top of page

Aile ve Kişiler Hukuku Terimleri

Terim listesine geç (101 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

Aile ve Kişiler Hukuku Terimleri

Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 101 terim

A

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Adın Değiştirilmesi

    Kişinin adının, haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenmesi üzerine mahkeme kararıyla değiştirilmesidir. Karar nüfus siciline kaydedilir; ad değişmekle kişisel durum değişmez. Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. Tescil sırasında yapılan maddi hataların nüfus müdürlüğünce düzeltilmesi bu kurumdan ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 27 · 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m. 35

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Adın Korunması

    Kişinin adı üzerindeki hakkının hukuken korunmasıdır. Adının kullanılması çekişmeli olan kişi hakkının tespitini dava edebilir; adı haksız kullanılan kişi bu kullanıma son verilmesini, kullanan kusurluysa maddi zararının giderilmesini ve haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir. Adın haklı sebeple mahkeme kararıyla değiştirilmesi ayrı bir kurumdur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 26

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Aile Konutu

    Ailenin ortak yaşamını sürdürmek üzere kullandığı konuttur. Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadıkça aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz; rızayı sağlayamayan veya haklı sebep olmaksızın kendisine rıza verilmeyen eş hâkimin müdahalesini isteyebilir. Malik olmayan eş tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini isteyebilir; konut kiralanmışsa sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana bildirimle sözleşmenin tarafı olur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 194

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Aile Konutu Şerhi

    Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eşin istemiyle, taşınmazın aile konutu olduğunun tapu kütüğüne şerh verilmesidir. Şerh tapu müdürlüğünden istenir; 6284 sayılı Kanun kapsamında korunan kişinin talebi üzerine hâkim tarafından da konulabilir. Malik eşin, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu devredememesi veya üzerindeki hakları sınırlayamaması şerhe bağlı olmayıp doğrudan kanundan doğar; şerh bu niteliği tapu kaydında gösterir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 194 · 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, m. 4

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Aile Mahkemesi

    Türk Medeni Kanununun İkinci Kitabı (vesayete ilişkin Üçüncü Kısım hariç) ile 4722 sayılı Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlere ve aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine bakan, tek hâkimli ve asliye derecesindeki özel mahkemedir. Boşanma, nafaka, velayet, mal rejimi ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler görev alanındadır; vesayet işleri ise vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi ile denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesince yürütülür. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu dava ve işlere, bu amaçla belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar.

    İlgili mevzuat: 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 2 ve 4 · 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, m. 2 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 397

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma

    Eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi durumunda, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi koşuluyla diğer eşin dayanabildiği özel boşanma sebebidir. Bir tanı konulması tek başına boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir; iyileşme olanağı bulunan bir hastalık bu sebebe dayanak oluşturmaz.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 165

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Ana Rahmindeki Çocuk (Cenin)

    Ana rahmine düşmüş, ancak henüz doğmamış çocuktur. Cenin, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetine sahip olur; kişilik ise çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar. Bu nedenle cenin sağ doğmak koşuluyla mirasçı olabilir; ölü doğan çocuk mirasçı olamaz.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 28 ve 582

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Anlaşmalı Boşanma

    Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi üzerine evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayıldığı boşanma yoludur. Boşanma kararı için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir; hâkim bu düzenlemede değişiklik yapabilir ve değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya karar verilir. Taraflarca imzalanan protokol tek başına boşanma sonucunu doğurmaz.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 166/3 ve 184

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Artık Değer

    Mal rejiminin tasfiyesinde, kanuni ekleme ve denkleştirmeler gözetilerek edinilmiş mallardan ilgili borçların çıkarılmasıyla bulunan değerdir. Katılma alacağının hesaplanmasında kullanılır. Eşin bütün malvarlığının toplamıyla veya bir taşınmazın tek başına satış bedeliyle aynı değildir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 229–231 ve 236

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Askıda Hükümsüzlük

    Bir hukuki işlemin, kanunun aradığı izin veya onay henüz verilmediği için geçerli mi geçersiz mi olacağının belli olmadığı ara durumdur. Örneğin ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlının kendisini borç altına sokan işlemi, yasal temsilcinin önceden izni yoksa onun onayına kadar askıdadır; karşılıksız kazanmalar ile kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması için rıza gerekmez. İşlem, diğer tarafın belirlediği veya onun başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun süre içinde onanmazsa diğer taraf işlemle bağlı olmaktan kurtulur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 16 ve 451

