top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Hukuka Aykırı Delil ve Ses Kaydı

Ceza Genel Kurulu Diğer Ceza Hukuku

Arama Kararı veya Emri Olmadan Araçtaki Torbada Bulunan Uyuşturucu Hükme Esas Alınamaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/509 · K. 2026/8 · T. 07.01.2026

Karar Özeti

Üst yoklamasında soru üzerine cebindeki uyuşturucuyu teslim eden sanığın bulunduğu araçta, arama kararı ya da emri olmaksızın yapılan aramada bez torbada 405 gram sentetik uyuşturucu bulunmuş; sanığın ticaret suçundan mahkûmiyeti istinaf ve temyizde korunmuştur. Başsavcılık itirazını inceleyen Ceza Genel Kurulu, rızaen teslimi hukuka uygun bulmuş; ancak teslimle soruşturma başladığından torbanın aranmasının adli arama niteliğinde olduğunu ve ele geçirilen maddenin hükme esas alınamayacağını kabul etmiştir. Buna karşın teslim edilen farklı türdeki maddeler ve diğer delillerle eylemin yine uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturduğuna karar verilmiştir.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Somut olayda uyuşturucunun rızaen teslimiyle soruşturma başladığından, araçtaki bez torbanın aranması adli arama niteliğindedir ve CMK 119 uyarınca arama kararı veya emri olmadan yapılamaz.

Soru: Üst yoklamasında uyuşturucu çıkınca polis arama kararı veya emri olmadan aracı arayabilir mi?

Sonuç: İtiraz, araçtaki aramanın hukuka aykırılığı yönünden kabul, eylemin niteliği yönünden reddedildi.

Kararın Önemli Bölümleri

“araçtaki bez torbada yapılan arama işleminin açıkça hukuka aykırı olduğu”

“zilyedin görünüşte rızaen tesliminin, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir”

Kararın Tam Metni

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 10. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 189-408

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3-4(a), 52/2-4, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 18 yıl hapis ve 60.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.12.2020 tarihli ve 286-266 sayılı hükmün, sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince 03.02.2021 tarih ve 189-408 sayı ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 16.02.2023 tarih, 8791-1163 sayı ve oy çokluğuyla temyiz isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Daire Üyesi ...; "...Araçta, ön yolcu koltuğu paspas kısmında, kağıda sarılarak şeffaf naylon poşete, akabinde de dışını göstermeyen bez torba içerisine konulmuş vaziyette bulunan, dışarıdan bakıldığında ne olduğu belli olmayan uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi adli arama kararı ile mümkünken, adli arama kararı gerektiren bu olayda önleme araması kararı dahi yokken kolluk tarafından yapılan arama da ele geçirilmesi hukuka aykırı, bu arama sonucu bulunan deliller de hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş deliller olacağından, Anayasa'mn 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin I. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamaz.

Olayımızın başlangıcı, kolluk tarafından kimlik kontrolü ve dolayısıyla aranan kişilerin yakalanması, suç işlenmesinin önlenmesi düşüncesi iken, sanığın kaba üst yoklaması sonrası, çakmak cebince bulunan ve miktar itibariyle kullanma sınırlarında kalan uyuşturucu maddeleri sanığın kendiliğinden teslim etmesi ile adli soruşturma halini almış. CMK'nın 116. maddesinde düzenlendiği üzere makul şüphe oluşmuştur. Bu andan itibaren adli soruşturma ve dolayısıyla CMK'nın kuralları uygulanması gerekecek, arama işlemi CMK'nın 116. - 119. maddelerindeki düzenlemeler uyarınca verilmiş adli arama kararına ya da yazılı arama emrine göre icra edilecektir.

