Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Hukuk Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Aile ve Boşanma Hukuku
Ev Çalışanının Duyuma Dayalı ve Çelişkili Beyanı Kadının Zinasını İspatlamaya Yetmedi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/33 · K. 2025/839 · T. 17.12.2025
Karar Özeti
İlk derece mahkemesi zina eden erkeği ağır kusurlu bulurken bölge adliye mahkemesi, çocuk bakıcısının beyanıyla kadının da zina ettiğini kabul edip tarafları eşit kusurlu saymış ve kadının tazminat taleplerini reddetmiştir. Özel Dairenin bozma kararına direnilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu, tanığın evde çalıştığı tarihlerde bile çelişkiye düştüğünü, zinaya ilişkin bilgisinin duyuma dayalı olduğunu ve boşanma aşamasındaki kadının ev çalışanına cinsel hayatını anlatmasının olağan kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Kadının zinası ispatlanamadığından zina eden erkek tam kusurlu sayılmış, kadın yararına maddi ve manevi tazminat verilmesi gerektiği belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Zinanın ispatı için cinsel ilişkiye dair kuvvetli emareler gerekir; somut olayda çelişkili ve duyuma dayalı tanık beyanıyla kadına zina kusuru yüklenemez, aldatan erkek tam kusurludur.
Soru: Boşanmada zina, ev çalışanının duyuma dayalı tanıklığıyla ispatlanabilir mi?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesinin direnme kararı bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulHukuk Genel Kurulu
- Esas No2025/33
- Karar No2025/839
- Karar Tarihi17.12.2025
- Karar TürüHukuk Genel Kurulu Kararı
- SonuçDirenme Kararının Bozulması
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“Zinanın ispatı için, cinsel ilişkinin gerçekleştiğine dair kuvvetli emarelerin bulunması gerekir.”
“hayatın olağan akışında eşiyle boşanma aşamasında olan kadının özellikle maaşı eşi tarafından ödenen ev çalışanına cinsel hayatını anlatmasının olağan kabul edilemeyeceği”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/518 E., 2024/773 K.
ÖZEL DAİRE KARARI: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.02.2024 tarihli ve
2022/9580 Esas, 2024/781 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasında birleştirilerek görülen boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı-birleşen davalı erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve davalı-birleşen davacı kadın eşin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ASIL DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 26.06.2010 tarihinde evlendiklerini, ortak iki çocuklarının bulunduğunu, evliliğin ilk zamanlarında taraflar arasında herhangi bir geçimsizlik olmamasına rağmen son yıllarda eşler arasındaki huzursuzluğun ve geçimsizliğin artarak devam ettiğini, müvekkilinin 2017 Eylül ayında evden ayrılmak zorunda kaldığını, evlilik birliğinin devamının imkânsız bir hâle geldiğini ileri sürerek boşanmaya karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, eşler arasında huzursuzluk ve geçimsizlik olmadığını, müvekkiline atfedilecek hiçbir kusurlu davranışın bulunmadığını, davacının yaklaşık altı ay önce ortada hiçbir neden yokken eşine boşanmak istediğini söylediğini, davacının anlaşmalı boşanmayı kabul etmeyen müvekkiline psikolojik şiddet uygulamaya başladığını, eşine her fırsatta sevmediğini ve istemediğini söyleyerek bekâr bir adam gibi yaşamaya başladığını, akşamları eve geç geldiğini, hafta sonları ise hiç gelmediğini, sebepsiz yere annesinin evine taşındıktan sonra ortak arkadaşlarının davacıyı bir kadınla çok samimi şekilde gördüklerini belirterek davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise velayetlerin müvekkiline verilmesine, her bir çocuk yararına 5.000,00 TL tedbir-iştirak, müvekkili yararına 7.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 300.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini savunmuştur.