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Ayırt Etme Gücü

    Kişinin akla uygun biçimde davranabilme yeteneğidir; yaşının küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk veya bunlara benzer bir sebeple bu yetenekten yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahip sayılır. Ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri, kanunda gösterilen ayrık durumlar dışında hukuki sonuç doğurmaz. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadan kendi işlemleriyle borç altına giremez, ancak haksız fiillerinden sorumludur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 13–16

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Ayrılık Kararı

    Evliliği sona erdirmeden eşlerin belirli bir süre ayrı yaşamasına ilişkin mahkeme kararıdır. Boşanma sebebi ispatlandığında hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verebilir; dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez, boşanma davasında ise ayrılığa ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı varsa hükmedilir. Ayrılık bir yıldan üç yıla kadar verilebilir ve süre kararın kesinleşmesiyle işler; süre bitince ayrılık kendiliğinden sona erer, ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 170–172

B

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Babalık Davası

    Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkeme kararıyla kurulmasını amaçlayan davadır. Anne ve çocuk, kanunda düzenlenen koşullarla dava hakkına sahiptir. Soybağı talebi ile annenin doğum ve gebelik giderlerine ilişkin talepleri birbirinden ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 301–304

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Babalık Karinesi

    Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babasının koca sayılmasıdır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür. Karine; koca, ana veya çocuk tarafından açılacak soybağının reddi davasıyla çürütülebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 285–286

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Bekleme Süresi

    Evliliği sona eren kadının, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenememesine ilişkin kanuni süredir. Kadının doğum yapmasıyla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemesi hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır; süreye uyulmadan yapılan evlenme batıl değildir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 132 ve 154

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Birlikte Yaşamaya Ara Verme

    Ortak hayatın eşlerden birinin kişiliğini, ekonomik güvenliğini veya ailenin huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürdüğü sürece o eşin ayrı yaşama hakkıdır. Ara verme haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, istem üzerine eşler arasındaki parasal katkıya, konut ve ev eşyasının kullanımına ve malların yönetimine ilişkin önlemler alır; ergin olmayan çocuklar için de gerekli düzenlemeyi yapar. Bu durum boşanma veya ayrılık kararı değildir; evlilik devam eder.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 197

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Boşanan Kadının Soyadı

    Boşanma hâlinde kadının evlenmeden önceki soyadını yeniden almasıdır. Kadın, eski eşinin soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun eski eşine zarar vermeyeceğini ispatlarsa hâkim bu soyadını taşımasına izin verir; koşullar değişirse eski eş iznin kaldırılmasını isteyebilir. Evlenmeden önce dul olan kadın, bekârlık soyadını taşımak için hâkimden izin isteyebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 173

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Boşanma Sebepleri

    Evliliğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini sağlayan ve Türk Medeni Kanununda sınırlı olarak sayılan hâllerdir. Zina, hayata kast ile pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı özel sebeplerdir; evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise genel sebeptir. Anlaşmalı boşanma ile reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın bir yıl içinde yeniden kurulamaması da temelden sarsılma kapsamında düzenlenmiştir. Her sebebin ispat koşulları ve dava süreleri ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 161–166

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Boşanmada Maddi Tazminat

    Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu eşten isteyebildiği uygun parasal karşılıktır. Koşulları ve miktarı somut olay üzerinden değerlendirilir. Nafaka ve mal rejiminden doğan katılma alacağıyla aynı talep değildir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 174

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Boşanmada Manevi Tazminat

    Boşanmaya neden olan olaylarla kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu diğer eşten isteyebildiği parasal giderimdir. Her boşanma veya üzüntü kendiliğinden bu hakkı doğurmaz. Olaylar, kusur ve kişilik hakkına yönelik saldırı birlikte değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 174

C

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Cinsiyet Değişikliği

    Kişinin cinsiyetinin, mahkeme izni ve kanuni koşulların gerçekleşmesinden sonra nüfus siciline yansıtılmasıdır. Başvuru şahsen yapılır; izin için on sekiz yaşını doldurmuş ve evli olmamak, ayrıca transseksüel yapıda olunduğunu ve değişikliğin ruh sağlığı bakımından zorunlu bulunduğunu eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemek gerekir. Tıbbi işlemin amaca ve yönteme uygun yapıldığı yine resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanınca mahkeme nüfus sicilinde düzeltme yapılmasına karar verir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 40