Açıklanan nedenlerle; bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen kolluğun derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekmekte iken, usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yaptığı araç içerisindeki arama işlemi hukuka aykırı olacağından, sanığa isnat olunan suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmesi nedeniyle suçun maddi konusu bulunmadığı ve hükme esas alınamayacağı; buna bağlı olarak suçun unsuru oluşmadığından, mevcut haliyle sanık hakkında üzerinde ele geçirilen ve miktar itibariyle kullanma sınırlarında kalan uyuşturucu maddeler nazara alınarak, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırma yoluna gidilebilmesi için bozma kararı verilmesi gerekirken; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin esastan reddine yönelik sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.06.2023 tarih ve 46235 sayı ile; karşı oyda belirtilen gerekçeler doğrultusunda itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 03.10.2023 tarih ve 12408-8302 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONULARI

İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;

1- Üst yoklamasının yapıldığı sırada üzerindeki uyuşturucu maddeleri görevlilere teslim eden sanığın içinde bulunduğu araçta yapılan aramada, sağ ön yolcu koltuğunun önündeki paspasın üzerinde bulunan bez torbanın içindeki şeffaf poşette, kâğıda sarılı hâlde uyuşturucu madde ele geçirildiği olayda; araçta ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka uygun olarak elde edilip edilmediğinin,

2- Söz konusu maddenin hukuka uygun olarak elde edilmediği sonucuna ulaşılması hâlinde, sanık tarafından görevlilere teslim edilen uyuşturucu maddeler yönünden sanığın eyleminin niteliğinin,

Belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

25.08.2020 tarihli olay tutanağına göre; Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, 24.08.2020 tarihinde saat 23.30 sıralarında, Adem Yavuz Köprüsü Altında uygulama noktası oluşturulduğu, 25.08.2020 tarihinde saat 01.30 sıralarında kontrol noktasına yaklaşan ve şoför koltuğunda inceleme dışı sanık ...'nin, sağ ön koltuğunda ise sanığın oturduğu ** *** *5* plaka sayılı ticari taksinin durdurulduğu, görevlilerce kimlik kontrolü ve üst yoklaması yapılabilmesi amacıyla inceleme dışı sanık ile sanığın araçtan indirildikleri, inceleme dışı sanığın yapılan üst yoklamasında herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı, sanığın yapılan üst yoklamasında ise pantolonunun cebindeki kabarıklığın fark edildiği, görevlilerce sebebi sorulduğunda sanığın, cebinden çıkardığı şeffaf poşet içindeki, daralı ağırlığı 4 gram gelen suç konusu sentetik kannabinoid ile toplam daralığı ağırlığı 0,75 gram gelen ve her biri alüminyum folyoya sarılı olan iki paket hâlindeki metamfetamini görevlilere teslim ettiği, ardından görevlilerce araçta yapılan aramada ise sağ ön koltuğun önündeki paspasın üzerinde bulunan beyaz renkli bez torbanın içindeki şeffaf poşette, kâğıda sarılı olan ve daralı ağırlığı 435 gram gelen sentetik kannabinoidin ele geçirildiği, konu ve gerçekleştirilen işlemler hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının talimatına istinaden sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan işlem yapıldığı,

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; dosya içinde herhangi bir yazılı arama emri veya adli arama kararı ya da önleme araması kararının bulunmadığı,

İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarının 12.11.2019 tarihli raporuna göre; araçta ele geçirilen bez torbadaki net 405 gram ağırlığındaki ve sanığın görevlilere teslim ettiği şeffaf poşette bulunan net 3,5 gram ağırlığındaki açık yeşil renkli bitki parçalarının, uyuşturucu maddelerden sentetik kannabinoidler grubunda yer alan 5CL-ADB-A, söz konusu poşette bulunan ve toplam net 0,4 gram ağırlığında olan alüminyum folyoya sarılı hâldeki kristalize maddelerin ise metamfetamin etken maddesini içerdiği,

Anlaşılmaktadır.

İnceleme dışı sanık aşamalarda; Erzurum’da ikamet ettiğini, uyuşturucu madde kullanmadığını, ticari taksi şoförlüğü yaptığını, İstanbul'a gitmek istediklerini belirten sanık ve soyadını bilmediği ... isimli şahıs ile 2.000 TL karşılığında anlaştığını, sanığı tanımadığını, ...'i ise aynı mahallede oturmaları nedeniyle tanıdığını, şoförlüğünü yaptığı taksi ile 23.08.2020 tarihinde Erzurum'dan hareket edip 24.08.2020 tarihinde İstanbul'a geldiklerini, sanık ile ... adlı şahsın Gaziosmanpaşa'da araçtan indiklerini, kendisinin ise aracı bir otoparka park edip aracın içinde uyuduğunu, akşam saatlerinde Gaziosmanpaşa'daki bir lokantada, tesadüfen sanık ile karşılaştığını, birlikte yemek yediklerini, ardından Erzurum'a hareket etmek için lokantadan çıktığı sırada sanığın, "Beni Karayolları Mahallesine bırakır mısın?" dediğini, olumlu cevap vermesi üzerine birlikte araca bindiklerini, bu esnada sanığın elindeki poşeti fark ettğini, hareket ettikten bir süre sonra, görevlilerce uygulama noktasında durdurulduğunu, sanığın içinde uyuşturucu madde bulunan poşeti polislere teslim ettiğini, poşetin içinde uyuşturucu madde bulunduğunu bilmediğini, poşette ve araçta ele geçirilen uyuşturucu maddelerin sanığa ait olduğunu, söz konusu maddeler ile bir ilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir.