II. BİRLEŞEN BİRİNCİ DAVA
1. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; tarafların şiddetli geçimsizlik sebebine dayalı olarak açılan boşanma davası devam ederken davalı kadının gittiği dans kursunda tanıştığı ... isimli bir erkekle ilişkiye girdiğini, davalının söz konusu kişiyi bazı geceler eve aldığını, bazen de çocuklar uyuduktan sonra evden çıkarak bu kişiye gittiğini ve sabah döndüğünü ileri sürerek tarafların zina nedeniyle boşanmalarına, müvekkili yararına 500.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili birleşen davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla erkeğin eşine sırf boşanabilmek amacıyla iftira attığını, evliliğin bu hâle gelmesine davacının müvekkilini ... isimli kadınla aldatması olduğunu, tanık ...’nın oturma iznini davacının anne ve babasının aldığını, tanığa ülkesine giderken de davacı tarafından ekstra ödemeler yaptığını, tüm bunların tanığın güvenilirliğini tartışılır boyuta getiren hususlar olduğunu, tanığın Mahkemece 16.10.2018 tarihinde dinlendiği hâlde ileri sürülen iddialar hakkında beyanda bulunmadığını, sadakat yükümlülüğünü asıl ihlal eden tarafın davacı olduğunu, ... isimli kadınla birlikte olduğunu ileri sürerek asıl ve birleşen davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, her bir çocuk yararına 15.000,00 TL tedbir-iştirak, müvekkili yararına 30.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 1.000.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. BİRLEŞEN İKİNCİ DAVA
1. Davacı-birleşen davalı vekili birleşen dava dilekçesinde; birleşen davalar devam ederken 08.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi sunduklarını, herhangi bir hak kaybına mahal vermemek adına ek dava yoluyla bu davayı açtıklarını ileri sürerek tarafların zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, müvekkili 2.000.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı-birleşen davacı vekili birleşen ikinci davaya verdiği cevap dilekçesinde; müvekkili adına açılan 17.05.2019 tarihli zina davasına karşı açılan üçüncü davanın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, mesnetsiz davanın reddine, kendi açtıkları boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesini savunmuştur.
IV. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli ve 2017/783 Esas, 2021/181 Karar sayılı kararı ile; dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde erkeğin zina yaptığı, bu sadakatsiz tutumunu esas davanın devamı süresince ve birleşen dosyada kadın tarafından açılan karşı dava tarihine kadar olan süreçte de bu durumun devam ettiği, eşler arasındaki asıl geçimsizliğin bu nedenden kaynaklandığı, buna karşılık esas davanın devamı sırasında 2018 yılı başlarında kadının da bazı güven sarsıcı davranışlarının bulunduğu gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır buna karşılık kadının az kusurlu olduğunun kabulü ile asıl davanın reddine, birleşen birinci dava yönünden erkeğin zinaya dayalı asıl davasının reddine, kadın tarafından açılan birleşen karşı davanın kabulü ile tarafların zina nedeniyle boşanmalarına, erkek tarafından açılan birleşen ikinci dava yönünden yapılan yargılamada davanın kabulü ile tarafların şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanmalarına, velayetlerin anneye verilmesine, her bir çocuk yararına ayrı ayrı 4.250,00 TL tedbir-iştirak nafakası ile kadın yararına 3.150,00 TL tedbir nafakası ile 450.000,00 TL maddi, 450.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, yoksulluk nafaka talebinin reddine karar verilmiştir.
V. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2022 tarihli ve 2021/833 Esas, 2022/688 Karar sayılı kararı ile; kadın eşin istinaf başvurusunun esastan reddine, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından kadının zina eyleminin ispatlanamadığı kabul edilmiş ise de tanık beyanı ile kadının zina eyleminin ispatlandığı, böyle olunca erkeğin zina sebebine dayalı açmış olduğu birleşen davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, eşit kusurlu olan kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kabul edilen yönlerden kaldırılması suretiyle erkeğin 12.04.2019 tarihli birleşen davasının kabulü ile tarafların zina hukuki sebebine dayalı boşanmalarına, kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı- karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında görülen karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması neticesinde; İlk Derece Mahkemesince, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin, kadına nazaran ağır kusurlu olduğu belirtilerek erkeğin birleşen davası ile kadının karşı davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına maddî ve manevî tazminata, ortak çocuk yararına tedbir nafakası ve iştirak nafakasına, kadın yararına tedbir nafakasına ve kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı-karşı davalı erkek vekili asıl davanın ve zina hukuki sebebine dayalı davanın reddi, kadının karşı davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden, davalı-karşı davacı kadın vekili ise erkeğin birleşen davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek; erkeğin birleşen davasının kabulü ve kusur belirlemesi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince davacı-karşı davalı erkek vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kabul edilen yönlerden kaldırılmasına ve bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, erkeğin birleşen zinaya dayalı davasının kabulüne, tarafların eşit kusurlu olduğunun tespiti ile kadının tazminat taleplerinin reddine, davacı-karşı davalı erkek vekilinin diğer, davalı-karşı davacı kadın vekilinin ise tüm istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı-karşı davacı kadın vekili erkeğin kabul edilen birleşen davaları, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı bir arada incelendiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince kadına yüklenen sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ve bu suretle zina eyleminde bulunduğu vakıasının ispat edilemediği ve kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğe yüklenen kusurlu davranışın ise temyiz edilmeyerek kesinleştiği, bu durumda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, davacı-karşı davalı erkeğin zina hukuki sebebine dayalı boşanma davası ile evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabul şartlarının oluşmadığı ve erkeğin birleşen davalarının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, ancak kadının davasında verilen boşanma hükmü temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle kesinleştiğinden, erkeğin boşanma talebinin konusuz hale geldiği de görülmektedir. Bu durumda erkeğin birleşen boşanma davalarının esası hakkında bir karar verilemeyecektir. Ancak, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci madesi hükmü gereği davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve tayin eder. O halde bu husus gözetilerek davacı-karşı davalı erkeğin birleşen boşanma davalarındaki boşanma talepleri hakkında, konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konularında, birleşen davaların açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3.Yukarıda (2.) paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davacı -karşı davalı erkek tam kusurludur. Gerçekleşen kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına da saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları koşulları oluşmuştur. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek davalı- karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm balığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; kadının zina eyleminin sübutu yönünden tanık ...'nın beyanlarının yer, zaman örüntüsü içerir şekilde oldukça detaylı olması, üçüncü kişilerden ve karşı taraftan yani davacı-davalı erkekten değil, bizzat davalı-davacı kadının beyanlarına dayanması, kadınla ve arkadaşlarıyla birlikte gece dışarıda zaman geçirmeleri, buna ilişkin fotoğrafın dosyada bulunması, olayların gelişimi ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Özel Dairenin istikrarlı içtihatlarında da belirtildiği üzere bizzat eylemi gerçekleştiren taraftan duyulan olayların duyuma dayalı aktarım olarak kabul edilmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-birleşen davacı vekili temyiz dilekçesinde; boşanmaya sebep olan olaylarda müvekkilinden kaynaklanan kusurlu bir davranışın bulunmadığını, bozma ilâmında belirtildiği üzere erkek eşin tam kusurlu olduğunu ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda kadın eşin zina yaptığının ispatlanıp ispatlanmadığı, burada varılacak sonuca göre boşanmaya sebep olan olaylarda erkek eşin tamamen kusurlu olup olmadığı ve kadın eş yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi uyarınca maddi-manevi tazminat ödenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1 61... . maddeleri.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddelerinin incelenmesinde yarar görülmektedir.
2. Türk Medeni Kanunu'nun "Zina" başlıklı 161. maddesi "Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur" hükmünü taşımaktadır.
3. Zina; eşlerden birinin, bir başka kişiyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişkide bulunmasını ifade eder. Zinanın boşanma sebebi olabilmesi için cinsel ilişki koşulu gerçekleşmiş olmalıdır. Zina mutlak ve özel bir boşanma sebebi olup, zina nedeniyle ayrıca ortak hayatın çekilmez hâle gelmiş olması unsuru aranmaz. Bu nedenle zinanın sayısı, kiminle, ne zaman ve hangi koşullarda yapıldığı önem arz etmez.
