Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Konut Dokunulmazlığının İhlali
Ceza Genel Kurulu İtirazın Reddi Ceza Hukuku
Bölge Adliye Mahkemesi Bozma Kararlarına Karşı CMK 308/A İtirazı Yapılamaz
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/319 · K. 2026/16 · T. 07.01.2026
Karar Özeti
Bölge adliye mahkemeleri arasında, istinaf bozma kararlarına karşı Cumhuriyet başsavcılığının CMK 308/A uyarınca itiraz edip edemeyeceği konusunda uyuşmazlık doğmuş; Yargıtay 9. Ceza Dairesi bozma kararlarının kesin olmadığı gerekçesiyle itiraz yolunu kapalı saymıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Ceza Genel Kurulu, önce dairenin uyuşmazlığı giderme kararına CMK 308 uyarınca itiraz edilebileceğini kabul etmiştir. Asıl uyuşmazlıkta ise 308/A itirazına yalnızca hukuki sorunu esastan çözen ve kesin hüküm oluşturan kararların konu olabileceğini, davanın esasını çözmeyen bozma kararlarının bu kapsamda olmadığını belirterek itirazı oy çokluğuyla reddetmiştir.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
CMK 308/A itirazına yalnızca hukuki sorunu esastan çözen kesin kararlar konu olabilir; bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bozma kararına karşı Cumhuriyet başsavcılığı bu yola başvuramaz.
Soru: Bölge adliye mahkemesinin bozma kararına karşı Cumhuriyet başsavcılığı itiraz edebilir mi?
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı oy çokluğuyla reddedildi.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulCeza Genel Kurulu
- Esas No2022/319
- Karar No2026/16
- Karar Tarihi07.01.2026
- Karar TürüCeza Genel Kurulu Kararı
- Sonuçİtirazın Reddi
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308/A
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 286/2
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 280/1
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 284
- 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 35
Kararın Önemli Bölümleri
“itiraza konu olabilecek kararların, hukuki sorunu esastan çözen ve kesin hüküm oluşturan kararlar olduğunun kabulü gerekmektedir”
“Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen bozma kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının CMK'nın 308/A maddesine göre itiraz hakkının bulunmadığı kabul edilmelidir.”
Kararın Tam Metni
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu
SAYISI: 2-2
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2020 tarihli yazısıyla Erzurum, Samsun ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri Başkanlar Kurullarının kararları arasında bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen bozma kararlarına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulup başvurulamayacağı noktasında uyuşmazlık bulunduğu gerekçesiyle uyuşmazlığın giderilmesini talep ettiği, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 09.11.2020 tarihli ve 2-2 sayılı kararıyla; "...Uyuşmazlığı esastan çözmeyen ve CMK'nın 223.maddesi kapsamında hüküm sayılması mümkün olmayan bozma kararlarına karşı, CMK'nın 308/A maddesindeki olağanüstü kanun yolunun kapalı olduğu; CMK'nın 308/A maddesindeki itiraz hakkının CMK'nın 286/2-a-b-c-d-e-f-g-h-ı maddesindeki kesin nitelikte olan ceza dairesi kararlarına karşı kullanılabileceği; ceza dairesi bozma kararının usulüne uygun olup olmadığının kurulumuzca esastan incelenmesinin mümkün olmadığına kanaat getirilmiş ve iş bu kanaate dayanılarak (kurulumuz halihazırda aynı kanaat ve görüşünü devam ettirmektedir), itiraza bakmakla görevli ceza daireleri başkanlar kurulumuzun 2020/72-72 Esas-Karar, 2020/90-90 Esas-Karar ve 2020/104-104 Esas-Karar sayılı kararları ile, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının vaki itirazlarının reddedildiği anlaşılmıştır. Ancak kurulumuzun bu kararları ile yukarıda belirtilen Samsun ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemeleri ceza kurullarınca verilen kararlar arasında uyuşmazlık bulunduğu da sarih olup ve bu bağlamda 5235 Sayılı Yasanın 35. maddesi kapsamında aşağıdaki şekilde karar verilmesi yasal ve yerinde görülmüştür. 5235 sayılı Yasa'nın 35/1-3.maddesi kapsamında; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi İtiraza Bakmakla Görevli Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 25/02/2020 tarihli 2020/72-72 Esas-Karar ve 2020/90-90 Esas-Karar sayılı; 06/03/2020 tarihli 2020/104-104 Esas-Karar sayılı kararları ile Samsun Bölge Adliye İtiraza Bakmakla Görevli Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 31/01/2020 tarihli 2020/12-12 Esas-Karar sayılı ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi İtiraza Bakmakla Görevli Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 20/12/2019 tarihli 2019/1-1 Esas-Karar, 2019/5-5 Esas-Karar sayılı kararları arasındaki vaki uyuşmazlığın giderilmesinin istenmesine" karar verilmiştir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35/1. maddesinin 3. bendi uyarınca talebin Yargıtaya gönderilmesi üzerine aynı Kanun’un 35/2. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.10.2021 tarihli ve 2021/47653 sayılı yazısı ile; "...696 sayılı KHK m. 92/2 ile değişik 5235 sayılı Kanun'un m. 35/1 uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 09/11/2020 tarih ve 2020/2-2 Esas ve Karar numaralı kararına istinaden değinilen kararlar arasındaki uyuşmazlığın 'Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararlarına CMK m.308/A düzenlemesine göre olağanüstü itiraz kanun yoluyla itiraz edebilir' şeklinde giderilmesini" talep etmiştir.
