top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › İş Hukuku › Mobbing ve Psikolojik Taciz

Yargıtay 9. HD Onama İş Hukuku

Mobbing Sayılmasa da Amirin Kişilik Haklarını İhlal Eden Sözleri Haklı Fesih Nedeni Sayıldı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2026/1270 · K. 2026/4101 · T. 29.04.2026

Karar Özeti

Bankada yönetmen olan davacı işçi, başka şubeye atanması, psikolojik taciz, hakaret ve aşağılanma gibi nedenlerle sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, sandık payı ve diğer alacaklarını istemiştir. İlk derece mahkemesi feshi haklı bulmayarak kıdem tazminatını reddetmiş; bölge adliye mahkemesi ise üst yöneticinin tanıkla doğrulanan ve kişilik haklarını ihlal eden sözlerini psikolojik taciz sayılmasa da İş Kanunu'nun 24 üncü maddesi kapsamında haklı fesih nedeni kabul ederek kıdem tazminatına hükmetmiştir. Sandık alacağından ihbar tazminatı adı altında mahsubu da hatalı bulan bu karar, davalı işverenin temyizi üzerine Yargıtay'ca onanmıştır.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Onanan istinaf kararına göre, üst yöneticinin işçinin kişilik haklarını ihlal eden söz ve davranışları psikolojik taciz sayılmasa da İş Kanunu'nun 24 üncü maddesi kapsamında haklı fesih nedenidir.

Soru: Amirin kişilik haklarını ihlal eden sözleri nedeniyle sözleşmeyi fesheden işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı onandı.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“işçinin kişilik haklarının ihlali mahiyetinde olan söz ve davranışlarının psikolojik taciz kapsamında değerlendirilmeyecek olsa da 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde yer alan sebeplerden biri olduğundan”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1313 E., 2025/1759 K.

DAVA TARİHİ: 19.10.2018

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ödemiş 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2018/1099 E., 2021/691 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.06.2008-07.09.2018 davalı bünyesinde en son yönetmen olarak çalıştığını, davacının haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığını ancak, karşılığı ücretin ödenmediğini, müvekkilinin 2015 yılı priminin ödenmediğini, son dönemde Psikolojik tacize (mobbing) maruz kaldığını, hiç bir açıklama yapılmadan 09.04.2018 tarihinde davalı Bankanın ... Şubesinde görevlendirildiği, belirtilen tarihte göreve başlayan davacının banka bilgisayar ekranlarında yetkisinin olmadığını, görevlendirmesinin yapılmadığını fark ettiğini, mevcut atama ile yaklaşık 5 ay boyunca her gün 70 km üzerinde yol yapmasına karşın davacıya ne yol yardımı ne de maaş iyileştirmesi yapılmadığını, davalı işveren tarafından davacının sandık yardımından haksız olarak ihbar tazminatı kesildiğini, müvekkili işçinin hak ettiği fazla çalışma ücretleri, prim alacakları, maaş zammı ve terfi fark alacaklarının ödenmemesi,başarılı bir personel iken, haksız, gerekçesiz ve usulsüz şekilde başka bir şubeye atanıp psikolojik tacize maruz kalması, son olarak da hakaret ve aşağılanmaya uğraması nedenleriyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, kesintiye uğrayan sandık payı, prim, fazla çalışma, maaş zammı ile ünvan/terfi fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş sözleşmesinin davacı tarafından istifa etmek suretiyle sona erdirildiğini, terfi hususunun müvekkili Bankanın yönetim hakkı kapsamında olup, işçinin terfi alamaması sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesine olanak bulunmadığını, müvekkili Bankanın iş sözleşmesinde ve eklerinde davacıya hiçbir şekilde kendisine zam yapılacağı ve yol yardımı ödeneceği taahhüdünde bulunmadığını, müvekkili tarafından hiç bir çalışana yol yardımı ödemesi yapılmadığını, davacı iddialarının asılsız olduğunu, davacının ödenmeyen alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığına ilişkin iddiasının beyanlarına başvurulan tanık anlatımları ile ispatlandığı, dosya kapsamı uyarınca davacının zam farkı ile prim alacaklarının bulunmadığının anlaşıldığı, davacı tarafından davalı Bankanın İnsan Kaynakları Müdürlüğüne yazılmış olan 07.09.2018 tarihli dilekçe içeriğinde, yaklaşık 5 ay boyunca her gün 70 km üzerinde yol yapmasına karşın davacıya yol yardımı ödenmemesi, maaş iyileştirmesi yapılmaması, psikolojik tacize maruz kalması, hakaret ve aşağılanmaya uğraması nedenleriyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini belirttiği, ancak iş sözleşmesine haklı nedenle son verilmediği, bu nedenle davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dilekçesinde üst yöneticisi tarafından kendisine sarf ettiğini iddia ettiği sözlerin davacı tanığı M.G'nin beyanıyla doğrulandığının görüldüğü, üst yönetici tarafından işçinin kişilik haklarının ihlali mahiyetinde olan söz ve davranışlarının psikolojik taciz kapsamında değerlendirilmeyecek olsa da 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde yer alan sebeplerden biri olduğundan işçi açısından haklı fesih nedeni kabul edilmesi gerektiği, buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazanacağı, aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olmadığı, dosyaya log kayıtlarının sunulduğu, sunulan kayıtların davacıya ait olmadığı yönünde bir iddia bulunmadığı ve davacının yaptığı iş gereği banka şubesi dışında çalışmasının da bulunmadığının anlaşılmasına göre işyeri kaydı mahiyetinde olan log kayıtlarına öncelikle itibar edilmesi gerektiği, buna göre dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda davacının log kayıtları ile bordroları karşılaştırılarak yapılan inceleme sonunda, davacının fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığına ilişkin tespitin yerinde olduğu, aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olmadığı, davacının sandık payı alacağı bulunduğu sabit olup, davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayandığının anlaşılmasına göre sandık alacağından davalı tarafça ihbar tazminatı adı altında mahsubun hatalı olduğu, İlk Derece mahkemesince Devlet bütçesinden karşılanan dava şartı arabuluculuk ücreti ile ilgili bir karar verilmemiş olmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacının sandık payı alacağı bulunmadığını,

2. İş sözleşmesini haksız ve bildirimsiz olarak fesheden davacının müvekkiline ihbar tazminatı borcu bulunduğunu, bu nedenle sandık ödeneğinden ihbar tazminatı tutarında yapılan kesintinin yerinde olduğunu,

3. Davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını ileri sürümüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği ve buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile davacının davalıya ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olup olmadığı buna göre davacının sandık payı alacağından kesinti yapılıp yapılamayacağı hususlarındadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Mobbing ve Psikolojik Taciz konusundaki 12 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page