Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Kıdem Tazminatı
Hukuk Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması İş Hukuku
Prime Esas Kazanç Davasında Yazılı Delil Sınırını Aşan Ücret Belgeyle İspatlanmalı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/407 · K. 2025/840 · T. 17.12.2025
Karar Özeti
Davacı işçi, gerçek ücretinin sigortaya asgari ücretten bildirildiğini ileri sürerek prime esas kazancının tespitini istemiş; ilk derece mahkemesi bozmalara uymasına karşın ücreti asgari ücretin 2,0889 katı kabul edip son bozmaya direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bozmaya uyulmakla davalılar lehine ispat koşulları yönünden usuli kazanılmış hak doğduğunu belirtmiştir. Kurul, işverence yapılan ödemeler prime esas kazanca dâhil edilebilecek nitelikteyse yalnızca son ayın kazancına eklenebileceğini, önceki dönemler için delil olmayacağını, yazılı delil sınırını aşan ücret yazılı delille ispatlanamazsa asgari ücretin esas alınacağını açıklayarak direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Prime esas kazanç tespitinde yazılı delil sınırını aşan ücret iddiası yazılı delille kanıtlanmalı; kanıtlanamayan dönemlerde günlük kazanç asgari ücret esas alınarak belirlenir.
Soru: Sigortaya asgari ücretten bildirilen işçi gerçek ücretini nasıl ispat eder?
Sonuç: Direnme kararı değişik gerekçeyle oy çokluğuyla bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulHukuk Genel Kurulu
- Esas No2024/407
- Karar No2025/840
- Karar Tarihi17.12.2025
- Karar TürüHukuk Genel Kurulu Kararı
- SonuçDirenme Kararının Bozulması
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 80
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 82
- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (mülga) m. 77
- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (mülga) m. 78
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202
Kararın Önemli Bölümleri
“yazılı delille ispat sınırını aştığı takdirde talebe konu hususun yazılı delillerle ispatlanamaması durumunda günlük kazancın asgari ücret esas alınarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.”
“Buna göre Yargıtayın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/210 E., 2023/284 K.
ÖZEL DAİRE KARARI: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 29.09.2022 tarihli ve
2022/9373 Esas, 2022/11478 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde 01.03.2007-07.06.2013 tarihleri arasında depo sorumlusu olarak çalıştığını, çalışma süresi boyunca yol ve yemek ihtiyaçlarının ayni olarak karşılandığını, ücretinin asgari ücret kısmının bankadan, kalanın elden ödendiğini, son aldığı ücretin 99.10,00 TL asgari geçim indirimi dahil olmak üzere 1.549,10 TL olduğunu, kıdem tazminatının gerçek ücreti üzerinden ödendiğini ancak sigorta bildirimlerinin asgari ücretten Kuruma bildirildiğini ileri sürerek prime esas gerçek kazancının tespiti ile eksik primlerin tamamlatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; davacının asgari ücretin üzerinde ücret aldığı yönündeki iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
6. Davalı ... (... Ltd. Şti.) vekili; müvekkili işyerinde 01.03.2007-07.06.2013 tarihleri arasında depo sorumlusu olarak çalışan davacının ücretinin net 850,00 TL olduğunu, ödenen tazminatın içinde fazla mesai ile kullanılmayan izin ücretlerinin de olduğunu ve Kurum kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı
7. İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2013/1272 Esas, 2015/221 Karar sayılı kararı ile; iş sözleşmesinin feshinden sonra davacıya ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarına göre davacının brüt ücretinin 2.351,20 TL'ye, emsal ücret araştırmasına göre ise brüt ücretinin 2.044,20 TL’ye tekabül ettiği ve bu miktarın asgari ücretin 2.0889 katı olarak tabloda 7. sütunda gösterilen miktarların prime esas kazanç tespitinde esas alınmasının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının hizmet cetveline göre 01.03.2007-07.06.2013 tarihleri arasında davalı işyerindeki çalışmalarının karşılığı prime esas asıl ücretin bilirkişi ... tarafından verilen raporun sonuç kısmında 2 No.lu tabloda liste hâlinde 2007/3 dan 2013/6. aya kadar olan süreye yönelik dönemler hâlinde asıl ücretlerinin bu tablodaki ücretler olduğunun, eksik yatırılan ve prime esas fark ücretlerinin bu tablonun 5 No.lu sütununda (Bilirkişi raporunun rapor sonunda sütun - 7 olarak gösterilen SGK'dan bildirilen sütundan itibaren sayılınca 5. sütun olan sütun) liste hâlinde açıklandığı üzere tespitine, SGK primlerinin bilirkişi raporunda sonuç bölümün 5 No.lu (Raporda sütunu 7. olarak gösterilen sütun) 2.0889 kat sayıya göre hesaplanan fark ücretler yönünden ikmaline karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı
8. İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
9. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.10.2015 tarihli ve 2015/14172 Esas, 2015/16468 Karar sayılı kararı ile; "...usul ve yasaya uygun şekilde kısa karar oluşturulmaksızın gerekçeli karar yazıldığı anlaşılmaktadır. Ortada hukuki varlık kazanmış bir karar mevcut değildir. Kamu düzeni amacıyla konulmuş, emredici hükümlerden olan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırı olarak davanın yürütülüp sonuçlandırılması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı
10. İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli ve 2015/1062 Esas, 2016/259 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; esasa ilişkin önceki gerekçe aynen tekrar edilerek davacının aylık prime esas kazancı ayrı ayrı gösterilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı
11. İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
12. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.09.2016 tarihli ve 2016/9914 Esas, 2016/11393 Karar sayılı kararı ile; "...5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77... sayılı Kanunun 80. maddesidir.
Bu kapsamda davacı işçinin, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ...’na davalı işveren/işverenler tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur.
Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287).
Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Ücretin mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan kimi durumlarda, yapılan iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler belirtilmek suretiyle ilgili meslek örgütlerinden sorulmak suretiyle de belirlenebilir. Meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp, diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmeleri gerekir.
Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için yine HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289. maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür.
506 sayılı Kanunun 78. maddesinde ve 5510 sayılı Kanunun 82. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nun 288. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanunun 78. maddesine göre, “...günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır”. 82. madde de bu düzenlemeye paralel bir hüküm içermektedir. Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalı işyerinde 01.03.2007-07.06.2013 tarihleri arasında depo sorumlusu olarak en son net 1450,00 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece, davacının davalı işyerinde 01.03.2007-07.06.2013 tarihleri arasında dönemin asgari ücretinin 2.0889 katı ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, tespitine karar verilen sürede davacının aldığı ücretin tespitinde, emsal ücret araştırması esas alınarak karar verilmiş ise de, yukarıdaki esaslar dahilindeki deliller celp edilip, değerlendirildikten sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin Üçüncü Kararı
13. Bozma sonrası dosyanın tevzi edildiği İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesinin 17.10.2018 tarihli ve 2017/991 Esas, 2018/522 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; kıdem ve ihbar tazminatı bordroları, çek ile yapılan ödeme, banka hesabına yatan miktar dikkate alınarak davacının ücretinin asgari ücretin 2.4026 katı olduğu tespiti kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulü ile davacının aylık bazda prime esas kazancının tespitine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Üçüncü Bozma Kararı
14. İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
15. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/7058 Esas, 2019/4426 Karar sayılı kararı ile; "...Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 77. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalılarla işverenlerin bir ay içinde ödeyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamının esas alınacağı öngörülmüş, 2. fıkrasında, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının belirlenmesinde dikkate alınmayacak ödeme ve yardımlar sıralanarak bunlar arasında yolluklara da yer verilmiş, 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 80/1. maddesinde de benzer düzenleme yapılmıştır.
Buna göre, söz konusu maddelerde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. İdare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kurum'a karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında eldeki dosya incelendiğinde, mahkemece bir önceki bozma ilamında belirtilen hususların yerine getirilmediği ve ayrıca davacının talebinin aşılarak kabule konu kararın verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre bozma ilamında açıklandığı üzere öncelikle işçilik alacaklarına yönelik kesinleşen karar sonrasında işverence sigortalıya yapılan ödemenin sadece hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceği, öncesi dönemler için delil teşkil etmeyeceğinden oranlama yapılarak hükme esas alınması hatalıdır.
