top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Tutuklama ve Adli Kontrol

AYM 1. Bölüm İhlal Ceza Hukuku

Toplantı Sonrası Gerekçesiz Uygulanan Üç Adli Kontrol Tedbiri Toplantı Hakkını İhlal Etti

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm · Başvuru No 2021/16137 · T. 17.06.2026

Karar Özeti

Bir siyasi partinin il eş başkanı olan başvurucu, katıldığı toplantı nedeniyle gözaltına alınmış; sulh ceza hâkimliği yurt dışına çıkmama, imza verme ve ilçe sınırlarını terk etmeme tedbirlerine hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi, ifadesi alınan başvurucu yönünden hangi delillerin toplanacağının anlaşılamadığını ve kararda "beklenilen faydanın sağlanacağı" ifadesi dışında üç tedbirin amacının açıklanmadığını tespit etmiştir. Tedbirlerin gereklilik ve orantılılığı ilgili ve yeterli gerekçeyle gösterilmediğinden toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş, tedbirler sona erdiği için yeniden yargılama yerine net 50.000 TL manevi tazminat öngörülmüştür.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

İfadesi alınmış başvurucuya üç ayrı adli kontrol tedbiri uygulanırken tedbirlerin amacı ve gerekliliği ilgili ve yeterli gerekçeyle gösterilmediğinden müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun sayılmamıştır.

Soru: Toplantıya katılan kişiye gerekçe gösterilmeden adli kontrol uygulanması hak ihlali midir?

Sonuç: Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine oybirliğiyle karar verildi.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“başvurucuya hangi amaçla üç farklı adli kontrol tedbirinin uygulandığına dair herhangi bir değerlendirme yapılmamış, bu tedbirlerin soruşturma veya kovuşturmaya ne gibi bir faydası olacağı da açıklanmamıştır.”

Kararın Tam Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

... BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/16137)

Karar Tarihi: 17/6/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Hasan HÜZMELİ

Başvurucu

:

...

Vekilleri

:

Av. ...

Av. ...

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, katılınan bir toplantı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında adli kontrol tedbirleri uygulanması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, olay tarihinde bir siyasi partinin İstanbul il eş başkanıdır. Başvurucunun da aralarında olduğu bir grup 4/2/2021 tarihinde Birleşik Mücadele Güçleri isimli bir oluşumun kuruluş deklarasyonunu açıklamak ve Boğaziçi Üniversitesindeki eylemlere destek vermek amacıyla İstanbul'un Kadıköy ilçesinde toplanarak basın açıklaması yapmak istemiştir.

3. Kolluk görevlilerince düzenlenen olay tutanağına göre çeşitli marjinal gruplar, sosyal medyadan "faşizme karşı birleş[me], örgütlen[me], mücadeleyi yüksel[tme]" amacıyla toplantı çağrısı yapmıştır. Kolluk görevlileri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilçe binası önünde toplanan elli kişilik gruba Kadıköy Kaymakamlığının koronavirüs salgını nedeniyle yapılacak her türlü etkinliği yasaklama kararı aldığını bildirmiştir. Kolluk görevlileri ayrıca topluluğa dağılmaları gerektiğini, aksi hâlde müdahale edileceğini ses yükseltici cihazla ihtar etmiş ve dağılmaları için süre tanımıştır. Grubun ihtarlara uymaması ve İskele Meydanı'na yürümek istemesi üzerine kolluk görevlileri, seyyar bariyerlerle grubu engellemiş; daha sonra aralarında başvurucunun da olduğu altmış kişiyi gözaltına almıştır.

4. Dört gün gözaltında tutulduktan sonra 8/2/2021 tarihinde ifadesi alınan başvurucu, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak uyarılara rağmen dağılmamakta ısrar etme suçundan tutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine (Hâkimlik) sevk edilmiştir. Hâkimlik 9/2/2021 tarihinde tutuklama yerine başvurucunun yurt dışına çıkmama, haftanın belli bir günü imza verme ve ilçenin idari sınırlarını terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbirlerine tabi tutulmasına karar vermiştir. Kararda Hâkimlik; atılı suçun işlendiğine ilişkin olarak kuvvetli şüphe uyandıracak somut delillerin mevcudiyetinin, suçun kanunda öngörülen cezai yaptırım miktarının ve başvurucunun sabit ikametgâh sahibi olmasının dikkate alındığını belirterek adli kontrol tedbiri ile amaçlanan faydanın sağlanabileceğini değerlendirmiştir.

5. Bir siyasi partinin il eş başkanı olduğunu ifade eden başvurucu, anılan tedbirlerin siyasi faaliyetlerini engellediğini belirterek 15/2/2021 tarihinde adli kontrol tedbirine ilişkin kararların kaldırılmasını, talebinin kabul görmemesi hâlinde ilçenin idari sınırlarını terk etme yasağı şeklindeki tedbirin kaldırılmasını itiraz yoluyla talep etmiştir. İtirazı inceleyen Hâkimlik, adli kontrol tedbirinin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 19/2/2021 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.

