top of page

Ceza ve İnfaz Terimleri — Sayfa 2

Terim listesine geç (139 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

Ceza ve İnfaz Terimleri

Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 139 terim

H

  • Ceza ve İnfaz

    Hükümlü

    Hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş kişinin infaz hukukundaki sıfatıdır. Hapis cezası bulunması her durumda kişinin o anda kapalı cezaevinde olduğu anlamına gelmez. Tutuklu ve sanık sıfatlarıyla karıştırılmamalıdır.

    İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 4–5

  • Ceza ve İnfaz

    Hükümlü İzinleri

    Hükümlüye infaz sırasında belirli koşullarla ceza infaz kurumundan geçici olarak ayrılma imkânı veren izinlerdir. Hükümlülük süresinin onda birini iyi hâlle geçiren hükümlüye; ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun ölümü ya da bunların ağır hastalığı veya afetten zarar görmesi hâlinde yol hariç on güne kadar mazeret izni verilebilir. Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlara ve açığa ayrılmaya hak kazananlara da aile bağlarını sürdürmeleri amacıyla üç ayda bir, yol hariç yedi güne kadar özel izin verilebilir.

    İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 94–95

I

  • Ceza ve İnfaz

    Israrlı Takip

    Bir kimsenin ısrarlı biçimde fiziken takip edilmesi ya da haberleşme araçları, bilişim sistemleri veya üçüncü kişiler kullanılarak temas kurulmaya çalışılması suretiyle kişide ciddi huzursuzluk ya da kendisinin veya yakınının güvenliğinden endişe oluşturulmasıdır. Cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir; çocuğa, ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi, mağdurun okulunu, işini veya konutunu değiştirmesine neden olması ya da uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbirine rağmen işlenmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 123/A

İ

  • Ceza ve İnfaz

    İddianame

    Cumhuriyet savcısının yeterli suç şüphesi oluşturan deliller üzerine, isnadı ve delilleri mahkemeye sunduğu belgedir. İddianamenin düzenlenmesi ile mahkemece kabul edilmesi ayrı işlemlerdir. Kamu davası kabul ile açılır; belge tek başına mahkûmiyet anlamına gelmez.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 170 ve 175

  • Ceza ve İnfaz

    İddianamenin İadesi

    İddianamenin iadesi, mahkemenin iddianame ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, kanunda sayılan eksiklik veya hataları belirterek iddianameyi Cumhuriyet Başsavcılığına geri göndermesidir. İade sebepleri arasında iddianamenin kanuni içeriğe aykırılığı, sübuta doğrudan etkili delilin toplanmaması, önödeme, uzlaştırma veya seri muhakemenin uygulanmaması ile 7593 sayılı Kanunla eklenen, on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması bulunur. Suçun hukuki nitelendirilmesi iade sebebi olamaz; süresinde iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır ve iade kararına Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 174

  • Ceza ve İnfaz

    İfade Alma

    Şüphelinin soruşturma konusu suç hakkında kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir. Suçlamanın bildirilmesi, müdafi yardımı ve susma hakkı gibi güvencelere uyulur. Hâkim veya mahkeme önündeki sorgudan ayrılır.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2/1-g ve 147–148

  • Ceza ve İnfaz

    İftira

    İftira, işlemediğini bildiği hâlde bir kimse hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için yetkili makamlara ihbar ya da şikâyette bulunarak veya basın ve yayın yoluyla ona hukuka aykırı bir fiil isnat etmektir. Cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir; maddi eser ve delil uydurulursa yarı oranında artırılır. Beraat eden veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen mağdura gözaltı ve tutuklama dışında koruma tedbiri uygulanmışsa ceza yarı oranında artırılır; gözaltı veya tutuklamada fail ayrıca dolaylı fail olarak sorumludur. Mağdurun müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûmiyetinde ceza yirmi ila otuz yıldır; dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihte başlar.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 267

  • Ceza ve İnfaz

    İletişimin Denetlenmesi

    İletişimin denetlenmesi, soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin koruma tedbirleridir. Dinleme, kayda alma ve sinyal değerlendirmesi yalnızca kanunda sayılan suçlarda, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde uygulanabilir. Karar hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilir; savcının kararı hâkim onayına sunulur, yirmi dört saat içinde onaylanmazsa tedbire son verilir ve kayıtlar yok edilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 135–138

  • Ceza ve İnfaz

    İnfaz Hâkimliği

    İnfaz hâkimliği, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlem ve faaliyetlere, disiplin cezalarına ve Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin kararlarına karşı yapılan şikâyetleri inceleyen, ayrıca kanunla verilen infaz kararlarını alan yargı merciidir. Şikâyet, işlemin öğrenilmesinden itibaren on beş gün, her hâlde yapılmasından itibaren otuz gün içinde yapılır ve infaz hâkimi dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir. Karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir.

