top of page

Kira ve Borçlar Hukuku Terimleri

Terim listesine geç (120 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

Kira ve Borçlar Hukuku Terimleri

Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 120 terim

A

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Adam Çalıştıranın Sorumluluğu

    Çalışanın kendisine verilen işi yaparken başkasına verdiği zararın, kanuni koşullarla çalıştırana yükletilmesidir. Seçim, talimat, gözetim ve işletme düzeni yönünden gerekli özen değerlendirilir. Çalışanın her özel davranışı sırf iş ilişkisi var diye bu kapsama girmez.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 66

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Adi Kefalet

    Adi kefalet, alacaklının kural olarak asıl borçluya başvurmadıkça kefili takip edemediği kefalet türüdür. Borçlu aleyhine yapılan takip kesin aciz belgesiyle sonuçlanmışsa, borçlu aleyhine Türkiye’de takip imkânsızlaşmış veya önemli ölçüde güçleşmişse, borçlunun iflasına karar verilmişse ya da borçluya konkordato mehli verilmişse alacaklı doğrudan kefile başvurabilir. Alacak rehinle de güvence altına alınmışsa kefil, iflas ve konkordato mehli hâlleri dışında alacağın önce rehinden alınmasını isteyebilir. Sözleşme, yazılı yapılmadıkça ve azami miktar ile kefalet tarihi kefilin el yazısıyla belirtilmedikçe geçerli olmaz.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 583 ve 585

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Alacağın Devri

    Alacaklının, alacak hakkını başka bir kişiye geçirmesidir. Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel değilse borçlunun rızası aranmadan yapılabilir. Sözleşmesel devrin yazılı şekli ve borçlunun savunmalarını koruyan hükümler önemlidir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 183–194

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Alacaklının Temerrüdü

    Alacaklının temerrüdü, kendisine gereği gibi önerilen edimi haklı bir sebep olmaksızın kabul etmeyen veya borcun ifası için yapması gereken hazırlık fiillerinden kaçınan alacaklının düştüğü durumdur. Bir şeyin teslimine ilişkin borçlarda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere şeyi hâkimin belirlediği yere tevdi ederek, tevdie elverişli olmayan şeyi ise hâkimin izniyle sattırıp bedelini tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Diğer edimlerde borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir. Müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüt diğerlerine de etkilidir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 106–111

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Aldatma

    Bir kişinin yanıltıcı davranışlarla sözleşme yapmaya yöneltilmesidir. Karşı tarafın aldatması ile üçüncü kişinin aldatmasının sonuçları farklı koşullara bağlı olabilir. Aldatılanın sözleşmeyle bağlı olmama hakkı ve zarar talebi ayrı ayrı incelenir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 36 ve 39

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Alt Kira

    Kiracının kiralananı tamamen veya kısmen üçüncü kişiye kiralamasıdır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin yazılı rızası gerekir. Asıl kiracının sorumluluğu sürer; alt kira ile kira ilişkisinin devri aynı değildir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 322

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi

    Arsa sahibinin, yüklenicinin arsa üzerinde yapacağı yapıya karşılık arsadan belirli payları veya bağımsız bölümleri yükleniciye devretmeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesi ile taşınmaz satış vaadinin unsurlarını birlikte taşır; taşınmaz mülkiyetinin devri borcunu içerdiğinden resmî şekilde, noterde düzenleme biçiminde yapılması gerekir. Sözleşmeden doğan haklar tapu kütüğüne şerh verilebilir; yüklenicinin teslim borcu ve ayıptan sorumluluğu eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 237 ve 470 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 706 ve 1009 · 1512 sayılı Noterlik Kanunu, m. 89

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Aşırı İfa Güçlüğü

    Aşırı ifa güçlüğü, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkarak mevcut olguları, ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı kılacak ölçüde borçlu aleyhine değiştirmesidir. Borcunu henüz ifa etmemiş veya haklarını saklı tutarak ifa etmiş borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını, bu mümkün değilse sözleşmeden dönmeyi isteyebilir; sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak dönme yerine fesih hakkı kullanılır. Hüküm yabancı para borçlarında da uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 138