Ç

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Çekişmeli Boşanma

    Eşlerin boşanma veya sonuçları konusunda uyuşmazlık yaşadığı; boşanma sebebinin, ilgili taleplerin ve delillerin mahkemece incelendiği dava sürecidir. Her boşanma sebebinin koşulları aynı değildir. Kusur, nafaka ve tazminat bakımından önem taşıyabilir; çocuğa ilişkin kararlarda çocuğun yararı ayrıca değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 161–166, 174–175, 182 ve 184

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Çocuğun Korunması Önlemleri

    Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğünde, ana ve baba duruma çare bulamaz ya da buna güçleri yetmezse hâkimin aldığı önlemlerdir. Çocuğun bedensel veya zihinsel gelişmesi tehlikedeyse ya da çocuk manen terk edilmiş durumdaysa hâkim çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir. Ana, baba ve çocuğun ödeme gücü yoksa giderler Devletçe karşılanır; bu önlemlerden sonuç alınamazsa velayetin kaldırılması gündeme gelir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 346–348

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Çocuğun Üstün Yararı

    Çocuğu ilgilendiren karar ve uygulamalarda çocuğun yararının ve esenliğinin öncelikle gözetilmesini ifade eden ilkedir. Anayasa, her çocuğa yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkı tanır; Çocuk Koruma Kanunu da çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesini temel ilkeler arasında sayar. Velayet, kişisel ilişki ve koruma tedbirlerine ilişkin kararlarda somut olayın koşullarına göre uygulanır.

    İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 41 · 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, m. 4

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Çocuk Malları

    Mülkiyeti çocuğa ait olan malvarlığı değerleridir. Anne ve babanın yönetim ve kullanma yetkisi, bu malların kendilerine ait olduğu anlamına gelmez. Çocuğun yararı için koruma, hesap ve mahkeme müdahalesi kuralları uygulanabilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 352–363

D

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Değer Artış Payı

    Eşlerden birinin, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunması hâlinde, tasfiyede o malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında pay istemesini sağlayan alacaktır. Alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; değer kaybında katkının başlangıçtaki değeri esas alınır, mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim alacağı hakkaniyete göre belirler. Eşler yazılı anlaşmayla bu paydan vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 227

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Dernek

    En az yedi gerçek veya tüzel kişinin, kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmesiyle oluşan, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluğudur. Hukuka veya ahlaka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz. Kazanç paylaşma amacı taşımaması derneği ticaret şirketlerinden, kişi topluluğu olması ise mal topluluğu olan vakıftan ayırır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 56

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Dürüstlük Kuralı

    Hak kullanılırken ve borç yerine getirilirken dürüst davranılmasını gerektiren genel ilkedir. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bir hukuki engeli bilmemeyi anlatan iyiniyet kavramıyla aynı değildir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 2–3

E

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Edinilmiş Mal

    Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin, bu rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Çalışmanın karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarının ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu gruptadır. Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır; bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren eş bunu ispatlamakla yükümlüdür.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 219–222

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

    Eşler mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejim seçmedikçe aralarında uygulanan yasal mal rejimidir. Rejim, her eşin kişisel malları ile rejim süresince karşılığını vererek elde ettiği edinilmiş mallarını kapsar; her eş bunları yasal sınırlar içinde yönetir, bunlardan yararlanır ve kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur. Rejim sona erdiğinde her eş veya mirasçıları, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkına sahip olur; bu oran mal rejimi sözleşmesiyle değiştirilebilir ve her malın mülkiyetinin kendiliğinden yarıya bölünmesi anlamına gelmez.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 202 ve 218–241

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Eğitim Nafakası

    Ergin olduğu hâlde eğitimi devam eden çocuğun, eğitimi sona erinceye kadar ana ve babası tarafından, durum ve koşullara göre onlardan beklenebilecek ölçüde bakılmasıdır. Ana ve babanın bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer; eğitim sürüyorsa yükümlülük bu ölçüyle sınırlı olarak devam eder. Talep değerlendirilirken ana ve babanın ekonomik gücü ile eğitimin fiilen sürüp sürmediği dikkate alınır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 328

