top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Yağma

Ceza Genel Kurulu Diğer Ceza Hukuku

Olay Yeri Tanıkları Duruşmada Dinlenmeden Kurulan Yağma Mahkûmiyeti Bozuldu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/189 · K. 2026/86 · T. 11.02.2026

Karar Özeti

Kiraya verdiği iş yerini boşalttırmak isteyen sanığın azmettirdiği kişinin yanındakilerle kiracı katılanın başına silah dayayıp kira feshi ve ibra yazısını imzalattığı kabul edilmiş; nitelikli yağma mahkûmiyetine yönelik istinaf başvurusu reddedilmiş, Özel Daire de hükmü onamıştır. Başsavcılık itirazını inceleyen Ceza Genel Kurulu, olay yerindeki tanıkların yalnızca kollukta dinlendiğini, CMK 211 şartlarının bulunmadığını ve kolluğun tanık dinleme yetkisi olmadığını belirtmiştir. Kurul, “belge içerikleri okundu” gibi genel ifadelerin savunma imkânı tanındığını göstermeyeceğini de vurgulayarak onamayı kaldırmış ve bölge adliye mahkemesi kararını eksik araştırma nedeniyle bozmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Somut olayda en önemli deliller yalnızca kollukta dinlenen olay yeri tanıklarının beyanı olduğundan, CMK 211 şartları yokken bu tanıklar duruşmada dinlenmeden kurulan mahkûmiyet eksik araştırmaya dayanır.

Soru: Tanık yalnızca poliste ifade verdiyse mahkeme onu dinlemeden mahkûmiyet kararı verebilir mi?

Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edilerek onama kararı kaldırıldı, bölge adliye mahkemesi kararı eksik araştırma nedeniyle bozuldu ve cezanın infazı durduruldu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir.”

“Bu tanıklar yönünden CMK’nın 211. maddesindeki şartlar oluşmadığı gibi kolluğun tanık dinleme yetkisi de bulunmamaktadır.”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 1. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 3165-535

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 38/1. maddesi delaletiyle anılan Kanun'un 149/1-a-c, 62... . maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.06.2017 tarihli ve 4-171 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 27.02.2018 tarih ve 3165-535 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 28.03.2022 tarih ve 8235-2324 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 25.11.2022 tarih ve 124754 sayı ile; "...Müşteki ...'un sanık ...'ye ait taşınmazı kiralamak istediği, sanığın müştekiye iş yerini Manavgat'lı olmayanlara kiralamadığını söyleyip nereli olduğunu sorduğu, müştekinin Manavgat'lı olduğunu söylemesinden sonra aralarında 15.10.2013 tarihli kira sözleşmesi imzalandığı, bir süre sonra sanık ...'nin, kiracısı ...'un Manavgat'lı olmadığını ve hakkında bir takım olumsuzluklar bulunduğunu öğrendiğinde kendisine yalan söylediği gerekçesiyle kiracı-kiralayan ilişkisini bitirmek istediği, bu bağlamda kira sözleşmesinin sonuna el yazısı ile ‘İşbu kira sözleşmesi tarafların karşılıklı iradeleri ile fesih edilmiştir. Tarafların birbirlerinden alacakları ve borçları yoktur. Taraflar birbirlerini ibra etmişlerdir. Kira konusu yer ... tarafından boşaltılarak ...'e teslim edilmiştir. 11.11.2013 ... ...’ ibarelerinin yazılarak altının müşteki tarafından imzalandığı ve bilahare iş yerinin boşaltılarak eşyaların müştekiye teslim edildiği olayda;

