top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar › Ceza Hukuku › Hırsızlık

Yargıtay 12. CD Bozma Ceza Hukuku

Tutukluluğun Başka Cezadan Mahsubu Tazminata Engel Değil, Makul Miktar Belirlenmeli

Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/7601 · K. 2026/6861 · T. 01.07.2026

Karar Özeti

Hırsızlık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından tutuklu kalan davacı, her iki suçtan zamanaşımıyla düşme kararı verilince tazminat istemiş; ilk derece mahkemesi, düşme kararlarına ve tutukluluğun tamamının başka cezadan mahsubuna dayanarak davayı reddetmiştir. Yargıtay, sanığın eylemlerinden kaynaklanmayan zamanaşımı nedeniyle düşme kararının tazminata engel olmadığını, CMK 144/1-a yürürlükten kaldırıldığından mahsubun da engel oluşturmayacağını belirtmiştir. Mahsup yapılanlarla yapılmayanlar arasındaki denge gözetilerek makul bir maddi ve manevi tazminat belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Daire, kabule göre de davalı yararına vekâlet ücreti verilmemesini hatalı bularak hükmü bozmuştur.

Kararın Ortaya Koyduğu İlke

Zamanaşımıyla düşme sanığın eylemlerinden kaynaklanmıyorsa tazminata engel değildir; tutukluluğun başka cezadan mahsubu da engel oluşturmaz, ancak makul tazminat belirlenirken denge gözetilir.

Soru: Dava zamanaşımıyla düşerse tutuklu kaldığım süre için tazminat isteyebilir miyim?

Sonuç: Davayı reddeden ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.

Karar Künyesi

İlgili Mevzuat

Kararın Önemli Bölümleri

“Zaman aşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde, tazminat istenemeyeceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi”

“mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği”

Kararın Tam Metni

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2025/41 E., 2025/363 K.

DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

DAVA TARİHİ: 15.10.2020

HÜKÜM: Davanın kısmen kabulü

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret, bozma

Davacının tazminat talebi hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davacı ... davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

Temyize konu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 04.06.2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesinde yer alan; "12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.“(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” düzenleme gereği miktar itibarıyla temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince, davacının haksız el koyma ve tutuklama nedeniyle 300.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm fıkrasının; 1, 2, 3 ve 4 nolu bentlerinin tamamen hükümden çıkartılarak yerlerine; "1-Davanın kısmen kabulü ile; 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 15.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, 2-Yargılama giderinin hazine üzerinde bırakılmasına" bentlerinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacının temyiz istemi üzerine, Dairemizce; "(...)Davacının İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/413 Esas-2015/544 Karar sayılı ceza dosyasında hırsızlık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yargılandığı, hırsızlık suçu yönünden suç vasfının değişmesiyle suç eşyasını satın alma suçundan zamanaşımından düşme kararı verildiği, bu kararın 04.09.2015 tarihinde kesinleştiği, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden verilen mahkumiyet hükmünün temyizi üzerine zamaşımından düşme kararı verilip, 23.01.2020 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında; 5271 sayılı Kanun'un 142/1 maddesindeki, "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenlemeye göre dava açma süresi hak düşürücü sürelerden olup, her aşamada resen gözetilebilecek hukuka kesin aykırılık hallerinden olduğu, bu kapsamda davacı hakkında düzenlenen tutuklamaya sevk, sorgu, tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm tutanak, müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde onaylı birer sureti temin edilip dosya içine alınarak, davacının hangi suç ya da suçlardan tutuklandığının tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilerek, yalnızca hırsızlık suçu yönünden tutuklanmış ise davanın süreden reddi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, (...)" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz isteminin esastan reddine, davalı vekilinin temyiz isteminin vekâlet ücreti yönünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacının temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, tazminat şartlarının oluştuğuna, ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, tazminat şartlarının oluşmadığına, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yürütülen yargılama neticesinde, tazminat talebinin dayanağı olan İzmir (Kapatılan) 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2008 tarihli ve 2007/644 Esas sayılı kararı ile davacının "haksız yere elde bulundurulan anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık ve resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklandığı, 22.01.2009 tarihli kararı ile tahliye edildiği, bu tarihler arasında arasında toplam 98 gün tutuklu kaldığı, yapılan kovuşturma sonucunda İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2015 tarihli ve 2015/413 Esas, 2015/544 Karar sayılı kararı ile değişen suç vasfı nedeniyle "Eşyayı cürmiyeyi satın almak" suçundan zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, kararın 04.09.2015 tarihinde kesinleştiği, "resmi belgede sahtecilik" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyizi üzerine temyizde bozularak zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, kararın 23.01.2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhli gerekçeli kararın davacıya tebliğ edilmediği, kesinleşme tarihinden itibaren tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü, tutuklulukta kaldığı sürelerin tamamının İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2023 tarihli ve 2013/32 Esas Değişik İş Nolu kararı ile İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/291 Esas, 2008/316 Karar sayılı ilamındaki cezadan mahsup edildiği, bozma ilamı sonrası davacı dilekçesinde aracın teslimine ilişkin ayrıca talepte bulunduğunu beyan etmesine karşın CMK 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası koşullarını oluşturmadığı, 2918 sayılı Kanun'un 20/d bendi uyarınca tescil işleminin devir tarihindeki işleme göre yapıldığı ve sıralı usuli işlemlerin gerçekleştiği, yapılan yargılama sonucu her iki suç yönünden düşme kararı verildiği, dava konusu tutukluluk sürelerinin tamamının mahsup edildiği, sürelerin birbirine yakın olduğu, haliyle tazmini gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; davacının ve davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Zaman aşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde, tazminat istenemeyeceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi dava zamanaşımı süresinin dolması halinde düşme kararı verilmesi durumunda, bu hususun, dosyanın tarafı olan sanığın eylemlerinden kaynaklanmaması halinde, haksız yere gözaltında veya tutuklu kalan taraf lehine uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zarar için makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının tutuklulukta kaldığı sürenin tamamının İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2023 tarihli ve 2013/32 Esas Değişik İş Nolu kararı ile İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/291 Esas, 2008/316 Karar sayılı ilamındaki cezadan mahsup edildiği dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 144/1. maddesinin (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak davacı lehine makul bir miktar maddi ve manevi tazminat tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,

Kabule göre de;

5271 sayılı CMK’nın 142/9. maddesindeki “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz” hükmü gereğince, ilk derece mahkemesince davanın tamamen reddine karar verildiği halde, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı ... davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2025 tarihli ve 2025/41 Esas, 2025/363 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.07.2026 tarihinde karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.

Benzer Kararlar

Hırsızlık konusundaki 19 kararın tümü

İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları

Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?

Yargıtay kararları, somut olayın koşullarına göre farklı sonuç doğurabilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku uyuşmazlıklarında dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).

Telefon ve WhatsApp: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile yazın · İletişim formu

Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kararın bağlayıcı metni resmî tam metindir ve somut olaydaki farklı koşullar sonucu değiştirebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanır ve yayımdan önce metinle karşılaştırılarak kontrol edilir. İçerik sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.

bottom of page