4. Zinanın ispatı için, cinsel ilişkinin gerçekleştiğine dair kuvvetli emarelerin bulunması gerekir. Diğer bir ifade ile zina için getirilen deliller toplamının, hayat tecrübelerine göre, zina eyleminin işlendiğini kuvvetle muhtemel göstermesi gerekir. Bu nedenle salt "şüphe" yeterli değildir. Hâkim, kişileri ve durumlarını gözönünde tutarak zinanın yapıldığına kanaat getirmelidir (Bilge Öztan, Aile Hukuku, Ankara-2015, s. 649).
5. Türk Medeni Kanunu’nun "Maddi ve manevi tazminat" başlıklı 174. maddesinde "Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir" hükmü düzenleme altına alınmıştır. Görülüyor ki hâkim, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya az kusurlu bulunan eş yararına tazminat ödenmesine karar verme yetkisine sahiptir.
6. Maddi tazminat, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep ettiği tazminattır. Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder.
7. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilen bir telafi şeklidir. Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlal edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak 4721 sayılı Kanun'un 174/2. maddesi genel tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada manevi zararı tam olarak belirlemek zordur. Manevi tazminat miktarı, maddi olarak kesin bir miktar değildir. Manevi tazminat talep eden eşin ruhen uğramış olduğu çöküntü ile psikolojik olarak yaşamış olduğu sıkıntılara karşılık olarak onu rahatlatacak olan bir bedeldir. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen ve kişilik hakları ihlal edilen eşe "uygun bir tazminat" verileceğini belirtmektedir. O hâlde hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak takdir hakkını kullanmalıdır.
8. Dosya kapsamı bir bütün olarak diğerlendirildiğinde; tarafların 26.06.2010 tarihinde evlendikleri, bu evlilikten 29.01.2013 doğumlu ... ve 09.07.2016 doğumlu ... isminde ortak iki çocuklarının dünyaya geldiği, erkeğin avukat, kadının diş hekimi olarak çalıştığı, ekonomik durumlarının iyi olduğu, dosyada mevcut telefon kayıtlarına göre erkeğin 2017 yılının Mayıs ayından itibaren ... isimli bir kadınla görüşmeye başladığı, otel kayıtlarına bakıldığında ise aynı kadınla çok kez aynı otelde konakladığı, 07.12.2017 tarihinde eldeki asıl davayı açarak evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddiasıyla eşinden boşanmak istediği, dava dilekçesinin incelenmesinde salt olarak evlilik birliğinin tahammül edilemez ve çekilmez duruma geldiğinden bahsedildiği ne var ki boşanma sebebi sayılabilecek nitelikte herhangi bir vakıanın ileri sürülmediği ve çekilmez hâle gelme sebebinin somutlaştırılmadığı, dolayısıyla tarafların fiili ayrılığına esas olarak erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davranışlarının sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince kadının zina yaptığına ilişkin hükme esas alınan tanık ... K.'nın tarafların evinde çocuk bakıcılığı yaptığı, İlk Derece Mahkemesince 16.10.20 18... .11.2020 tarihlerinde iki kez dinlendiği, 16.10.2018 tarihli beyanında "Ben tarafların evinde 2013-2016 yılları arasında yatılı olarak tarafların müşterek çocuklarına bakıcılık yaptım" şeklinde beyanda bulunduktan sonra 24.11.2020 tarihli beyanında "Ben 2013 de tarafların evinde çalışmaya başladım ve 6 aylık sürelerle tarafların evlerinde çalıştım. En son 2017 Ekim ayında geldiğimde davacı evden ayrılmıştı, ben tarafların müşterek konutunda çalışıyordum" diyerek öncelikli olarak tarafların evinde çalıştığı tarihler konusunda çelişki yarattığı, zinaya ilişkin bilgisinin "Benim bildiklerim ...'ın bana anlattıklarıdır" demesinden duyuma dayalı olduğunun anlaşıldığı, görgüye dayalı bilgisinin olmadığı, hayatın olağan akışında eşiyle boşanma aşamasında olan kadının özellikle maaşı eşi tarafından ödenen ev çalışanına cinsel hayatını anlatmasının olağan kabul edilemeyeceği, böyle olunca evde çalıştığı tarihler konusunda dahi çelişki yaratan tanık beyanlarının somut olay bazında hükme esas alınarak kadına kusur yüklenmesinin doğru olmadığı kanaatine varılmıştır.
