Ana Sayfa › İçtihatlar › Kira Hukuku › Tahliye Taahhüdü
Hukuk Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Kira Hukuku
Satıştan Sonra Kira Ödeyen ve Tahliye Taahhüdü Veren Eski Malik Kiracı Sayıldı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1268 · K. 2017/2028 · T. 20.12.2017
Karar Özeti
Davalı şirketten satın aldığı bağımsız bölümleri davalının kullanmaya devam ettiğini ileri süren davacı, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir. Mahkeme, davalının dayandığı tahliye taahhüdünü tek taraflı sayarak el atmanın önlenmesi istemini kabul etmiş ve Özel Daire bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, kira bedeli adı altında yapılan ödemeleri tahsil etmediğini ileri sürmeyen davacının aynı taahhütnameye dayanarak diğer bölümler için icra takibi yaptığını, bu nedenle belgenin tek taraflı düzenlendiğinden söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Davalının taşınmazları kiracı sıfatıyla kullandığını kabul eden bozma kararına uyulması gerektiğinden direnme kararı bozulmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Somut olayda, kira bedeli adıyla yatırılan ödemeleri tahsil etmediğini ileri sürmeyen ve eski malikin verdiği tahliye taahhütnamesine dayanarak takip yapan yeni malik, belgenin tek taraflı olduğunu ileri süremez.
Soru: Satılan taşınmazı kira ödeyerek kullanan eski malik haksız işgalci sayılır mı?
Sonuç: Direnme kararı, Özel Daire bozma kararındaki nedenlerle bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulHukuk Genel Kurulu
- Esas No2017/1268
- Karar No2017/2028
- Karar Tarihi20.12.2017
- Karar TürüHukuk Genel Kurulu Kararı
- SonuçDirenme Kararının Bozulması
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
Kararın Önemli Bölümleri
“Hemen belirtilmelidir ki, kira akdinin mutlak yazılı bir sözleşmeye bağlı olması zorunlu olmayıp, taraflar arasında şifahi olarak da kira sözleşmesi yapılması olanaklıdır.”
“bu taahhütname içeriği davacı tarafından benimsenerek icra takibine tevessül edildiğine göre, bu aşamadan sonra tek taraflı düzenlendiğinden söz edilerek davalının kiracı olmadığının kabulü doğru değildir.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “elatmanın önlenmesi ve ecrimisil” isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda (Kapatılan) Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesince elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisile yönelik talebin ise kısmen kabulüne dair verilen 13.10.2011 gün ve 2010/702 E., 2011/473 K. sayılı kararın temyizen incelenmesinin taraf vekillerince istenilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 17.04.2012 gün ve 2011/14620 E., 2012/4409 K. sayılı kararı ile,
(…Dava, bağımsız bölümlere elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olup; mahkemece, elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, ecrimisil isteğinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazların öncesinin davalı şirkete ait olduğu, 14.11.2008 tarihinde davacıya satış suretiyle temlik edildiği ve davacının kayden malik bulunduğu, ancak davalının taşınmazları kullanmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacının dava tarihinden önce 6.9.2010 tarihinde davalının taşınmazları terk etmesi konusunda ihtarname keşide ettiği ve 25.10.2010 tarihinde de eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, kira akdinin mutlak yazılı bir sözleşmeye bağlı olması zorunlu olmayıp, taraflar arasında şifahi olarak da kira sözleşmesi yapılması olanaklıdır. Taraflar arasında gerçekten de bir yazılı kira akdinin bulunmadığı sabit ise de, davalı tarafından davacının mevduat hesabına kira bedeli adı altında yatırılan ödemelere, davacı tarafından, bu ödemeleri tahsil etmediğine dair bir beyanda bulunulmamıştır.
Diğer taraftan, 11.11.2008 tarihinde davalının imzasını taşıyacak şekilde noterde düzenlenen tahliye taahhütnamesinde, çekişmeli taşınmazların yanında yine davacıya ait ve davalının kiracı bulunduğu dava dışı taşınmazlar hakkında, 30.07.2009 tarihinde taşınmazların tahliye edileceğine dair beyanın yanında, çekişmeli taşınmazların satış tarihinden teslim tarihine kadarki süreçte kira bedeli olarak her ay için 2550.-YTL.nın davacının banka hesabına yatırılacağı öngörülmüş olup, anılan bedellerin düzenli olarak yukarıda belirtildiği şekilde davacının hesabına yatırılmış olduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Öte yandan; davacının, bahsedilen 11.11.2008 tarihli tahliye taahhütnamesine dayanarak dava dışı ve davalının kiracı olarak kullanımındaki bağımsız bölümler yönünden tahliye istemli icra takibinde bulunduğu ve icra takibine itiraz üzerine açtığı itirazın kaldırılması, akdin feshi ve mecurun tahliyesi istekli davanın yargılaması sonucunda tahliye taahhütnamesine dayalı olarak davalının tahliyesine dair verilen kararın deracattan geçerek kesinleştiği ve infaz edildiği tartışmasızdır.