Kabule göre de; Davacının ilk hükmü temyiz etmediği ve ilk kararda prime esas kazancın asgari ücretin 2.0889 katı esas alınarak belirlenmesine karşın, son hükümde asgari ücretin 2.4026 katı esas alınarak davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeyerek hüküm kurulması isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin Dördüncü Kararı
16. İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2019/644 Esas, 2022/272 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; dinlenen bordro tanıklarının davacının son ücretinin 1.500,00 TL civarında olduğu yönündeki beyanları, kesinleşen işçilik alacaklarına ilişkin davada verilen hüküm ve yapılan hesaplamalar ile emsal ücret araştırmasına göre davacının son ücretinin 1.450,00 TL + asgari geçim indirimi tutarında olabileceği, bu ücretin ise asgari ücretin 2.2142 katına tekabül ettiği ancak bozma kararında da değinildiği üzere davacı tarafça asgari ücretin 2.0889 katı üzerinden verilen karar temyiz edilmediğinden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında davacının ücretinin asgari ücretin 2.0889 katı olarak kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile aylık bazda prime esas kazancın tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Dördüncü Bozma Kararı
17. İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
18. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 29.09.2022 tarihli ve 2022/9373 Esas, 2022/11478 Karar sayılı kararı ile; "...Somut uyuşmazlıkta; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bir önceki bozma kararında belirtilen hususların yerine getirilmediği, işçilik alacaklarına yönelik kesinleşen karar sonrasında işverence sigortalıya ödeme yapılması kaydıyla yapılan ödemenin sadece hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceği, öncesi dönemler için delil teşkil etmeyeceğinden oranlama yapılarak hükme esas alınması hatalı olduğu belirtilmiş, ancak yine, davacıya tazminat ödemesinde ödenen miktarın, asgari ücretin 2.4026 katına tekabül ettiği, her ne var ki davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği emsal ücretin asgari ücrete oranlanması sonucu hesaplanan miktarlar esas alınarak hüküm kurulduğu görülmektedir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı gereği, işçilik alacaklarına yönelik kesinleşen karar sonrasında işverence sigortalıya ödeme yapılması kaydıyla yapılan ödemenin sadece hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceği, öncesi dönemler yönünden ise, talebe konu hususun yazılı delillerle ispatlanamaması halinde günlük kazancın asgari ücret esas alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
19. İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli ve 2023/210 Esas, 2023/284 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
20. Direnme kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
21. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; prime esas kazancın tespiti istemiyle açılan eldeki davada, mahkemece bozma kararlarına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, buradan varılacak sonuca göre bozma kararında belirtilen araştırma ve incelemeler yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
22. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." yönünde düzenleme bulunmaktadır.
23. Bu durumda 01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin uyuşmazlıklarda mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (506 sayılı Kanun); bu tarihten sonraki dönem bakımından ise 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
24. Davacı işçinin işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak ücretinin ve Kuruma işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla prime esas kazancın tespitinde gerçek ücretin esas alınması koşuldur.
25. Hizmet tespiti davalarının niteliği gereği çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilmesine rağmen ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulunun 07.02.2018 tarihli ve 2015/10-843 Esas, 2018/126 Karar, 05.11.2019 tarihli ve 2015/10-3509 Esas, 2019/1127 Karar, 17.05.2023 tarihli ve 2022/(21)10-650 Esas, 2023/483 Karar ile 01.10.2025 tarihli ve 2024/10-339 Esas, 2025/579 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200. maddesinde [1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) md. 288] yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
26. Bu itibarla ücret miktarı HMK'nın 200. maddesinde (HUMK md. 288) belirtilen parasal sınırları aşıyorsa tespiti gereken gerçek ücretin hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş olması kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticarî defter kayıtları ve ücret bordroları gibi belgelerle ispatlanması gerekmektedir.
27. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde ise tanık dinletilmesi mümkündür (HMK md. 202, HUMK md. 292 ).
28. Ancak 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesi ile mülga 506 sayılı Kanun'un 78. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırları açıklanmıştır. Buna göre günlük kazancın alt sınırı HMK'nın 200. maddesinde (HUMK md. 288) belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille belirlenmesi gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesinin 2. fıkrası ile mülga 506 sayılı Kanun'un 78. maddesinin 2. fıkrasında günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançlarının alt sınır üzerinden hesaplanacağı düzenlenmiştir.
