top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Yağma

Ceza Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Ceza Hukuku

Bıçaklayıp Telefonunu Alan Sanığa Yağma ve Nitelikli Öldürmeye Teşebbüsten Ayrı Ceza

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/251 · K. 2026/72 · T. 04.02.2026

Karar Özeti

Eski işvereni olan katılanı parka çağırıp karnından üç kez bıçaklayan sanık, telefonunu ve parasını da almıştır; ilk derece mahkemesi yağmadan beraat kararında direnerek sanığı yalnızca kasten öldürmeye teşebbüsten mahkûm etmiştir. Ceza Genel Kurulu, katılanın istikrarlı beyanı ve ameliyat öncesi yakınlarına verilen eşya arasında telefon ile paranın bulunmadığını gösteren tutanak karşısında nitelikli yağmanın sabit olduğunu kabul etmiştir. Öldürmeye teşebbüsün yağmayı kolaylaştırmak, delillerini ortadan kaldırmak veya yakalanmamak amacıyla yapıldığı anlaşıldığından TCK 82/1-h uygulanarak iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet kurulması gerektiği belirtilmiş, hükümler oy çokluğuyla bozulmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Öldürmeye teşebbüs, yağmayı kolaylaştırmak, delillerini ortadan kaldırmak veya yakalanmamak amacıyla gerçekleştirilmişse TCK 82/1-h uygulanır ve fail yağma ile bu suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.

Soru: Birini bıçaklayıp telefonunu alan kişi hangi suçlardan cezalandırılır?

Sonuç: İlk derece mahkemesinin direnme kararına konu hükümleri bozuldu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Fail, diğer suçu gizlemek, işlenmesini kolaylaştırmak, yakalanmamak veya diğer suçun delillerini ortadan kaldırmak için birini öldürürse, amaç suç bağımsızlığını korur. Bu halde fail, her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.”

“Katılan tüm aşamalarda istikrarlı şekilde sanığın bıçaklama eylemi sırasında cep telefonunu ve bir miktar parasını aldığını beyan etmektedir.”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 1. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ağır Ceza

SAYISI: 349-442

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın, teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 35/2 ve 53. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna; nitelikli yağma suçundan ise 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.01.2022 tarih ve 25-27 sayılı hükümlerin, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 03.06.2022 tarih ve 395-858 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 30.01.2023 tarih ve 8960-161 sayı ile; "... Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince 02.05.2016 tarihinde sanığın kasten öldürmeye teşebbüs ve nitelikli yağma suçlarından savunmasının alınarak serbest bırakılmasına dair yakalama emri çıkarıldığı, 5271 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca istinabe yasağı bulunan suçların yargılaması esnasında sanığın yargılamayı yapan Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesine çıkarılarak savunmasının alınması gerektiği hâlde 19.06.2018 tarihinde nöbetçi Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilerek alınan savunmasına dayanılarak hükümler kurulması...'' isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

Bozmaya uyan Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince 08.06.2023 tarih ve 126-268 sayı ile sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan TCK'nın 81/1, 35/2 ve 53. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli yağma suçundan ise CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, bu kararın da katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.02.2024 tarih ve 7202-1123 sayı ile;

"...2. Katılanın aşamalarda istikrarlı şekilde sanığın bıçaklama eylemi sırasında cep telefonunu ve bir miktar parasını aldığını beyan ettiği, kollukça tutulan 25.01.2015 tarihli tutanakta da yaralı yakınlarının kendilerine ameliyat öncesinde doktorlar tarafından verilmiş telefon ve paranın bulunmadığını beyan ettiklerinin belirlenmesi, sanığın daha sonraki bir tarihte başka bir mağdura karşı telefon hırsızlığı suçuna karışmış olması ve başka da bir suç işleme nedeni bulunmaması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (h) bentleri uyarınca nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

