top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik

Ceza Genel Kurulu Direnme Uygun Bulundu Ceza Hukuku

Öfkeyle Motosikleti Kovalayıp Çarpan Sürücü: Doğrudan Kast Değil Olası Kastla Öldürme

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/9 · K. 2026/114 · T. 25.02.2026

Karar Özeti

Petrol istasyonundaki tartışmanın ardından öfkelenen sanık, motosikletli maktulü aracıyla hızla takip ederek kavşakları kontrolsüz geçmiş ve motosiklete çarparak maktulün ölümüne neden olmuştur. Özel Daire eylemi doğrudan kastla öldürme kabul ederek bozmuş, bölge adliye mahkemesi ise olası kast kabulünde direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, sanığın süratle çarpması hâlinde ölümün gerçekleşebileceğini öngördüğünü, araçtaki arkadaşının uyarısına rağmen muhtemel neticeye kayıtsız kalarak hareketini sürdürdüğünü belirtmiştir. Eylemin bilinçli taksir veya doğrudan kast değil, olası kastla öldürme olduğunu kabul eden Kurul, direnme gerekçesini oy çokluğuyla isabetli bulmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Tartışmanın öfkesiyle motosikletliyi hızla kovalayıp çarpan sanık, ölümü öngörüp muhtemel neticeye kayıtsız kalarak kabullendiğinden eylemi somut olayda olası kastla öldürme suçunu oluşturur.

Soru: Tartışma sonrası motosikletliyi araçla kovalayıp çarparak öldüren sürücü hangi suçtan sorumlu olur?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesinin direnme gerekçesi isabetli bulunarak dosya uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderildi.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksirden bahsedilecektir”

“bu nedenle eyleminin, bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma veya doğrudan kastla öldürme suçlarını değil, olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 1. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 1-439

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın, olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 21/2, 53... . maddeleri uyarınca 22 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.06.2022 tarihli ve 275-217 sayılı, resen istinafa tabi hükme yönelik Cumhuriyet savcısı, sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından da istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 26.10.2022 tarih ve 2981-3180 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümler kaldırılarak sanığın olası kastla öldürme suçundan TCK'nın 81/1, 21/2, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, bu hükmün de sanık müdafi ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.11.2023 tarih ve 425-6788 sayı ile; "...sanığın suç tarihinde maktulü öldürmeye elverişli nitelikte hafif ticari araç kullanması, olay anındaki hızı ve çarpmanın şiddeti, sanığın fiilinin maktulün vücudunda ve kullandığı motosiklet üzerinde meydana getirdiği etki, sanığın olay öncesinde maktulü bir süre takip ederek doğrudan kastla eylemini gerçekleştirdiğinin kamera görüntüleri ile sabit olması, sanığın maktulün arkasından gelerek maktulü net şekilde gördüğü hâlde maktule çarpması, anılan tüm eylemleri iradi olarak yapması karşısında; olayın oluş şekline göre maktulün düşerek hayatını kaybetmesinin mutlak ve kaçınılmaz olduğu, sanığın mutlak ve kaçınılmaz olan neticeyi bilerek ve isteyerek eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmakla, maktule yönelik 5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca doğrudan kastla öldürme suçundan cezalandırılması yerine, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde olası kastla öldürme suçundan hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 07.02.2024 tarih ve 1-439 sayı ile; "…sanığın maktul ...'a yönelik fiilinin kasten öldürme olarak kabulü gerektiğine ilişkin Yargıtay bozma ilamı yerinde değildir. Şöyle ki; olay öncesinde birbirlerini tanımayan sanık ve maktul arasında öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunmamaktadır. Sanık kendisine hakaret ettiğini ve üzerilerine suç sıçrattığını iddia ettiği maktul ve arkadaşının kullandıkları motosikletleri aracıyla takip etmeye başlamıştır. Sanık maktulün bulunduğu motosikleti 2 km kadar takip etmiş, daha sonra maktulün bulunduğu motosiklet, sanığın kullandığı aracın ön sağ tarafında bulunduğu sırada, maktulün aracının çarpması üzerine dengesini kaybederek devrilmiş, maktul de bu devrilmenin etkisiyle düşmüş ve bu yaralanmaya bağlı olarak yaşamını yitirmiştir. Sanığın kullandığı araç ile maktulü takip ettiği sırada, maktulün kullandığı motosikletin sanığın aracının tam önünde bulunduğu anlarda herhangi bir çarpmanın söz konusu olmadığı, bu durumun sanığın kastının öldürmeye yönelik olmadığını gösterdiği, sanığın maktulün kullandığı motosikleti önceki olaylardan duyduğu kızgınlıkla, durdurmak amacıyla takip etmiş olabileceği, görüntülerdeki davranışların da bu durumu gösterdiği, bu nedenle sanığın olayda kasten öldürmeye yönelik hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği, çünkü maktulün bulunduğu motosikletin kaza yapması halinde ölümünün mutlak olacağının değerlendirilemeyeceği, ölümünün muhtemel olarak değerlendirilebileceği, bu nedenle sanığın olası kastla hareket ettiğinin kabulüyle, Dairemizce kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesi ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Bu hükmün de sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2024 tarihli ve 40553 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.11.2024 tarih ve 3112-7840 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin doğrudan kastla öldürme suçunu mu yoksa olası kastla öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de bir kısım Ceza Genel Kurulu üyesince sanığın eyleminin bilinçli taksir kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması gerektiğinin öne sürülmesi üzerine bu husus da Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi gereğince değerlendirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

