Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Rekabet Yasağı
Yargıtay 9. HD Bozma İş Hukuku
Rekabet Yasağına Aykırılık Davalarında İş Mahkemesi Değil Asliye Ticaret Mahkemesi Görevli
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2025/5911 · K. 2025/7760 · T. 13.10.2025
Karar Özeti
Kılavuz kaptan olarak çalışan davacı işçi, işe girişte imzaladığı ve icraya konulan 110.000 USD bedelli senet nedeniyle menfi tespit istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ise rekabet yasağının ihlal edildiğini kabul ederek cezai şarttan yüzde yetmiş indirimle davayı kısmen kabul etmiştir. Yargıtay, 13.06.2025 tarihli içtihadı birleştirme kararıyla rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun kabul edildiğini ve bu kararın 2797 sayılı Kanun'un 45/3 hükmü gereği bağlayıcı olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararı görev yönünden usulden bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılan davalarda bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı gereği asliye ticaret mahkemeleri görevli olduğundan, somut olayda iş mahkemesinde görülen davada verilen karar bozulmuştur.
Soru: Rekabet yasağına aykırılık nedeniyle açılan davalara hangi mahkeme bakar?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı görev yönünden usulden bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire9. Hukuk Dairesi
- Esas No2025/5911
- Karar No2025/7760
- Karar Tarihi13.10.2025
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir.”
“Şu hâlde davacının somut davadaki talepleri bakımından, bağlayıcı nitelikteki içtihadı birleştirme kararı gereği, asliye ticaret mahkemeleri görevli olduğundan kararın görev yönünden bozulması gerekmiştir.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/841 E., 2025/602 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 6. İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/103 E., 2020/152 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde kılavuz kaptan olarak 854 sayılı Deniz İş Kanunu'na tâbi işçi olarak çalışmaya ve limanlarda Türk ve yabancı bayraklı gemilere ilişkin kılavuzluk hizmetini ifa etmeye başladığını, davalı tarafından davacıdan işe giriş esnasında işe giriş şartı olarak teminat senedi niteliğinde bir senedin imzalanmasının istendiğini, esasen işe giriş gayesiyle ve işe alınmama korkusundan ileri gelen bir baskı nedeni ile salt ad, soyad, tarih ve imza bölümlerini doldurarak imzaladığı teminat senedini davalıya teslim ettiğini, davalıya göndermiş olduğu ihtarname ile iş sözleşmesini sonlandırdığını bildirdiğini ve teminat senedinin iade edilmesini talep ettiğini, davalının da davacının istifası akabinde teminat amaçlı olarak senedi iade etmeyip davacı tarafından boş bırakılan özellikle bedel ve ödeme tarihi kısımlarını davacının rızası hilafına doldurarak davacı aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlattığını, işbu teminat senedinin davacı tarafından esasen işe girme gayesiyle ve aksi durumda işe alınmayacağı belirtildiğinden baskı altında imzalandığını ve hatta davacının işbu senedin kendisine karşı kullanılmayacağı belirtildiğinden senet bedeli ve ödeme tarihi gibi önemli bilgileri dahi doldurmadan senedi davalıya teslim ettiğini; ancak istifanın ardından bu senedin kendisine verilmeyerek icra takibine konu edilmesi üzerine işbu davanın açılmasının zorunlu hâle geldiğini, teminat senedindeki bedelin davalının kılavuz kaptanlar ile imzaladığı iş sözleşmesinde yer alan cezai şart tutarı ile aynı olduğunu, fahiş tutardaki cezai şarta ilişkin işçiye baskı ile tarihsiz senet imza ettirildiğini ve buna dayanılarak da işçinin istifasını takiben ihtiyati haczen tüm malvarlıklarına karşı işlem yapıldığını, kötüniyetle işçiye zarar vermek için cebri icra yoluna başvurulduğunu belirterek icra dosyasına konu edilen 110.000,00 Amerikan doları (USD) bedelli senedin teminat senedi vasfında olduğuna, davalının müvekkilinden yasal bir alacağının olmaması nedeniyle davacının takip konusuna ilişkin icra takibine konu senetten ve icra dosyasından borçlu olmadığının tespitine, menfi tespit nedeniyle davacı hakkındaki icra dosyasındaki takibin iptaline, davalının icra takibinde davacıyı kötüniyetli ve dayanaksız