3.Yukarıdaki paragrafta açıklanan nedenle sanığın kasten öldürmeye teşebbüs eylemini nitelikli yağma suçunu kolaylaştırmak amacıyla gerçekleştirdiğinden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde belirtilen nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçu yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması'' isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince 12.09.2024 tarih ve 349-442 sayı ile; "...Tekstil atölyesi bulunan müştekinin yanında çalışan Suriye uyruklu ...'un, olay akşamı müşteki ile telefonlaşıp parkta buluştuğu, parkın tenha köşesinde konuştukları sırada sanığın ele geçirilemeyen bıçak ile müştekinin ince bağırsağında lezyon oluşturacak ve yaşamsal tehlike oluşturacak şekilde müştekiyi sağ karın boşluğundan üç kez bıçaklayarak olay yerinden ayrıldığı, müştekinin iddialarını tekrarladığı, sanıkla buluştuktan sonra sanığın kendisini üç defa bıçakladığını belirttiği, müştekinin eşinin de sanığın eşini bıçakladığını, daha önceye dayalı husumetin olduğunu belirttiği, Bakırköy 22... . Asliye Ceza Mahkemelerindeki dosyalarında bu dosyaya ışık tuttuğu, sanıkla müşteki arasında husumet bulunduğu, olayın oluş şekli, sanığın müştekiye duyduğu husumet, bıçağın elverişli olması, darbe sayısı ve bölgeleri göz önüne alındığında eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiği, her ne kadar müşteki parasının ve cep telefonunun alındığını da belirtmiş ise de sanığın yağma suçunu işlediğinin kanıtlanamadığı, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği, bu şekilde sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu anlaşılmakla sanığın kasten öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmiş, yağma suçundan ise sanığın yağma suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunamadığı ve suçun sabit olmadığı'' gerekçesiyle bozmaya direnerek sanık hakkında önceki gibi hükümler kurulmuştur.

Direnme kararına konu bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2024 tarihli, 106056 sayılı ve bozma istemli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarına kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.04.2025 tarih ve 7974-2974 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU

Direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan beraat ve teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli yağma suçunun sabit olup olmadığının ve buna bağlı olarak teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçu bakımından TCK'nın 82/1-h maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunun 11.09.2018 tarihli raporuna göre; katılanın vücudunda tamamı batın bölgesinde olmak üzere üç adet delici kesici alet yarası tarif edildiği, ayrı ayrı ve birlikte batına nafiz olan yaraların, katılanın yaşamını tehlikeye soktuğu, umblikal bölgede tespit edilen insizyoel herninin organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliği taşıdığı belirtildiği,

25.01.2015 tarihli olay tutanağında; çevrede yapılan araştırmada olay yerini gören kamera, suç aleti ve görgü tanığı bulunmadığının, katılan ameliyata girmek üzereyken yapılan kısa görüşmede kendisini daha önce yanında çalışan Suriyeli ...'in yaraladığını, alacak verecek meselesi nedeniyle anlaşamadıklarını ve kendisini bıçaklayarak olay yerinden kaçtığını, kaçarken üzerinden bir şey alıp almadığını hatırlamadığını beyan ettiğinin, yaralı şahsa müdahale eden doktorların yaralı yakınlarına vermiş oldukları eşyanın arasında cep telefonu ve para olmadığının tespit edildiği,

Katılan ile sanık arasında olay tarihinden sonraki tarihlerde tehdit ve hakaret suçlarından açılmış davaların bulunduğu,

Anlaşılmıştır.

Katılan ... kollukta: sanığın önceden işçisi olduğunu, olay günü kendisini arayarak olay yerine çağırdığını, gittiğinde; ''Parkın sakin bir yerine geçelim'' dediğini, yüz yüze geldiklerinde tırtıklı bir bıçakla sol ön karın boşluğuna bir defa vurduğunu ve "Otur yere!" dediğini, kullanmış olduğu Nokia marka cep telefonunu isteyerek ekrandaki güvenlik şifresini çözmesini isteyince söyleneni yaptığını, kaçacağını anlayınca sanığın kendisine aynı yerden iki defa daha vurduğunu, tamamen etkisiz hâle gelince de elini cebine sokarak 20 TL'sini aldığını, ''Senin boğazını elimdeki bıçakla kesip koparacağım!" diyerek de tehditte bulunduğunu, neden kendisini bıçakladığını sorunca eşi olan tanık ...'yi sevdiğini, bir kaç defa telefonda görüşmek istediğini, ancak eşinin kabul etmediğini, kendisini öldürüp eşi ile evleneceğini söylediğini, olaydan üç dört gün önce sanığın, eşinin telefonunu aradığını gördüğünü, eşinin, kendisine sanığın sık sık aradığını ancak neden aradığını bilmediğini söylediğini, bunun üzerine eşinin telefon numarasını değiştirdiğini, sanığın elinden can havliyle kurtularak yardım istediğini,