Talebi inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi 14.03.2022 tarih ve 24941-2216 sayı ile; "...Kanun yolları ile hukuki güvenliği artırılması adaletin gerçekleştirilmesini sağlanmak amaçlanmaktadır. Mahkemenin hukuksal uyuşmazlığı çözen kararının kesinleşmesi ile infaz edilebilir hale gelmektedir. Kanun yolları ile mahkeme kararlarının denetlenmesi, ortaya iki sonuç çıkarmaktadır. Birincisi verilen kararın doğruluğunun onaylanması ile infaz edilebilir hale gelmesi ki buna onama kararı, ikincisi ise mahkemesince verilen hükmün tüm sonuçları ile ortadan kaldırılarak yeniden hüküm verilmesini sağlaması; buna da bozma kararı denmektedir. Mahkemesince verilen kararın onaylanması kesin karar olarak taraflar lehine ya da aleyhine sonuç doğuran infazı kabil bir karar haline dönüşmektedir. Bozma kararı ile mahkemesince verilen karar tüm sonuçları ile ortadan kaldırılarak yenilik doğuran ancak infazı olmayan sonuç doğurmayan karar haline dönüşmektedir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararları ile ilgili hukuka aykırılığın giderilmesi için, mahkemelerin asıl ceza davasını çözmeye devam etmesinin artık imkânsız hale gelmiş olması veya hukuka aykırılığın giderilebilmesi açısından bölge adliye mahkemesi cumhuriyet başsavcılığının, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin karalarına karşı itiraz yolundan başka imkan kalmaması gerekmektedir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararı ile birlikte dosya ilk derece mahkemesine gönderilecek, ilk derece mahkemesinin her ne kadar bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararlarına karşı direnme hakkı yok ise de verilecek uyma kararı yine kanun yollarına tabi olacağından hukuki hataları düzeltilmesi yine mümkün olacaktır. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararlarına karşı Ceza Muhakemesi Kanunun 284. maddesinin 1. fıkrasındaki; 'Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.', düzenlemesi ile ilk derece mahkemelerinin direnme hakkının olmadığı ifade edilmiş ise de; Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bozma kararı ile ilk derece mahkemesince verilen karar ortadan kalktığı, böylece ortada infazı kabil sonuç doğurucu bir karar bulunmadığından CMK anlamında kesin nitelikte karar olmadığı sonucuna varılacaktır. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bozma kararları kesin nitelikte karar sayılamayacağından; bozma kararlarına karşı CMK 308/a anlamında itiraz yoluna gidilemeyeceğine" karar vermiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 09.04.2022 tarih ve 2022/51838 sayı ile; "Türk Hukukunda, bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde göreve başlamasıyla istinaf ve temyiz olağan kanun yolu olarak karşımıza çıkar. Bir karara karşı kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağı kanunla belirlenir. Buna göre CMK m.286/1 fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemelerinin bozma kararları temyiz edilemez, dolayısıyla olağan kanun yoluna tabi değildir. Aynı şekilde CMK m.286/2 fıkrası uyarınca da bölge adliye mahkemelerinin sayılan kararları da temyiz edilemez, dolayısıyla olağan kanun yoluna tabi değildirler. Olağan kanun yolunun kapalı olduğu hallerde kanun koyucu yukarıda açıklanan nedenlerle sıkı şartlara bağlı olarak olağanüstü kanun yolunu düzenlemiştir. Olağanüstü kanun yolları; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yetkisi, kanun yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesi olarak sayılmıştır. Bu yetki bölge adliye mahkemelerinde CMK m. 308/A uyarınca '...kesin nitelikteki kararlarına karşı...' öngörülmüştür. Bölge adliye mahkemelerinin onama kararlarının kesin, bozma kararlarının ise kesin olmadığını söyleyebilmek mümkün değildir. Zira CMK m. 284/1 uyarınca 'bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez' düzenlemesi mevcuttur. Yani onama kararları gibi bozma kararları da kesindir. Bir başka anlatımla onama kararları aleyhine CMK m. 308/A itirazı yapılabiliyorsa bozma kararlarına karşı da yapılabilir. Kesinlik kavramını bölge adliye mahkemeleri ceza daireleri kararları yönünden temyiz edilemezlik şeklinde anladığımızda CMK 286/2. maddesinde yer aldığı gibi CMK 286/1. maddesinde de temyiz edilemezlik ibaresi yer almaktadır. CMK m. 286/1’de 'bozma kararları temyiz edilemez' denilmekte, CMK m. 286/2’de de 'sayılan nitelikteki kararlar temyiz edilemez' denilmektedir. CMK m. 308/A’da yer alan 'kesin nitelikteki kararlar' ibaresinden temyiz edilemezlik anlaşılıyor ise bölge adliye mahkemelerinin bozma kararları da kesin nitelikte kararlar olup temyiz edilemezler. Zira olağan yasa yolu kapalı ise hatalı kararlara karşı özel şartlarda olağanüstü yasa yolu işletilebilmektedir. Bölge Adliye Mahkemeleri Cumhuriyet Başsavcılığının CMK m. 308A itirazı da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı m. 308 itirazı ile aynı işlevi görmektedir. Kanun koyucu bu nedenle başka bir yerde değil madde 308'in altında üstelik 308A adıyla düzenelme yapmak gereği duymuştur. Üstelik Yargıtay Ceza Dairelerinin bozma kararlarına karşı alt derece mahkemelerin direnme hakkı var iken, bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinin bozma kararlarına karşı alt derece mahkemesinin direnme hakkı dahi yoktur. Bu düzenlemeler karşısında oluşabilecek birçok haksızlığın sistem içinde giderimi itiraz olağanüstü yasa yolu dışında mümkün değildir. Bu tespitler karşısında bölge adliye mahkemelerinin ceza dairelerinin bozma kararlarına karşı da bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılıklarının CMK m. 308A kapsamında itiraz etmelerinin mümkün olduğunu kabul etmek dışında bir olasılık yoktur." