top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Hukuka Aykırı Delil ve Ses Kaydı

Yargıtay 10. CD Bozma Ceza Hukuku

Rıza Olsa Bile Hâkim Kararı veya Savcı Emri Olmadan Telefon İncelemesi Hükme Esas Alınamaz

Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2023/15758 · K. 2024/18787 · T. 15.05.2024

Karar Özeti

Uyuşturucu madde ticareti suçundan yargılanan sanık, bozma sonrası istinaf incelemesinde bölge adliye mahkemesince 10 yıl hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılmıştır. Yargıtay, CMK 134 uyarınca hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri alınmadan telefondaki WhatsApp mesajlarına ilişkin tutanağın, sanığın rızası bulunsa dahi hukuka uygun delil olmadığını belirtmiştir. Sanıkta uyuşturucu ele geçmediği, alışverişe dair görgüye dayalı tespit bulunmadığı ve uyuşturucuyla yakalanan kişinin soruşturmadaki soyut beyanı dışında kesin delil olmadığı gerekçesiyle beraat gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuş ve sanığın salıverilmesine karar verilmiştir.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri olmadan, şüphelinin rızasıyla dahi telefonunda yapılan incelemeye ilişkin tutanak hukuka uygun delil değildir ve hükme esas alınamaz.

Soru: Rızayla yapılan telefon incelemesi, hâkim kararı veya savcının yazılı emri yoksa delil olarak kullanılabilir mi?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu ve sanığın salıverilmesine karar verildi.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“rızası bulunsa dahi şüphelinin telefonunun incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı”

“soruşturma aşamasındaki soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2023/2478 E., 2023/2635 K.

SUÇ: Uyuşturucu madde ticareti yapma

HÜKÜM: Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I.HUKUKİ SÜREÇ

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusuna ilişkin olarak, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca Dairemizce verilen bozma ilamına uyulmak suretiyle duruşmalı yapılan inceleme neticesinde sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

İlişkindir.

III. GEREKÇE

5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefondan ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hâkim kararı veya hâkim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, rızası bulunsa dahi şüphelinin telefonunun incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla;

5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi uyarınca hukuka uygun olarak karar veya yazılı emir alınmaksızın, sanığa ait telefonda bulunan whatsapp mesajlarına ilişkin olarak tanzim edilen 02.03.2020 tarihli "telefon ön inceleme ve muhafaza altına alma tutanağı"nın, sanığın telefonunda inceleme

yapılmasına rızası bulunsa dahi hukuka uygun delil niteliğinde olmadığı ve hükme esas alınamayacağı; tanık sıfatıyla dinlenmemiş olmalarına rağmen anlatımlarının hükme esas alındığı belirtilen tutanak mümzileri, tanık sıfatıyla dinlenmiş olsalar dahi tutanak içeriğine göre uyuşturucu madde alışverişinin görülmemiş olduğunun anlaşılmasına göre anlatımlarının sonuca etkili olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede;

Haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan ... ve ... ile aralarında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğine dair görgüye dayalı tespit bulunmayan ve kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, ...'ın üzerinde yakalanan uyuşturucu maddeyi fiziki takipten ve yakalamanın gerçekleşmesinden daha önceki bir zaman diliminde sanıktan aldığına ilişkin soruşturma aşamasındaki soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sanığın SALIVERİLMESİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadığı takdirde salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2024 tarihinde karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Hukuka Aykırı Delil ve Ses Kaydı konusundaki 13 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page