6. Başvurucu, nihai kararı 15/3/2021 tarihinde öğrendiğini beyan ederek 16/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

7. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 4/3/2021 tarihli iddianamesiyle başvurucunun kanuna aykırı toplantıya ve gösteri yürüyüşüne katılarak uyarılara rağmen dağılmamakta ısrar etme suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. 29/3/2021 tarihinde İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan yargılama derdesttir. Asliye Ceza Mahkemesi başvurucu hakkında uygulanan ve ilçenin idari sınırlarını terk etme yasağı şeklinde olan tedbirin 29/3/2021 tarihinde kaldırılmasına, diğer adli kontrol tedbirlerinin ise devamına karar vermiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre verilen adli kontrol tedbirleri ise 13/10/2021 tarihinde kaldırılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu; siyasi konumu itibarıyla düzenli olarak Partinin il binasına gitmek ve siyasi faaliyetleri koordine etmekle yükümlü olduğunu, ilçe sınırları dışına çıkmama şeklindeki adli kontrol tedbiri nedeniyle komisyon ve bölge örgütlenme toplantılarına katılamadığını, böylelikle siyasi faaliyetlerinin engellendiğini belirterek seyahat hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır. Ayrıca başvurucu, barışçıl bir toplantıya müdahale edilmesi, toplantıya katılması sonucu gözaltına alınması ve bu nedenle hakkında üç farklı adli kontrol tedbirinin uygulanması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde seyahat hakkına ilişkin şikâyet hakkında konu bakımından yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği açıklanmıştır. Başvurucu hakkındaki ilçe idari sınırlarını terk etmeme şeklindeki tedbirin bireysel başvuru yapılmadan önce kaldırılması nedeniyle başvurucunun mağdur statüsü bulunmadığı belirtilerek başvurucu hakkındaki yargılamanın derdest olması ve başvurucunun başvuru yollarını tüketmemesi nedeniyle kabul edilmezlik kararı verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Esas hakkındaki görüşte ise koronavirüs pandemisi şartları nedeniyle idare tarafından verilen yasaklama kararına rağmen başvurucunun toplantıya katılması nedeniyle müdahalenin gerçekleştirildiği gözetilerek başvuruya konu ihlal iddiasının değerlendirilmesi talep edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında tedbirin bireysel başvuru sonrasında kaldırıldığını belirterek genel hatlarıyla başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

10. Mevcut olayda bir siyasi partinin il eş başkanı olan başvurucu hakkında, kanuna aykırı bir toplantıya katılarak ihtarlara rağmen dağılmamakta ısrar ettiği iddiasıyla yaklaşık bir ay ile sekiz ay arasında değişen sürelerle adli kontrol tedbirleri uygulanmıştır. Adli kontrol tedbirlerinin niteliği ve süresi ile başvurucunun yaşamı üzerindeki etkileri ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanımı üzerinde oluşturduğu caydırıcı etki birlikte değerlendirildiğinde, anılan tedbirlerin başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmelidir. Başvurucu, toplantıya müdahale edilerek toplantının engellenmesi ve gözaltına alınması nedeniyle de anılan hakkın ihlal edildiğini ileri sürmüşse de bireysel başvurunun adli kontrol tedbirine ilişkin kanun yollarının tüketilmesinden sonra yapıldığı anlaşıldığından, incelemenin adli kontrol tedbirinden kaynaklanan müdahale ile sınırlı olarak yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin dayanağı olarak gösterilen 5271 sayılı Kanun'un 109. ve 110. maddelerinin kanunilik ölçütünü karşıladığı kabul edilmiştir. Müdahalenin suçluların cezalandırılması, yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi ve bu suretle Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sınırlama sebeplerinden kamu düzeninin korunması amacıyla yapıldığı anlaşılmıştır. Bu belirlemenin ardından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk yönünden inceleme yapılacaktır.

13. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45; Candar Şafak Dönmez [GK], B. No: 2015/15672, 5/11/2020, § 48; Candaş Kat ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/5053, 8/1/2020, § 37). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (Candar Şafak Dönmez, § 51; Birleşik Metal İşçileri Sendikası (4) [1. B.], B. No: 2021/60361, 24/12/2025, § 33). Buna göre uygulanan tedbirin ulaşılmak istenen amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılması mümkün olmayan gerekli bir müdahale olması gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir. Öte yandan başvurulan tedbirin kapsamı ve süresi ile ulaşılmak istenen amaç arasında dengesizlik bulunmakta ise diğer bir ifadeyle çatışan hak ve menfaatler arasında adil bir denge kurulmamışsa müdahale orantılı kabul edilemeyecektir (Hülya Kar [GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 23).

