top of page

Ceza ve İnfaz Terimleri — Sayfa 3

Terim listesine geç (139 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

Ceza ve İnfaz Terimleri

Sayfa 3 / 3 · 101–139 / 139 terim

S

  • Ceza ve İnfaz

    Son Söz Hakkı

    Ceza yargılamasında hüküm verilmeden önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmesidir. Delillerin tartışılmasında söz sırasıyla katılan veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine verilir; taraflar birbirlerinin açıklamalarına cevap verebilir. Son söz hakkı savunma hakkının bir parçasıdır; bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel değildir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 216

  • Ceza ve İnfaz

    Sorgu

    Şüpheli veya sanığın, soruşturma ya da kovuşturma konusu suç hakkında hâkim veya mahkeme tarafından dinlenmesidir. Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesi sorgu değil, ifade almadır. Sorguda da kimliğin saptanması, yüklenen suçun anlatılması, müdafi yardımı ve susma hakkının hatırlatılması gibi güvencelere uyulur ve işlem tutanağa bağlanır.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2 ve 147

  • Ceza ve İnfaz

    Soruşturma ve Kovuşturma

    Soruşturma, yetkili mercilerin suç şüphesini öğrenmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlar ve hükmün kesinleşmesine kadar sürer. İddianamenin hazırlanması ile kabul edilmesi aynı işlem değildir. Soruşturma evresindeki usul işlemleri kural olarak gizlidir; kovuşturma evresinde duruşma kural olarak herkese açıktır.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2/1-e ve f, 157, 182

  • Ceza ve İnfaz

    Suç Duyurusu

    Bir suçun işlendiğinin yetkili makamlara bildirilmesidir. İhbar veya şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluğa, yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir; valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan başvurular da savcılığa gönderilir. Fiilin suç oluşturmadığı araştırma gerektirmeksizin açıkça anlaşılır veya başvuru soyut ve genel nitelikteyse soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir ve bu karara itiraz edilebilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 158

  • Ceza ve İnfaz

    Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma

    Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla, yapısı, üye sayısı ve araç gereci bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt kurma veya yönetme suçudur; örgütün varlığı için en az üç üye gerekir. Kurucu ve yöneticiler beş yıldan on yıla, üyeler iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; örgütün silahlı olması cezayı yarı oranında artırır. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan ayrıca ceza verilir; hiyerarşik yapıya dahil olmadan örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi de örgüt üyesi olarak cezalandırılır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 220

  • Ceza ve İnfaz

    Suça Teşebbüs

    İşlenmesi kastedilen suçun elverişli hareketlerle doğrudan icrasına başlanmasına rağmen, failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamasıdır. Salt hazırlık hareketleri kural olarak teşebbüsle aynı değildir. Ceza değerlendirmesinde meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınır. Fail icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabasıyla neticeyi önlerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 35–36

  • Ceza ve İnfaz

    Suça Yardım Etme

    Suçun işlenmesini araç sağlama, yol gösterme veya kanunda sayılan başka desteklerle kolaylaştıran iştirak biçimidir. Yardımın suçun işlenmesiyle bağlantısı ve kişinin kastı araştırılır. Suç sonrasındaki her yardım, önceden vaat veya ilgili diğer koşullar olmadan bu maddeye girmez.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 39

  • Ceza ve İnfaz

    Suçta ve Cezada Kanunilik

    Bir davranışın suç sayılması ve ona ceza veya güvenlik tedbiri uygulanması kanuni dayanak gerektirir. İdarenin düzenleyici işlemiyle suç ve ceza konulamaz. Suç ve ceza hükümleri kıyas yoluyla genişletilemez.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 2

  • Ceza ve İnfaz

    Sulh Ceza Hâkimliği

    Soruşturma evresinde hâkim tarafından verilmesi gereken kararları almak, işlemleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla kurulan hâkimliktir. Tutuklama, adli kontrol, arama ve elkoyma gibi koruma tedbirlerine Cumhuriyet savcısının istemi üzerine karar verir; kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazları da inceler. Kararlarına itiraz kural olarak başka bir sulh ceza hâkimliğince, tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına itiraz ise asliye ceza mahkemesi hâkimince incelenir; kanunların ayrıca verdiği görevler saklıdır.