    İlgili mevzuat: 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, m. 4–6

  • Ceza ve İnfaz

    İnfazda İyi Hâl

    Hükümlünün kurallara uyumu, yükümlülükleri, iyileştirme süreci ve yeniden suç işleme riski gibi ölçütlerle yapılan infaz değerlendirmesidir. Bazı infaz olanaklarından yararlanılmasında önem taşır. Sadece disiplin cezası bulunmamasına veya hükümlünün beyanına indirgenemez.

    İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 89

  • Ceza ve İnfaz

    İnfazın Ertelenmesi

    İnfazın ertelenmesi, kesinleşmiş hapis cezasının infazının kanunda sayılan sebeplerle geçici olarak geri bırakılması veya infaza ara verilmesidir. Akıl hastalığı, infazın hayatı için kesin tehlike oluşturduğu hastalık, kurum koşullarında yaşamı yalnız sürdürmeyi engelleyen ağır hastalık veya engellilik, gebelik ve doğum, kadın hükümlünün ağır hasta veya bakıma muhtaç engelli çocuğu ile hükümlünün istemi başlıca sebeplerdir ve bu kararları Cumhuriyet başsavcılığı verir. Birlikte işlenen suçlarda, kanun yolunda verilen lehe kararın hükümlüye de uygulanabileceği hâllerde hükmü veren mahkemeden de erteleme veya durdurma istenebilir; erteleme cezayı ortadan kaldırmaz.

    İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 16, 16/A, 17 ve 17/A

  • Ceza ve İnfaz

    İrtikap

    İrtikap, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak bir kimseyi kendisine veya başkasına yarar sağlamaya ya da bu yolda vaatte bulunmaya icbar etmesi veya görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak hileli davranışlarla buna ikna etmesidir. İcbar beş yıldan on yıla, ikna üç yıldan beş yıla, ikna suretiyle irtikabın kişinin hatasından yararlanılarak işlenmesi bir yıldan üç yıla kadar hapis gerektirir. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında haklı işinin gereği gibi veya zamanında görülmeyeceği endişesiyle kendini mecbur hisseden kişinin menfaat sağlaması da icbar sayılır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 250

  • Ceza ve İnfaz

    İştirak (Suça)

    Birden çok kişinin bir suçun işlenmesine katılmasıdır. Kanun, failliğin yanında azmettirme ve yardım etme biçimlerini ayrı ayrı düzenler ve cezaî sonuçlarını farklılaştırır. Yardım edenin cezası kural olarak indirilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 37–41

  • Ceza ve İnfaz

    İtiraz (Ceza Muhakemesi)

    Hâkim kararlarına ve kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı başvurulan kanun yoludur. Kanunda ayrıca süre öngörülmemişse itiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie dilekçe verilerek veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır. Kararı veren merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse en çok üç gün içinde inceleme merciine gönderir; merciin itiraz üzerine verdiği karar kural olarak kesindir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 267–271

K

  • Ceza ve İnfaz

    Kamu Davası

    Suç işlendiği şüphesiyle devlet adına açılan ceza davasıdır ve açma görevi Cumhuriyet savcısına aittir. Soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa savcı, görevli ve yetkili mahkemeye hitaben bir iddianame düzenler; iddianamede şüphelinin lehine ve aleyhine olan hususlar birlikte gösterilir. İddianamenin mahkemece kabulüyle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 170 ve 175