olarak taraf göstermiş olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu senedin teminat senedi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte davacının teminat senedi iddiasını dava dilekçesinde taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer alan cezai şarta dayandırdığını (madde 5.11) ve senedin buna ilişkin olarak tanzim edildiğini ikrar ettiğini, davacının hiçbir iddiasının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile cezai şartı ödemek için verilmiş bir senedin teminat için değil ifa için verilen senet olduğunu, hizmet sözleşmesinin (5.11) hükmünün ise taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444, 447 ve devamı maddeleri kapsamında hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağı niteliğindeki anlaşmayı ihtiva etmekte olup davacının dilekçesinin başında izah edilen olaylar çerçevesinde bu anlaşmayı açıkça ihlal ettiğini, bu doğrultuda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun göreve ilişkin amir hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, kılavuzluk hizmeti veren şirketlerin bu hizmeti verebilmek için kılavuz kaptanlara muhtaç olduğundan kılavuz kaptanların şartlarını ve standartlarını kendileri belirledikleri şekilde, son derece yüksek ücretlerle ve yüksek imtiyazlara sahip olarak iş sözleşmeleri akdettiklerini, davacının müvekkili Şirket ile hür iradesiyle iş sözleşmesini imzaladığını, ücrete ek olarak da yılda iki tam aylık ücret tutarında ikramiye aldığını, başta eğitim düzeyi olmak üzere birçok niteliğe sahip olan bir kılavuz kaptana, kendisini işe almama tehdidi ve baskı ile senet imzalatıldığı yönündeki iddiaların maddi gerçeği yansıtmadığı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından 31.12.2018 tarihli Resmî Gazete'de Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) yayımlandığını ve römorkörlük hizmetlerinin farklı lisans tiplerine (A, B ve C) bağlandığını, bahsi geçen Yönetmelik'in 8. maddesi ile (A) sınıfı kılavuzluk faaliyet lisansı almak isteyen şirketler bakımından; kılavuz kaptan yeterlilik belgesine sahip en az 24 kılavuz kaptan istihdam etme, (B) sınıfı kılavuzluk faaliyet lisansı almak isteyen şirketler bakımından, kılavuz kaptan yeterlilik belgesine sahip en az 8 kılavuz kaptan istihdam etme zorunluluğu getirildiğini, müvekkili Şirketin de yeni Yönetmelik doğrultusunda, uzun yıllar gerçekleştirdiği kılavuzluk faaliyetinin icrası ve bu doğrultuda faaliyet lisans belgesinin temini amacıyla istihdam etmekte olduğu 32 kılavuz kaptanın bordrolarıyla birlikte 13.02.2019 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunduğunu, ancak davacının da içinde bulunduğu 32 kılavuz kaptanın, müvekkili Şirket tarafından Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğüne yapılan başvuru ile aynı tarihte, hiçbir gerekçe göstermeksizin toplu olarak istifa ettiklerini, bu istifaların akabinde de müvekkili Şirket ile aynı hizmet bölgesinde (İskenderun) kılavuzluk faaliyeti gerçekleştiren ...'ye geçtiklerini, buna ek olarak davacı da dâhil olmak üzere ilgili kılavuz kaptanların istifa amacıyla gönderdikleri tüm ihtarnamelerin her birinin ortak bir iradenin ürünü olarak aynı içerikte kaleme alındığı ve istifa için hiçbir gerekçe içermediğini, davacının da içinde bulunduğu bu toplu istifa hareketi nedeniyle müvekkili Şirket nezdinde yeterli kılavuz kaptan sayısının sağlanamadığını ve müvekkili Şirketin başvurusunun reddedildiğini ve kılavuzluk için hizmet faaliyeti lisansı alamadığını savunarak görev itirazının kabulü ile görevsizlik kararı verilmesine ve dosyanın görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine, davacı aleyhine senet miktarının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı taraf senedin miktar olarak boş verildiğini ve bu nedenle geçerli olmadığını iddia etmiş ise de bu husus ispatlamadığından senedin geçerli olduğunun kabul edildiği, senedin ödeme tarihinin sonradan rıza hilafına doldurulduğu iddiası ispatlanmadığı gibi bu husus senedin asli unsurlarından olmadığından eksikliğin senedi geçersiz kılmadığı, olayda davalı taraf ispat külfeti üzerinde bulunmadığından bahisle hangi borca ilişkin olarak senedi aldığını açıkça beyan etmemiş ise de