Kira sözleşmesi altındaki fesih ve ibraya dair yazının devamındaki imzanın sanık ...'in azmettirmesi sonucu tehdit ve zorla attırılıp attırılmadığının ve bu suretle sanık ...'in nitelikli yağma suçuna azmettiren olarak iştirak edip etmediğinin kanıtlanması bakımından, sanığın nitelikli yağma gibi bir suçla yargılandığı da göz önüne alınarak, şüpheye hiç bir yer bırakmayacak şekilde delillerin tam olarak toplanmasında zorunluluk bulunması, fesih sözleşmesinin zora dayalı olarak imzalatılmadığına dair sanığın savunmalarını destekler şekilde tanık ...'in dinlenmesine karşın, hükme dayanak yapılan tanıkların beyanlarının duruşmada alınmaması, kaldı ki bu kişilerin önceki beyanlarının dahi duruşmada okunmaması, bu tanıkların beyanlarının alınmamasını gerektirecek şekilde CMK'nin 211.maddesindeki hallerin hiç birisinin mevcut olmaması, sanığın savunmasında suçu hiç bir şekilde kabul etmemesi, sanığın azmettirdiği iddia edilen sanık ...'nin sanık ...'i tanımadığını savunması, gerekçede müştekinin yargılama aşamaları boyunca verdiği ifadelerinin istikrarlı ve birbirini doğrular mahiyette olduğu ve olay sırasında iş yerinde bulunan tanıklar ... ve ...'ın beyanlarının müştekiyi doğruladığı belirtilmesine rağmen duruşmada dinlenmeyen bu kişilerin beyanlarının hangi nedenle sanık savunması ve tanık ...'in beyanlarından üstün tutulduğuna dair bir açıklamanın bulunmaması, yine kolluk ifadesinde sanık lehine olacak şekilde ifade veren ...'un kolluk beyanlarının dahi tartışılmaması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından azami çaba gösterilmesi, bu yönüyle tanıklar ..., ... ve ...'ın mutlak surette duruşmada dinlenmesi, CMK'nın 211. maddesindeki hallerin varlığı halinde ise önceki beyanların duruşmada okunarak taraflara diyeceklerinin sorulması gerektiği hâlde, eksik inceleme ile karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.03.2023 tarih ve 12641-788 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ... hakkında eksik araştırma ile mahkûmiyet hükmü kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR

Kira sözleşmesi fotokopisi incelendiğinde altında yazan yazının; "İşbu kira sözleşmesi tarafların karşılıklı iradeleri ile fesih edilmiştir. Tarafların birbirlerinden alacakları borçları yoktur. Taraflar birbirlerini ibra etmişlerdir. Kira konusu yer ... tarafından boşaltılarak ...'e teslim edilmiştir." şeklinde ve 11.11.2013 tarihli olduğu, yazıda sanığın ismi yazmakla birlikte imzasının bulunmadığı, katılanın ismi ve imzasına ise yer verildiği,

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)'tan alınan güncel nüfus kaydına göre; ...'un kovuşturma aşamasında 23.06.2015 tarihinde öldüğü,

CD çözüm tutanağının 18.11.2013 tarihinde katılanın iş yerinden eşyasının taşınmasına, olay yeri inceleme raporunun aynı tarihte iş yerinde yapılan incelemeye ilişkin olduğu,

Anlaşılmaktadır.