  • Ceza ve İnfaz

    Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi

    Uzlaştırma ve önödeme kapsamı dışındaki, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda Cumhuriyet savcısının, yeterli şüpheye rağmen kamu davasının açılmasını beş yıl ertelemesidir. Şüphelinin kasıtlı suçtan hapis cezasıyla mahkûmiyetinin bulunmaması, suç işlemekten çekineceği kanaati, ertelemenin daha yararlı olması ve savcının tespit ettiği zararın tamamen giderilmesi birlikte aranır. Erteleme süresinde kasıtlı suç işlenmezse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir, işlenirse dava açılır; bu sürede zamanaşımı işlemez. Örgüt, cinsel dokunulmazlık ve askerî suçlar ile kamu görevlisince görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlarda uygulanmaz.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 171

  • Ceza ve İnfaz

    Kanun Hükmünü Yerine Getirme

    Kanun hükmünü yerine getirme, kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmemesini öngören ve Türk Ceza Kanunu'nda ceza sorumluluğunu kaldıran nedenler arasında düzenlenen bir hâldir. Aynı maddeye göre yetkili bir merciden verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan emri uygulayan kişi de sorumlu olmaz. Ancak konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; aksi hâlde emri yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. Emrin hukuka uygunluğunun denetlenmesi kanunla engellenmişse sorumluluk emri verene aittir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 24

  • Ceza ve İnfaz

    Kanun Yararına Bozma

    İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hâkim veya mahkeme karar ve hükümlerindeki hukuka aykırılığın giderilmesi için öngörülen olağanüstü kanun yoludur. Adalet Bakanlığı bozma istemini yasal nedenleriyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir, Başsavcı da istemi Yargıtayın ilgili ceza dairesine sunar; cezanın kaldırılmasını veya daha hafif cezayı gerektiren hâllerde Başsavcı re’sen de başvurabilir. Mahkûmiyet hükmünün bozulması üzerine verilecek yeni hüküm önceki cezadan ağır olamaz, esası çözen mahkûmiyet dışı hükümlerde bozma aleyhe sonuç doğurmaz ve bozma kararına direnilemez.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 309–310

  • Ceza ve İnfaz

    Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

    İç ve dış güvenlik görevlilerinin bulunduğu, firara karşı teknik ve fiziki engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan ve hükümlülere iyileştirme yöntemlerinin uygulandığı ceza infaz kurumudur. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme veya uyuşturucu ticareti gibi suçlardan verilen cezalar yüksek güvenlikli kapalı kurumlarda infaz edilir. Hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılması ayrı koşullara bağlıdır.

    İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 8–9

  • Ceza ve İnfaz

    Kast

    Failin suçun kanuni unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesidir. Suç tipindeki özel amaç veya saik koşulları ayrıca aranabilir. Sonucun yalnızca meydana gelmiş olması kastın kanıtlandığı anlamına gelmez.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 21/1

  • Ceza ve İnfaz

    Kasten Öldürme

    Bir insanın kasten öldürülmesidir ve temel cezası müebbet hapistir. Suçun tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek; üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeşe, çocuğa ya da kendini savunamayacak kişiye, kadına karşı veya kamu görevi nedeniyle işlenmesi gibi nitelikli hâllerde ceza ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Haksız tahrik, teşebbüs ve iştirak gibi genel hükümler cezanın belirlenmesini etkileyebilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 81–82

  • Ceza ve İnfaz

    Kasten Yaralama

    Kasten başkasının vücuduna acı verilmesi veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olunmasıdır ve temel cezası bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapistir. Etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralamada soruşturma şikâyete bağlıdır ve altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Silahla ya da üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı işlenmesi gibi hâllerde şikâyet aranmaz ve ceza artırılır; kemik kırığı veya kalıcı zarar gibi ağır neticeler cezayı ayrıca ağırlaştırır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 86–87

  • Ceza ve İnfaz

    Katılan (Müdahil)

    Katılan (müdahil), kamu davası açıldıktan sonra şikâyetçi olduğunu bildirerek davaya katılma isteminde bulunan ve bu istemi mahkemece kabul edilen mağdur, suçtan zarar gören gerçek veya tüzel kişi ya da malen sorumlu olan kişidir. Katılma, ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar dilekçeyle veya duruşma tutanağına geçirilen sözlü başvuruyla istenebilir; kanun yolu muhakemesinde katılma isteğinde bulunulamaz. Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 237–243