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Aşırı Yararlanma

    Bir tarafın zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak edimler arasında açık oransızlık oluşturulmasıdır. Yalnız bedelin yüksek veya düşük olması yeterli değildir. Zarar gören, koşullara göre sözleşmeyle bağlı olmamayı veya dengesizliğin giderilmesini isteyebilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 28

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Aynen İfa

    Aynen ifa, borcun para karşılığı tazminat yerine kararlaştırılan edimin kendisi yerine getirilerek ifa edilmesidir. Borç ifa edilmezse alacaklı kural olarak edimin aynen yerine getirilmesini isteyebilir; karşılıklı sözleşmelerde borçlunun temerrüdünde, kanuni koşullarla ifadan vazgeçip ifa edilmemeden doğan zararını isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Yapma borcu ifa edilmezse alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından yerine getirilmesine hâkimden izin isteyebilir. Borçlunun sorumlu olmadığı sebeplerle ifa imkânsızlaşırsa borç sona erer.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 83, 112–113, 125 ve 136

B

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Bağışlama

    Bir kişinin karşılıksız olarak diğerine malvarlığı kazandırmayı üstlendiği sözleşmedir. Bağışlama sözü verme, elden bağışlama ve taşınmaz bağışının şekil koşulları farklıdır. Koşul, yükleme ve geri alma imkânları kanuni sınırlara tabidir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 285–295

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Bağlanma Parası (Kaparo)

    Sözleşme yapılırken verilen ve kural olarak cayma parası olarak değil, sözleşmenin kurulduğunun kanıtı olarak verilmiş sayılan paradır. Aksine sözleşme veya yerel âdet yoksa bağlanma parası esas alacaktan düşülür. Taraflara sözleşmeden cayma hakkı tanıması için paranın cayma parası olarak kararlaştırılmış olması gerekir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 177–178

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Bedensel Zarar

    Bedensel zarar, kişinin vücut bütünlüğünün zedelenmesinden doğan malvarlığı kayıplarıdır; kanunda özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar sayılır. Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilemez. 31/7/2026’dan sonraki olaylarda çalışma gücü kaybı tazminatına, kazancın bilindiği dönem için olay tarihinden, bilinemediği dönem için karar tarihinden itibaren kanuni faiz yürütülür. Hâkim ayrıca manevi tazminata karar verebilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 54–56 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 18 ve geçici m. 1

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Bileşik Faiz

    Bileşik faiz, işlemiş faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesidir. Tüketim ödüncü sözleşmelerinde kararlaştırılamaz; kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken de yürütülemez ve temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi işletilemez. Ticari işlerde ise üç aydan kısa olmamak üzere yalnız cari hesaplarda ve her iki taraf için ticari iş niteliğindeki ödünç sözleşmelerinde kararlaştırılabilir; bu istisna sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz ve tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır. TTK’daki bu sınırlara aykırı işletilen faiz yok hükmündedir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 121 ve 388 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 8 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 3

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Borcun Üstlenilmesi

    Bir kişinin başkasının borcunu üstlenmesine ilişkin hukuki düzenlemedir. Borçluyla yapılan iç anlaşma, tek başına alacaklıya karşı eski borçluyu borçtan kurtarmaz. Dış üstlenme ve alacaklının kabulü için ayrı koşullar uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 195–200

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Borçlunun Temerrüdü

    Muaccel borcun zamanında yerine getirilmemesi üzerine kanuni koşullarla oluşan gecikme durumudur. Kural olarak ihtar gerekir; belirli vade ve kanunda sayılan hâllerde istisnalar vardır. Tazminat, faiz veya sözleşmeden dönme gibi sonuçlar borcun türüne göre değişir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 117–125

C

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Cayma Parası

    Taraflara, belirli bir bedeli gözden çıkararak sözleşmeden cayma yetkisi veren paradır. Cayma parası kararlaştırılmışsa parayı veren taraf cayarsa verdiğini bırakır, parayı alan taraf cayarsa aldığının iki katını geri verir. Kararlaştırılmadıkça sözleşme sırasında verilen para cayma parası değil, bağlanma parası sayılır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 177–178