13.08.2020 tarihli ölü muayene tutanağına göre; kişinin ölüm sebebinin trafik kazası ile husulü mümkün genel beden ve kafa travması, kafatası kırıkları, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti olduğunun tespit edildiği,

Olay yeri inceleme raporuna göre; 15 .. 138 plaka sayılı motosiklet ile 07 ... 45 plaka sayılı aracın olay yerinde olduğu, çarpışmadan dolayı motosiklete ait parçaların yola dağıldığı, 50... cm ebatlarında yaralıya ait kan lekelerinin olduğu, her iki araca ait herhangi bir fren izi bulunamadığı, 07 ... 45 plaka sayılı aracın gidiş istikametine göre yolun sağ şeridinde bulunduğu, aracın sağ ön tampon kısmında ve sağ ön dikiz aynasında bir araca veya cisme sürtünmesinden dolayı meydana gelen çizik ve kırıkların tespit edildiği, bu çizik ve kırıkların yeni meydana geldiğinin değerlendirildiği, ön sağ tampondaki çiziklerin yerden 50 cm yükseklikte, dikiz aynasındaki kırıkların ise 110 cm yükseklikte olduğu, 15 .. 138 plaka sayılı motosikletin gidiş istikametine göre sağ kaldırım üzerinde sağ yanına yatmış olduğu, kırılma ve çizilmeler meydana geldiği, sol kısmında ise bir araca veya cisme sürtünmesinden dolayı meydana gelen kırılma ve çiziklerin bulunduğu, bu çiziklerin yeni meydana geldiğinin değerlendirildiği, sol ön tampon kısmındaki çiziklerin yerden 50 cm yükseklikte olduğu, sol ön siperlikteki kırıkların yerden 100 cm yükseklikte olduğunun belirtildiği,

Olay yerini gösteren kamera görüntülerine göre; olay günü, maktul ve katılanın saat 20.18 sıralarında petrol istasyonunun yanındaki yıkama bölümünden ayrıldığı, saat 20.20 sıralarında sanığın aracıyla yıkama bölümünden çıkıp maktul ve katılanı takip ettiği anlar ile aracıyla maktulün motosikletine arkadan hızlı bir şekilde gelerek çarptığı ve motosikletin geliş istikametine göre yolun sağ tarafına devrildiği anların net bir şekilde görüldüğü,

Anlaşılmaktadır.

