top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Ücret Alacağı

Yargıtay 9. HD Bozma İş Hukuku

Arabuluculuk Başvurusundan Sonra İmzalanan TİS Fark Ücret Hesabında Esas Alınamaz

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/4422 · K. 2026/4856 · T. 21.05.2026

Karar Özeti

Kadroya geçirilen davacı işçi, önceki davada hüküm altına alınan dönemden sonrası için fark ücret, ayrıca fark ikramiye, ilave tediye, fazla çalışma ve gece zammı alacakları istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, istinaf başvurusu reddedilmiştir. Yargıtay, önceki dosyanın bozulduğunu, akıbetine göre çakışan dönem için derdestlik nedeniyle usulden ret gerekebileceğini belirtmiştir. Arabuluculuk başvurusu tarihinde henüz imzalanmamış toplu iş sözleşmesine göre hesap yapılmasını isabetsiz bulmuş, ıslah zamanaşımı def'inin değerlendirilmemesini de hatalı saymıştır. Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Somut olayda, arabuluculuk başvurusu tarihinde henüz imzalanmamış toplu iş sözleşmesinin ücret zammı hükümlerine göre fark alacak hesaplanması isabetli görülmemiştir.

Soru: Arabuluculuk başvurusundan sonra imzalanan toplu iş sözleşmesi fark ücret hesabında dikkate alınır mı?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.

Karar Künyesi

Kararın Önemli Bölümleri

“Oysa sözü edilen toplu iş sözleşmesi, arabuluculuğa başvuru tarihi olan 17.05.2023 tarihinde henüz imzalanmamıştır.”

“ıslah zamanaşımı def'i bakımından bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi de yerinde değildir.”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/1274 E., 2026/101 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 73. İş Mahkemesi

SAYISI: 2024/302 E., 2025/67 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına bağlı Hastanede çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını; müvekkilinin ücret farkı alacağının tahsili amacıyla ... 7. İş Mahkemesinin 2020/321 Esasına kayıtlı dosyası ile dava açtığını, söz konusu davada 2018 yılı Nisan ayı ile 14.07.2020 tarihleri arasındaki ücret farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verildiğini ve bu dosyanın kesinleştiğini ileri sürerek 15.07.2020 ve devamına ilişkin ödenmeyen ücret farkı alacağı, 2018 yılı Nisan ayından itibaren ödenmeyen fark ikramiye, fark ilave tediye, fark fazla çalışma ücreti ile fark gece zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, kadroya geçiş sonrası ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak ücretin belirlendiğini,

iddia edilenin aksine davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 oranında ücret zammı uygulanmadığını, ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 2018 yılı ücreti korunarak bu ücret üzerine %4 oranında ücret zammı yapıldığını,davacının ücretinin düşürülmesi gibi bir uygulama söz konusu olmadığından dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, yanı sıra talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve toplu iş sözleşmelerinin ilgili hükümleri uyarınca ek bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar ve davacı talebi gözetilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davada ücret alacağı talebinin 15.07.2020 tarihinden sonraki döneme, diğer taleplerin ise Nisan 2018 tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğu, davacının davalı işyerinde değişen alt işverenler nezdinde alt işveren işçisi olarak çalışırken Nisan 2018 döneminde 696 sayılı KHK' nın 127. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (375 sayılı KHK) eklenen 23. madde kapsamında kadroya geçirildiği ve dava tarihi itibarıyla çalışmasının devam ettiği, tarafların kadroya geçiş döneminde imzaladıkları sözleşmenin 7. maddesinde asgari ücretin belli oranda (% 72) fazlası olarak ücret düzenlemesi kararlaştırıldığı, sendika üyesi davacının 375 sayılı KHK' nın geçici 23.maddesi uyarınca idarelerce sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücret ve diğer mali sosyal haklarının belirlenmesinde ... tarafından karara bağlanan ve 31.10.2020 tarihine kadar uygulanacak olan toplu iş sözleşmesinden ve üyesi bulunduğu Sendika ile ... ve ... ... Sendikası arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinden yararlandığı, kadroya geçirilme koşulları nazara alındığında, tahakkuk ve ödemelerde aylık temel ücretin eksik belirlenmesinden kaynaklı alacaklarının bulunduğu, toplu iş sözleşmesi ile 01.01.2021 tarihinde günlük taban ücretin 136,67 TLolarak belirlenmiş olduğu,asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulandığında davacının ücretinin taban ücretin üzerinde olması nedeniyle bireysel iş sözleşmesiyle bağlantının kesilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan ücret tespitinin Yargıtay uygulamalarında belirtilen hesaplama yöntemine uygun bulunduğu gerekçesiyle arabuluculuk son tutanak tarihi dikkate alınarak alacakların hesaplandığı, kararda hata olmadığı gerekçesiyle davalının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 36. maddesinin dikkate alınması gerektiğini,