29. Diğer taraftan mülga 506 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinde prime esas ücretlerin kapsamı ile sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının belirlenmesinde dikkate alınmayacak ödeme ve yardımlar sıralanmıştır.
30. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlıklı 77. maddesinin 1. fıkrası "Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödiyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,
Brüt toplamı esas alınır." hükmünü içermekte olup, 4958 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik 2. fıkrasında ise "Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur." düzenlemesine yer verilmiştir.
31. Aynı şekilde 5510 sayılı Kanun'un "Prime esas kazançlar" başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi "a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,
brüt toplamı esas alınır." şeklinde düzenlenmiş, aynı maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ayni yardımlar, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarlarının prime esas kazanca tabi tutulmayacağı düzenlenmiş, (c) bendinde ise (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemelerin prime esas kazanca tabi tutulacağı, diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnaların bu Kanun'un uygulanmasında dikkate alınmayacağı hükme bağlanmıştır.
32. Öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendindeki ücretler kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmekte olup (3) numaralı alt bent gereğince idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta işçilik alacaklarına ilişkin olarak taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması gerekmektedir. Nitekim 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ücretlerin hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulacağı, diğer ödemelerin ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dâhil edileceği ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmının ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edileceği, toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda 82. madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edileceği hüküm altına alınmıştır.
33. Gelinen bu noktada konuyla ilgisi nedeniyle usuli kazanılmış hak kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
34. Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
35. Anlam itibariyle bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
36. Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar.
37. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozma kararında gösterilen ilkelere aykırı bulunması usule uygun olmadığından bozma nedenidir.
38. Bozma kararı ile dava usul ve yasaya uygun bir hâle sokulmuş demektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki; böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre Yargıtayın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Daha sonra bu uyma kararından dönerek direnme kararı veremez; bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak ya da gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır.
39. Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin 01.03.2007-07.06.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde depo sorumlusu olarak 99.10,00 TL tutarındaki asgari geçim indirimi dahil net 1.549,10 TL ücretle çalıştığını, kıdem tazminatının gerçek ücreti üzerinden ödendiğini ancak prime esas kazancının asgari ücretten Kuruma bildirildiğini ileri sürerek prime esas kazancının tespitini talep etmiş, Mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen ve Özel Dairece sair yönleri incelenmeksizin usulden bozulan karardan sonra verilen ikinci kararda ilk kararda olduğu gibi ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarına esas alınan ücret miktarı ile emsal ücret araştırmasına göre davacının asgari ücretin 2,0889 katı ücretle çalıştığı kabul edilerek aylık bazda prime esas kazancın tespitine karar verilmiş, bu karar davalıların temyizi üzerine Özel Dairece prime esas kazancın tespitine ilişkin uyuşmazlıklarda HMK'nın 200 (HUMK md. 288) maddesindeki parasal sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, maddede öngörülen sınırın altında kalan veya yazılı delil başlangıcı bulunan durumlarda tanık ile ispatın mümkün olduğu, bu ilkeler kapsamında araştırma ve inceleme yapılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen yine kıdem ve ihbar tazminatı bordroları, çek ile ödeme, bankaya yatan miktar dikkate alınarak davacının ücretinin asgari ücretin 2.4026 katı olduğuna ilişkin kabule göre bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya itibar edilerek istek hüküm altına alınmış, bu karar da davalıların temyizi üzerine uyulan bozma kararı gereklerinin yerine getirilmediği, işçilik alacakları davasında ödenen miktarların ise son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiği, kabule göre de davacının ilk kararı temyiz etmemesi nedeni ile davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiği gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bu bozmaya da uyulmuş ise de tanık anlatımları, kesinleşen işçilik alacakları davasında verilen hüküm ve yapılan hesaplamalar ile emsal ücret araştırmasına göre davacının ücretinin asgari ücretin 2.2142 katı olabileceği ancak ilk kararı davacının temyiz etmemesi ile davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alındığında ücretin asgari ücretin 2.0889 katı olarak kabulü gerektiği belirtilerek istek kısmen kabul edilmiş, son bozma kararına ise direnilmiştir.