Tanık ...; olay günü motorları yıkamak için maktul ile birlikte petrol istasyonuna gittiklerini, yaklaşık iki dakika sonra sanığın arabasıyla petrolün araç yıkama bölümüne geldiğini, sanığın aracını yıkarken arkadaşı olan maktulün üzerine istemeyerek su sıçrattığını, maktulün ise sakin bir şekilde sanığa "Abi ıslandık ya!" dediğini, bunun üzerine sanığın "Donmazsınız ya yaz ayındayız serinlersiniz." şeklinde karşılık verdiğini, maktulün de "Tamam abi o zaman ya." dediğini ve güldüğünü, sonrasında kendisinin motorunu çalıştırıp biraz ilerlediğini, yaklaşık bir saniye kadar sonra maktulün motorunu çalıştırdığını, maktulün motorunun güçlü olması sebebiyle tekerinin ısınması için patinaj çektirdiğini ve sonrasında yanına geldiğini, sanığın ise maktule arkadan "Artist misin lan, düzgün sür şu motoru, arabayı kirlettin!" diye bağırdığını, bu sırada sanıkla aralarında 10 metre mesafe olduğunu, maktulün de sanığa "Abi kusura bakma benim motor güçlü bir motor olduğu için bunu yapmam lazım yoksa motorun tekeri kayar." dediğini, sanığın da maktule "Adam gibi kullan!" diye cevap verdiğini, kendisinin de sanığa "Abi az önce sen bu çocuğa su sıçratmıştın bu çocuk sana hiçbir şey demedi, şimdi sen neden böyle yapıyorsun?" dediğini, sanığın da "Kaşınmayın lan oraya gelirsem ağzınıza sı..rım!" şeklinde küfür ettiğini, bunun üzerine kendisinin de "Gel gel!" dediğini, sanığın koşarak üzerlerine geldiğini, kendilerinin de motorları ile uzaklaştıklarını, petrol istasyonundan 500 metre uzaklıktaki Manavgat yönüne doğru ... Otel kavşağındaki trafik ışıklarına ulaştıklarında sanığın aracı ile son hızla üzerine geldiğini gördüğünü, bunun üzerine motorunu biraz ilerlettiğini ve sanığın kendisine vurmasını engelleyecek şekilde siper aldığını, bu nedenle sanığın kendisine vuramadığını, ani fren yaptığını ve aracının açık olan camından "Gel lan buraya!" diye bağırdığını, yaklaşık bir saniye sonra yeşil ışık yandığını, kendisinin de bu sırada maktule yetiştiğini ve maktulün iki metre kadar önüne geçtiğini, el işaretiyle maktule "Gel!" dediğini, kavşaktan iç yola döndüklerini ve ... Otel seyrinde ilerlemeye başladıklarını, dikiz aynasından baktığında maktul ile sanığın kullandığı araç arasında bir iki metre mesafe olduğunu gördüğünü ve kafasını yola çevirdiği sırada sanığın maktule vurduğunu ve motorun düşüş sesini duyduğunu, olay yerine yakın olan babasının kafesine giderek haber verdiğini ve hemen olay yerine döndüğünü, maktulü kanlar içinde yatarken gördüğünü, beş dakika sonra olay yerine babasının geldiğini, sanığın babasına "Bu itlerin ikisi de bunu hak etti biri kaçtı ama biraz ağır oldu." dediğini,

Tanık ...; olay günü sanığın aracını yıkadığı sırada maktulün motoruna patinaj yaptırması sonucu sanığın aracının kirlendiğini, sanığın tepki gösterdiğini, tanık ...'ın sanığa "Araç mı battı, sen mi battın?" diye sorduğunu, sanığın da "Araç battı." diye cevap verdiğini, bunun üzerine ...'ın sanığa "Biraz önce sen bizi ıslattın, biz hiç tepki vermedik, sen batsaymışsın daha iyiymiş." dediğini, bunun üzerine sanığın öfkelenerek tanık ve maktule "Gelin buraya!" dediğini, maktul ve tanığın da "Erkeksen sen gel!" dediklerini, karşılıklı küfürleşme olduğunu fakat sözleri tam olarak hatırlamadığını, bunun üzerine sanığın aracına atlayıp kendisine "Sen de gel!" dediğini, kendisinin de araca bindiğini, sanığın kendisine "Ben bunları yakalayıp döveceğim!" dediğini, sanığın aracı ile maktul ve tanığı takip etmeye başladığını, sanığın aracı çok hızlı ve tehlikeli bir şekilde kullandığını, virajları zor döndüğünü, kovalamacanın yaklaşık 1-1,5 km sürdüğünü, her şeyin birkaç dakika içinde olup bittiğini, sanığın büyük motora yetiştiğini ve o anda kaza meydana geldiğini, motorun düştükten sonra yaklaşık 150 metre kadar çocukla birlikte sürüklendiğini, araç içerisinde sanığı ikna etmeye çalıştığını, sanığın aracı çok hızlı sürmesi nedeniyle iki kavşağı kontrolsüz bir şekilde geçtiğini, bu nedenle araçtan atlamayı dahi düşündüğünü, sanığın araçla maktulün üzerinden geçmediğini, sanığın maktulün motoruna vurmak için bir hamle yapmadığını,

Tanık ...; oğlu olan tanık ...'dan olayı öğrendiğini ve hemen olay yerine gittiğini, maktulü yerde kanlar içerisinde yatar vaziyette gördüğünü, olay yerinde bulunan kalabalığa çarpan aracı kimin kullandığını sorduğunda sanığın yanına gelerek kendisine "Aracın şoförü benim, ben yaptım, öbür iti de altıma alacaktım ama o kurtuldu, buna denk geldi." dediğini, sanığın bu sözleri söylerken tanık ...'ın kendisinin oğlu olduğunu bilmediğini,

Tanık ...; kazanın öncesini ve oluş anını görmediğini, sanığın kendisine "Nasıl olduğunu fark edemedim ablacığım çok süratliydi." dediğini, maktulün arkadaşının sanığa "Sen ne yaptın!" diyerek yumrukla vurduğunu, sanığın herhangi bir karşılık vermediğini, sanığın pişmanlık içerisinde ve şok halinde olduğunu, şahsın o anki psikolojisinden olayın kasten gerçekleşmediğine dair bir izlenim edindiğini,

İfade etmişlerdir.