Katılan kollukta; 15.11.2013 tarihinde sanıktan iş yeri kiraladığını, bir hafta sonra sanığın arayarak dükkânı oğlu için kullanacağını ve restoran açacağını bildirip dükkânı boşaltmasını istediğini, kabul etmeyip bunun asıl sebebini sorduğunda Manavgatlı olmadığını öğrendiğini, referansının iyi olmadığını, savcılıkta ve siyasette arkadaşlarının olduğunu beyan ederek dükkânı boşaltması konusunda direttiğini, kabul etmemesi üzerine gayriresmî şahısları devreye sokarak kendisini dükkândan çıkarmaya çalıştığını, 11.11.2013 tarihinde Side Beldesinde çete başı olarak bilinen inceleme dışı sanık ... ile yanında 5-6 kişinin iş yerine gelerek başına silah dayayıp dükkanı bir an önce boşaltması gerektiğini, yoksa kendisini öldüreceklerini söyleyerek tehdit ettiklerini, silahı başına dayayarak önüne sözleşmeyi koyup feshetmesi için imza attırdıklarını, çocuklarının canlarından tedirgin olduğu için getirdikleri evrakı imzaladığını, attığı bu imzanın asıl imzası olmadığını, daha sonra inceleme dışı sanık ve yanındakilerin iş yerinden çıkıp gittiklerini, imzaladığı hususi şartlar başlıklı kâğıtta herhangi bir yazının olmadığını, Manavgat'ta avukatlık yapan tanık ... ...'ın daha sonra bu kâğıdı doldurduğunu, 17.11.2013 tarihinde Osmaniye ilinde bulunduğu sırada şüpheli ...'un kendisini arayarak akşam kan çıkacağını, iş yerini boşaltması gerektiğini söyleyip telefonu kapattığını, ertesi gün kendisinden habersiz olarak iş yerinin sanık tarafından boşalttırıldığını öğrendiğini, eşyasının nerede olduğunu bilmediğini, eşyasından çelik kasa, üç adet büro takımı, Makita marka bir adet hilti, iki adet matkap, bir adet küçük spiral, bir adet sarih matkap ve kasa içerisinde bulunan 70 bin TL'ye yakın nakit para, alacaklı olduğu şahıslara ait çek ve senetlerin alındığını, inceleme dışı sanığı azmettirenin sanık olduğunu bildiğini,

Kollukta ek ifadesinde; iş yerindeki eşyayı alanın şüpheli ...olduğunu öğrendiğini, adı geçenin eşyayı aldığı günün gecesi kendisini arayarak durumdan haberdar ettiğini, ancak kendisinin ilk başta bunu hatırlayamadığını, dün eşyasını teslim aldığını,

Savcılıkta; 11.11.2013 tarihinde öğleden sonraki bir vakitte daha önceden de birçok suça karıştığını bildiği inceleme dışı sanığın, yanında birkaç kişiyle birlikte iş yerine geldiğini, bu sırada yanında kim olduğunu hatırlamadığını, kokain bağımlısı olduğunu ve hafızasının gelip gittiğini, inceleme dışı sanığın kafasına silah dayayıp sözleşmeyi istediğini, kendisinin de sözleşmeyi çıkardığını, inceleme dışı sanığın "Evrakı imzala, yoksa son gördüğün göz benim gözüm olur, seni öldürürüm!" dediğini ve sözleşmenin alt kısmına imza atmasını istediğini, kendisinin de imzaladığını, aynı günün akşamında tanımadığı bir kişinin doldurulmuş hâlde suça konu sözleşmenin suretini kendisine verdiğini, 17.11.2013 tarihinde Osmaniye'de bulunduğu sırada şüpheli ...'ın kendisini arayarak "Akşam kan çıkacak, iş yerini boşaltman gerekiyor!" demesinin sebebinin tehdit değil yardım amaçlı olduğunu, çünkü inceleme dışı sanığın ve yanındakilerin kendisini tehdit ettiklerini, 17.11.2013 tarihinde sanık ve inceleme dışı sanığın, rızası olmaksızın çilingir çağırarak iş yerinin kapısını açtırdıklarını ve içeri girerek iş yerinde bulunan bütün malzemeleri götürdüklerini, şikâyetçi olduktan sonra şüphelinin kendisini arayarak bir kahvehaneyi tarif edip eşyasını oradan alabileceğini söylediğini, bazı eşyasının kırık olduğunu, 70.000 TL'sinin 56.200 TL'sini geri aldığını,