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.04.2022 tarih ve 6180-3888 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının CMK'nın 308/A maddesine göre itiraz hakkı olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Özel Dairenin 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi kapsamında verdiği uyuşmazlığın giderilmesi kararına karşı CMK’nın 308. maddesi gereğince itiraz edip edemeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Kars 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2018 tarih ve 480-466 sayılı sanığın konut dokunulmazlığını ihlal suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükmün, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine talebi inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 21.10.2019 tarih ve 29-2171 sayı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 25.10.2019 tarih ve 195-97 sayı ile Dairenin bozma kararına karşı CMK'nın 308/A maddesi kapsamında olağanüstü itiraz yoluna başvurduğu, itirazın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince reddedilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 25.02.2020 tarih ve 72-72 sayı ile "...uyuşmazlığı esastan çözmeyen ve CMK 223. maddesi kapsamında hüküm sayılması mümkün olmayan bozma kararlarına karşı, CMK'nın 308/A maddesindeki olağanüstü kanun yolunun kapalı olduğu, CMK'nın 308/A maddesindeki itiraz hakkının CMK'nın 286/2-a-b-c-d-e-f-g-h-ı maddesindeki kesin nitelikte olan ceza dairesi kararlarına karşı kullanılabileceği; ceza dairesi bozma kararının usulüne uygun olup olmadığının kurulumuzca esastan incelenmesinin mümkün olmadığına kanaat getirerek Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının vaki itirazı kurulumuzca yerinde görülmeyerek" itirazın CMK'nın 308/A maddesi kapsamında reddine kesin olarak karar verdiği,
Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2018 tarih ve 46-587 sayılı sanığın suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan beraatine ilişkin hükmün, katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 15.11.2019 tarih ve 246-2503 sayı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2019 tarih ve 278-152 sayı ile bu bozma kararına karşı CMK’nın 308/A maddesi kapsamında olağanüstü itiraz yoluna başvurduğu, itirazın, Erzurum BAM 4. Ceza Dairesince reddedilmesi üzerine gönderildiği Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun ise 25.02.2020 tarih ve 90-90 sayı ile "...uyuşmazlığı esastan çözmeyen ve CMK 223. maddesi kapsamında hüküm sayılması mümkün olmayan bozma kararlarına karşı, CMK'nın 308/A maddesindeki olağanüstü kanun yolunun kapalı olduğu, CMK'nın 308/A maddesindeki itiraz hakkının CMK'nın 286/2-a-b-c-d-e-f-g-h-ı maddesindeki kesin nitelikte olan ceza dairesi kararlarına karşı kullanılabileceği; ceza dairesi bozma kararının usulüne uygun olup olmadığının kurulumuzca esastan incelenmesinin mümkün olmadığına kanaat getirerek Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının vaki itirazı kurulumuzca yerinde görülmeyerek" CMK'nın 308/A maddesi kapsamında reddine kesin olarak karar verdiği,
Sarıkamış Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2018 tarih ve 957-538 sayı ile hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme suçlarından beraat ve düşmeye dair hükümlerin, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 23.12.2019 tarih ve 830-2970 sayı ile mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan düşme hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2020 tarih ve 39-26 sayı ile bozma kararına karşı CMK’nın 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurduğu, itirazı inceleyen Erzurum BAM 4. Ceza Dairesinin mala zarar verme suçu yönünden itirazın kabulüne ve daire kararının kaldırılmasına; konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden ise reddine karar verdiği, ret kararı yönünden incelenmek üzere dosyanın gönderildiği Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 06.03.2020 tarih ve 104-104 sayı ile "...bozma kararlarının da CMK'nın 308/A maddesine konu olamayacağı yönündeki dairemizin kesinleşmiş düşüncesi karşısında bu yöndeki itirazın da reddine ... vaki itirazın konut dokunulmazlığı suçuna ilişkin kısmının reddine" CMK'nın 308/A maddesi kapsamında reddine kesin olarak karar verdiği,
