sanık müdafii ile katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilen bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.03.2024 tarih ve 227-2790 sayı ile bozulduğu, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesince 09.07.2024 tarih ve 283-287 sayı ile bozmaya direnilerek önceki hükümler gibi sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükümlerin de Cumhuriyet savcısı, sanık, sanık müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılan dosyada;

Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince verilen 14.03.2023 tarihli ve 397-470 sayılı bozma; 20.09.2023 tarihli ve 1297-1175 sayılı istinaf başvurularının esastan reddi kararları ile iş bu bozma kararlarına istinaden tesis edilen Trabzon 1. Ceza Mahkemesinin 08.06.2023 tarihli ve 137-193, 09.07.2024 tarihli ve 283-287 sayılı hükümlerinin görevsiz mahkemeler tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduğu gerekçesiyle hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinen 27.03.2024 tarih ve 227-2790 sayılı bozma ve 04.02.2025 tarihli ve 7460-778 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,

İsabetsiz bulunan Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2024 tarihli ve 283-287 sayılı direnme hükmünün bozulmasına,

Dava dosyasının, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.11.2022 tarihli ve 119-375 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince verilen 14.03.2023 tarihli ve 397-470 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.06.2023 tarihli ve 137-1 93... .07.2024 tarihli ve 283-287 sayılı hükümlerinin ve Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 20.09.2023 tarihli ve 1297-1175 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki kararı (ve hükümleri) konu edinen 27.03.2024 tarih ve 227-2790 sayılı bozma ve 04.02.2025 tarih ve 7460-778 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının ise "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,

2- İsabetsiz bulunan Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2024 tarihli ve 283-287 sayılı direnme hükmünün, "Mahkemece verilen 24.11.2022 tarihli 119-375 sayılı hükümlerle ilgili olarak, CMK'nın 280/2. maddesinin emredici hükümleri doğrultusunda Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince istinaf incelemesi yapılıp işin doğrudan muktezaya bağlanmasında zorunluluk bulunması" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

3- Dava dosyasının, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.11.2022 tarihli ve 119-375 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine,

4- Dava dosyasının, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma konusundaki 14 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page