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Ceza Koşulu

    Ceza koşulu, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâli için önceden kararlaştırılan edimdir. Aksi anlaşılmadıkça alacaklı ya ifayı ya cezayı isteyebilir; ceza, ifanın belirlenen zaman veya yerde yapılmaması için kararlaştırılmışsa, feragat veya çekincesiz kabul yoksa asıl borçla birlikte istenebilir. Alacaklı zarara uğramamış olsa bile ceza istenebilir; asıl borç geçersizse ceza istenemez. Hâkim aşırı cezayı kendiliğinden indirir, ancak tacir borçlu indirim isteyemez; konut ve çatılı işyeri kirasında kira bedelinin geç ödenmesine bağlanan ve hizmet sözleşmesinde yalnız işçi aleyhine konulan ceza koşulları geçersizdir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 179–182, 346 ve 420 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 22

D

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Demirbaş

    Demirbaş, kira ilişkisinde kiralananla birlikte kiracının kullanımına bırakılan mobilya, cihaz, araç ve gereç gibi taşınır eşyadır. Kiracı bu eşyayı da sözleşmeye uygun ve özenle kullanmak ve sözleşme sonunda teslim aldığı durumda geri vermekle yükümlüdür; sözleşmeye uygun kullanımdan doğan eskime ve bozulmalardan sorumlu değildir. Ürün kirasında ise bu eşyanın değeri taraflarca birlikte takdir edilip tutanağa geçirilir; değer biçilmiş eşyayı kiracı, kiraya verenin kusurunu veya mücbir sebebi ispat etmedikçe, sözleşme sonunda özdeş tür ve değerde geri vermek ya da değer eksikliğini gidermekle yükümlüdür.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 316, 334, 359 ve 372–373

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Depozito

    Kira sözleşmesinden doğan borçlar için kararlaştırılan güvencedir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında üç aylık kira bedelini aşamaz. Para, kiraya verenin onayı olmadan çekilemeyecek vadeli tasarruf hesabına; kıymetli evrak bankaya bırakılır. Bankadan geri verme, tarafların rızası ve kanunda belirtilen diğer şartlara bağlıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 342

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

    Destekten yoksun kalma tazminatı, bir kişinin ölümü nedeniyle onun desteğinden yoksun kalanların bu yüzden uğradıkları kayıpların giderilmesidir; hak sahipliği mirasçılığa değil, ölenin sağladığı desteğe bağlıdır. Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilemez. 31/7/2026’dan sonraki olaylarda, desteğin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminata karar tarihinden itibaren kanuni faiz yürütülür; tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler oransal olarak mahsup edilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 53 ve 55 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 18, 26 ve geçici m. 1

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Dönme

    Sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldıran ve tarafları karşılıklı iade yükümü altına sokan bozucu yenilik doğuran haktır. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düşerse alacaklı, verdiği süre sonuçsuz kalınca dönmeyi seçebilir. Sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak dönme değil fesih söz konusu olur.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 123–126

E

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Emsal Kira Bedeli

    Emsal kira bedeli, benzer nitelikteki taşınmazlar için aynı bölgede uygulanan kira bedelidir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında hâkim, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde ve izleyen her beş yılın sonunda yeni kira bedelini TÜFE on iki aylık ortalama değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedellerini gözeterek hakkaniyete göre belirler; yabancı para kiralarında bu ölçütler beş yıl geçtikten sonra uygulanır. Bu hâller dışında hâkimin belirleyeceği bedel, önceki kira yılının TÜFE on iki aylık ortalama değişim oranını aşamaz. Vergi hukukundaki emsal kira bedeli ayrı bir kavramdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 344

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Eser Sözleşmesi

    Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Sonucun teslimi, ayıp ve iş sahibinin hakları önem taşır. Her hizmet ilişkisi eser sözleşmesi sayılmaz; üstlenilen edimin niteliğine bakılır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 470–478

F

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Fesih

    Fesih, sürekli borç ilişkisini ileriye etkili olarak sona erdiren irade açıklamasıdır; dönmeden farklı olarak geçmişe etkili değildir ve ifa edilmiş edimlerin iadesini doğurmaz. Olağan fesihte kanun veya sözleşmedeki bildirim sürelerine uyulur. Haklı veya önemli sebeple fesihte sonuç sözleşmeye göre değişir: hizmet sözleşmesi haklı sebeple derhâl feshedilebilirken, kira sözleşmesinde önemli sebeple olağanüstü fesih yasal bildirim süresine uyularak yapılır. İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlu temerrüde düşerse alacaklı sözleşmeyi feshederek zararının giderilmesini isteyebilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 126, 331 ve 435