2. Bireysel sözleşmede kastedilen asgari ücretin 2018 yılı asgari ücreti olup kadroya geçiş ücretinin de davacının 2018 yılı ücreti korunarak belirlendiğini, davacının ücretinde herhangi bir indirime gidilmediğini,

3. Davacıya ait ücret bordrolarının incelenmesinden davacının toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret zammından ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklı diğer ücret eklerinden yararlandığının anlaşılacağını, bir yandan toplu iş sözleşmesi ile ücretinde artış olan davacının diğer yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını isteme hakkının mümkün olmadığını,

4. Davacı ve aynı durumda olan sürekli işçilerin ücretine hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın uygulanmasının çifte zam durumu oluşturduğunu,

5. Alacaklara uygulanan faizin türünün ve başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark ücret alacaklarının bulunup bulunmadığına, alacaklara uygulanan faizin türü ve başlangıç tarihine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava dilekçesinde daha önce fark ücret alacağı bakımından ... 7. İş Mahkemesinin 2020/321 Esas sayılı dosyasından açılan davada 14.07.2020'ye dek olan dönemin hüküm altına alındığı ve kesinleştiği ifade edilerek 15.07.2020 tarihinden itibaren hesaplanacak fark ücret alacağı talep edilmiş ise de, belirtilen dava dosyasına ilişkin olarak Dairemizin 2022/2778 Esas sayılı dosyasına kayıtlı olarak yapılan temyiz incelemesinde; bilirkişi raporundaki hesaplamaların 12.08.2020 olan arabuluculuk son tutanak tarihi yerine dava tarihine dek yapıldığı gerekçesiyle 17.03.2022 tarihinde bozma kararı verilmiş olduğu belirlenmiştir. Buna göre, bozulmasına karar verilen dosyanın akıbeti sorularak, neticesine göre fark ücret yönünden 12.08.2020 tarihinden önceki dönemin hüküm altına alınmış olduğunun anlaşılması hâlinde, eldeki dosyada talebe konu 15.07.2020-02.06.2023 tarih aralığı ile çakışan 15.07.2020- 12.08.2020 arası dönem bakımından davanın derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğundan, bu inceleme yapılmaksızın verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının 01.01.2023 tarihi ve sonrasındaki dönem için fark alacakları tespit edilirken 05.06.2023 imza tarihli ve 01.01.2023-31.12.2024 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin “Ücret Zammı” başlıklı 33. maddesi doğrultusunda hesaplama yapıldığı görülmektedir. Oysa sözü edilen toplu iş sözleşmesi, arabuluculuğa başvuru tarihi olan 17.05.2023 tarihinde henüz imzalanmamıştır. Bu hâlde arabuluculuk başvuru tarihindeki koşullar göz ardı edilerek 01.01.2023 tarihinden sonraya ilişkin fark alacakların hesabında 05.06.2023 imza tarihli toplu iş sözleşmesinin ilgili maddelerindeki düzenlemelerin dikkate alınması isabetli değildir.

3.İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan alacak miktarlarının ıslah dilekçesindeki miktar ile sınırlı olduğu anlaşılmakta ise de, 03.01.2025 ıslah tarihine göre, 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alındığında 03.01.2020 tarihine pandemi ve arabuluculuk sürecinde duran süreler ilave edildiğinde 12.09.2020 öncesi alacakların, ilk dava ile istenen 10 TL dışında ıslah zamanaşımına uğradığı tespit edilmekle, ıslah zamanaşımı def'i bakımından bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi de yerinde değildir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Ücret Alacağı konusundaki 10 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page