İstinabe suretiyle alınan ifadesinde; sanığın iş yerini boşaltmasını isteyerek "Ya güzellikle boşaltırsın ya da ben boşalttırmasını bilirim!" diyerek kendisini tehdit ettiğini, bu olay sırasında yanında iki kişinin daha olduğunu, sanığın daha sonra inceleme dışı sanığı yönlendirerek silahla tehdit ettirdiğini ve sözleşmeyi iptal ettirmek istediklerini, kendisine baskı uyguladıklarını ve devamlı olarak ofisinin çevresinde bulunan adamları ile gözünü korkutmaya çalıştıklarını, bunun sonucunda zoraki olarak kira sözleşmesini feshettiklerine dair yazı imzalattıklarını, sanığın "Senin çoluğun çocuğun var, onlara bir zarar gelmesini istemiyorsan orayı boşaltacaksın!" diyerek sürekli tehditte bulunduğunu, Osmaniye'den dönüp ofisini açmaya gittiğinde ofiste malzemelerinin olmadığını gördüğünü, sanığın çilingir yardımıyla iş yerinin kapısını açtırdığını, 70.000 TL ile çeklerini aldıklarını, sanığın malzemeleri şüpheli ...'a verdiğini, şikâyetçi olduktan sonra da şüphelinin kendisini arayarak paranın bir kısmını kendisine iade ettiğini, 35.000 TL'nin ise kendisinde kaldığını, ofis malzemelerinin kullanılamayacak hâle gelmesi sebebiyle 50.000-55.000 TL civarında zararının olduğunu,

Tanık ... kollukta; katılanın yanında çalıştığını, 11.11.2013 tarihinde öğle vakitlerinde dükkânda tanık ... ve katılan ile birlikte oturdukları sırada iş yerine 5-6 kişinin girerek katılanın yanında durduklarını, şahıslardan birisinin silah çekerek katılanın kafasına dayadığını, ismini sonradan öğrendiği inceleme dışı sanığın cebinden bir kâğıt çıkartarak "Bu kâğıdı imzalayacaksın ve bu dükkândan çıkacaksın!" dediğini, çıkmadığı takdirde kendisini ve ailesini öldüreceğini bildirdiğini, ilk önce pazar gününe kadar dükkânı boşaltmasını istedikten sonra "Neyse bir gün de benden, pazartesi boşaltacaksın dükkânı!" dediğini, katılanın silah zoruyla kâğıdı imzalamak zorunda kaldığını,

Tanık ... kollukta; tanık...ile benzer ifade verdikten sonra 05.05.2014 tarihinde; isimlerini sonradan öğrendiği inceleme dışı sanığın, soy ismini bilmediği Adanalı ...ve yanında bulunan iki kişinin galeriye gelerek katılan ile yaklaşık iki dakika kadar konuştuktan sonra iş yerinden ayrıldıklarını, ne konuşulduğunu bilmediğini, bu şahısları ilk defa o gün gördüğünü,

Tanık ... ... mahkemede; sanığın uzun yıllardır müvekkili olduğunu, gayrimenkullerinin kira sözleşmelerini kendisinin düzenlediğini, olay tarihinde sanık ve katılanın bürosuna geldiklerini, burada sohbet ettiklerini, hatta katılanın bu sırada Manavgatlı olduğunu söylediğini, istekleri üzerine kira sözleşmesi düzenlediğini ve tarafların imzaladıklarını, bir süre sonra sanığın yanına gelerek; katılanı araştırdığını ve sabıkalı bir kişi olduğunu öğrendiğini, bu nedenle iş yerinden katılanı çıkartmak istediğini söylediğini, aradan bir süre geçtikten sonra sanık, katılan ve katılanın yanındaki iki kişinin bürosuna geldiklerini, katılanın fesih karşılığı 3.000 avro istediğini, sanığın neden kendisine yalan söylediğini sorduğunda "Doğru söylesem kiraya vermezdin." diye cevap verdiğini, aralarında yaptıkları pazarlık sonucunda sanığın katılana 2.000 avro ödemesi ve bunun karşılığında sözleşmenin feshedilmesi hususunda anlaştıklarını, kendisinin de sözleşmenin altına feshe dair ibareyi yazdığını, katılandan anahtarı istediklerinde Alanya'da bir yer tuttuğunu belirtip birkaç gün daha müsaade istediğini, 5-6 gün sonra anahtarı getirip teslim etmesi üzerine 2.000 avro katılana ödediğini, katılanın üzerinde herhangi bir baskı, tehdit veya cebir gözlemlemediğini,

