Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Yargıtay 2. HD Onama Aile ve Boşanma Hukuku
Dava Sürerken Gerçekleşen Zinaya Dayalı Boşanma İsteminin Reddi Oy Çokluğuyla Onandı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/1411 · K. 2025/8331 · T. 07.10.2025
Karar Özeti
Boşanma davası açan davacı-davalı kadın, erkeğin dava tarihinden sonra gerçekleşen zina eylemine dayanarak davasını tamamen ıslah etmiş; ilk derece mahkemesi kadının davasını zina nedeniyle kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi, dava tarihinden sonra ortaya çıkan olayların ıslah yoluyla ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle zinaya dayalı istemi reddetmiş, kadının davasını evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle kabul etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararı usul ve kanuna uygun bularak oy çokluğuyla onamış; karşı oyda ise dava sonrasında gerçekleşen vakıaların ıslahla davaya dâhil edilmesine yasal engel bulunmadığı savunulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Somut olayda onanan bölge adliye mahkemesi kararı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olduğu ve dava tarihinden sonraki zinanın ıslahla ileri sürülemeyeceği gerekçesine dayanmaktadır.
Soru: Boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen zina ıslahla boşanma sebebi yapılabilir mi?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı oy çokluğuyla onandı.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire2. Hukuk Dairesi
- Esas No2025/1411
- Karar No2025/8331
- Karar Tarihi07.10.2025
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçOnama
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
Kararın Önemli Bölümleri
“her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olup dava tarihinden sonra ortaya çıkan olayların ise ıslah yoluyla ileri sürülemeyeceği gerekçesine yer verilmiştir.”
“Değerli çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, bir boşanma davasının yargılaması sürerken meydana gelen zina eyleminin, ıslah yoluyla boşanma sebebi yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1399 E., 2024/1780 K.
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen zina nedenine dayalı boşanma davası ve erkeğin davasının kabulü yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi ve kadının evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Değerli çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, bir boşanma davasının yargılaması sürerken meydana gelen zina eyleminin, ıslah yoluyla boşanma sebebi yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.
Bilindiği üzere, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır (HMK m. 141).
Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir (HMK m. 176/1).
Diğer yandan; hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz (TMK m. 184/1) ve kanıtları serbestçe takdir eder (TMK m. 184/4).
Davacı, davasını tamamen ıslah ederek, dava sebebini değiştirebilir (Prof.Dr. Baki Kuru, Medenî Usul Hukuku El Kitabı, cilt: II, Ankara 2020, sayfa: 1200). Davasını tamamen ıslah eden davacı, yeni bir dava dilekçesi verir (HMK m. 180/1). Davacının verdiği yeni dava dilekçesinin bir örneği, karşı tarafa ya da varsa vekiline tebliğ edilir (HMK m. 122). Davalı, bu yeni dava dilekçesine karşı iki hafta içinde yeni bir cevap dilekçesi (HMK m. 126 vd) verebilir (Kuru, aynı eser sayfa: 1203). Davacının davasını tamamen ıslah etmesi ile ilk dava dilekçesi, hiç verilmemiş sayılır (HM m. 179/1). Dava yeni dava dilekçesine göre incelenip karara bağlanır (Kuru, aynı eser sayfa: 1204).
Davanın tamamen ıslah edilmesinin doğal sonucu olarak; dava dilekçesinde yer alan ilk istem içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan istem içeriği göz önüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekmektedir (HGK, 01.07.2021 tarih, E: 2017/14-2815 -K: 2021/888).
Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür (HMK m. 30).
28.11.1956 tarih ve 15/15 E. K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK); “Nafakanın arttırılması veya eksiltilmesine ilişkin istemlerin kabulünde, dava tarihinden geçerli olmak üzere karar verileceğinin gerektiğine” ilişkin olup bu karar, davadan sonra meydana gelen vakıaların ıslahla davaya dahil edilmesine engel olacak biçimde yorumlanamaz.
Dolayısıyla, dava açıldıktan sonra doğan/gerçekleşen vakıaların ıslahla davaya dahil edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle, sadece dava tarihinden önceki vakıaların islahla davaya dahil edilebileceğini, davadan sonra gerçekleşen vakıaların ise davaya dahil edilemeyeceğini kabul etmek, ıslahla ilgili yasal düzenlemelere, ıslahın amacına ve özellikle usul ekonomisine uygun düşmez.
Somut olayda davacı-davalı dava dilekçesinde, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle (TMK m. 166/1-2) boşanmalarına karar verilmesini istemiş; 23.11.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, davasını tamamen ıslah ederek öncelikle zina sebebiyle (TMK m.161), bunun mümkün olamaması hâlinde ise evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle (TMK m. 166/1-2) boşanmalarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı-davacı taraf da karşılık dava açarak evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle (TMK m. 166/1-2) boşanmalarını istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi (İDM), davacı-davalının boşanma davasının zina sebebiyle (TMK m. 161), davalı-davacının karşılık boşanma davasının ise evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle ayrı ayrı kabul ederek tarafların boşanmalarına karar vermiştir.