Sanık; olay tarihinde petrol istasyonunda aracını yıkadığı sırada, kendi motorlarını yıkayan maktul ve tanığın üzerine su sıçradığını, bunun üzerine maktulün "Napıyon lan?" dediğini, kendisinin de "Pardon kardeş, kusura bakma." dediğini, maktul ve tanığın motorlarına bindiklerini, maktulün motosikleti ile yıkama yerinin orada ve petrolün çıkışında frene basıp motora patinaj yaptırdığını, bu nedenle aracına su geldiğini, kendisinin de "Sen ne yapıyorsun?" diyerek tepki gösterdiğini, maktulün ise kendisine "Sen su dökerken iyiydi, dengesiz, erkeksen gel şerefsiz!" şeklinde hakaret ettiğini, tanığın da aynı şekilde hakarette bulunduğunu, maktul ve tanığın alkollü olduklarını, tanık ...'un da kendisi ile geldiğini ve peşlerinden gittiklerini, zarar verme niyetinin olmadığını, maktulün de tanığın da yolda fren yapıp motora patinaj yaptırdıklarını, ışığı geçtikten sonra iki kez daha durup frene basıp ben yaklaşınca gaza basma hareketini tekrar yaptıklarını, olay yerine varmadan maktule yaklaştığını, maktulün önüne direksiyon kırmadığını, amacının maktulü durdurmak olduğunu, ancak bir anda döndüğü için düştüğünü, maktulün yanına gittiğinde hâlen hayatta olduğunu, kaldırıp aracı ile hastaneye götürmek istediğini ancak kulağından kan geldiği için kımıldatmadığını, jandarmayı ve ambulansı aradığını, olayın kasıtlı olmadığını, kaza sonucu meydana geldiğini savunmuştur.

IV. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık Konularına İlişkin Açıklamalar

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.03.2025 tarihli ve 27-110 sayılı kararında belirtildiği üzere doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır.

Buna göre kast bilme ve isteme, olası kast ise öngörme ve kabullenme unsurlarından meydana gelmektedir. Kastın bir türü olmasına rağmen kanunda olası kast bakımından bilme yerine öngörme, isteme yerine ise madde gerekçesinde kabullenme kavramlarını tercih etmesi tesadüfi değildir. Bununla, olası kast hâlinde failin fiile ve neticeye yönelik amaç ve yaklaşımının doğrudan kast kadar ciddi ve belirgin bir boyut kazanmadığı vurgulanmak istenmiştir. Gerçekten de olası kastta, doğrudan kast derecesinde bir isteme bulunmasa da failin gerçekleşmesi muhtemel olan sonucu öngörerek kayıtsız kaldığı, başka bir ifadeyle bu sonucu kabullendiği ifade edilmektedir.

Yine ceza sorumluluğuna yol açacak netice, gerçekleştirilecek asıl fiile bağlı olduğundan olası kast bir yan netice sorumluluğudur. Olası kastta asıl amacın icra edilmesi ile oluşabilecek ikincil netice bakımından fail kayıtsız kalmakta ve neticenin gerçekleşme olasılığını kabullenmektedir. Olası kastta olduğu gibi bilinçli taksirde de öngörme unsuruna yer verilmesi nedeniyle uygulamada daha çok bu iki kurumun birbiriyle karıştırıldığı görülse de olası kastın her halükârda taksirin değil kastın bir türü olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması/kabullenilmesi durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kasttan, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksirden bahsedilecektir (Ceza Genel Kurulunun 16.10.2024 tarihli ve 249-304 sayılı; 11.10.2023 tarihli ve 290-508 sayılı kararları).