    İlgili mevzuat: 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun, m. 10 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 162, 173 ve 268

  • Ceza ve İnfaz

    Susma Hakkı

    Şüpheli veya sanığın kendisine yüklenen suç hakkında açıklama yapmamayı seçebilmesidir. İfade veya sorgu öncesinde bu hak bildirilmelidir. Kimliğe ilişkin soruları doğru yanıtlama yükümlülüğüyle suçlama hakkında konuşmama hakkı birbirinden ayrılır.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 147

Ş

  • Ceza ve İnfaz

    Şantaj

    Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından ya da yapmayacağından bahisle bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya, yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamaktır. Kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidi de şantaj sayılır. Cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 107

  • Ceza ve İnfaz

    Şikâyete Bağlı Suç

    Şikâyete bağlı suç, soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi kanunda şikâyet şartına bağlanmış suçtur. Şikâyet hakkı olan kişi, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde ve dava zamanaşımı süresi dolmadan şikâyette bulunmalıdır; şikâyete bağlı hakaret suçunda bu süre, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her hâlde iki yılı aşamaz. Kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçme davayı düşürür; ancak vazgeçmeyi kabul etmeyen sanığı etkilemez ve hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 73

  • Ceza ve İnfaz

    Şüpheli

    Ceza soruşturması aşamasında suç şüphesi altında bulunan kişidir. Bu sıfat kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. İddianamenin kabulüyle kovuşturma başladığında kanundaki sıfat sanık olur.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2/1-a, b, e ve f

T

  • Ceza ve İnfaz

    Takdiri İndirim Nedenleri

    Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin bulunması hâlinde mahkemece yapılan indirimdir; ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet, müebbet hapis yerine yirmi beş yıl hapis verilir, diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir. Kanunda sayılan takdiri indirim nedenleri failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları ile cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileridir. Failin duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları indirim nedeni sayılmaz; indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 62

  • Ceza ve İnfaz

    Taksir

    Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışla, kanundaki suç neticesinin öngörülmeden gerçekleştirilmesidir. Taksirli davranış ancak kanunun açıkça cezalandırdığı hâllerde ceza sorumluluğu doğurur. Sorumluluk kişinin kendi kusuruna göre belirlenir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 22

  • Ceza ve İnfaz

    Taksirle Öldürme

    Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucunda, neticesi öngörülmeden bir insanın ölümüne neden olunmasıdır. Cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir; fiil birden fazla kişinin ölümüne ya da ölümle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Bilinçli taksir ve failin kusur durumu cezanın belirlenmesinde ayrıca değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 22 ve 85

  • Ceza ve İnfaz

    Taksirle Yaralama

    Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucunda başkasının vücuduna acı verilmesi veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasıdır. Cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; kemik kırılması veya organ işlevinin yitirilmesi gibi ağır neticelerde ceza artırılır, birden fazla kişinin yaralanmasında dokuz aydan beş yıla kadar hapis öngörülür. Soruşturma kural olarak şikâyete bağlıdır; basit yaralama dışındaki hâllerde fiil bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 89

  • Ceza ve İnfaz

    Tanıklıktan Çekinme

    Tanıklıktan çekinme, kanunda sayılan kişilerin şüpheli veya sanık hakkında tanıklık yapmaktan kaçınabilmesidir. Şüpheli veya sanığın nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan veya kayın hısımlığından üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dâhil kan ve ikinci derece dâhil kayın hısımları ile aralarında evlatlık bağı bulunanlar çekinebilir; bu kişilere dinlenmeden önce bu hakları bildirilir. Avukatlar, hekimler, mali müşavirler ve noterler gibi meslek mensupları da mesleki sıfatları dolayısıyla öğrendikleri bilgiler bakımından çekinebilir; ancak avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları dışındakiler ilgilinin rızası varsa çekinemez.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 45–46

  • Ceza ve İnfaz

    Tefecilik

    Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesidir. Cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 241

  • Ceza ve İnfaz

    Tehdit

    Bir kimsenin, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle korkutulmasıdır; cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir ve kadına karşı işlenmesinde alt sınır dokuz aydır. Malvarlığı bakımından büyük zarar veya başka bir kötülük tehdidinde soruşturma şikâyete bağlıdır ve iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Silahla, tanınmayacak hâle gelerek, imzasız mektupla, birden fazla kişiyle veya suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi hâlinde iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 106

  • Ceza ve İnfaz

    Tekerrür

    Önceden işlenen suçtan verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suç işlenmesi hâlinde uygulanan kurumdur; önceki cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. Önceki cezanın infazından itibaren beş yıldan fazla hapis cezalarında beş, diğerlerinde üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlarda, kasıtlı ile taksirli suçlar arasında ve on sekiz yaşını doldurmamışken işlenen suçlarda tekerrür uygulanmaz. Mükerrir cezasını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çeker; koşullu salıverilme için kural olarak süreli hapiste cezanın üçte ikisini, ikinci defa tekerrürde dörtte üçünü kurumda geçirmesi gerekir ve infazdan sonra denetimli serbestlik uygulanır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 58 · 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 108