İstinabe mahkemesinde önceki ifadelerinden farklı olarak; bıçaklamadan önce aralarında tartışma, kavga veya husumet bulunmadığını, sanığın ilk bıçak darbesiyle yere düştüğünü, üzerinde bulunan 20 TL'yi ve cebinde bulunan cep telefonunu aldığını, sanığa vurup kaçtığını, kaçmasaydı bıçağı boğazına vuracağını, yakında bulunan üst geçide çıkıp orada bulunan gençlere bıçaklandığını söylediğini, sanığın arkasından gelmediğini, sonradan öğrendiği kadarıyla olaydan önceki bir tarihte sanığın, eşinin önünü keserek boğazına bıçak dayayıp; "Benimle arkadaş ol, yoksa kocanı öldürürüm, seni de çocuğunla birlikte Suriye'ye kaçırırım!" dediğini, sonrasında sanığın eşini arayarak rahatsız ettiğini, fakat bir daha önüne çıkmadığını, eşinin bu durumu kendisine yaralandıktan sonra anlattığını, aralarında alacak verecek ilişkisi olmadığını, sanığın almış olduğu 20 TL'yi ve cep telefonunu iade etmediğini,

Mahkemede önceki ifadelerinden farklı olarak; olay tarihinde Samsung marka telefon kullandığını, telefonun ortalama değerinin 1000 TL olduğunu,

Tanık ...; katılanın eşi, sanığın ise eşinin işçisi olduğunu, sanığın bir gün çağırdığı eşinden para istediğini, eşinin para olmadığını söylemesi üzerine cüzdanını ve telefonunu alıp onu bıçakladığını, bıçakladıktan sonra eşine; "Eşini ve çocuğunu alıp gideceğim!" dediğini, olaydan eşinin kendisine anlatması üzerine haberdar olduğunu,

İfade etmişlerdir.

Sanık ...; suçlamayı kabul etmediğini, katılanın yanında yaklaşık dört ay çalıştığını, katılanın iş yerini kapatması üzerine eniştesinin yanında çalışmaya başladığını, katılanı bıçaklamadığını, parasını almadığını, katılanın eşini rahatsız etmediğini savunmuştur.

IV. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 19.03.2025 tarih ve 495-134, 04.12.2024 tarih ve 284-3 96... .10.2024 tarih ve 379-278 sayılı ve diğer müstekar kararlarında açıklandığı üzere;

Yağma suçu TCK'nın 148. maddesinde;

"1- Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

2- Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet hâline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi hâlinde de aynı ceza verilir.

3- Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un suç tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 149. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun nitelikli hâlleri;

"a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde,

e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

h) Gece vaktinde,

İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." olarak sayılmış olup 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 64. maddesi ile yağma suçunun konut ve iş yerlerinin eklentilerinde işlenmesi hâli de diğer bir nitelikli hâl olarak Kanun maddesine eklenmiştir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında da yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.

Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği TCK'nın 148. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç, anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.

Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan zor yoluyla hırsızlık, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır.

Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.

Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir. TCK'nın 141. maddesinde yer alan; "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir." şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun basit hâli hüküm altına alınmış, aynı Kanun'un 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. Hırsızlık suçunun basit hâlinin oluşması için, başkasına ait taşınabilir eşyanın suçun nitelikli hâllerinde belirtilen şekiller dışında çalınması gerekmektedir.

