Usul ve Yargılama Terimleri — Sayfa 2
Terim listesine geç (149 terim) ↓
1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.
Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.
Usul ve Yargılama Terimleri
Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 149 terim
F
Usul ve Yargılama
Feragat
Davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Karşı tarafın kabulüne bağlı değildir; kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Davanın geri alınmasıyla aynı değildir. İrade bozukluğu hâllerinde feragatin iptali istenebilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 307–311
G
Usul ve Yargılama
Gıyap
Bir tarafın duruşmada hazır bulunmaması durumudur. Hukuk yargılamasında taraflardan biri gelmezse, diğerinin talebiyle yargılamaya devam edilebilir veya dosya işlemden kaldırılır. Ceza yargılamasında sanığın yokluğunda duruşma yapılabilmesi sınırlı hâllere bağlanmıştır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 150 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 193–195
Usul ve Yargılama
Gider Avansı
Dava açılırken, tarifede öngörülen yargılama giderleri için yatırılan avanstır. Harç ve belirli bir delilin toplanması için istenen delil avansından ayrıdır. Kullanılmayan avansın iadesine hükmün kesinleşmesinden sonra karar verilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114/1-g, 120, 324 ve 333
Usul ve Yargılama
Görev İtirazı
Davaya bakmakla görevli olmayan mahkemede dava açıldığının ileri sürülmesidir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re’sen gözetilir. Görevsizlik kararı üzerine dosya, süresinde talep edilirse görevli mahkemeye gönderilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 1 ve 20
Usul ve Yargılama
Görevli Mahkeme
Uyuşmazlığa bakma görevi kanunla belirlenmiş mahkemedir. Görev kanunla düzenlenir ve kamu düzeniyle ilgilidir; tarafların anlaşmasıyla kanunun görev dağılımı değiştirilemez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 1–4 ve 114
H
Usul ve Yargılama
Hâkimin Reddi
Tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebep bulunması hâlinde hâkimin davadan çekilmesinin istenmesidir. Talep, sebebin öğrenilmesinden itibaren en geç ilk duruşmada ileri sürülmelidir. Ret talebini, kanunda gösterilen merci inceler.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 36–43
Usul ve Yargılama
Hâkimin Yasaklılığı
Kanunda sayılan hâllerde hâkimin davaya bakmasının kesin olarak yasaklanmasıdır. Kendi davası, eşine veya yakın hısımlarına ait davalar bu kapsamdadır. Yasaklılık, talep olmaksızın kendiliğinden gözetilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 34–35
Usul ve Yargılama
Hakkın Kötüye Kullanılması
Hakkın kötüye kullanılması, bir hakkın dürüstlük kuralına açıkça aykırı biçimde kullanılmasıdır. TMK m. 2 uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz; kanun bu sonucu zarar verme kastına bağlamamıştır. Yargılamada da taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadır; kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden ayrı olarak karşı tarafın vekiliyle kararlaştırdığı vekâlet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye ve disiplin para cezasına mahkûm edilebilir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 29 ve 329
Usul ve Yargılama
Hukuka Aykırı Delil
Hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği için bir vakıanın ispatında kullanılamayan delildir. Anayasa, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini öngörür; hukuk yargılamasında mahkeme bu delilleri dikkate alamaz, ceza muhakemesinde de kanuna aykırı elde edilen delil reddedilir ve suç ancak hukuka uygun elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Delilin nasıl elde edildiği ve hukuka uygunluk sebebi bulunup bulunmadığı somut olayda değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 38 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 189 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 206 ve 217
Usul ve Yargılama
Hukuki Dinlenilme Hakkı
Yargılamanın ilgilisinin süreç hakkında bilgi edinmesini, açıklama ve delil sunmasını ve bunların mahkemece değerlendirilmesini kapsayan haktır. Kararın somut ve açık gerekçeye dayanması da bu güvencenin parçasıdır; yalnız duruşma salonunda bulunabilmekten ibaret değildir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 27 · 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 36 ve 141
Usul ve Yargılama
Hukuki Yarar
İstenen mahkeme kararına ulaşmak bakımından hukuken korunmaya değer bir ihtiyacın bulunmasıdır. Bir konuda merak duymak veya soyut bir görüş istemek tek başına yeterli olmaz; özellikle tespit davasında güncel korunma ihtiyacı ayrıca değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 106 ve 114
Usul ve Yargılama
Husumet