Tarafların istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM), İDM kararı kısmen kaldırılarak davacı-davalının zina sebebiyle (TMK m. 161) boşanma isteminin reddine, davacı-davalının boşanma davasının da evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle (TMK m. 166/1-2) kabulüne karar vermiştir. BAM kararının gerekçesinde özetle; Dairemizin kararlarına da atıf yapılarak erkeğin zinasının boşanma dava tarihinden sonra gerçekleştiği, her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olup dava tarihinden sonra ortaya çıkan olayların ise ıslah yoluyla ileri sürülemeyeceği gerekçesine yer verilmiştir.
Bilindiği üzere TMK’nun 185/3 maddesi, eşlere evlilik birliğinin devamı süresince birbirlerine sadık kalmalarını emretmektedir. Bu sebeple zina mutlak ve özel boşanma sebebidir. Kanıtlandığı takdirde başka hiçbir araştırma yapılmadan boşanmaya karar verilmesi zorunludur.
Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, davadan sonra gerçekleştiği anlaşılan zina eyleminin, dava dilekçesinin tamamen ıslah edilerek boşanma sebebi (TMK m 161) yapılmasına her hangi bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı-davalının zina sebebine dayalı boşanma isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, diğer boşanma sebeplerine göre zina sebebiyle boşanmanın eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi yönünden de önemli sonuçları bulunmaktadır. Çünkü, TMK’nun 236. maddesine göre, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilmektedir.
Eldeki davada, davalı-davacının zina yaptığı kanıtlanmış olup bu durum tartışmasızdır. Ancak, temyiz edilen mahkeme kararının onanmasıyla eşlerin evliliği kesin olarak sona erecektir. Davacı-davalının bir daha zina sebebiyle boşanma davası açma imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, davacı -davalı, bu davada karşı tarafa zina sebebiyle kusur yüklenmesini dahi sağlayamamaktadır. Ayrıca, ileride açılması hâlinde mal rejiminin tasfiyesi davası sırasında, zina yapan eşine karşı yasal haklarını (TMK m. 236/2) kullanamayacaktır.
Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesine göre; herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
Eldeki davaya bu yönüyle bakıldığında, davacı-davalının zina sebebine dayalı boşanma davasının reddedilmesi ve bu davanın bir daha açılamayacak olması; davacı-davalının hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkına gereği gibi uyulmadığı sonucunu doğurmaktadır.
Tüm bu nedenlerle, temyiz edilen hükmün bozulması gerektiğini düşündüğümden, değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Hukuk Genel Kurulu 15.11.2022
Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Gerçekleşen Zina Aynı Davada Islahla İleri Sürülemez
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2020/362 · K. 2022/1514
Boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen zina vakıası, ıslah hatalı usul işlemlerini düzeltmeye yönelik olduğundan görülen davada ıslahla ileri sürülemez; yeni bir boşanma davasında dikkate alınabilir.
Direnme Kararının Bozulması Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Hukuk Genel Kurulu 17.12.2025
Ev Çalışanının Duyuma Dayalı ve Çelişkili Beyanı Kadının Zinasını İspatlamaya Yetmedi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/33 · K. 2025/839
Zinanın ispatı için cinsel ilişkiye dair kuvvetli emareler gerekir; somut olayda çelişkili ve duyuma dayalı tanık beyanıyla kadına zina kusuru yüklenemez, aldatan erkek tam kusurludur.
Direnme Kararının Bozulması Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Yargıtay 2. HD 24.11.2025
Karşı Davadan Önce Gerçekleşen Güven Sarsıcı Davranış Karşı Davada Kusur Sayılır
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/3299 · K. 2025/10122
Asıl boşanma davasından sonra ancak karşı dava tarihinden önce gerçekleşen ve karşı dava dilekçesinde dayanılan olay, asıl davada kusur sayılmasa da karşı davada kusur olarak yüklenmelidir.
Kısmen Bozma Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Anayasa Mahkemesi 25.12.2024
Zina Sebebiyle Boşanmada Beş Yıllık Hak Düşürücü Süre Anayasa'ya Aykırı Bulunmadı
Anayasa Mahkemesi · E. 2024/83 · K. 2024/227
Zina sebebiyle boşanma davası için eylemden itibaren beş yıllık azami süre, eşin temelden sarsılma sebebiyle dava açma ve tazminat isteme imkânı sürdüğünden etkili başvuru hakkını ihlal etmez.
İptal İsteminin Reddi Zina ve Sadakat Yükümlülüğü
Zina ve Sadakat Yükümlülüğü konusundaki 22 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma
- Anlaşmalı Boşanma Bir Yıl Kontrolü
- Aile ve Boşanma Rehberi
- Aile ve Boşanma Hukuku Yargıtay Kararları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.