G

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Garanti Sözleşmesi

    Garanti sözleşmesi, bir kişinin üçüncü bir kişinin belirli bir fiili gerçekleştireceğini karşı tarafa üstlendiği ve bu fiil gerçekleşmezse doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu sözleşmedir. Kefaletten farklı olarak garanti verenin yükümlülüğü, mevcut ve geçerli bir asıl borcun varlığına bağlı değildir. Belirli süreli üstlenmede, süre bitimine kadar yazılı başvuru yapılmazsa sorumluluğun sona ereceği kararlaştırılabilir. Gerçek kişilerin başka ad altında verdiği kişisel güvencelere kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eş rızasına ilişkin hükümler uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 128, 582 ve 603

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Geciktirici Koşul

    Sözleşmenin hüküm doğurmasının, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bağlanmasıdır. Aksi kararlaştırılmadıkça geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği anda hüküm ifade eder. Hükmün sona ermesini olguya bağlayan bozucu koşuldan farklıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 170

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Genel İşlem Koşulları

    Çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak üzere önceden tek taraflı hazırlanan hükümlerdir. Karşı tarafın bilgilendirilmesi ve içeriği öğrenebilmesi, sözleşmeye dâhil olma denetiminde önem taşır. Haksız ağırlaştırıcı veya belirsiz hükümler için ayrıca içerik ve yorum denetimi uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 20–25

H

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Hak Düşürücü Süre

    Hak düşürücü süre, kanunun bir hakkın kullanılmasını veya davanın açılmasını bağladığı ve geçmesiyle hakkın kendisinin düştüğü süredir; kanunlarda genellikle “hak … geçmekle düşer” biçiminde düzenlenir. TBK m.161’deki, hâkimin zamanaşımını ancak ileri sürülürse dikkate alabileceği kuralı hak düşürücü süreler için öngörülmemiştir. Sürelerin işleyişine ilişkin özel hükümler de vardır: örneğin arabuluculuk süreci boyunca ve dava şartı arabuluculukta büroya başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar hak düşürücü süre işlemez.

    İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 16 ve 18/A · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 39 ve 161 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 571

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Haksız Fiil

    Hukuka aykırı ve kusurlu davranışla başkasına zarar verilmesidir. Genel sorumlulukta zarar, davranış, kusur ve nedensellik birlikte değerlendirilir. Kanunda ayrıca kusur aranmadan sorumluluk öngörülen özel hâller bulunur.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 49–52 ve 65–71

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Halefiyet

    Halefiyet (alacaklıya halef olma), başkasının borcunu alacaklıya ödeyen kişinin, ödediği ölçüde alacaklının haklarına kanun gereği geçmesidir. Rehnedilen şeyi rehinden kurtaran ve üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunan üçüncü kişi, halefiyeti ifadan önce borçlu tarafından alacaklıya bildirilen üçüncü kişi, borcu ödeyen kefil ve rücu hakkı bulunan müteselsil borçlu alacaklıya halef olur. Halefiyet ödeyenin rücu imkânını güçlendirir; mirastaki külli halefiyetten farklıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 127, 168 ve 596

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Harici Satış

    Taşınmazın, kanunun aradığı resmî şekle uyulmaksızın taraflar arasında adi yazılı veya sözlü anlaşmayla satılmasıdır. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler ile taşınmaz satış vaadi resmî şekle bağlı olduğundan bu tür satış geçerli değildir ve mülkiyeti geçirmez. Geçersiz sözleşmeye dayanılarak ödenen bedel kural olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 706 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 77 ve 237

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Havale

    Havale, havale edenin kendi hesabına para, kıymetli evrak veya başka bir mislî eşyayı havale alıcısına vermesi için havale ödeyicisini, bunları kendi adına kabul etmesi için de havale alıcısını yetkili kıldığı hukuki işlemdir. Ödeyici, havaleyi çekincesiz kabul ettiğini alıcıya bildirirse ona karşı ifa ile yükümlü olur ve yalnız aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilir. Havale edenin alıcıya olan borcunu ödemek için yapılan havalede bu borç ancak ödeyicinin ifasıyla sona erer. Ödeyici kabulünü alıcıya açıklamadıkça havale eden, ödeyiciye verdiği yetkiyi geri alabilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 555–560

