Ana Sayfa › İçtihatlar › Aile ve Boşanma Hukuku › Velayet ve Ortak Velayet
Yargıtay 2. HD Bozma Aile ve Boşanma Hukuku
Haklı Sebep ve Çocuğun Yararı Varsa Çocuğa Velayet Sahibi Annenin Soyadı Verilebilir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2025/436 · K. 2025/5175 · T. 15.05.2025
Karar Özeti
Velayet sahibi davacı anne, çocuğun soyadının kendi soyadıyla değiştirilmesini istemiş; ilk derece mahkemesi bu davayı reddetmiş, istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Yargıtay, boşanmada çocuğun babasının seçtiği soyadını alacağına dair kuralın Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini ve benzer bireysel başvurularda ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verildiğini anarak, haklı sebep ve küçüğün yüksek yararı varsa annenin bu talepte bulunabileceğini belirtmiştir. Sosyal inceleme raporu, çocuğun uzman huzurundaki beyanı ve çocuğun üstün yararı gözetilerek davanın kabulü gerektiğinden bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece kararı bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Haklı sebep bulunması ve küçüğün yüksek yararının gerektirmesi hâlinde velayet hakkı kendisine bırakılan anne, çocuğun soyadının kendi soyadıyla değiştirilmesini talep edebilir.
Soru: Velayet sahibi anne, çocuğun soyadını kendi soyadıyla değiştirebilir mi?
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- Daire2. Hukuk Dairesi
- Esas No2025/436
- Karar No2025/5175
- Karar Tarihi15.05.2025
- Karar TürüDaire Kararı
- SonuçBozma
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
- 2525 sayılı Soyadı Kanunu m. 4/2
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 10
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 20
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 41
Kararın Önemli Bölümleri
“Dairemizce de, haklı sebep bulunması ve küçüğün yüksek yararının gerektirmesi halinde velayet hakkı kendisine bırakılmış olan annenin çocuğun soyadının değiştirilmesini talep edebileceği kabul edilmektedir.”
“tüm dosya kapsamı ve çocuğun üstün yararı değerlendirildiğinde asıl davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/2603 E., 2024/2586 K.
DAVA TÜRÜ: Çocuğun Annesinin Soyadını Kullanmasına İzin Verme-Kişisel İlişkinin Kaldırılması
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bozkır Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI: 2020/166 E., 2022/226 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından tarafından asıl davanın reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Asıl dava, çocuğun soyadının annesinin soyadı ile değiştirilmesi, birleşen dava kişisel ilişkinin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı anne vekili tarafından asıl davanın reddi yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye mahkemesince karar usul ve kanuna uygun bulunmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde, velâyet hakkı kapsamındaki yetkiler dâhilinde olan çocuğun soyadının belirlenmesi hususunun düzenlendiği 21.06.1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanunu'nun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alır" şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 8.12.2011 tarihli ve E.2010/119, K.2011/165 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı gerekçesinde, kadın ve erkeğin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit hak ve sorumluluklara sahip olmaları gereğine yer veren uluslararası sözleşme hükümlerine de atıf yapılmak ve eşlerin, evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda oldukları, erkeğe velâyet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını seçme hakkının kadına tanınmamasının, velâyet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete göre ayırım yapılması sonucunu doğuracağı belirtilmek suretiyle itiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 10 uncu ve 41 inci maddelerine aykırı görülmesi nedeniyle iptaline karar verildiği belirtilmiştir.
3.Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2015 ve 2013/3434 numaralı, 11.11.2015 tarih ve 2013/9880 numaralı, 20.07.2017 tarih ve 2014/1826 numaralı bireysel başvuru kararlarında ise; velâyet hakkı tevdi edilen çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebin, velâyet hakkı ve bu kapsamdaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olması sebebiyle Anayasanın 20 nci maddesi kapsamında ele alınması gereken bir hukuki değer olduğunu, koruma, bakım ve gözetim hakkı veya benzer terimlerle ifade edilen velâyet hakkı kapsamında, çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığını, eşlerin evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda olduğunu, erkeğe velâyet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının, velâyet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil ettiğini, çocuğun bir aileye mensubiyetinin belirlenmesi amacıyla bir soyadı taşıması ile nüfus kütüklerindeki kayıtların güvenilirliği ve istikrarının sağlanmasında, çocuğun ve kamunun açık bir menfaati bulunmakla birlikte, annenin soyadının çocuğa verilmesinin söz konusu menfaatlerin tesisine olumsuz etkilerinin kesin olarak saptanması gerektiğini ve başvurulara konu yargısal uygulamaların ölçülü olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek, eldeki somut olaya benzer nitelikteki başvurulara konu yargısal kararlarda Anayasanın 20 nci maddesi ile birlikte değerlendirilen Anayasanın 10 uncu maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verilmiş, aynı kararlarında ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesi de kararlaştırılmıştır.
