top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › İştirak Nafakası

Yargıtay 2. HD Kısmen Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Tazminat ve Nafakalar Az Bulundu; Ailesinin Müdahalesine Sessiz Kalan Eş Kusurlu Sayıldı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2026/1444 · K. 2026/7357 · T. 29.06.2026

Karar Özeti

Karşılıklı boşanma davalarında ilk derece kararına yönelik istinaf başvuruları esastan reddedilmiş, karar iki tarafça temyiz edilmiştir. Yargıtay, davalı erkeğin konutun manevi bağımsızlığını sağlamadığının ve ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığının tanıklarla ispatlandığını, duyuma dayalı tanık beyanlarıyla ispatlanamayan vakıaların ise davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceğini belirterek erkeğin daha ağır kusurlu olduğu sonucunu yerinde bulmuştur. Buna karşılık kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve çocuklar yararına iştirak nafakası hakkaniyet ilkesi gözetildiğinde az bulunarak bozulmuş, karar diğer yönlerden onanmıştır.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Duyuma dayalı tanık beyanlarıyla ispatlanamayan vakıalar eşe kusur olarak yüklenemez; tazminat ve nafakalar tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile hakkaniyet ilkesine göre uygun miktarda belirlenmelidir.

Soru: Boşanmada duyuma dayalı tanık beyanıyla eşe kusur yüklenebilir mi?

Sonuç: Tazminat, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası miktarları yönünden karar kadın yararına bozuldu, diğer yönleri onandı.

Kararın Önemli Bölümleri

“dinlenen tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğunun, bu nedenle bu vakıanın ispat edilemediğinin, ispat edilemeyen bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin”

“Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakası azdır.”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1377 E., 2025/1555 K.

DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 3. Aile Mahkemesi

SAYISI: 2022/269 E., 2024/306 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, hükmedilen tazminat ve nafaka miktarları yönünden; davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle gerçekleşen ve İlk Derece Mahkemesince belirlenen kusurlar yanında erkeğin ''konutun manevi bağımsızlığını temin etmediğinin ve ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığının '' tanık beyanları ile ispat edildiğinin ve erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiğinin, kadına her ne kadar '' aşırı kıskanç tavırlarının olduğu '' vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de kusurun sabit olmadığı gibi özellikle erkeğe yüklenen güven sarsıcı davranış nazara alındığında söylemlerin aşırı kıskançlık boyutunda olmadığının, yine kadına yüklenen '' yaptığı işten dolayı kocasını hor gördüğü '' vakıasına yönelik dinlenen tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğunun, bu nedenle bu vakıanın ispat edilemediğinin, ispat edilemeyen bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin, yine de sonuç itibariyle boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin daha ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup davalı- karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı- karşı davalı kadın vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

3.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir.

4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi gereğince daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminatların miktarı, yoksulluk nafakası miktarı ve iştirak nafakası miktarı yönünden kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminatların miktarı, yoksulluk nafakası miktarı ve iştirak nafakası miktarı yönünden BOZULMASINA,

3.Davalı- karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı- karşı davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ...'e iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ...'a yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

İştirak Nafakası konusundaki 7 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page