... şüpheli olarak kollukta; katılanın akrabası, sanığın yanında çalışan bir işçinin de arkadaşı olduğunu, 11.11.2013 tarihinde katılan ile sanığın bir elemanının gelecek hafta pazar günü en geç saat 17.00'de iş yerinin boşaltılması hususunda anlaştıklarını, hatta katılanın bu konuda kontrat imzaladığını, kendisinin de kefil ve bu olaya şahit olduğunu, aradan bir hafta geçtikten sonra pazar günü katılanı arayıp dükkânı boşaltmaları gerektiğini söylediğini, katılanın da cenaze dolayısıyla Osmaniye'de olduğunu, en geç saat 23.00'de dükkânı boşaltacağını bildirdiğini, saat 24.00'de tekrar katılanı aradığında yoldan yeni geldiğini, anahtarı göndereceğini söylediğini, kendisinin de "Ben kamyonu getirdim, dükkânı boşaltıyorum, haberin olsun." diye cevap verdiğini, katılanın da "Tamam." dediğini, dükkânı parayla tuttuğu işçilerle kendisinin boşalttığını, içeride bulunan eşyayı bir depoya götürdüğünü, aynı günün akşamı da katılana teslim ettiğini, sanık ve inceleme dışı sanığı tanımadığını, onlarla bir bağlantısının olmadığını,

İnceleme dışı sanık ...; katılanı ismen tanıdığını, dükkân sahibinin katılanı iş yerinden çıkartmak istediğini ancak katılanın çıkmak için para talebinde bulunduğunu bildiğini, sanığı tanımadığını, bir arkadaşı vasıtasıyla bu olayı öğrendiğini, katılanı tanıdığı için yaptığının yanlış olduğunu ve iş yerinden çıkması gerektiğini söylediğini, hatta bu sırada yanlarında şüpheli ...'ın da olduğunu, katılanın ise 3.000 avro karşılığında dükkânı boşaltacağını bildirdiğini, sonradan sanığın 3.000 avroyu şüpheliye verdiğini, şüphelinin de bu parayı katılana teslim ettiğini, dört beş saat kadar sonra da katılan ve şüphelinin avukatın yanına giderek sözleşmeyi feshettiklerini duyduğunu, bu sırada kendisinin Alanya'da olduğunu, katılanın kafasına silah dayayıp tehdit etmediğini, sadece şahısları ...'a ait ... isimli iş yerinde gördüğünü, eşyanın çıkartılmasından haberinin olmadığını,

İfade etmişlerdir.

Sanık kollukta; katılanın yirmi gün kadar önce kendisini arayarak iş yerini kiralamak istediğini, ne iş yapacağını sorduğunda ... Rent A Car'ın bayiliğini yapacaklarını, ...'nden olduklarını söyleyince kabul ettiğini ve katılanı avukatı olan tanık ...'e yönlendirdiğini, aklına gelmediğinden ve avukatının da ihmalkârlığından şahısların nereli ve kim olduklarına bakmadan dükkânı kiraladığını, şahısların beyanlarına güvendiğini, daha sonra yaptığı araştırma sonucunda bu şahısları kimsenin tanımadığını, Manavgatlı olmadıklarını ve temiz insanlar olmadıklarını öğrendiğini, bunun üzerine bu şahısları arayarak yanına gelmelerini ve kira sözleşmesini feshetmelerini istediğini, şahıslar ile tanık ...'in bürosunda buluştuklarını, katılana neden yalan söylediğini sorması üzerine "Doğru söylesem sen bana dükkânı vermezdin." diye cevap verdiğini, katılanın önce 12.500 avro istediğini, ancak daha sonra 2.000 avro verdiği takdirde dükkânı boşaltacağını söylediğini, bu şahıslardan kurtulmak amacıyla parayı vermeyi kabul ettiğini ve avukatın şahıslara parayı verdiğini, şahısların da avukatın yanında kendi istekleri ile çıktıklarına dair fesih beyanında bulunduklarını, önceki gün akşamı da dükkânı boşalttıklarını, bu durumdan haberinin olmadığını, 18.11.2013 tarihinde saat 10.00 sıralarında şahısların dükkânı boşalttıklarını görünce anahtarcıyı çağırarak iş yerinin kilitlerini değiştirdiğini, inceleme dışı sanık ile şüpheliyi tanımadığını, katılanın dükkândan çıkması için kimseyi yönlendirmediğini,