Sanık soruşturma evresinde; Erzurum'da ikamet ettiğini, yağma suçundan hükümlü olduğunu, ancak üç ay önce cezaevinden izinli olarak çıktığını, herhangi bir işinin olmadığını, uyuşturucu madde kullandığını, inceleme dışı sanığı tanımadığını, ... isimli arkadaşı ile gezmek amacıyla inceleme dışı sanığın kullandığı ticari taksiyle olay tarihinden bir gün önce İstanbul'a geldiklerini, Gaziosmanpaşa'da araçtan inip çevrede dolaşmaya başladığını, akşam saatlerinde Bursa Mahallesine gidip açık kimlik bilgilerini bilmediği bir şahıstan, 5.000 TL karşılığında kullanmak amacıyla sentetik uyuşturucu maddeyi satın aldığını, söz konusu paranın yalnızca 1.000 TL'sinin kendisine ait olduğunu, geriye kalan 4.000 TL'nin bir kısmını annesinden, bir bölümünü ise ...'den aldığını, uyuşturucu alıp anılan mahalleden ayrıldıktan sonra, inceleme dışı sanıkla karşılaştığını, aracıyla Kartal'a gidecek olan inceleme dışı sanıktan, kendisini de Karayolları Mahallesine bırakmasını istediğini, araca binip hareket ettikten bir süre sonra görevlilerce durdurulduklarını, üzerinde bulunan iki paket hâlindeki suç konusu metamfetamini polislere teslim ettiğini, söz konusu maddeyi Erzurum'dan getirdiğini,

Kovuşturma evresinde; cezaevinden izinli olarak çıktığını, uyuşturucu madde kullandığını, Erzurum'da uyuşturucu madde pahalı olduğu için İstanbul'dan temin etmeye karar verdiğini, arkadaşı ...'in de, inceleme dışı sanığın sürücülüğünü yaptığı taksi ile İstanbul'a gideceğini öğrenmesi üzerine, adı geçenle birlikte İstanbul'a gittiğini, burada inceleme dışı sanık ve ...'den ayrıldığını, sentetik uyuşturucu maddeyi Gaziosmanpaşa'da 5.000 TL karşılığında, açık kimlik bilgilerini bilmediği bir şahıstan satın aldığını, çevrede dolaştığı sırada tesadüfen karşılaştığı inceleme dışı sanıktan, kendisini akrabasının evine bırakmasını istediğini, inceleme dışı sanığın kullandığı araçla ilerledikleri sırada görevlilerce durdurulduklarını, uyuşturucu madde ticareti yapmadığını,

Savunmuştur.

V. GEREKÇE

A. Sanığın içinde bulunduğu araçta yapılan aramanın hukuka uygun olup olmadığı sorunu;

1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 02.07.2025 tarihli ve 147-312, 14.05.2025 tarihli ve 324-203, 12.06.2024 tarihli ve 455-191 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;

Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemleri düzenleyen 5271 sayılı CMK’nın 90/4. maddesi gereğince kolluğun, yakaladığı kişinin kaçmasını, kendisine ya da başkalarına zarar vermesini engelleyecek tedbirleri alma yetkisi bulunmaktadır. Anılan norm, bu tedbirlerin nelerden ibaret olduğu hususunda bir açıklık getirmemekte ise de PVSK'nın "Durdurma ve kimlik sorma" başlıklı 4/A maddesinin (ç) bendinde belirtilen "kaba üst araması", Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin "Durdurma, durdurma sonrası kontrol ve arama işlemleri" başlıklı 27. maddesinin 6/a bendinde zikredilen "yoklama biçiminde kontrol"ün iş bu tedbirler kapsamında kaldığında şüphe yoktur. Maamafih, adli aramanın CMK'nın 116 ve devamı maddelerinde, önleme aramasının da PVSK'nın 9. maddesinde ayrıca ve özel olarak düzenlenmiş olması karşısında, "kaba üst araması" ya da "yoklama biçiminde kontrol"ün, bir koruma tedbiri olarak arama olmadığı da çok açıktır. Kaba üst araması veya yoklama biçiminde kontrolün amacı, henüz bilinmeyen bir suçun delillerini elde etmek değil ve fakat doğrudan ve münhasıran yakalanan kişinin kaçmasını, kendisine ya da başkalarına zarar vermesini veya bir suçun delillerinin kaybolması ya da bozulmasını engellemektir (PVSK madde 6/3). Bu nedenledir ki bu işlemin bir kontrol tedbiri olan aramaya evrilemeyeceğinde kuşku yoktur. Anılan düzenlemelerde bu husus "Bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez." (PVSK madde 4/A-6/son cümle), "...durdurulan kişi üzerinde giysilerinden herhangi birisi çıkarılmaksızın, yoklama biçiminde bir kontrol yapılır." (Yönetmelik madde 27/6-a) denilmek suretiyle sarahate kavuşturulmuştur. Bu işlemler ile aynı Kanun'un Ek 4. maddesinde yer alan; "bir suçla karşılaşan polisin, sanık ve suç delillerini tesbit, muhafaza…" etmesi niteliği itibarıyla arama olmadığından bir arama karar ya da emrine de ihtiyaç bulunmamaktadır.

Soruşturma, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesi ile başlayacağından (CMK madde 2-e), bir suç işlendiği bilgisini alan kolluk, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhâl şüphelinin kaçmasını ya da delillerin karartılmasını önleme yetki ve görevi (CMK 90/4, PVSK madde Ek 6/3.) kapsamında, yakaladığı kişinin kaba üst aramasını yapabilecek ve el koyduğu olayı, yakalanan kişi ile uyguladığı tedbirleri en kısa zamanda Cumhuriyet savcısına bildirecektir (CMK madde 160/2, PVSK madde 6/4).

Cumhuriyet savcısı da ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (CMK madde 160/1). Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür (CMK madde 160/2). Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı, acele hâllerde ise sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir (CMK madde 160/3). Cumhuriyet Başsavcılıklarınca arama ile ilgili kararları vermek üzere yirmi dört saat süreyle nöbetçi Cumhuriyet savcısı görevlendirilir (Yön. md. 7/son). Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir (CMK madde 162/1).

Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerler aranabilir (CMK madde 116/1). Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhâl bildirilir (CMK madde 119/1).

Şu hâle göre; (adli) kolluk görevlileri, bir önleme araması kararına dayansın ya da dayanmasın şüphelinin veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin/(müsaderesi gerekecek eşya ya da kazancın) elde edilebileceği hususunda makul şüphe duyduğunda, gerekiyorsa genel ve delil güvenliği için gerekli tedbirleri aldıktan sonra bir koruma tedbiri olarak arama işlemini icra için CMK 116 ve devamı maddelerinde öngörülen şartlara uymakla mükelleftir. Yani kolluk görevlileri mümkün ise hemen Cumhuriyet savcısına ulaşacak ve onun delaletiyle sulh ceza hâkiminden arama kararı alınacaktır. Fakat gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl varsa Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise (konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlar hariç) kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapabilecektir. CMK'nın 161/3. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir." şeklindeki düzenlemenin, acilliği de beraberinde taşıyan zorunluluk hâlinde arama işlemi için de uygulanabileceği kabul edilebilir. Doktrinde Kiziroğlu da aynı görüştedir. (Serap Keskin-Kiziroğlu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Basit Arama (Adli Arama) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2009, C.58, S. 1, s. 153).

Arama; "Arama işi, taharri, birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak, araştırmak, yoklamak" anlamlarına gelmektedir (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2009, s.113). Arama, gizli olanı ortaya çıkarmak için yürütülen bir faaliyet olduğundan gözle görülen veya açıkta bırakılan şeyler aramanın konusu olamaz. Diğer bir ifade ile bu durumda yapılmış bir arama olmadığından bu koruma tedbiri için öngörülen yasal şartların yerine getirilmesi de gerekmez.