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2020 tarihli ve 2020/64 sayılı talep yazısıyla; "Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 20/03/2020 tarih ve 2020/132 Muh. sayılı yazıları ile 2020/12 Esas sayılı Başkanlar Kurulu Kararında ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun 20/03/2020 tarih ve 2020/51 Muh. sayılı yazıları ile 2019/1 esas ve 2019/5 esas sayılı Başkanlar Kurulu Kararlarında ve bunun gibi birçok yer Başkanlar Kurulu kararlarında, Dairenin bozma kararlarına karşı CMK'nın 308/A maddesi uyarınca yapılan itirazlarda esasa girildiği ve hatta kabul kararlarının verildiği görülmüştür. Bu anlamda, Kurunulunuz ile belirtilen yer Başkanlar Kurulu kararları arasında çok net ve açık uyuşmazlık bulunduğu anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere, konuya dair görüşünüzün gönderilmesinin" talep edildiği,
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun uyuşmazlığın giderilmesi talebi üzerine Yargıtaya gelen dosyada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi üzerine uyuşmazlığın "Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararlarına CMK'nın 308/A maddesi uyarınca olağanüstü itiraz yoluna başvurabilir." şeklinde giderilmesini 9. Ceza Dairesinden talep edildiği, Özel Dairece dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde "Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bozma kararları kesin nitelikte karar sayılamayacağından; bozma kararlarına karşı CMK'nın 308/A maddesi kapsamında itiraz yoluna gidilemeyeceğine" karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ise Dairenin uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin bu kararına karşı CMK’nın 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna müracaat ettiği anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, Özel Dairenin 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi kapsamında verdiği uyuşmazlığın giderilmesi kararına karşı CMK’nın 308. maddesi gereğince itiraz edip edemeyeceği sorunu;
İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
Konu ile ilgili 5235 sayılı Kanun'un "Başkanlar kurulunun görevleri" başlıklı 35. maddesinin ilk hâli şu şekildeydi;
"Bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır:
....
3. Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtay Birinci Başkanlığından istemek,
....
(3) numaralı bende göre yapılacak istem hakkında 4.2.1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 45 inci maddesi kıyas yoluyla uygulanır...".
20.07.2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle maddenin giriş cümlesinde yer alan "başkanlar kurulunun görevleri şunlardır" ibaresi "ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulu kendi aralarında toplanır ve aşağıdaki görevleri yaparlar" şeklinde ve birinci fıkranın üçüncü bendinde yer alan "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa" ibaresi "Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa" şeklinde değiştirilmiştir.
20.11.2017 tarihli ve 696 sayılı KHK'nın 92. maddesiyle birinci fıkranın üçüncü bendinde yer alan "Yargıtay Birinci Başkanlığından" ibaresi "Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini" şeklinde ve ikinci fıkra ise "(3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir." şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hükümler 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 87. maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
Bahse konu değişikliğin gerekçesinde şu ifadelere yer verilmiştir: "Madde ile 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35 inci maddesinde düzenleme yapılarak bölge adliye mahkemelerinin hukuk veya ceza dairelerince benzer olaylarda verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlıkların Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Hukuk Genel Kurulu yerine Yargıtayın ilgili hukuk veya ceza dairesi tarafından giderilmesi sağlanmaktadır. İlgili dairece verilen karar sadece uyuşmazlığın giderilmesine yönelik olup, bu karara konu olan kararlar bakımından ya da başka kararlar bakımından geçmişe yönelik doğrudan bir hukuki etki doğurmayacaktır. Ancak, koşulların bulunması durumunda yargılamanın yenilenmesi ya da bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisi söz konusu olabilecektir. Diğer yandan Yargıtay dairelerinin verdiği kararlar ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin bu karardan sonra vereceği kararlar bakımından da emsal teşkil edecektir."
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesi ise şöyledir;
"İçtihadların birleştirilmesini Birinci Başkan, doğrudan doğruya veya Yargıtay dairelerinin veya genel kurulların verdikleri karar sonucunda veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bizzat yazı ile başvurması halinde, ilgili kuruldan ister. Bu istemlerin gerekçeli olması zorunludur.