Mahkemede dosya içerisindeki delil niteliğini haiz belge içerikleri okunup sorulduğunda; aleyhe olan hususları kabul etmediğini,

Savunmuştur.

V- GEREKÇE

A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 2023/540 E. - 2025/264 K. sayılı kararında açıklandığı üzere;

Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.

Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.

Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür.

Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.

CMK'nın "Duruşmada okunmayacak belgeler" başlıklı 210. maddesinin birinci fıkrası; "Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez." şeklinde düzenlenmiş olup, yargılama konusu olayla ilgili tek/belirleyici delilin, bir tanığın beyanından ibaret olduğu durumlarda bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi gerektiği vurgulanarak doğrudan doğruyalık ilkesine işaret olunmuştur. Norm ile, kural olarak beyan delilinin kıymeti ve güvenilirliğinin denetlenmesi ve değerlendirmesinin doğrudan yargılama/hüküm hakiminin takdir yetkisinde olduğu kabul edilmiştir. Esasen doğrudan doğruyalık ve sözlülük ilkelerinin doğal sonucu da budur. Bu nedenle kural olarak ve mümkün oldukça sanık, tanık ya da bilirkişiler mahkeme huzurunda dinlenmelidir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanakların duruşmada okunması, dinleme yerine geçmez.

Duruşmada dinlenmesi mümkün olmayan ya da dinlenilmelerine gerek bulunmayan tanık, bilirkişi ya da suç ortağının daha önce dinlenilmeleri sırasında düzenlenmiş olan tutanakların okunmasıyla yetinilebileceği hâller CMK'nın 211. maddesinde gösterilmiş ve doğrudan doğruyalık ilkesinin istisnalarından birine işaret edilmiştir. Buna göre, zorunlu hâllerde tanığın veya suç ortağının soruşturma aşamasındaki beyanlarını içeren tutanakların duruşmada okunmasıyla yetinilebilecektir.

"Dosya içerisindeki delil niteliğine haiz belge içerikleri okundu" şeklindeki genel ifadeler ise sanığa dosya içerisindeki tanık ifadelerinin okunduğu ve buna karşı savunma imkânının tanındığı anlamına gelmez. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 17.12.1976 tarihli ve 536-552 sayılı ile 28.06.2011 tarihli ve 130-149 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Keza, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 15. maddesi şöyledir:

"Polis, yaptığı tahkikat esnasında ifadelerine müracaat lazım gelen kimseleri çağırır ve kendilerine lüzumu olan şeyleri sorar."

Uygulamada kolluğun bu düzenlemeye istinaden icra ettiği dinlemeye "bilgisine başvurma" , bununla ilgili tutulan tutanağa ise "bilgi alma tutanağı" denildiği bilinmektedir.