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu

    Hayvanın bakımını ve yönetimini üstlenen kişinin, hayvanın verdiği zarar bakımından kanunda öngörülen sorumluluğudur. Sorumlu kişi her zaman yalnız hayvanın maliki değildir. Gerekli özenin gösterildiğinin ispatı ve üçüncü kişiye rücu gibi hususlar ayrıca incelenir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 67–68

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Hükümsüzlük

    Bir hukuki işlemin amaçlanan sonucu doğurmaması hâlidir. Yokluk, kesin hükümsüzlük ve iptal edilebilirlik gibi dereceleri vardır. Hangi derecenin uygulanacağı, ihlal edilen kuralın niteliğine göre belirlenir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 27

İ

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    İfa

    İfa, borçlanılan edimin borç ilişkisine uygun biçimde yerine getirilmesidir. Kime, nerede, ne zaman ve nasıl ifa yapılacağı sözleşmeye ve kanuna göre belirlenir; alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlunun borcu şahsen ifa etmesi gerekmez. Borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklı kısmi ifayı reddedebilir; kısmi ifayı kabul ederse borçlu, ikrar ettiği kısmın ifasından kaçınamaz.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 83–90

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    İfa İmkânsızlığı

    Borcun sonradan yerine getirilemez hâle gelmesidir. Borçlunun sorumlu olmadığı imkânsızlık ile kusurundan kaynaklanan imkânsızlık farklı sonuçlar doğurur. Kısmi imkânsızlık, bildirim ve karşı edimin geri verilmesi ayrıca değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 112 ve 136–137

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    İfa Yardımcısının Fiilinden Sorumluluk

    İfa yardımcısının fiilinden sorumluluk, borçlunun borcun ifasını veya borç ilişkisinden doğan bir hakkın kullanılmasını birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun biçimde bırakmış olsa bile, bu kişilerin işi yürütürken diğer tarafa verdikleri zarardan sorumlu olmasıdır. Bu sorumluluk önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir; ancak kanun veya yetkili makam izniyle yürütülebilen, uzmanlık gerektiren hizmet, meslek veya sanatlarda sorumsuzluk anlaşması kesin olarak hükümsüzdür. Önceden var olan bir borç ilişkisine dayandığı için adam çalıştıranın sorumluluğundan ayrılır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 116

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    İfa Yeri

    Borcun yerine getirileceği yerdir ve öncelikle tarafların açık veya örtülü iradesine göre belirlenir. Aksine anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borçları sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, diğer borçlar ise borcun doğduğu sırada borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 89 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 10

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    İhtarname

    İhtarname, bir hakkın kullanılması veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesi için karşı tarafa yöneltilen yazılı uyarıdır. Borçlunun temerrüde düşürülmesi, sözleşmenin feshi veya tahliye gibi sonuçlar için çoğu kez ön koşuldur; ihtarname göndermek noterlerin kanuni görevleri arasında sayılmıştır. Tacirler arasında temerrüde düşürme, fesih ve sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta ile yapılmalıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 117 · 1512 sayılı Noterlik Kanunu, m. 60 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 18

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    İhtiyaç Nedeniyle Tahliye

    Kiraya verenin veya kanunda sayılan yakınlarının konut ya da işyeri gereksinimi nedeniyle, kanuni koşullarla kira sözleşmesinin dava yoluyla sona erdirilmesidir. Bildirim, dava süresi, ihtiyacın ispatı ve yeni malike ilişkin özel hükümler birlikte incelenir. Sadece ihtiyaç beyanı kiracıyı kendiliğinden çıkarmaz.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 350–351

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    İki Haklı İhtar

    İki haklı ihtar, kiracının kira bedelini ödemediği için kendisine, bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde kira süresi içinde, bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına dayanan tahliye sebebidir. Kiraya veren, kira süresinin veya ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açarak sözleşmeyi sona erdirebilir; bu sebep icra yoluyla değil, yalnız dava yoluyla ileri sürülür. İhtarlar kendiliğinden tahliye sonucu doğurmaz; haklılıkları mahkemece incelenir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 352/2