Diğer merci veya kişilerin gerekçe göstererek yazılı başvurmaları halinde, içtihadı birleştirme yoluna gitmenin gerekip gerekmediğine Birinci Başkanlık Kurulu karar verir. Bu karar kesindir.
İçtihadı birleştirme kararlarının değiştirilmesi veya kaldırılmasının istenmesi de yukarıdaki usule bağlıdır.
İçtihadı birleştirme görüşmeleri, alınmış olan ilke kararları çerçevesinde yürütülür ve kararları yazılır.
İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.
İçtihadı birleştirme kararlarının niteliğini açıkça belirten özeti, kararın verilmesini izleyen en kısa zamanda Adalet Bakanlığına bildirilir. Adalet Bakanlığı bütün adliye mahkemelerine ve Cumhuriyet savcılıklarına bu kararları gecikmeksizin duyurur.
İçtihadı Birleştirme Kurulları, genel kurulların veya dairelerin kararlarındaki gerekçe ve görüşlerle bağlı olmaksızın sorunu başka bir görüşle karara bağlayabilirler.".
Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 248-359 sayılı, 31.05.2023 tarihli ve 315-322 sayılı, 05.07.2022 tarihli ve 359-528 sayılı ve 16.10.2024 tarihli ve 216-315 sayılı, 05.02.2025 tarihli ve 59-46 sayılı, 12.02.2025 tarihli ve 393-93 sayılı, 11.06.2025 tarihli ve 456-2 55... .06.2025 tarihli ve 327-299 sayılı kararlarında da yer verildiği üzere; 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Kanun'un 25. ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilerek 20.07.2016 tarihinde göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle ülkemizin de taraf olduğu İHAS'ne Ek 7 No.lu Protokol'de yer verilen güvenceler güçlendirilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine ikinci kez dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK m. 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekteyken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz kanun yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK m. 288/1, 294/2), hukuka aykırılık, aynı yasa maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır.
CMK'nın "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar; istinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, hükmün bozulması ve davanın yeniden görülmesi olarak sayılmış, davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma sonunda ya istinaf başvurusunu esastan reddedeceği ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı belirtilmiştir. Bu kararlardan hangilerinin temyiz edilemeyecekleri, hangilerinin ise temyiz kanun yoluna tabi oldukları aynı Kanun'un 286. maddesinde sayılmıştır.
CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrasında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin kural olarak temyiz edilebileceği belirtildikten sonra ikinci fıkrasında bu kuralın istisnalarına yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre ilk derece mahkemelerinden verilen ve istisna kapsamında kalan hükümler Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşmektedir. Ne var ki ülke sathında bir çok bölge adliye mahkemesi ve her mahkemenin çok sayıda dairesi bulunduğundan istinaf incelemesi ile kesinleşen kararlar arasında içtihat farklılığı doğması da kaçınılmaz olmaktadır.
Kural olarak bir ıslah mahkemesi olan bölge adliye mahkemeleri, ilk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olması itibarıyla hem hukuki denetim hem de yeniden yargılama fonksiyonunu icra etmekte ise de ülke genelinde içtihat oluşturmak ve uygulama birliğini sağlamak, bir hukuki denetim mercii olan Yüksek Yargıtay'ın görev ve tekelindedir (2797 sayılı Kanun m. 1, 15... ).
İşte bu nedenledir ki kanun vazıı, aynı veya farklı bölge adliye mahkemesi ceza veya hukuk daireleri arasında ortaya çıkan içtihat uyuşmazlıklarını giderme görevini de 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile Yargıtay'a vermiştir. Anılan normun ilk hâline göre, içtihat aykırılıklarını giderme yetkisi 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesine yapılan atıf nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na aittir. Bu düzenleme ile bölge adliye mahkemesi ceza daireleri arasında ortaya çıkan içtihat farklılıklarının, Yargıtay Ceza Daireleri arasında oluşan içtihat uyuşmazlıklarının giderilmesine ilişkin kurallara kıyasen giderilmesi, içtihatların bu suretle birleştirilmesi benimsenmişti.
696 sayılı KHK ile maddede yapılan ve 7079 sayılı Kanun'la kanunlaşan değişiklik ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu, uyuşmazlığın giderilmesi için artık doğrudan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat edebilmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğu kanaatinde ise Yargıtay'ın ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep edecektir.