Ne var ki bu gibi durumlarda, yani suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış ise bunların elde edilmesi CMK'nın 123. maddesi uyarınca gerçekleştirilecektir. Burada iki ihtimal vardır ve farklı usullere tabi tutulmuştur:

Birinci ihtimalde; ispat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, ilgilinin/şüphelinin (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde muhafaza altına alınır (CMK madde 123/1). Rızaen teslim olgusunun; "Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz." şeklindeki Anayasa'nın 38. maddesi ile CMK'nın 148. maddesinde ve Adli ve Önleme Araması Yönetmeliği'nin 8/f bendindeki "Rızaen arama" hükmünün iptaline ilişkin Danıştayın 13.03.2007 tarihli ve 6392-948 sayılı kararında belirlenen parametreler ışığında değerlendirilmesi gerekir. Bu cümleden olarak şüphelinin ve sanığın beyanı/rızası özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılmamalı, kanuna aykırı bir yarar vaat edilmemelidir. Yasak usüllerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. İlgilinin/şüphelinin, tadat olunan şeyleri, (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde elkoyma değil ve fakat muhafaza altına alma hâli olduğundan bir el koyma kararı da gerekmez.

Ancak suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise yanında bulunduran kişinin (sözde) rızasıyla teslim etmesi, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü her şeyden önce bu durumda çoğunlukla arama kararı olmadan yapılan arama ile bu eşyaya ulaşılmakta bunun üzerine zilyed eşyayı sözde rızaen teslim etmektedir. Oysa Anayasa'nın 20... . maddelerinde yer verilen "özel hayatın gizliliği" ve "konut dokunulmazlığı" hakları dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, kişiliğe bağlı temel haklardandır. Anayasa'da bu hakların hangi hâllerde ve nasıl sınırlanabileceği belirtilirken, anılan hakların vazgeçilmez niteliği nedeniyle sınırlama usulleri içinde ilgilinin rızasına yer verilmemiştir. Keza gerek Anayasanın zikredilen maddelerinde gerekse CMK'da, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı hakkı ile kamu güvenliği arasında bir denge kurulmaya çalışılırken, birey ile kolluk arasındaki güç dengesizliğinin, ilgilinin rızasını sakatlayabileceği endişesiyle, bu hakların, mümkün olduğunca yargı yerlerince verilen kararlarla sınırlanması esası benimsenmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi'nin 13.03.2007 günlü, E:2005/6392, K:2007/948 sayılı kararını onayan Danıştay İDDK., E. 2007/2257 K. 20). Zira, öncelikle bu şeylere/nesnelere bir arama kararı olmadan, aranarak ulaşılmış olmaktadır (14.9.2012 tarihli ve 12/1117 sayılı) Bu nedenlerle suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise zilyedin görünüşte rızaen tesliminin, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir. Aksi hâlde özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) konut dokunulmazlığının ihlali (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkı (Anayasa madde 35) ile adil yargılanma hakkının (Anayasa madde 38) özü ile bağdaşmayan ve keyfî muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılan bir sonuca ulaşılır.

Diğer taraftan kanun koyucu arama işleminde karar koşulu açısından kişinin konutu ile iş yerini bir tutmuş, konuta göre daha açık bir alan olması nedeniyle iş yerini, konut dokunulmazlığının ihlali suçundaki rızayla karıştırmamış; ceza muhakemesi hukukunda arama koruma tedbiri açısından özgürlük yararına bir düzenleme yapmıştır. İş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunun düzenlendiği TCK'nın 116/2. maddesine göre, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan iş yerleri ve eklentilerine girilmesinde iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmaz. Fakat bu husus, bu yerlerde arama işlemi yapabilmek için karar veya yazılı emir koşulunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz veya zayıflatmaz (Keskin-Kiziroğlu, s.152). Keza, kamuya açık kapalı alanların, kamuya açık olmayan kısımlarında yapılacak aramanın da hâkim kararı ya da şartları oluştuğunda Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile mümkün olacağının kabulü gerekir.