Öyleyse, anılan taahhütnamede çekişmeli taşınmazlara da yer verildiğine ve bu taahhütname içeriği davacı tarafından benimsenerek icra takibine tevessül edildiğine göre, bu aşamadan sonra tek taraflı düzenlendiğinden söz edilerek davalının kiracı olmadığının kabulü doğru değildir.
Hal böyle olunca, davalının çekişmeli taşınmazları kiracı sıfatıyla kullandığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de kısa kararda ecrimisil bakımından faize yer verilmediği halde, gerekçeli kararda faiz konusunda hüküm kurularak kısa karara çelişkili olacak şekilde gerekçeli karar yazılması da doğru değildir. Tarafların temyiz itirazları yerindedir…)
gerekçesiyle ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı vekili 14.11.2008 tarihinde davalıdan satın alarak kayden maliki olduğu 33, 34, 35 ve 36 bağımsız bölüm numaralı taşınmazlara, davalının kullanımını sürdürmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuş, ıslah suretiyle ecrimisil talep miktarını arttırmıştır.
Davalı vekili çekişme konusu taşınmazları kiracı sıfatıyla kullandığını, temlikten itibaren kira bedellerini düzenli olarak davacının banka hesabına yatırdığını, kira stopajlarını ödediğini, ayrıca davacıya tahliye taahhüdünde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı tarafça dayanılan 11.11.2008 tarihli tahliye taahhüdünün tek taraflı bir düzenleme olduğu, davalının davacıya yaptığı ödemelerin de taraflar arasında kira akdinin bulunduğunun kabulü için yeterli olmadığı, davacının mülkiyet hakkının korunması gerektiği gerekçesiyle elatmanın önlenmesi talebi yönünden davanın kabulüne, ecrimisil talebi yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilerek verilen direnme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca direnme kararı, kısa karara uygun gerekçeli karar oluşturulmadığı ve buna uygun şekilde hüküm oluşturulmadığı gerekçesiyle usulden bozulmuş, Hukuk Genel Kurulu bozma kararı sonrası yerel mahkemece verilen direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olay bakımından davalının çekişmeli taşınmazları kiracı sıfatıyla kullanıp kullanmadığı, buna göre taşınmazı haksız işgal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle kira bedeli adı altında davalı şirket tarafından davacının mevduat hesabına yatırılan ödemelere davacı tarafından bu ödemeleri tahsil etmediğine dair beyanda bulunulmaması, ayrıca davacının dava konusu taşınmazların da bulunduğu 11.11.2008 tarihli tahliye taahhütnamesine dayanarak dava dışı bağımsız bölümler yönünden icra takibine başvurması nedeniyle tahliye taahhütnamesinin davalı tarafından tek taraflı düzenlendiğinden söz edilemeyeceğine göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.12.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 3. HD 20.10.2025
Aile Konutu Bildirimi, Kiracı Eşin Önceden Verdiği Tahliye Taahhüdünü Geçersiz Kılmaz
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/3374 · K. 2025/4997
Kiracı olmayan eşin TMK 194 uyarınca sonradan yaptığı aile konutu bildirimi, kiracı eşin bu bildirimden önce verdiği yazılı tahliye taahhüdünün geçerliliğini etkilemez.
Uyuşmazlık Giderildi Tahliye Taahhüdü
Hukuk Genel Kurulu 28.09.2021
Tahliye Taahhüdünün Sözleşmeden Önce Boş İmzalatıldığını Kiracı İspat Etmelidir
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/975 · K. 2021/1108
Tahliye taahhüdünün kira sözleşmesinden önce boş olarak imzalatıldığını ve tarihlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ileri süren kiracı, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Direnme Kararının Bozulması Tahliye Taahhüdü
Hukuk Genel Kurulu 27.03.2015
Tahliye Sırasında Taşınmazda Çıkan Üçüncü Kişi: Haklı İşgal Duruşmada İncelenmeli
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2014/1422 · K. 2015/1107
Kiralananda bulunan üçüncü kişi işgalde haklı olduğunu resmî vesikayla gösterirse tahliye durdurulur; somut olayda intifa hakkının terkin edildiği iddiası duruşmada tapu kayıtlarıyla incelenmelidir.
Direnme Kararının Bozulması Tahliye Taahhüdü
Yargıtay 3. HD 18.11.2025
Teslimden Önce Alınan Tahliye Taahhüdüne Dayanılarak Teminat Mektubu Nakde Çevrilemez
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/2741 · K. 2025/5408
Kiralanan teslim edilmeden kira sözleşmesiyle birlikte verilen yazılı tahliye taahhüdü geçersizdir; bu taahhüde uyulmamasına sözleşmede bağlanan sonuçlar da hüküm ifade etmez.
Onama Tahliye Taahhüdü
Tahliye Taahhüdü konusundaki 14 kararın tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Tahliye Taahhütnamesinin Geçerlilik Şartları
- Tahliye Taahhüdü ile İhtiyaç Tahliyesi Farkı
- Kira Hukuku Rehberi
- Kira Hukuku Yargıtay Kararları
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.