Bu istem üzerine uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak Yargıtay ilgili ceza dairesince verilen kararlar kesindir. Düzenlemenin son hâlinde dairenin verdiği kararların kesin olduğu belirtilmekle birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararların benzer hukuki konularda Yargıtay genel kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlayacağına dair 2797 sayılı Kanun'un 45/5. maddesine benzer bir hükme yer verilmemiştir. Ancak maddede yapılan bahse konu değişikliğin gerekçesinde ilgili Yargıtay dairesince verilen kararın sadece uyuşmazlığın giderilmesine yönelik olup bu karara konu olan kararlar ya da başka kararlar bakımından geçmişe yönelik doğrudan bir hukuki etki doğurmayacağı ve fakat koşulların bulunması durumunda yargılamanın yenilenmesi ya da bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisinin söz konusu olabileceği ifade edilirken aynı zamanda uyuşmazlığın giderilmesi kararının ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin bu karardan sonra vereceği kararlar bakımından da emsal teşkil edeceği ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere, Bölge Adliye Mahkemeleri(si) Ceza Daireleri arasında oluşan içtihat farklılıklarının giderilmesine, içtihatların birleştirilmesine ilişkin kararlar, hukuki niteliği itibarıyla olmasa da doğurduğu sonuçlar bakımından "içtihadı birleştirme" kararlarına benzemektedir. Bu nedenledir ki Yüksek mahkemenin ülke genelinde içtihat oluşturmak ve uygulama birliğini sağlamak görev ve fonksiyonunun en güçlü ve adil biçimde ifası mecburiyeti bulunmaktadır. İhtilaf konularının, mahiyet ve kapsam itibarıyla birden fazla özel Dairenin görev/iş bölümü alanına girme ihtimali de nazara alındığında, bu birleştirmenin gerektiğinde Ceza Genel Kurulu'nda yerine getirilmesi imkanının, yorum yoluyla bertaraf edilmemesi lazımdır.
Diğer taraftan;
"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi" başlıklı CMK’nın 308. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.".
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının olağanüstü bir kanun yolu olarak itiraz yoluna başvurabileceği kararlar yönünden madde metninde bir sınırlama yapılmamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazının, Yargıtay ceza dairelerinin kararlarındaki hukuka aykırılıkların Ceza Genel Kurulu tarafından giderilmesini isteme ve bu yolla içtihat birliğini sağlama işlevi ile kamuoyunun tatminini amaçlayan bir yönü bulunmaktadır. Uygulamada yalnızca "eleştiriye ilişkin düşüncelerin reddine dair daire kararlarının itiraz olunabilecek nitelikte kararlardan olmadıkları" (CGK’nın 16.11.1964 tarih ve 470-464), "kabule göre yapılan bozmalara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yoluna başvuramayacağı" (CGK’nın 17.03.19 98... - 91... .02.20 12... -22), "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle sonuca etkili olmayacak türden hukuka aykırılıkların bu yasa yoluna konu olamayacağı" (CGK’nın 30.11.2010 tarih ve 233-241), "Yargıtay Ceza Daireleri tarafından verilen sanığının tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının olağanüstü itiraz yasa yoluna başvurma yetkisinin bulunmadığı" (CGK’nın 29.03.2011 tarih ve 49-28), "görev konusunun Yargıtayca inceleme konusu dahi yapılamayacağı bir durumda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kesin nitelikteki merci tayini kararını hükümsüz kılacak bir sonuç doğmasına neden olacak şekilde itiraz yasa yoluna başvurma olanağının bulunmadığı" (CGK’nın 27.12.2011 tarih ve 158-296) gibi bazı kararlara karşı Başsavcılığın itiraz yetkisinin bulunmadığı kabul edilegelmiştir.
Şu hâle göre; CMK’nın 308. maddesinin birinci fıkrasının sarahati ile gerek iş bu maddenin gerekse 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesinin gerekçe, anlam, amaç ve kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, Özel Dairenin 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi kapsamında verdiği uyuşmazlığın giderilmesi kararına karşı CMK’nın 308. maddesi gereğince itiraz edebileceğinin kabulü gerekir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; Özel Dairenin 5235 sayılı Kanun'un 35/2. maddesi kapsamında verdiği kararlara karşı CMK'nın 308. maddesi gereğince itiraz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
B. İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının CMK'nın 308/A maddesine göre itiraz hakkı olup olmadığı sorunu;
1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler
05.08.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20.07.2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile CMK'ya eklenen "Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisi" başlıklı 308/A maddesi ilk kez şöyle düzenlenmiştir;
"(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, aksi halde itirazı reddeder. İtirazın reddine ilişkin kararlar kesindir.".
Madde gerekçesinde de şu açıklamalara yer verilmiştir; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararlardan hangilerinin kesin nitelikte olduğu düzenlenmiştir. Temyiz edilemeyen bu kararlara karşı olağanüstü bir kanun yolu da öngörülmemiştir. Yargıtay ceza dairelerince verilen kararlara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi 5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinde düzenlenmiş, ancak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararlara karşı benzer bir olağanüstü kanun yolu açılmamıştır.
Düzenleme ile, olası hukuka aykırılıkların giderilebilmesi amacıyla bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararları aleyhine bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının kararı veren ceza dairesine otuz gün içinde itiraz edebilmesine imkân tanınmaktadır. Sanık lehine yapılan itirazlarda ise süre koşulu aranmayacaktır. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceleyerek yerinde görürse kararını düzeltecek, aksi halde itirazı kesin olarak reddedecektir.".