  • Ceza ve İnfaz

    Teknik Araçlarla İzleme

    Şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve iş yerinin teknik araçlarla izlenmesi, ses veya görüntü kaydı alınmasıdır. Kanunda sayılan suçlar bakımından, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi aranır. Konutta bu tedbir uygulanamaz.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 140

  • Ceza ve İnfaz

    Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma

    Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesidir; cezası dört aydan iki yıla kadar hapistir. Alkol veya uyuşturucu etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli şekilde araç kullanamayacak hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Ulaşım işaretlerini değiştirmek veya yola engel koymak gibi fiillerle tehlike yaratılması bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasını gerektirir; bu suç idari trafik yaptırımlarından ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 179

  • Ceza ve İnfaz

    Tutuklama

    Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, bir tutuklama nedeni ve ölçülülük gibi kanuni koşullarla hâkim veya mahkemece uygulanan geçici koruma tedbiridir. Ceza veya kesin suçluluk kararı değildir. Adli kontrolün yeterli olup olmadığı da gerekçeli olarak değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 100–101

  • Ceza ve İnfaz

    Tutuklu

    Hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan ve tutuklama kararıyla özgürlüğü kısıtlanan kişidir. Tutukluluk bir ceza değil, koruma tedbiridir ve masumiyet karinesi geçerliliğini korur. Tutukluluk süreleri ve incelenmesi Kanunda ayrıntılı düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 100–108

  • Ceza ve İnfaz

    Tutukluluğa İtiraz

    Tutuklama kararına veya tutukluluğun devamına ilişkin karara karşı başvurulan kanun yoludur. Şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir; bu istem hakkındaki kararlara, öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. Soruşturma evresinde tutukluluk en geç otuzar günlük sürelerle sulh ceza hâkimince incelenir; sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararlarına yapılan itirazı asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 101, 104, 108 ve 267–271

U

  • Ceza ve İnfaz

    Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti

    Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi ile ülke içinde satılması, satışa arz edilmesi, başkalarına verilmesi, nakledilmesi, depolanması veya bulundurulması gibi fiillerdir. İmal, ithal ve ihraç yirmi yıldan otuz yıla kadar; ülke içinde satış ve benzeri fiiller on yıldan az olmamak üzere hapis ve adli para cezası gerektirir, madde çocuğa verilmiş veya satılmışsa hapis cezası on beş yıldan az olamaz. Eroin, kokain ve sentetik kannabinoid gibi maddeler, okul veya hastane gibi yerlerin yakınında işlenmesi ve örgüt faaliyeti cezayı artırır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 188

  • Ceza ve İnfaz

    Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma

    Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması ya da bu maddelerin kullanılmasıdır ve cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Soruşturmada kural olarak beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir ve kişi en az bir yıl denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulur; gerekirse tedavi uygulanır. Erteleme süresinde yükümlülüklere uyulur ve yeniden kullanılmazsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir, aksi hâlde kamu davası açılır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 191

  • Ceza ve İnfaz

    Uzlaştırma

    Uzlaştırma, kanunda sayılan suçlarda şüpheli veya sanık ile mağdur ya da suçtan zarar görenin, uzlaştırmacı aracılığıyla ve özgür iradeleriyle anlaşmasını sağlamaya yönelik ceza muhakemesi kurumudur. Şikâyete bağlı suçlar, TCK’da sayılan kasten yaralama, hırsızlık ve dolandırıcılık gibi bazı suçlar ile adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen suçlar kapsamdadır; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret şikâyete bağlı olsa da kapsam dışıdır. Edim hemen yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı, ileri tarihe bırakılırsa kamu davasının açılmasının ertelenmesi ya da durma kararı verilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 253–255

Y

  • Ceza ve İnfaz

    Yağma

    Bir kimseyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına saldırı ya da malvarlığı itibarıyla büyük zarar tehdidiyle veya cebir kullanarak bir malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya zorlamaktır. Cezası altı yıldan on yıla kadar hapistir; cebir veya tehditle borç senedi verdirmek ya da imzalatmak da aynı cezayı gerektirir. Silahla, birden fazla kişiyle, konutta veya işyerinde, gece vakti ya da kendini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi gibi nitelikli hâllerde on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 148–149

  • Ceza ve İnfaz

    Yakalama

    Yakalama, kişinin özgürlüğünün kanunda öngörülen hâllerde geçici olarak kısıtlanmasıdır. Suçu işlerken rastlanan veya suçüstü bir fiilden dolayı izlenip kaçma olasılığı bulunan ya da kimliği hemen belirlenemeyen kişiyi herkes; tutuklama kararı veya yakalama emri gerektiren, gecikmesinde sakınca bulunan ve savcıya ya da amirlere derhâl başvurulamayan hâllerde kolluk yakalayabilir. Yakalama emrini soruşturmada kural olarak sulh ceza hâkimi, kovuşturmada hâkim veya mahkeme düzenler; kaçan şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlü için Cumhuriyet savcısı ve kolluk da düzenleyebilir. Yakalanana kanuni hakları derhâl bildirilir ve savcının emrine göre işlem yapılır; yakalama, gözaltı veya tutuklama kararı anlamına gelmez.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 90 ve 98