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Tanık ... ile maktulün bir petrol istasyonunda motosikletlerini yıkadıkları esnada sanığın da aracını yıkamaya başladığı, birbirlerine yanlışlıkla su sıçratmaları nedeniyle tartıştıkları, sanığın tanık ve maktule "Gelin buraya!" diye bağırdığı, tanığın da sanığa "Hadi erkeksen sen gel, gelebiliyorsan!" şeklinde sözlerle karşılık verip motorlarını hareket ettirerek Manavgat yönüne doğru uzaklaştıkları, öfkelenen sanığın aracına olay yerinde bulunan arkadaşı tanık ...'u alarak takibe başladığı, sanığın aracının hızını sürekli artırdığı, tanık ...'un uyarılarına rağmen hızını düşürmeyerek kavşakları kontrolsüz bir şekilde geçtiği, ... Otel kavşağı denilen yerde tanık ...'a yetiştiği ancak herhangi bir eyleminin olmadığı, sanığın aracının hızını daha fazla artırarak takibini sürdürdüğü, yakalanmamak için zikzak çizerek seyreden maktule yetişmesi üzerine aracın sağ ön kısmıyla motosikletin sol kısmına çarpmak suretiyle motosikletin devrilerek maktulün yerde metrelerce sürüklenmesine ve ağır bir şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, maktulün trafik kazası ile husulü mümkün genel beden ve kafa travması nedeniyle öldüğü hususunda Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Maktulle aralarında önceye dayanan ve öldürmeye yol açacak bir husumet bulunmayan sanığın, aralarında yaşanan tartışmadan kaynaklanan öfkeyle maktulü yakalayıp kendisine söylenen sözle ilgili hesap sorma amacıyla hızını artırıp kavşaklardan kontrolsüz bir şekilde geçerek takip ettiği sırada maktule ait motosiklete süratle çarpması hâlinde ölüm neticesinin meydana gelebileceğini öngördüğü, hatta tanık ...’un uyarısına rağmen hareketini gerçekleştiren sanığın öngördüğü muhtemel neticeye kayıtsız kalarak hareketini sürdürdüğü ve böylelikle muhtemel ölüm neticesini kabullendiği, bu nedenle eyleminin, bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma veya doğrudan kastla öldürme suçlarını değil, olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna, dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eyleminin bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu,

Çoğunluk görüşüne katılmayan on iki Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; Bölge Adliye Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı,

Düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 07.02.2024 tarih ve 1-439 sayılı direnme kararına konu hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,

2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2026 tarihli birinci müzakerede sanığın eyleminin bilinçli taksir kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından oy çokluğuyla, asıl uyuşmazlık konusu yönünden ise ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 25.02.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

  • Ceza Genel Kurulu 10.09.2025

    Domuz Sandığını Savunan Sanık Hata Hükmünden Yararlanamadı: Olası Kastla Öldürme

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/362 · K. 2025/332

    Somut olayda, köylülerin gelip geçtiği yerde gündüz, alkollü ve gözlüksüz hâlde, uyarı yapmadan ve hedefin insan olup olmadığını anlamadan ateş eden sanığın eylemi olası kastla öldürme sayılmıştır.

    Direnme Uygun Bulundu Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik

  • Ceza Genel Kurulu 15.04.2026

    Ceza Davasında İstinaf Mahkemesi Eksik Araştırma Gerekçesiyle Bozma Kararı Veremez

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/321 · K. 2026/225

    Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, CMK 280/1-(e) ve (f) dışındaki esasa ilişkin eksik araştırma nedeniyle bozma kararı veremez; bu bozma ve ona dayanan hükümler hükümsüz sayılır.

    Direnme Kararının Bozulması Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik

  • Ceza Genel Kurulu 21.01.2026

    Barışmaya Rağmen Süren Sadakatsizlikte Kuma Getiren Sanığa Asgari Haksız Tahrik İndirimi

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/201 · K. 2026/44

    İlk haksız hareket sanıktan gelse de, maktulün barışmanın ardından uzun süre ısrarla sürdürdüğü sadakatsiz davranışlar tepki boyutunu aştığından somut olayda asgari haksız tahrik indirimi yapılmalıdır.

    Direnme Kararının Bozulması Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik

  • Ceza Genel Kurulu 10.12.2025

    Silahlı Dolaşan Sanıklar İlk Ateş Edene Karşı Meşru Savunmadan Yararlanabilir mi?

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/441 · K. 2025/575

    Somut olayda, silahlı dolaşmaları önceden kararlaştırılmış bir çatışmayı göstermeyen sanıkların, ilk haksız saldırıyı başlatan maktule eş zamanlı ve orantılı ateşle karşılık vermesi meşru savunmadır.

    Direnme Kararının Bozulması Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik

Kasten Öldürme ve Haksız Tahrik konusundaki 22 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page