Anılan madde, 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle, "(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. (Değişik cümleler: 17/10/2019-7188/30 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında, kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak üzere bir rapor hazırlanır. (Ek cümleler: 17/10/2019-7188/30 md.) Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları, gereği için dairesine gönderilir. Kurulun verdiği kararlar kesindir. Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge adliye mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından daire başkanları arasından belirlenen ve dört üyeden oluşan başkanlar kurulu bu incelemeyi yapar. Başkanlar kurulunun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir." şeklinde değiştirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 26.01.2022 tarihli ve 48-7 sayılı kararı ile maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi "sanığın aleyhine itirazlar" yönünden iptal edilmiş ve bu iptal hükmü 14.04.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bahse konu iptal kararı üzerine doğan yasal boşluk ise 05.04.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle giderilmiş, iptal gerekçesi doğrultusunda yeniden düzenlenen CMK'nın 308/A. maddesinin birinci fıkrası; "Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte esaslı bir hatanın bulunması zorunlu olup, bu itiraz sanık veya müdafiine daire tarafından tebliğ olunur. Tebligat, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur. İlgililer, tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevap verebilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında, kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak üzere bir rapor hazırlanır. Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları, gereği için dairesine gönderilir. Kurulun verdiği kararlar kesindir. Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge adliye mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından daire başkanları arasından belirlenen ve dört üyeden oluşan başkanlar kurulu bu incelemeyi yapar. Başkanlar kurulunun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir." biçiminde düzenlenmiş, 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile maddede yer alan "otuz gün" ibaresi "bir ay" ve "yedi gün" ibaresi "iki hafta" şeklinde değiştirilerek madde son hâlini almıştır.
CMK'nın 284. maddesinde, itiraza ve temyize ilişkin hükümler saklı olmak üzere, bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine direnilemeyeceği ve bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemeyeceği düzenlenmiştir. Kanun'un 286. maddesinin ikinci fıkrasında ise bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararlardan hangilerinin kesin nitelikte olduğu gösterilmiş ve temyiz edilemeyen bu kararlara karşı olağanüstü bir kanun yolu öngörülmemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından verilen bozma kararının, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca CMK'nın 308/A maddesi kapsamında itiraz konusu yapılıp yapılamayacağının tespiti için öncelikle, bu mahkemenin hangi durumlarda bozma kararı verebileceğinin hatırlanması gerekmektedir.
Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 388-238, 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
Bölge adliye mahkemesi hem ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı bir denetim mercii hem de denetlediği hükmün hukuka aykırı olduğunu değerlendirdiğinde hukuka aykırılığı ortadan kaldıracak ölçüde yeniden yargılama yapacak bir ikinci/üst derece mahkemesidir. Her iki hâlde de ilk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olduğunda kuşku yoktur. Bu tespitlerden çıkan sonuç şudur:
a. Bölge adliye mahkemesi kural olarak bir ıslah mahkemesidir. Yani varsa ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerdeki tüm hukuka aykırılıkları resen belirleyerek, yeniden yapacağı yargılama ile hükmü ıslah eder. Yoksa kural olarak bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamaz.
b. İlk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olması itibarıyla gerek denetim gerekse yeniden yargılama fonksiyonunu icra etsin, her halükârda taraflar açısından başlı başına bir teminat oluşturur.
c. Bölge adliye mahkemesi, aleyhine kural olarak bir kanun yolu öngörülmeyen ve direnilemeyen (duruşmasız/evrak üzerinden verdiği) bozma kararı ile ne tarafları bir üst mahkemede yargılanma teminatından yoksun bırakabilir ne de olay mahkemesine vicdani kanaati rağmına bir sonuca ulaşmasını amir bir müdahalede bulunabilir.
Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.
Hükmün bozulmasına karar verilen bu hâllerde bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verecektir. Bu karara karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararı verme yetkisi bulunmadığı gibi tarafların da kanun yoluna başvurması mümkün değildir.
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibarıyla makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta olmasına karşın uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Ancak bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile işbu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerekmektedir.
Yüksek Mahkemenin bu görüşü Genel Kurul ve Daireler nezdinde istikrar kazanmıştır.
Şu hâle göre; CMK'nın 308/A maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yoluna başvurabileceği kararlar kesin nitelikteki kararlardır. Kesin kararlar ise CMK'nın 286/2. maddesinde sayılmıştır. Bu durumda CMK'nın 308/A maddesinde düzenlenen itiraza konu olabilecek kararların, hukuki sorunu esastan çözen ve kesin hüküm oluşturan kararlar olduğunun kabulü gerekmektedir. Madde metninin sarahati, gerekçe, amaç ve kapsamı da aynı sonuca işaret etmektedir.