  • Ceza ve İnfaz

    Yalan Tanıklık

    Yalan tanıklık, tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı tanıklık yapılmasıdır. Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan soruşturmada dört aydan bir yıla, mahkeme huzurunda veya yeminli dinlenmede bir yıldan üç yıla, üç yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Aleyhine tanıklık edilen kişi fiili işlemediği için beraat eder veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirse, ona uygulanan koruma tedbirleri cezayı artırır ya da failin ayrıca dolaylı fail olarak sorumluluğunu doğurur. Kişi müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm olmuşsa yirmi ila otuz yıl, hapis dışında adli veya idari yaptırım uygulanmışsa üç ila yedi yıl hapis verilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 272

  • Ceza ve İnfaz

    Yargılamanın Yenilenmesi (Ceza Muhakemesi)

    Kesinleşmiş bir hükmün, kanunda sayılan yeni delil veya hukuka aykırılık hâllerinde yeniden ele alınmasını sağlayan olağanüstü kanun yoludur. Hükümlü lehine ve aleyhine sebepler ayrı ayrı düzenlenmiştir. Talep, hükmü veren mahkemeye yapılır. Hukuk davalarındaki karşılığı yargılamanın iadesidir (HMK m. 374 vd.).

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 311–323

  • Ceza ve İnfaz

    Yaş Küçüklüğü

    Yaş küçüklüğü, failin fiili işlediği sıradaki yaşına göre ceza sorumluluğunun kalkması veya azalmasıdır. On iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur, haklarında yalnız çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir; on iki–on beş yaş arasında algılama ve yönlendirme yeteneği yoksa sorumluluk kalkar, varsa ceza indirilir. On beş–on sekiz yaş arasında indirim bu yetenek aranmaksızın ve daha düşük oranda yapılır. 7593 sayılı Kanunla eklenen dördüncü fıkraya göre kasten öldürme ve bazı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında, somut olayın özelliklerine göre bu indirim uygulanmayabilir ya da on iki–on beş yaş grubuna daha az indirimli hüküm uygulanabilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 31

Z

  • Ceza ve İnfaz

    Zimmet

    Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilen veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisinin işlediği suçtur. Cezası beş yıldan on iki yıla kadar hapistir; zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Malın geçici süre kullanılıp iade edilmek üzere alınması hâlinde ceza yarı oranına kadar indirilebilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 247

  • Ceza ve İnfaz

    Zincirleme Suç

    Zincirleme suç, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek cezaya hükmedilmesi ve bu cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılmasıdır. Suçun temel şekli ile nitelikli şekilleri aynı suç sayılır; mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda ve aynı suçun tek fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesinde de bu hüküm uygulanır. Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 43

  • Ceza ve İnfaz

    Zorla Getirme

    Çağrıya rağmen gelmeyen veya hakkında tutuklama ya da yakalama emri için yeterli neden bulunan şüpheli veya sanığın, hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı önüne getirilmesine ilişkin karardır. Zorla getirilen kişi derhal, olanak yoksa yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran merci önüne götürülür ve ifadesi alınır ya da sorgusu yapılır. Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi hakkında da zorla getirme kararı verilebilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 146

  • Ceza ve İnfaz

    Zorunlu Müdafi

    Zorunlu müdafi, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığa kanunda öngörülen hâllerde istemi aranmaksızın baro tarafından görevlendirilen müdafidir. Şüpheli veya sanığın çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz olması, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan soruşturma veya kovuşturma yapılması ve tutuklama istenmesi bu hâllerdendir. Bunlar dışında, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden şüpheli veya sanığa istemi hâlinde müdafi görevlendirilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 101/3, 150 ve 156

  • Ceza ve İnfaz

    Zorunluluk Hâli

    Zorunluluk hâli, kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelik, bilerek sebep olmadığı ve başka türlü korunma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kendisini veya başkasını kurtarmak zorunluluğuyla fiil işlemesidir. Tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan araç arasında orantı bulunması koşuluyla faile ceza verilmez. Meşru savunmadan farkı, haksız bir saldırı yerine böyle bir tehlikenin bulunmasıdır; sınırın kast olmaksızın aşılmasında fiil taksirle de cezalandırılıyorsa indirimli taksirli suç cezası verilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 25/2 ve 27/1

Sayfa 3 / 3 · 101–139 / 139 terim

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page