Ancak soruşturma evresinde tanık dinlemeye yetkili olan makam, kural olarak Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme, naip veya istinabe olunan hâkimdir (Centel, Nur/Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Bası, İstanbul 2008, s. 236). Doktrinde de kabul edildiği üzere (Tezcan, Durmuş/Erdem, M.Ruhan/Önok, ..., Ceza Özel Hukuku, 6. Bası, Ankara 2008, s.880; Ünver, Yener, Adliyeye Karşı Suçlar, İstanbul 2008, s. 186) kolluğun tanık dinleme yetkisi yoktur. Dolayısıyla kolluğun düzenlediği "bilgi alma tutanağı" nın, serbest delil rejiminde, delil (başlangıcı)niteliği taşıdığı da söylenebilir ise de "tanık beyanı" olarak kıymetlendirilemez.

B. Hukuki Değerlendirme

Sanığın azmettirdiği inceleme dışı sanık ...’nin, yanında birkaç kişiyle birlikte katılanın iş yerine giderek kafasına silah dayamak suretiyle suça konu belgeyi zorla imzalattığının iddia ve kabul olunduğu olayda; tanıklar ... ve...ile şüpheli ...yalnızca kollukta dinlenip kovuşturma aşamasında dinlenmemişler, tanıklar...ve ... sanığın aleyhine beyanda bulunduktan sonra tanık ... kollukta yeniden alınan ifadesinde çelişkiye düşmüştür. Şüpheli ...ile tanık ... ise sanığın lehine beyanda bulunmuşlardır. Kamera görüntüleri ile CD çözüm tutanağı ise suça konu senedin alınmasına değil, bundan yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşen iş yerinin boşaltılmasına ilişkindir. Şüpheli ...’ın iş yerini kendisinin boşalttığını ileri sürmesi ve bu hususun katılan tarafından kabul edilmesi karşısında, dosyadaki en önemli deliller olay yerinde bulunan tanıklar ... ve ...’nin beyanlarıdır. Bu tanıklar yönünden CMK’nın 211. maddesindeki şartlar oluşmadığı gibi kolluğun tanık dinleme yetkisi de bulunmamaktadır. Kovuşturma aşamasında vefat etmiş olması nedeniyle şüpheli ...yönünden CMK’nın 211. maddesindeki şartlar oluşmuş ise de "Dosya içerisindeki delil niteliğini haiz belge içerikleri okundu." şeklindeki genel ifadeler, dosyada yer alan tanık ve şüpheli beyanlarının sanığa okunarak buna karşı savunma imkânı tanındığını göstermeyecektir. Bu itibarla maddi hakikatin hiçbir kuşkuya yer verilmeden ortaya çıkarılması için tanıklar...ve ...’un duruşmaya getirilerek bizzat dinlenilmeleri, eylemin gerçekleşme şekline ilişkin ayrıntılı beyanlarının alınması, tanık ...’un ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi, kovuşturma aşamasında vefat ettiği anlaşılan şüpheli ...’ın ise kollukta şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinin okunup sanığın bu beyana ilişkin savunmasının alınması, sanığın lehine olan delillere neden itibar edilmediğinin belirtilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmek suretiyle eksik araştırma ile hüküm kurulduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına, Bölge Adliye Mahkemesinin mahkûmiyet hükmünün eksik araştırma ile kurulduğundan bahisle bozulmasına, ulaşılan bu sonuç karşısında da sanığın cezasının infazının durdurulmasına karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 28.03.2022 tarihli ve 8235-2324 sayılı onama kararının sanık ... ile ilgili kısmının KALDIRILMASINA,

3- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan 27.02.2018 tarihli ve 3165-535 sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın, sanık hakkında eksik araştırma sonucu hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,

4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı kabul edilip, Özel Dairenin onama kararı kaldırılarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi nedeniyle sanık hakkında nitelikli yağma suçuna yönelik cezanın İNFAZININ DURDURULMASINA ve isnat edilen suç yönünden cezaevine alınmış olması hâlinde TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhâl salıverilmesi için MÜZEKKERE YAZILMASINA,

5- Dosyanın, gereği için Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, karardan bir suretin bilgi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Yağma konusundaki 26 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page