top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat

Yargıtay 2. HD Kısmen Bozma Aile ve Boşanma Hukuku

Gebelik ve Doğum Döneminde Eşini ve Çocuklarını İhmal Eden Erkek Daha Ağır Kusurlu Sayıldı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/5070 · K. 2026/829 · T. 22.01.2026

Karar Özeti

Karşılıklı boşanma davalarında ilk derece mahkemesi yeniden yargılama sonunda, bölge adliye mahkemesi de son incelemesinde tarafları eşit kusurlu saymıştı. Erkeğin temyiz dilekçesi tebliğden sonraki yasal süre geçirildikten sonra verildiği için reddedilmiş, Yargıtay bu ek kararı onadı. Kadının temyizinde ise Yargıtay, hamile olan ve doğum yapan eşin ve çocukların sağlık ile maddi ve manevi ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyen erkeğin birlik görevlerini ağır biçimde ihmal ettiğini belirterek erkeği daha ağır kusurlu kabul etti. Bu nedenle kusur belirlemesi ile kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden bozma kararı verildi; diğer bölümler onandı.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Gebelik ve doğum döneminde eşinin ve çocukların sağlık ve ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyen erkek, kadına göre daha ağır kusurlu kabul edilmiş; kadının tazminat taleplerinin reddi bu nedenle bozulmuştur.

Soru: Hamilelik ve doğum döneminde eşini ihmal eden erkek boşanmada daha ağır kusurlu sayılır mı?

Sonuç: Erkeğin temyizini süreden reddeden ek karar onandı; asıl karar kadın yararına kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar yönünden bozuldu, kalan bölümler onandı.

Kararın Önemli Bölümleri

“kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir.”

“Hal böyleyken yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

Kararın Tam Metni

2. Hukuk Dairesi 2025/5070 E. , 2026/829 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/977 E., 2025/80 K.

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2022/279 E., 2023/871 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından temyiz talebinin süre yönünden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.04.2025 tarihli ek karar yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Davacı-davalı erkeğin temyiz talebinin süre yönünden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.04.2025 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Temyiz istemi, davacı -davalı erkeğin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 15.04.2025 tarihli ek kararına ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davacı -davalı asıla 27.03.2025 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 11.04.2025 tarihinde verilmiştir.

Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu ek kararın onanması gerekir.

2. Davalı-davacı kadın vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

a.Tarafların karşılıklı iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde hata görülmemesine göre davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b.Taraflarca, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan karşılıklı boşanma davalarının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine hükmedilmiştir. Hüküm taraflarca istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince talimatla dinlenen tanığın beyanının usulüne uygun alınmadığı gerekçesiyle hükmün tamamen kaldırılmasın ve, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda tarafların kusurları yeniden belirlenerek evlilik birliğini sona erdiren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğundan bahisle karar verilmiş, taraflarca bu karar kusur belirlemesi ve fer'îler yönünden istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan temyize konu son istinaf incelemesinde taraflara bir kısım kusurlar eklenmiş ve taraflardan bir kısım kusurlar çıkarıltmış, nihai olarak yine de evlilik birliğini sona erdiren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek boşanmanın fer'îleri yönünden hüküm verilmiştir. Verilen bu hüküm taraflarca yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre, özellikle hamile olan ve ... çocuklarına doğum yapan kadın ve çocukların gerek sağlıkları gerekse maddi ve manevi ihtiyaçları ile ilgilenmeyerek birlik görevlerini ağır şekilde ihmal ettiği anlaşılan erkeğin evlilik birliğini sona erdiren olaylarda, kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyleyken yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

c.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, davacı-davalı erkeğin kusurlu eylemlerinin aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı -davalı erkeğin ek karara yöenlik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.04.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA,

2.Davalı -davacı kadın vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

a.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2025 tarihli asıl kararının kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönlerinden davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA,

b.Davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ....'a yükletilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...'ye iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Erkeğin Temyizinde Ek Karar Neden Onandı?

Bölge adliye mahkemesi kararı erkeğe 27.03.2025'te tebliğ edilmişti; temyiz dilekçesi iki haftalık yasal süre geçirildikten sonra, 11.04.2025'te verildi.

Yargıtay Kadına Ödenecek Tazminat Tutarını Belirledi mi?

Hayır. Yargıtay tutar belirlemedi; sosyal ve ekonomik durum, fiilin ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtti.

Benzer Kararlar

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Konusundaki 83 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page