Öte yandan;

TCK’nın Kasten Öldürme başlığı altında düzenlenen 81. maddesi;

"Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır",

Nitelikli hâller başlıklı 82. maddesi ise;

"1) Kasten öldürme suçunun;

...

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,

...

İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.

TCK’nın 82. maddenin 1. fıkrasının (h) bendinin gerekçesinde ise; "İşlenmiş olan bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmekte olan bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla, kişi öldürüldüğünde, amaç suç araç suç ilişkisi söz konusudur. Suçun bu nitelikli hâlinin oluşabilmesi için, belirtilen amaçlarla bir kişinin öldürülmesi yeterlidir; öldürmek suçuyla amaçlananın gerçekleşmesi gerekmez." açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu suç tipinde kasten öldürme araç suç, işlenmesi kastedilen diğer suç ise amaç suç niteliğindedir. Anılan bentte, amaç suç açısından belirli bir suç açıkça öngörülmediğinden, bileşik suç sözkonusu değildir. Fail, diğer suçu gizlemek, işlenmesini kolaylaştırmak, yakalanmamak veya diğer suçun delillerini ortadan kaldırmak için birini öldürürse, amaç suç bağımsızlığını korur. Bu halde fail, her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.

Bu bendin uygulanabilmesi için, amaç suçun tamamlanması gerekmediği gibi, suçun teşebbüs derecesinde, hatta hazırlık hareketleri aşamasında kalmış olmasının da önemi yoktur. Failin öldürme eylemini, amaç suçu gizlemek, suçun işlenmesini kolaylaştırmak, delillerini ortadan kaldırmak veya yakalanmamak için gerçekleştirilmesi yeterlidir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Olaydan önce bir süre katılanın yanında çalışan sanığın, olay akşamı katılanı telefonla arayıp konuşmak istediğini söyleyerek olayın meydana geldiği parka çağırdığı, parkın tenha köşesinde konuştukları sırada sanığın ele geçirilemeyen bıçak ile katılanı organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ve yaşamsal tehlike geçirmesine neden olacak şekilde sağ karın boşluğundan üç kez bıçakladığı, ardından da katılanın cep telefonunu ve bir miktar parasını alarak olay yerinden ayrıldığı kabul edilen olayda;

Katılan tüm aşamalarda istikrarlı şekilde sanığın bıçaklama eylemi sırasında cep telefonunu ve bir miktar parasını aldığını beyan etmektedir. Olay gecesi saat 00.50'de kollukça tutulan tutanakta da yaralı yakınlarına ameliyat öncesinde doktorlar tarafından verilmiş eşyalar içeresinde katılana ait telefon ve paranın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sanığın katılanı hayati tehlike geçirecek şekilde yaralamak suretiyle üzerine bulunan cep telefonunu ve parasını alması şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin cebir olgusunu da kapsaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; eylemin nitelikli yağma suçunu oluşturduğu sabittir. Öte yandan sanığın işlemeyi amaçladığı yağma suçuyla aynı zamanda bu suçun işlenmesini kolaylaştırmak, delillerini ortadan kaldırmak veya yakalanmamak amacıyla katılanı öldürmeye teşebbüs ettiği de anlaşıldığından, sanığın TCK’nın 82/1-h maddesinde düzenlenen nitelikli kasten öldürme suçundan da sorumlu olduğu, bu nedenle sanık hakkında nitelikli yağma ve buna bağlı olarak da teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçlarından ayrı ayrı mâhkumiyetine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.

Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükümlerin, sanığa isnat edilen nitelikli yağma suçunun sabit olduğunun gözetilmemesi ve buna bağlı olarak teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçundan hüküm kurulması gerekirken, sadece teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan hüküm kurulması isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.09.2024 tarih ve 349-442 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin gerekçelerinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, sanığa isnat edilen nitelikli yağma suçunun sabit olduğunun ve buna bağlı olarak teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçu bakımından TCK'nın 82/1-h maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Yağma konusundaki 26 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page