davalı işyerinde çalışan işçilerden işe girişten kısa bir süre sonra genel olarak aynı miktarlı senet alınmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, senedin verildiği tarihte davacı işçinin işverene borcu olduğu hususunun ispatlanmadığı dikkate alındığında ilgili senedin ileride doğabilecek riskler nedeni ile alınmış olduğu, senedin üzerinde açıkça yazılmamış ise de teminat senedi olduğunun kabulü gerektiği, davalı işverenin maddi zararının veya davacı işçi ile davalı işveren arasında kambiyo borcuna yönelik ticari bir ilişkinin varlığının ispatlanamadığından takibe konu 110.000,00 USD bedelli bonodan kaynaklı, davacı işçinin davalıya borçlu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı tarafın aynı olduğu ,aynı konudaki Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararları nazara alındığında işbu dosyada da taraflar arasında 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddelerine uygun rekabet yasağı sözleşmesi yapıldığı ve davacının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra aynı il sınırlarında aynı alanda iştigal eden rakip işyerinde işe başlayarak rekabet yasağına aykırı davrandığı, davacının cezai şart miktarı olarak düzenlenen senet uyarınca borçlu olduğu, ancak kararlaştırılan cezai şartın fahiş olması sebebiyle %70 indirim yapılması gerektiği, davalı tarafın icra takibinde haksız ve kötüniyetli olmaması sebebiyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddi ve yasal koşulları oluşmadığından davalının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Rekabet yasağı sözleşmesi ve cezai şart hükmünün 6098 sayılı Kanun'da aranan şartları taşımadığından ve ayrıca müvekkili aleyhine tek taraflı olarak düzenlendiğinden geçersiz olduğunu,
2. Rekabet yasağı geçerli kabul edilse bile müvekkili tarafından rekabet yasağının ihlal edilmediğini, ayrıca davacı yararına da vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, rekabet yasağının ihlalinden kaynaklanan cezai şart talebi bakımından iş mahkemelerinin görevli olup olmadığına ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 4 44... . maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/3 hükmüne göre içtihadı birleştirme kararları, benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.
Şu hâlde davacının somut davadaki talepleri bakımından, bağlayıcı nitelikteki içtihadı birleştirme kararı gereği, asliye ticaret mahkemeleri görevli olduğundan kararın görev yönünden bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 9. HD 06.10.2025
Rekabet Yasağı Cezai Şartı Uyuşmazlığında Görevli Mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2025/5998 · K. 2025/7453
Somut olayda işçinin rekabet yasağı cezai şartına dayalı senede karşı açtığı menfi tespit davasında, bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı gereği asliye ticaret mahkemeleri görevlidir.
Bozma Rekabet Yasağı
Yargıtay 9. HD 30.06.2025
Rekabet Yasağına Aykırılık Davalarında Görevli Mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2025/4861 · K. 2025/5548
6098 sayılı TBK'nın 444-447. maddelerine dayanan rekabet yasağına aykırılık davalarında, bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı gereği iş mahkemesi değil asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
Bozma Rekabet Yasağı
Yargıtay 9. HD 21.04.2026
İş Sözleşmesi Sürerken Rekabet Yasağı İhlalinde Cezai Şart Davasına İş Mahkemesi Bakar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/3969 · K. 2026/3579
İş ilişkisi devam ederken rekabet yasağı ihlaline dayanılarak istenen cezai şart davasında iş mahkemesi görevlidir; İçtihadı Birleştirme Kararı iş ilişkisi sona erdikten sonraki aykırılıklara ilişkindir.
Bozma Rekabet Yasağı
Hukuk Genel Kurulu 17.09.2025
Rekabet Yasağı: Merkezi Ankara'da Olan Rakibin Çankırı Fabrikasında Çalışmak da İhlal
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/568 · K. 2025/526
Somut olayda rekabet yasağı kaydında teşebbüs ifadesi kullanıldığından, merkezi yasak kapsamındaki ilde bulunan rakip şirketin başka ildeki fabrikasında çalışmak da yasağın ihlali sayılmıştır.
Direnme Kararının Bozulması Rekabet Yasağı
Rekabet Yasağı konusundaki 12 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.