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    İnançlı İşlem

    İnançlı işlem, bir malvarlığı değerinin teminat veya yönetim gibi belirli bir amaçla karşı tarafa gerçekten devredildiği ve devralanın, taraflar arasındaki inanç anlaşması uyarınca bu değeri amaca uygun kullanmayı ve amaç gerçekleşince iade etmeyi üstlendiği işlemdir. Türk Borçlar Kanununda ayrıca düzenlenmemiş olup öğreti ve yargı kararlarıyla şekillenmiş bir kavramdır. Devralan dış ilişkide hakkın sahibi olur; inanç anlaşmasıyla yalnız devredene karşı borç altına girer. Tarafların devri gerçekten istemesi bakımından, gerçek iradenin gizlendiği muvazaalı işlemden ayrılır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 19

K

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kabul

    Sözleşme önerisine uygun olarak açıklanan olumlu iradedir. Açıklamanın zamanında ulaşması ve öneriyle örtüşmesi sözleşmenin kuruluşunda önemlidir. Sessizlik, ancak kanun veya durumun özellikleri buna sonuç bağlıyorsa kabul yerine geçebilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 1, 4–6 ve 10

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kanuni Faiz

    Kanuni faiz, TBK veya TTK uyarınca faiz ödenmesi gereken ve oranı sözleşmeyle belirlenmemiş hâllerde uygulanan yıllık faizdir. 7589 sayılı Kanunla değiştirilip 31/7/2026’da yürürlüğe giren 3095 sayılı Kanun m.1’e göre oran, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni; 30 Haziran’daki oran bundan beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde seksenidir. Oran, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir; ticari işler dışında sözleşmeyle kararlaştırılan yıllık faiz bu oranın yüzde elli fazlasını aşamaz.

    İlgili mevzuat: 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 1–4 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 88 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 8 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 10 ve 26

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kefalet

    Kefilin, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından alacaklıya karşı kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Yazılı şekil, bazı unsurların el yazısıyla belirtilmesi ve gerektiğinde eş rızası gibi koruyucu koşullar vardır. Adi kefalet ile müteselsil kefaletin takip şartları aynı değildir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 581–586

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kesin Hükümsüzlük

    Kesin hükümsüzlük (mutlak butlan), kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin baştan itibaren hukuki sonuç doğurmamasıdır. Hükümsüzlük sözleşmenin bir kısmına ilişkinse diğer hükümler geçerliliğini korur; o hükümler olmadan sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa sözleşmenin tamamı hükümsüz olur. Yanılma, aldatma veya korkutmada ise kesin hükümsüzlük değil, bir yıl içinde kullanılması gereken sözleşmeyle bağlı olmama hakkı söz konusudur. Evlenmede mutlak ve nisbî butlan ayrı kurallara tabidir; batıl evlilik ancak hâkim kararıyla sona erer.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 27 ve 39 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 145, 148–152 ve 156

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kısmi İfa

    Kısmi ifa, borçlunun borçlandığı edimin yalnızca bir bölümünü yerine getirmesidir. Borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklı kısmi ifayı reddedebilir; bu nedenle alacaklı kural olarak bölünmüş ifaya katlanmak zorunda değildir. Alacaklı kısmi ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisince ikrar edilen kısmını ifadan kaçınamaz.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 84

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kısmi Ödemenin Mahsubu

    Borcun bir kısmının ödenmesi hâlinde bu ödemenin hangi borç kalemine sayılacağına ilişkin kuraldır. Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve bu hakkı kaldıran anlaşma yapılamaz. Alacağın bir kısmı kefalet, rehin veya başka bir güvenceyle korunuyorsa borçlu kısmi ödemeyi güvence altındaki veya güvencesi daha iyi olan kısma saydıramaz.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 100

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Alacağında Zamanaşımı

    Ödenmemiş kira bedellerinin istenebilmesi için öngörülen zamanaşımı süresidir. Kira bedelleri gibi dönemsel edimler beş yıllık zamanaşımına tabidir ve zamanaşımı her kira döneminin muaccel olduğu tarihten itibaren ayrı ayrı işler. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz; borçlunun ileri sürmesi gerekir ve alacaklının dava açması veya icra takibi başlatması gibi işlemler zamanaşımını keser.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 147, 149, 154 ve 161

Sayfa 1 / 3 · 1–50 / 120 terim

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page