  • Ceza ve İnfaz

    Kazanç Müsaderesi

    Kazanç müsaderesi, suçun işlenmesiyle elde edilen, suçun konusunu oluşturan veya suçun işlenmesi için sağlanan ve suçun mağduruna iade edilemeyen maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi ya da dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesidir. Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamaması ya da bunların merciine teslim edilmemesi hâlinde, karşılıklarını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir. Eşyayı sonradan iktisap eden kişi Türk Medeni Kanunu'nun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanabiliyorsa bu eşya müsadere edilemez.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 55

  • Ceza ve İnfaz

    Kısıtlama Kararı (Ceza Muhakemesi)

    Ceza muhakemesinde müdafiin soruşturma dosyasını inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisinin, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek hâllerde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla sınırlandırılmasıdır. Bu karar yalnız kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, suç örgütü kurma ve devletin güvenliğine karşı suçlar gibi kanunda sayılan suçlara ilişkin soruşturmalarda verilebilir; şüphelinin ifade tutanağı, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu işlemlerin tutanakları kısıtlanamaz. İddianamenin kabulünden itibaren müdafi dosyanın tamamını inceleyebilir; kavram, medeni hukuktaki kısıtlama (vesayet) kararıyla karıştırılmamalıdır.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 153

  • Ceza ve İnfaz

    Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma

    Sırf bir kimsenin huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla ona ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya aynı amaçla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasıdır. Soruşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır ve cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir. Kişide ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratan takip ve temas girişimleri ise ısrarlı takip suçu olarak ayrıca düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 123

  • Ceza ve İnfaz

    Kişisel Verilere İlişkin Suçlar

    Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, başkasına verilmesi, yayılması, ele geçirilmesi veya kanuni süresi geçtiği hâlde yok edilmemesini yaptırıma bağlayan ve 6698 sayılı Kanunun atıf yaptığı TCK m. 135–140’taki suçlardır. Hukuka aykırı kayıt bir yıldan üç yıla, verileri verme, yayma veya ele geçirme iki yıldan dört yıla, verileri yok etmeme bir yıldan iki yıla kadar hapisle cezalandırılır. Siyasi, felsefi veya dini görüş, ırki köken, sağlık ve cinsel yaşam gibi verilerin kaydında ya da kayıt, verme veya ele geçirme suçlarının kamu görevlisince yetki kötüye kullanılarak veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesinde ceza yarı oranında artırılır; bu suçlar şikâyete bağlı değildir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 135–140 · 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 17

  • Ceza ve İnfaz

    Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

    Bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır ve cezası bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Fiil cebir, tehdit veya hile kullanılarak işlenirse iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir. Silahla, birden fazla kişiyle, üstsoy, altsoy, eş veya boşandığı eşe, çocuğa ya da kendini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi hâlinde ceza bir kat, cinsel amaçla işlenmesi hâlinde ise yarı oranında artırılır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 109

  • Ceza ve İnfaz

    Konut Dokunulmazlığının İhlali

    Bir kimsenin konutuna veya konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak girilmesi ya da rızayla girdikten sonra buradan çıkılmamasıdır. Temel hâlde soruşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır ve cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir; açık rıza gerekmeksizin girilmesi mutat olan yerler dışındaki işyerlerinde altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Fiilin cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 116

  • Ceza ve İnfaz

    Koşullu Salıverilme

    Hükümlünün kanunda öngörülen infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi ve diğer koşulları sağlaması üzerine kalan cezasının denetim altında kurum dışında infaz edilmesidir. Suç türü, ceza, tekerrür ve geçiş hükümleri oranı değiştirebilir. Kurumda geçirilecek süre tek bir genel oranla belirlenemez.

    İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 107–108

  • Ceza ve İnfaz

    Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı

    Soruşturma sonunda yeterli şüphe oluşturan delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması nedeniyle Cumhuriyet savcısınca verilen karardır. Suçtan zarar gören, karar kendisine tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir; yeniden soruşturma kanundaki koşullara bağlıdır. Mahkemenin verdiği beraat kararıyla aynı değildir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 172–173

L

  • Ceza ve İnfaz

    Lehe Kanun

    Lehe kanun, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı olduğunda failin lehine olan kanunun uygulanması ve infaz edilmesi ilkesidir. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan fiil nedeniyle kimse cezalandırılamaz; hükmolunmuş ceza veya güvenlik tedbirinin infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar dışında infaz rejimine ilişkin hükümler derhâl uygulanır; geçici veya süreli kanunlar ise yürürlükte oldukları sürede işlenen suçlara uygulanmaya devam eder.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 7