40. Görüldüğü üzere Hukuk Genel Kurulunun benzer bir uyuşmazlıkta verdiği 22.09.2021 tarihli ve 2017/10-1957 Esas, 2021/1066 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Özel Dairenin bozma kararlarına uyulması ile davalılar lehine ispat koşulları yönünden usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu nedenle oluşan bu usuli kazanılmış hak dikkate alınarak araştırma ve inceleme yapılması gerekmekte olup Mahkemece bozma kararlarına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirilmemesi usul ve yasaya uygun değildir.
41. Öte yandan Özel Daire bozma kararında kesinleşen işçilik alacaklarına ilişkin karar sonrasında işverence sigortalıya yapılan ödemelerin sadece hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiği de bozma nedeni yapılmış ise de davacı vekili 14.04.2015 tarihli duruşmada işçilik alacakları ile ilgili dava açılmadığını beyan etmiş olmakla bozma kararının bu kısmının yerinde olmadığı açıktır.
42. Sonuç olarak işçilik alacaklarına ilişkin açılan ve kesinleşen bir dava olmadığı anlaşılmakta ise de davacıya davalı işverence ödemeler yapıldığı dosya içeriği ile sabit olduğundan sözü edilen ödemelerin yukarıda belirtilen kanun hükümleri kapsamında prime esas kazanca dahil edilebilecek kazançlardan olup olmadığı belirlenmeli, prime esas kazanca dahil edilebilecek mahiyette ise sadece son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi gerektiği, önceki dönemler yönünden delil teşkil etmeyeceği gözetilerek önceki dönemler yönünden iddia edilen ücret miktarının yazılı delille ispat sınırını aşıp aşmadığı, yazılı delille ispat sınırını aştığı takdirde talebe konu hususun yazılı delillerle ispatlanamaması durumunda günlük kazancın asgari ücret esas alınarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
43. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
44. Diğer taraftan dava tarihinin 09.07.2013 olmasına rağmen direnme kararında 09.12.2015 olarak yazılması ise mahallinde her zaman düzeltilebilecek maddi hata kabul edilmiş ve işin esasına etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır.
45. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 17.12.2015 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 10. HD 22.04.2026
Kesinleşen İşçilik Alacağı Ödenirse Yalnızca Son Ayın Prime Esas Kazancına Eklenebilir
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2025/17083 · K. 2026/5389
Prime esas kazançta sınırı aşan ücret kural olarak yazılı delille ispatlanır; işçilik alacağı davası kesinleşip işverence ödeme yapılırsa ödeme yalnızca hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına eklenebilir.
Bozma İş Hukuku
Yargıtay 10. HD 01.07.2024
Sendikal İkramiye Nedeniyle Eksik Bildirilen Prime Esas Kazancın Tespiti Onandı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2024/4265 · K. 2024/7482
Bölge adliye mahkemesinin onanan gerekçesine göre, somut olayda toplu iş sözleşmesi uyarınca ödenmesi gereken sendikal ikramiye alacakları gözetilerek işçinin olması gereken prime esas kazancı tespit edilmiştir.
Onama İş Hukuku
Hukuk Genel Kurulu 26.11.2025
Ödeme Ayıyla Sınırlı Talepte Prim Tavandan Bildirilmişse Prime Esas Kazanca Ekleme Yapılmaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/462 · K. 2025/739
Somut olayda ilk derece kararını istinaf etmeyen davacının talebi ödeme ayıyla sınırlı sayılmış; o ayda prime esas kazanç tavandan bildirildiğinden eklenecek miktar bulunmadığı kabul edilmiştir.
Direnme Uygun Bulundu Hizmet Tespiti
Yargıtay 9. HD 11.05.2026
Asgari Ücret Aldığını Beyan Edip Ücretini Somutlaştırmayan İşçinin Ücreti Asgari Ücrettir
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1692 · K. 2026/4302
İhtarnamede ve dava dilekçesinde asgari ücret aldığını beyan eden, ücret miktarına ilişkin somut bir iddiada bulunmayan işçinin asgari ücretle çalıştığı kabul edilmelidir.
Bozma Kıdem Tazminatı
Kıdem Tazminatı konusundaki 20 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.