İkinci ihtimalde; yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği hâllerde bu tür eşyaya elkonulabilir (CMK madde 123/2). Ancak el koyma işlemi arama kararına paralel bir usule tabi tutulmuştur. Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar (CMK madde 127/1-3).

Anayasal ve yasal dayanakları bu şekilde ortaya konulan adli arama, öngörülen şartlara uyulmadan icra edildiğinde; "bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" (CMK madde 288) hâli ortaya çıkacağından, hukuka aykırı olacaktır. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez (Anayasa madde 38). Yüklenen suç, (ancak) hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delille ispat edilebileceğinden (CMK madde 217/2) delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse mahkemece reddolur (CMK madde 206/2-a). Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirtilir; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerekir (CMK madde 230/1-b).

2. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme

İçinde bulunduğu ticari taksinin görevlilerce durdurulmasından sonra araçtan indirilen ve üst yoklaması yapıldığı sırada pantolonunun cebindeki kabarıklık fark edilen sanığın, söz konusu kabarıklığın sebebini soran görevlilere cebinden çıkardığı şeffaf poşet içindeki net 3,5 gram sentetik uyuşturucu madde ile iki paket hâlindeki net 0,4 gram metamfetamini teslim ettiği, suç konusu uyuşturucu maddeler muhafaza altına alındıktan sonra araçta yapılan aramada ise sağ ön koltuğun önündeki paspasın üzerinde bulunan bez torbanın içindeki şeffaf poşette, kâğıda sarılı hâldeki net 405 gram sentetik uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, yetkili mercilerden alınmış bir arama kararı ya da emrinin olmadığı anlaşılan olayda;

Yetkili mercilerden CMK'nın 119 veya PVSK'nın 9. maddesi gereğince alınmış bir arama kararı ya da emri olmasa da PVSK'nın 4/A maddesinin (ç) bendinde tanınan durdurma ve kimlik sorma yetkisi kapsamında durumundan şüphelendikleri sanığın kaba üst aramasına başlanılmışken soru üzerine cebinden çıkardığı şeffaf poşet içindeki net 3,5 gram sentetik uyuşturucu madde ile iki paket hâlindeki net 0,4 gram metamfetamini rızaen teslim ettiğinin anlaşılması karşısında, henüz CMK'nın 116. maddesi anlamında bir arama işlemi yapılmadan gerçekleşen rızaen teslim üzerine aynı Kanunun 123/1. maddesi kapsamında icra edilen muhafaza altına alma işleminde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Ancak iş bu suç konusu uyuşturucu maddelerin teslim edilmesi ile birlikte soruşturma sürecinin başlayacağında da şüphe bulunmadığına göre, aracın sağ ön koltuğunun önündeki paspasın üzerinde bulunan, sanığa ait olduğu anlaşılan ve içinde net 405 gram uyuşturucu madde ele geçirilen bez torbanın da aranması işleminin; CMK madde 90/4 ve PVSK madde Ek 6/3 kapsamında kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için alınması gereken tedbirler cümlesinden değil, adli arama niteliğinde olduğu ve CMK'nın 119. maddesi gereğince yetkili mercilerden alınmış bir arama kararı ya da emri olmadan icra edilemeyeceğinin kabulü gerekir.

Bu itibarla araçtaki bez torbada yapılan arama işleminin açıkça hukuka aykırı olduğu, bu arama sonucunda ele geçirilen net 405 gram ağırlığındaki sentetik uyuşturucu maddenin hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olması nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı kabul edilmelidir.

Bu yönüyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; araçta gerçekleştirilen arama neticesinde ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka uygun olarak elde edildiği ve bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

B. Araçta yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka uygun olarak elde edilmediği sonucuna ulaşılması karşısında, sanık tarafından görevlilere teslim edilen uyuşturucu maddeler yönünden sanığın eyleminin vasfının belirlenmesi sorunu;

1. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Uyuşturucu madde bulundurmak eyleminin, kullanmaya mı yoksa ticarete mi matuf olduğunun tespiti suç vasfını da belirleyecektir.