4.Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucunda verdiği ihlal kararları, soyut ve somut norm denetiminden farklı olarak, sadece başvuruda bulunan kişi ve başvuruya konu idari işlem ya da karar açısından geçerli ve bağlayıcıdır. Anayasa Mahkemesinin saptadığı hak ihlalinin, mahkeme kararından kaynaklandığını belirleyen ve Kuruluş Kanununun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında dayanarak aldığı "İhlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmasına” ilişkin kararı karşısında, İlk Derece Mahkemelerinin başvuru konusu somut olay ve kişi bakımından artık başka türlü karar vermesine olanak yoktur. Ne var ki, yukarıda açıklanan velâyet hakkına sahip annenin ortak çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesine yönelik açılan başkaca davalarda yapılan benzer yargısal kararların, bireysel başvuru konusu yapılması Halinde Yüksek Mahkemece, bundan sonra da hak ihlalinin tespit edileceği ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yolunun açılacağı da muhakkak gözükmektedir. Anayasanın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Türkiye’nin taraf olduğu eki protokollerin ortak koruma alanında bulunan "Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının" öncelikle genel yargı mercilerinde olağan kanun yollarında çözüme kavuşturulması asıldır.
5.Anayasa Mahkemesinin bu kararları kapsamında; “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesinin de irdelenmesi gerekmektedir. Bu ilkenin en genel anlamdaki tanımı, çocuğun yararlarının her zaman ve her koşulda öncelikle korunması olup, çocuk hukukunda karşılaşılan tüm sorunlarda, görevli ve yetkililere yol gösteren, çocuk yararına çözümün tercih edilmesini emreden, zayıfı, güçlüye karşı koruyan en üst ilkedir (AKYÜZ, Emine Çocuk Hukuku Çocuk Haklarının Korunması, 2012 s. 10). Çocuğun üstün yararı, çocuğu ilgilendiren her işte göz önüne alınması zorunlu olan ve belirli bir somut olayda çocuk için en iyisinin ne olduğunu belirlemede dikkate alınan bir ölçüt, bir kılavuzdur. Çocuğun üstün yararı çocuğun haklarını garanti altına alan bir işlev de üstlenmektedir (YÜCEL,Özge Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt 1 sayı 2, Aralık 2013, s. 117-137). Esasın da çocuğun üstün yararına gereken önemin verilmesi, yalnızca çocuğun ya da ana babanın değil, toplumun da menfaatinedir. Çünkü çocuğun sosyal, kültürel, fiziksel ve psikolojik yönden olumlu gelişimi, ilerde toplumda zararlı davranışlarının ortaya çıkmasını da engelleyecektir (BAKTIR, Çetiner Selma, Velâyet Hukuku, Ankara 2000 s.33).
6.Anayasa Mahkemesinin bu kararları sonrasında Dairemizce de, haklı sebep bulunması ve küçüğün yüksek yararının gerektirmesi halinde velayet hakkı kendisine bırakılmış olan annenin çocuğun soyadının değiştirilmesini talep edebileceği kabul edilmektedir.
7.Somut olayda, tarafların iddia ve savunmaları, tanık anlatımları, üçlü uzman tarafından düzenlenen sosyal inceleme raporu, ortak çocuğun uzman huzurundaki beyanı, tüm dosya kapsamı ve çocuğun üstün yararı değerlendirildiğinde asıl davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 2. HD 25.12.2023
Çocuğa Annenin Soyadı: Üstün Yarar İspatlanamayınca Ret Kararı Onandı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2023/8214 · K. 2023/6437
Onanan bölge adliye mahkemesi kararına göre, çocuğun soyadının annenin kızlık soyadıyla değiştirilmesi için haklı ve meşru nedenlerle çocuğun üstün yararının ispatlanması gerekir.
Onama Velayet ve Ortak Velayet
Hukuk Genel Kurulu 18.11.2015
Annenin Çocuğun Soyadını Kendi Soyadıyla Değiştirme Davası Aile Mahkemesinde Görülür
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2015/259 · K. 2015/2625
Evlilik içinde doğan çocuğun doğumla kazandığı aile soyadının annenin bekârlık soyadıyla değiştirilmesi davası aile hukukuna dayanır; aile mahkemesi, yoksa bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Direnme Kararının Bozulması Velayet ve Ortak Velayet
Hukuk Genel Kurulu 29.01.2016
Evlilikte Doğan Çocuğun Soyadını Annenin Soyadı Yapma Davası Aile Mahkemesinde Görülür
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2015/135 · K. 2016/118
Velayet sahibi annenin, evlilik içinde doğan çocuğun doğumla kazandığı aile soyadını kendi soyadıyla değiştirme istemi aile hukukundan doğar; görevli mahkeme aile mahkemesidir.
Direnme Kararının Bozulması Velayet ve Ortak Velayet
Yargıtay 2. HD 06.05.2025
Somut Delil Olmadan Çocuğa Babasının Soyadı Yanında Annenin Soyadı da Verilemez
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2024/7121 · K. 2025/4623
Somut delil gösterilmeden, yalnızca velayet hakkına dayanılarak çocuğa babasının soyadıyla birlikte annenin bekârlık soyadının verilmesi istenemez; bu kullanımda çocuğun üstün yararı bulunmaz.
Bozma Velayet ve Ortak Velayet
Velayet ve Ortak Velayet konusundaki 17 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Velayet Davası
- Velayet ve Çocuğun Üstün Yararı
- İsim ve Soyisim Değişikliği
- Aile ve Boşanma Rehberi
- Aile ve Boşanma Hukuku Yargıtay Kararları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.