Oysa Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bozma verebileceği durumlar ancak yukarıda belirtilen ve davanın esasını çözmeyip temyiz edilmesi ve ilk derece mahkemesince direnilmesi imkânı dahi bulunmayan kararlardır. Kanunun vermediği bir yetkiye dayanarak verilen bozma kararlarının ise kesin nitelikte sayılmasından ve bu sebeple CMK'nın 308/A maddesinde belirtilen kararlar kapsamında farz edilerek bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itirazına konu olmasından söz etmek mümkün değildir. Bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği sınırlı hukuka aykırılıklarda kanun koyucu hukuka aykırılığın bir an önce çözüme kavuşturulması ile yargılamanın uzamasının önüne geçip makul sürede kesinleşmenin sağlanmasını amaçladığından olağan kanun yoluna başvurulmasını dahi öngörmemiştir.
2. Uyuşmazlık Konusuna Dair Hukuki Nitelendirme
Bu açıklamalar ışığında, İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen bozma kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının CMK'nın 308/A maddesine göre itiraz hakkının bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen usulüne uygun bozma kararına karşı ne temyiz (CMK madde 286/1), ne itiraz ne de sair bir kanun yolu öngörülmüştür. Bu kararlara karşı ilk Derece Mahkemesinin direnme hakkı da yoktur. (CMK madde 284) Kural olarak bir bozma değil ve fakat bir ıslah mahkemesi olan Bölge Adliye Mahkemesine tanınan istisnai ve sınırlı bir bozma yetkisinin, ceza yargılama sisteminin bütünü içinde, istinafın otantik yapısını da tahrif etmeden özenle kullanılmasının makul sürede yargılanma hakkına matuf bir yetki olduğu açıktır. Bu yetkinin sınırları içinde kullanıldığı hallerde CMK'nın 308/A maddesinde düzenlenen itiraza konu olamayacağında da tereddüt bulunmamaktadır.
Ne var ki uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak esastan bozma kararları verilegeldiği de bilinen bir gerçektir.Böylece Bölge Adliye Mahkemeleri bölgesel Yargıtaylar gibi birer bozma/temyiz mahkemeleri rolü üstlenmişlerdir. Verilen bu neviden kararların hukuki statüsüne ilişkin tespit, Yüksek Ceza Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 388-238 sayılı, 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında yapılmıştır.
Şu halde, işin esasına ilişkin olarak doğrudan ya da Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmış hallerden addolunup kanun dolanılarak verilen, hukuki akibeti belli olduğu için "makul sürede yargılanma hakkını güçlendirme" amacına da hizmet etmesi mümkün olmayan bu yetki aşımına müstenid bozma kararlarına, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının CMK'nın 308/A maddesi kapsamında itiraz hakkı olduğunun kabulü gerekir." düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle,
Karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede ön sorun bakımından yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 07.01.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede ön sorun ve uyuşmazlık konusu yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 2. CD 08.06.2026
İstinaf Dairesi Sınırlı Hâller Dışında Dosya Üzerinden Bozma Kararı Veremez
Yargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2026/2159 · K. 2026/10666
Bölge adliye mahkemesi, CMK 280/1-e ve f bentlerinde sayılanlar dışındaki bir hukuka aykırılık için dosya üzerinden bozma yapamaz; duruşma açarak hukuka aykırılığı kendisi gidermelidir.
Bozma Konut Dokunulmazlığının İhlali
Ceza Genel Kurulu 24.12.2025
Duyuma Dayalı Gizli Tanık Beyanıyla Kurulan Mahkûmiyet Eksik Araştırma Nedeniyle Bozuldu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/486 · K. 2025/596
Eksik araştırmayla ne mahkûmiyet ne de beraat kararı verilebilir; somut olayda sanığın mesajlaştığı hattın baz kayıtları ve kullanıcısı araştırılmadan gizli tanığın duyuma dayalı beyanıyla hüküm kurulamaz.
Bozma Konut Dokunulmazlığının İhlali
Ceza Genel Kurulu 26.11.2025
Duruşmadan Bağışıklık İstemeyen Cezaevindeki Sanığın Yokluğunda Hüküm Kurulamaz
Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/466 · K. 2025/543
Başka suçtan cezaevinde bulunan ve duruşmadan bağışık tutulma isteği olmayan sanığın, hükmün açıklandığı oturumda hazır bulundurulmadan yokluğunda mahkûm edilmesi savunma hakkını sınırlar.
Bozma Konut Dokunulmazlığının İhlali
Yargıtay 2. CD 09.06.2026
Müdafisiz Alınıp Sonradan İnkâr Edilen Kolluk İfadesi Mahkûmiyete Esas Alınamaz
Yargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2024/2519 · K. 2026/10732
Soruşturmada müdafi hazır bulunmadan kollukta alınan ve sonradan inkâr edilen sanık beyanları hükme esas alınamaz; bunlar dışında kesin ve yeterli delil yoksa mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
Bozma Konut Dokunulmazlığının İhlali
Konut Dokunulmazlığının İhlali konusundaki 8 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.