M

  • Ceza ve İnfaz

    Mağdur

    Suçla ihlal edilen hak veya menfaatin sahibi olan ve suçtan doğrudan etkilenen kişidir; Ceza Muhakemesi Kanunu mağdur ile suçtan zarar göreni ayrı sıfatlar olarak anar. Mağdur soruşturmada delil toplanmasını ve belge örneği isteyebilir, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edebilir; kovuşturmada kamu davasına katılabilir ve katılmışsa kanun yollarına başvurabilir. Vekili yoksa cinsel saldırı gibi kanunda sayılan suçlarda istemi üzerine baro avukat görevlendirir; on sekiz yaşından küçük, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malul mağdura istem aranmaksızın vekil görevlendirilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 233–236

  • Ceza ve İnfaz

    Mahkûmiyet

    Mahkemenin yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğini sabit görmesi üzerine verdiği hükümdür. İlk derece mahkûmiyet kararı ile kesinleşmiş hüküm aynı aşamayı ifade etmez. Başvurulabilecek kanun yolu ve infaz durumu ayrıca belirlenir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 223/5

  • Ceza ve İnfaz

    Mahsup

    Ceza hukukunda, hüküm kesinleşmeden önce kişinin özgürlüğünü sınırlayan durumlarda geçirdiği sürelerin hükmolunan cezadan indirilmesidir. Hapis cezası ile adli para cezasında indirimin yöntemi farklıdır. Buradaki açıklama TCK m. 63’e ilişkindir; borçlar hukukundaki ödeme mahsubu ve takas ayrı konulardır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 63

  • Ceza ve İnfaz

    Mala Zarar Verme

    Başkasının taşınır veya taşınmaz malının kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesidir. Temel hâlde soruşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır ve cezası dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kamuya ait veya kamu hizmetine tahsis edilmiş eşya hakkında işlenmesi gibi nitelikli hâllerde bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülür; yakarak veya patlayıcı madde kullanarak işlenmesi cezayı ayrıca artırır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 151–152

  • Ceza ve İnfaz

    Meşru Savunma

    Kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelen güncel ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak haksız saldırıyı, o andaki koşullara göre orantılı biçimde defetmeye yönelik savunmadır. Kanuni koşulları varsa fiil hukuka uygun sayılır. Saldırı bittikten sonra cezalandırma amacıyla yapılan davranışlar aynı kapsamda değerlendirilemez.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 25/1

  • Ceza ve İnfaz

    Müdafi

    Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukattır. Seçilen müdafi ile kanuni şartlarda görevlendirilen müdafi farklı yollarla sürece katılır. Mağdur veya katılanı temsil eden avukatın kanundaki sıfatı ise vekildir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2/1-c, d ve 149–150

  • Ceza ve İnfaz

    Müşteki

    Suç nedeniyle yetkili makamlara şikâyette bulunan kişidir; Ceza Muhakemesi Kanunu bu kişiyi şikâyetçi olarak anar ve mağdurla birlikte soruşturma ve kovuşturmada belirli haklar tanır. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet, soruşturmanın başlaması için gereklidir. Müşteki, suçun mağduru veya suçtan zarar gören ise kovuşturma evresinde şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılabilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 158, 233–234 ve 237 · 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 73

N

  • Ceza ve İnfaz

    Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suç

    Bir fiilin, failin kastettiğinden daha ağır veya farklı bir sonuca yol açtığı suç yapısıdır. Ağır veya farklı neticeden sorumluluk için failin bu netice bakımından en azından taksirinin bulunması gerekir. Her beklenmeyen sonuç otomatik olarak daha ağır ceza doğurmaz.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 23

O

  • Ceza ve İnfaz

    Olası Kast

    Failin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesiyle ortaya çıkan kast türüdür. Olası kastla işlenen suçlarda ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet hapis, müebbet hapis yerine yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis verilir; diğer suçlarda temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir. Kişinin öngördüğü neticeyi istemediği hâl ise bilinçli taksirdir ve bu durumda taksirli suçun cezası artırılarak uygulanır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 21/2 ve 22/3