9. Gerçekleşen ve temyiz edilmeyerek kesinleşen olaylara göre evlilik birliği devam ederken zina eylemini gerçekleştiren erkeğin bu kusurlu davranışı karşısında, kadının da zina yaptığı ispatlanamadığına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-birleşen davalı erkek eş tam kusurludur. Erkeğin bu kusurlu davranışı aynı zamanda kadının kişilik haklarını da zedeler niteliktedir. Kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174. maddesinin 1. ve 2. fıkraları koşulları oluşmuştur. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek kadın eş yararına maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmelidir.
10. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tarafların boşanmalarına ilişkin hükmün kadın tarafından açılan zina davasının temyiz edilmeyerek kesinleşmesi sonucunda erkeğin birleşen 12.04.2019 tarihli birinci ve 30.12.2020 tarihli ikinci davalarının konusuz hâle geldiği anlaşılmıştır. Bu durumda erkeğin birleşen boşanma davalarının esası hakkında bir karar verilemez. Ancak, 6100 sayılı Kanun'un 331. madesi hükmü gereği davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve tayin eder. Böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken iş, anlatılan tüm bu hususlar gözetilerek davacı-karşı davalı erkeğin birleşen boşanma davalarındaki boşanma talepleri hakkında, konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konularında, birleşen davaların açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karar verilmesinden ibarettir.
11. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
12. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VIII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Hukuk Genel Kurulu 10.09.2025
Dilekçede Dayanılan Nüfus Kaydı, Eşin Sadakatsizliğini İspat için Yeterli Görüldü
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/129 · K. 2025/499
Boşanmada ikrar hâkimi bağlamasa da hükme esas alınabilir; somut olayda dilekçede dayanılan nüfus kaydı, erkeğin başka kadından çocuklarını göstererek sadakatsizliği tartışmasız kıldı.
Direnme Kararının Bozulması Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Hukuk Genel Kurulu 15.11.2022
Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Gerçekleşen Zina Aynı Davada Islahla İleri Sürülemez
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2020/362 · K. 2022/1514
Boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen zina vakıası, ıslah hatalı usul işlemlerini düzeltmeye yönelik olduğundan görülen davada ıslahla ileri sürülemez; yeni bir boşanma davasında dikkate alınabilir.
Direnme Kararının Bozulması Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Yargıtay 2. HD 20.11.2025
Karşılıklı Sadakat İhlali Eşit Kusur Sayıldı, Erkek Lehine Manevi Tazminat Bozuldu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/2864 · K. 2025/9967
Somut olayda diğer vakıalar ispatlanamadığından karşılıklı sadakat ihlali eşit kusur sayılmış; eşit kusurlu eş yararına TMK 174 uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilemez.
Kısmen Bozma Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Yargıtay 2. HD 07.10.2025
Dava Sürerken Gerçekleşen Zinaya Dayalı Boşanma İsteminin Reddi Oy Çokluğuyla Onandı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/1411 · K. 2025/8331
Somut olayda onanan bölge adliye mahkemesi kararı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olduğu ve dava tarihinden sonraki zinanın ıslahla ileri sürülemeyeceği gerekçesine dayanmaktadır.
Onama Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Zina ve Sadakat Yükümlülüğü konusundaki 22 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma
- Anlaşmalı Boşanma Bir Yıl Kontrolü
- Aile ve Boşanma Rehberi
- Aile ve Boşanma Hukuku Yargıtay Kararları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.