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-136, 06.03.2012 tarihli ve 387-75, 13.03.2023 tarihli ve 252-153 sayılı kararlarında açıklandığı ve doktrinde de (Ateş M.Faik/Bakırcı Yurdanur/Karslı K.Serhat Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları Adalet Yayınevi 3. Baskı syf.190, 1058, Akkaya ... Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları Adalet Yayınevi syf. 638, 640, Bayraktar Köksal/Kiziroğlu Keskin Serap/Yıldız Ali Kemal/Zafer Hamide ve ark. syf 349) kabul edildiği üzere;

Uyuşturucu madde bulundurmak eyleminin, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturduğunun tayini için bulundurmanın amacının tespit edilmesi gerekir. Bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken kriterlerden bazıları şunlardır:

a. Sanığın bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediği,

b. Uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimi,

c. Bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşidi ve miktarı,

d. Sanığın uyuşturucu madde kullandığının tıbbi raporla tespit edilip edilmediği

e. Sanığın ekonomik ve sosyal durumu

Her somut olay, bu ve benzeri kriterler ışığında ve kendi özelinde; savunma ve tüm delillerle irtibatı kurulmak suretiyle bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Böylece bulundurma kastı şüpheye yer bırakmayacak katiyette saptanmalıdır. Eylemin, kullanmaya mı yoksa ticarete mi matuf olduğuna ilişkin şüphenin yenilememesi hâlinde sanık lehine yorumla, bulundurmanın kullanma amacına matuf olduğu kabul edilmelidir.

2. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Birinci uyuşmazlık konusunda belirtildiği şekilde gerçekleşen olayda; araçta ele geçirilen net 405 gram ağırlığındaki sentetik uyuşturucu madde hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olması nedeniyle hükme esas alınamayacak olup üst yoklamasının yapıldığı sırada pantolonunun cebindeki kabarıklığı fark eden görevlilere sanığın teslim ettiği net 3,5 gram sentetik uyuşturucu madde ve iki paket hâlindeki net 0,4 gram metamfetamin ile dosyadaki kapsamındaki diğer deliller esas alınarak sanığın eyleminin niteliğinin belirlenmesine gelince;

Sanığın üzerinde farklı nitelikte ve etkiye sahip olan suç konusu uyuşturucu maddeler ele geçirilmiştir. Bu hâliyle somut olayda madde çeşitliliği söz konusudur. Öte yandan sanığın kendi beyanları ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre; uzun yıllardır cezaevinde hükümlü bulunan ve olay tarihinden kısa bir süre önce izinli olarak ceza infaz kurumundan çıkan, ekonomik durumu iyi olmayıp sabit bir geliri de bulunmadığı anlaşılan sanığın, annesi ve arkadaşından borç para alarak Erzurum'dan İstanbul'a ticari taksiyle sırf gezmek amacıyla geldiği, uyuşturucu madde kullanıcısı olduğu, görevlilere teslim ettiği sentetik uyuşturucu madde ile araçtaki bez torbada ele geçirilen uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla 5.000 TL karşılığında satın aldığı yönündeki savunmalarının, kendisini suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, görevlilere teslim ettiği iki paket hâlindeki metamfetamini Erzurum'dan getirdiğini belirtmesine rağmen, söz konusu maddenin yanında üzerinde bir de İstanbul'dan satın aldığı farklı bir çeşit sentetik uyuşturucu madde bulunduran sanığın, suça konu maddeleri kullanma dışında bir amaçla bulundurduğu ve bu bağlamda sanığın sabit olan eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının;

a. Birinci uyuşmazlık konusu bakımından, sanığın içinde bulunduğu araçta yapılan aramada, sağ ön yolcu koltuğunun önündeki paspasın üzerinde bulunan bez torbanın içindeki şeffaf poşette, kâğıda sarılı hâlde ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka uygun olarak elde edilmediği ve bu nedenle Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle KABULÜNE,

b. İkinci uyuşmazlık konusu bakımından, araçta yapılan arama neticesinde hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş uyuşturucu madde değerlendirme dışında bırakılıp sanığın üst yoklamasının yapıldığı sırada görevlilere teslim ettiği net 3,5 gram sentetik uyuşturucu madde ve iki paket hâlindeki net 0,4 gram metamfetamin ile dosyadaki kapsamındaki diğer deliller dikkate alındığında, sanığın sabit olan eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede birinci uyuşmazlık konusu bakımından oy çokluğuyla, ikinci uyuşmazlık konusu bakımından ise 17.12.2025 tarihli müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 07.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Hukuka Aykırı Delil ve Ses Kaydı konusundaki 13 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page