Ö

  • Ceza ve İnfaz

    Ön Ödeme

    Önödeme, uzlaştırma kapsamı dışında kalan ve yalnız adli para cezasını ya da üst sınırı altı ayı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlar ile hakaretin bazı hâlleri gibi kanunda ayrıca sayılan suçlarda, failin kanuna göre hesaplanan miktarı soruşturma giderleriyle birlikte ödemesi hâlinde kamu davasının açılmamasıdır. Ödeme, Cumhuriyet savcılığının tebliğinden itibaren on gün içinde yapılır; bu süre içinde istenirse miktar birer ay arayla üç eşit taksitle ödenebilir. İş özel kanun gereği doğrudan mahkemeye gelmişse, önödeme işlemi yapılmadan dava açılmışsa veya dava konusu fiil nitelik değiştirerek kapsama giren bir suça dönüşürse, hâkimin bildirimi üzerine yapılan ödeme davayı düşürür.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 75

  • Ceza ve İnfaz

    Özel Belgede Sahtecilik

    Özel belgede sahtecilik, bir özel belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi ve bu belgenin kullanılmasıyla işlenen suçtur; cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de aynı cezayla cezalandırılır. Suçun konusu emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname ise resmî belgede sahtecilik hükümleri uygulanır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 207 ve 210

  • Ceza ve İnfaz

    Özel Hayatın Gizliliğini İhlal

    Kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesidir ve cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir; gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması yoluyla ihlali hâlinde ceza bir kat artırılır. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması da aynı cezaya tabidir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 134

  • Ceza ve İnfaz

    Özel İnfaz Usulleri

    Hapis cezasının, kanundaki koşullarla konutta ya da ceza infaz kurumunda belirli zaman dilimlerinde çektirilmesini sağlayan yöntemlerdir. Suç, ceza miktarı, yaş veya sağlık gibi ölçütler uygulanacak yönteme göre değişir. Bu usuller cezanın affedilmesi anlamına gelmez.

    İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 110

R

  • Ceza ve İnfaz

    Resmî Belgede Sahtecilik

    Bir resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılmasıdır ve cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî belgede sahtecilik yapan veya gerçeğe aykırı belge düzenleyen kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapisle cezalandırılır. Belgenin, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması hâlinde ceza yarı oranında artırılır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 204

  • Ceza ve İnfaz

    Rüşvet

    Bir kamu görevlisine, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için doğrudan ya da aracılar vasıtasıyla menfaat sağlanmasıdır; menfaati sağlayan kişi ile menfaati alan kamu görevlisi dört yıldan on iki yıla kadar hapisle cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması hâlinde suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur; teklif veya talebin karşı tarafça kabul edilmemesi hâlinde ceza yarı oranında indirilir. Aracılar müşterek fail sayılır ve hükümler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kooperatifler ve halka açık anonim şirketler adına hareket edenler hakkında da uygulanır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 252

S

  • Ceza ve İnfaz

    Sanık

    Kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir. Sanık sıfatı kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmez. Soruşturmadaki şüpheli ve kesinleşen hükme bağlı hükümlü kavramlarından ayrılır.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2/1-b ve f

  • Ceza ve İnfaz

    Seçenek Yaptırımlar

    Bir yıl veya daha az süreli kısa süreli hapis cezasının, failin kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun özellikleri gözetilerek hapis dışındaki yaptırımlara çevrilmesidir. Ceza adli para cezasına, zararın tamamen giderilmesine, eğitim kurumuna devam etmeye, belirli yerlere gitme yasağına, ehliyet veya ruhsatın geri alınmasına ya da gönüllülük koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalışmaya çevrilebilir. Taksirli suçlarda uzun süreli hapis cezası da adli para cezasına çevrilebilir; ancak bilinçli taksirde bu imkân yoktur.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 49–50

  • Ceza ve İnfaz

    Seri Muhakeme Usulü

    Kanunda sınırlı biçimde sayılan suçlar için soruşturma sonunda uygulanan özel ceza muhakemesi yoludur. Cumhuriyet savcısı yaptırımı, belirlediği temel cezadan yarı oranında indirim yaparak saptar ve mahkemeden hüküm kurulmasını ister. Şüphelinin müdafi huzurunda kabulü ve mahkemenin kanuni incelemesi sürecin temel güvencelerindendir. Her suç için kullanılabilen genel bir anlaşma yolu değildir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 250

Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 139 terim

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page