14. Anayasa Mahkemesi Latife Akyüz kararında; uygulanan adli kontrol tedbirinin, başvurucunun duruşmalardan kaçmasının önlenmesi ve bu suretle maddi gerçeğin süratle ortaya çıkarılması amacını taşıdığını değerlendirmiştir. Bu kapsamda, müdahalenin; suç işlediği iddia edilen kişilerin cezalandırılması, yargı görevinin gereğine uygun şekilde yerine getirilmesi ve böylece kamu düzeninin korunması meşru amaçlarına hizmet ettiği sonucuna ulaşılmıştır (Latife Akyüz [1. B.], B. No: 2016/50822, 7/9/2021, §§ 44, 45). Bu bağlamda adli kontrol tedbirine karar verilirken kişiye isnat edilen suçun niteliği, delil durumu ve öngörülen yaptırımın ağırlığı gibi hususlar birlikte değerlendirilerek adli kontrol tedbirinden beklenen kamusal menfaat ile başvurucunun temel hak ve özgürlüğüne yönelik menfaatleri arasında adil bir denge kurularak tedbirin gerekli ve ölçülü olduğu hususunun ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulması gerekir.

15. Anılan kararda ayrıca; başvuruya konu adli kontrol koruma tedbirinde olduğu gibi tüm koruma tedbirlerinin geçici olduğu, herhangi bir tedbirin herhangi bir kriterden bağımsız olarak ve süreklilik arz eder biçimde uygulanmasının mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Kararda; mahkemelerin koruma tedbiri kararlarında lehte ve aleyhte ileri sürülen bütün delilleri incelemek, temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahaleye katlanmayı gerektirecek nitelikte kamu yararını haklı kılan gerçek bir ihtiyacın varlığını göstermek zorunda olduğu açıklanmıştır. Buna göre de koruma tedbirinin devamını haklı kılan gerekçelerin gösterilmesi ve çatışan menfaatler arasında adil dengenin korunması gerektiği ifade edilmiştir (Latife Akyüz, §§ 50-52, 56).

16. Koruma tedbirlerine, daha sonra tesis edilecek hükmün infaz edilebilirliğini sağlamak veya maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla başvurulduğunda şüphe bulunmamaktadır. Başvuruya konu olayda başvurucuya isnat edilen suçun kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak uyarılara rağmen dağılmamakta ısrar etme olduğu ve başvurucunun ifadesinin de alındığı gözönüne alındığında, Hâkimliğin adli kontrol tedbirine ilişkin kararından başka hangi delillerin toplanması gerektiği anlaşılamamaktadır. Buna göre başvurucu hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin özellikle kaçmayı engellemek veya delillerin yok edilmesini ya da değiştirilmesini önlemek amacı taşıdığına dair yeterli bir gerekçenin ortaya konulmadığı görülmektedir.

17. Nitekim başvuruya konu kararda, adli kontrol tedbirlerinin verilmesi ile "beklenilen faydanın sağlanacağı" ifadesi dışında başvurucuya hangi amaçla üç farklı adli kontrol tedbirinin uygulandığına dair herhangi bir değerlendirme yapılmamış, bu tedbirlerin soruşturma veya kovuşturmaya ne gibi bir faydası olacağı da açıklanmamıştır. Bu nedenlerle Hâkimlik kararında yer alan gerekçeler, başvurucu hakkında uygulanan tedbirin demokratik toplum düzenindeki gerekliliğini ortaya koyamamıştır.

18. Hiç şüphesiz uygulanan koruma tedbirlerinin hedeflenen amaca ulaşmak bakımından elverişli olup olmadığı ile olayın şartlarında zorunlu ve en uygun tedbir olup olmadığına karar verme hususunda ilk derece mahkemelerinin geniş bir takdir payı bulunmaktadır. Diğer yandan yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında alınan koruma tedbirleri ile hedeflenen amaca ulaşmak için hakların daha az sınırlanmasını sağlayacak alternatif yollar bulunup bulunmadığı da yargı mercileri tarafından dikkate alınmalıdır (benzer yönde değerlendirme için bkz. Hülya Kar, § 44; Latife Akyüz, § 58). Başvuruya konu olayda adli kontrol tedbirlerinin verilmesinden ve koruma tedbirinin sürdürülmesinden beklenen kamu yararı ile başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı arasında adil bir dengenin kurulmadığı değerlendirilmiştir.

19. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, başvurucu hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin orantılılığı ve gerekliliği konusunda yargı mercilerince ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konulamadığı anlaşıldığından müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

21. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığı için özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyet yönünden ayrıca inceleme yapılmasının gerekli olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

22. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

23. Başvurucu hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin sona ermesi nedeniyle ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

24. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

Ç. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hâkimliğine (2021/22 D.İş) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Bu Karar Hakkında Sorular

Anayasa Mahkemesi Bu Kararla Yeniden Yargılama Yapılmasına Hükmetti mi?

Hayır. Adli kontrol tedbirleri sona erdiğinden yeniden yargılamada hukuki yarar görülmedi; giderim olarak net 50.000 TL manevi tazminata hükmedildi, maddi tazminat talebi bilgi ve belge sunulmadığı için reddedildi.

Toplantıya Müdahale ve Gözaltı da Esastan İncelendi mi?

Hayır. Bireysel başvuru adli kontrol tedbirine ilişkin kanun yollarının tüketilmesinden sonra yapıldığından inceleme, adli kontrol tedbirlerinden kaynaklanan müdahaleyle sınırlı tutuldu.

Benzer Kararlar

Tutuklama ve Adli Kontrol Konusundaki 4 Kararın Tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page