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Ergin Kılınma

    On beş yaşını doldurmuş küçüğün, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkeme kararıyla ergin kılınmasıdır. Ergin kılınan küçük, on sekiz yaşını doldurmadan ergin sayılır. Ergin kılınma kendiliğinden gerçekleşmez; vesayet altındaki küçük için vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gerekir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 11, 12 ve 463

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Erginlik

    Kişinin kanunen reşit sayıldığı durumdur; erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar; on beş yaşını dolduran küçük de kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. Fiil ehliyeti için erginlik tek başına yetmez; ayrıca ayırt etme gücüne sahip olmak ve kısıtlı bulunmamak gerekir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 10–12

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Ev İçi Şiddet

    Şiddet mağduru ile şiddet uygulayan aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hane içinde ya da aile mensubu sayılan kişiler arasında gerçekleşen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddettir. 6284 sayılı Kanun şiddeti; zarar veren veya zarar vermesi muhtemel hareketlerin yanında tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfî engellenmesini de kapsayacak biçimde tanımlar. Korunan kişi için koruyucu, şiddet uygulayan için önleyici tedbir kararı istenebilir.

    İlgili mevzuat: 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, m. 2–5

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlat Edinme

    Kanuni koşullar sağlanınca mahkeme kararıyla soybağı kurulmasıdır. Küçükler ile ergin veya kısıtlı kişiler bakımından koşullar aynı değildir. Çocuğun yararı, gerekli rızalar, bakım ilişkisi ve inceleme yükümlülüğü birlikte değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 305–320

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması

    Evlat edinmenin kanuni koşullara aykırı kurulması nedeniyle evlatlık ilişkisinin mahkemece sona erdirilmesidir. Kanuni sebep olmadan rızası alınmayan kişiler, küçüğün menfaati ağır biçimde zedelenmeyecekse; esasa ilişkin başka bir noksanlık bulunduğunda ise Cumhuriyet savcısı ve her ilgili dava açabilir. Noksanlık sonradan ortadan kalkmışsa veya yalnız usule ilişkin olup kaldırma evlatlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse bu yola gidilemez; dava hakkı sebebin öğrenilmesinden itibaren bir yıl geçmekle düşer.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 317–319

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlenme Engelleri

    Kanunun belirli kişiler arasında veya belirli durumlar sürdükçe evlenmeyi yasakladığı hâllerdir. Üstsoy ile altsoy, kardeşler, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında; kayın hısımlığını doğuran evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında; evlat edinen ile evlatlık veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme yasaktır. Yeniden evlenmek isteyen önceki evliliğinin sona erdiğini ispatlamalıdır; kadın için bekleme süresi ile akıl hastalığına ilişkin engel de ayrıca düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 129–133

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlenme Yaşı

    Erkek veya kadının evlenebilmesi için doldurması gereken on yedi yaştır. Hâkim, olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş kişinin evlenmesine izin verebilir; olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir. Ergin olmayan kişi yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez; ayırt etme gücüne sahip olmayanlar ise evlenemez.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 124–126

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlenmede Mutlak Butlan

    Evlenmenin, kanunda sınırlı olarak sayılan ağır sakatlıklardan biriyle batıl olmasıdır: evlenme sırasında eşlerden birinin evli bulunması, sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olması, evlenmeye engel derecede akıl hastalığı veya eşler arasında evlenmeye engel hısımlık bulunması. Dava Cumhuriyet savcısınca re’sen açılır, ilgisi olan herkes de açabilir; ancak sona ermiş evliliğin butlanı savcı tarafından re’sen dava edilemez. Batıl evlilik ancak hâkim kararıyla sona erer ve o zamana kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 145–147 ve 156

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlenmede Nisbî Butlan

    Evlenmenin, kanunda sayılan ve yalnız dava hakkı tanınan kişilerin ileri sürebildiği sakatlıklar nedeniyle hâkim kararıyla iptal edilmesidir. Evlenme sırasında geçici olarak ayırt etme gücünden yoksun olan, yanılan, aldatılan veya korkutulan eş, sebebi öğrendiği ya da korkunun etkisi kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmeden itibaren beş yıl içinde dava açabilir. Küçük veya kısıtlı yasal temsilcisinin izni olmadan evlenmişse izni alınmayan temsilci dava açabilir; ancak kişi sonradan on sekiz yaşını doldurarak ergin olur, kısıtlılıktan kurtulur veya kadın gebe kalırsa iptale karar verilemez.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 148–153

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evliliğin Butlanı

    Evlenmenin, kuruluşu sırasında var olan ve kanunda sayılan bir sakatlık nedeniyle hâkim kararıyla sona erdirilmesidir. Mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısınca re’sen açılır, ilgisi olan herkes de açabilir; nispi butlanda dava hakkı kural olarak ilgili eşe aittir ve süreye bağlıdır, izinsiz evlenmede yasal temsilci de dava açabilir. Batıl evlilik ancak hâkim kararıyla sona erer ve o zamana kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur; çocuklar evlilik içinde doğmuş sayılır, eşler arasında mal rejimi, tazminat ve nafaka konularında boşanma hükümleri uygulanır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 145–160

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlilik Birliği

    Evlenmeyle eşler arasında kurulan ve karşılıklı hak ve yükümlülükler doğuran hukuki birliktir. Eşler birliğin mutluluğunu birlikte sağlamak, çocukların bakım, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermek, birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmakla yükümlüdür. Konutu birlikte seçer, birliği beraber yönetir ve giderlere güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılırlar.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 185–186

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlilik Birliğinin Korunması

    Eşlerin evlilikten doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya önemli bir konuda uyuşmazlığa düşmesi hâlinde hâkimin müdahalesinin istenebilmesidir. Hâkim eşleri uyarır ve uzlaştırmaya çalışır; gerekirse ailenin geçimi için her eşin yapacağı parasal katkıyı belirler, katkıyı ödemeyen eşin borçlularına ödemeyi diğer eşe yapmalarını emreder veya belirli mallar üzerindeki tasarrufları diğer eşin rızasına bağlar. Taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılması tapu kütüğüne şerh verilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 195–199

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

    Evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmasına dayanan ve eşlerden her birinin ileri sürebildiği genel boşanma sebebidir. Davacının kusuru daha ağırsa davalı davaya itiraz edebilir; ancak itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Kanun, anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık hâllerinde de evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını ayrıca düzenler.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 166

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Evlilik Birliğinin Temsili

    Eşlerden her birinin, ortak yaşam sürdükçe ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini üçüncü kişilere karşı temsil etmesidir. Diğer ihtiyaçlar için temsil ancak öteki eşin ya da haklı sebeple hâkimin yetki vermesiyle veya gecikmede sakınca bulunup diğer eşin rızası alınamadığında mümkündür. Yetki içinde yapılan işlemlerden eşler müteselsilen sorumludur; yetki dışındaki işlemlerden kural olarak işlemi yapan eş kişisel olarak sorumlu olur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 188–189

F

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Fiil Ehliyeti

    Kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesidir. Genel olarak ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama koşulları birlikte aranır. Küçüklerin ve kısıtlıların bazı işlemleri için özel kurallar bulunur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 9–16

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Fiili Ayrılık

    Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılan davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden başlayarak bir yıl geçtiği hâlde ortak hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle evlilik birliğinin temelden sarsılmış sayıldığı boşanma hâlidir. Bu durumda ortak hayatın hangi sebeple kurulamadığına bakılmaksızın eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Önceden üç yıl olan bu süre, 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanunla (yürürlük: 27/11/2024) bir yıla indirilmiştir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 166/4

G

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Gaiplik

    Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun süredir haber alınamayan kişinin ölümü kuvvetle olasıysa, kanuni koşullarla verilen mahkeme kararıdır. İlan ve bekleme usulü uygulanır; yalnız kişiye ulaşılamaması yeterli değildir. Kararın miras ve evlilik üzerindeki sonuçları ayrı hükümlere tabidir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 32–35 ve 131

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Gerçek Kişi

    Hak ehliyetine sahip olan insandır; kanun her insana hak ehliyeti tanır. Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer; çocuk ise sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetine sahip olur. Doğum ve ölüm nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat edilir; kayıt yoksa veya doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispatlanabilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 8, 28 ve 30

H

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Hak Ehliyeti

    Haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir. Her insanın hak ehliyeti vardır ve bütün insanlar hukuk düzeninin sınırları içinde bu bakımdan eşittir; tüzel kişiler de cins, yaş, hısımlık gibi insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildir. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder; bu ehliyet, kendi fiilleriyle hak edinip borç altına girebilmeyi ifade eden fiil ehliyetinden farklıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 8, 28 ve 48

Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 101 terim

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page