Husumet, davanın dava konusu hakkın sahibi tarafından ve o hak bakımından sorumlu olan kişiye karşı açılmış olmasını, yani tarafların davada sıfatının bulunmasını ifade eder. Sıfat maddi hukuka göre belirlenir ve taraf ehliyeti ile dava ehliyetinden farklıdır; HMK m. 114’te sayılan dava şartları arasında yer almadığından yokluğu davanın esasına ilişkin bir eksikliktir. Dava dilekçesinde taraf kabul edilebilir bir yanılgıyla yanlış veya eksik gösterilmişse hâkim, karşı tarafın rızasını aramadan taraf değişikliğine izin verebilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 50–53, 114 ve 124
Usul ve Yargılama
Hükmün Kapsamı
Hükmün kapsamı, “Türk Milleti Adına” verilen hükümde bulunması kanunen zorunlu olan unsurlardır. Hükümde mahkeme, hâkim ve zabıt kâtibi ile taraflar, davaya katılanlar ve temsilcilerinin kimlik bilgileri; iddia ve savunmaların özeti, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, delillerin tartışılması, sabit görülen vakıalar ve hukuki sebepler; hüküm sonucu, yargılama giderleri, harcanmayan avansın iadesi, varsa kanun yolu ve süresi, hüküm tarihi, hâkim ve zabıt kâtibinin imzaları ile gerekçeli kararın yazıldığı tarih yer alır. Hüküm sonucunda her talep hakkındaki karar, gerekçe tekrarlanmadan, sıra numarasıyla ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 297
Usul ve Yargılama
Hükmün Tamamlanması
Hükmün tamamlanması, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekmesine rağmen hakkında tamamen ya da kısmen karar verilmeyen hususlar için hükmü veren mahkemeden ek karar istenmesidir. Talep, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde dilekçeyle yapılır; dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir ve mahkeme cevap verilmese bile dosya üzerinden karar verebilir. Verilen ek karara karşı kanun yoluna başvurulabilir; bu yol, hükmün esasını yeniden tartışmak için kullanılamaz.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 305/A–306
Usul ve Yargılama
Hükmün Tashihi
Hükmün tashihi, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile bunlara benzer diğer açık hataların, hükmü veren mahkemece kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilmesidir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim tarafları dinlemeden düzeltme yapamaz; davete rağmen gelmezlerse dosya üzerinden karar verilebilir. Tashih kararı, mahkemedeki nüshalar ile verilmiş suretlerin altına veya eklenecek ayrı bir kâğıda yazılıp imzalanır ve mühürlenir. Tashih, hükmün hukuki değerlendirmesini veya esasını değiştirmeye yarayan bir kanun yolu değildir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 304
Usul ve Yargılama
Hükmün Tavzihi
Hükmün tavzihi, yeterince açık olmayan, icrasında tereddüt uyandıran veya birbirine aykırı fıkralar içeren bir hükmün, taraflardan birinin talebi üzerine hükmü veren mahkemece açıklanması ya da tereddüt veya aykırılığın giderilmesidir. Talep, hükmün icrası tamamlanıncaya kadar yapılabilir; dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir ve mahkeme cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinden karar verebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 305–306
I
Usul ve Yargılama
Islah
Tarafın, davada yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen düzeltmesidir. Aynı davada her taraf bir kez ıslah yapabilir; kural olarak tahkikat sona ermeden kullanılmalıdır. Bozma veya kaldırma sonrasında yeniden tahkikat işlemi yapılması hâlinde de kanundaki sınırlarla mümkündür. HMK m. 109/4 kapsamındaki talep artırımı ayrıca düzenlenmiştir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 176–182 ve 109/4
İ
Usul ve Yargılama
İcra Edilebilirlik Şerhi
İcra edilebilirlik şerhi, arabuluculuk anlaşma belgesinin cebri icraya elverişliliğini onaylayıp onu ilam niteliğinde belgeye dönüştüren mahkeme şerhidir. Dava öncesi arabuluculukta arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden, dava sırasında davanın görüldüğü mahkemeden istenir; inceleme kural olarak dosya üzerinden ve elverişlilikle sınırlı yapılır. Kanunlarda şerhin zorunlu tutulduğu hâller dışında taraflar ve avukatları ile arabulucunun (ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun) imzaladığı belge şerhsiz de ilam niteliğindedir. Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, komşu hakkı ile taşınmazın devri veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklarda şerh zorunludur; taşınmazla ilgili belgelerde şerh taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır.
İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 17/B, 18 ve 18/B
Usul ve Yargılama
İçtihadı Birleştirme Kararı
İçtihadı birleştirme kararı, yüksek mahkeme daireleri veya kurulları arasında aynı hukuki konuda içtihat aykırılığı bulunması ya da yerleşik içtihattan dönülmek istenmesi hâlinde içtihadı birleştirmek veya değiştirmek için verilen karardır. Yargıtay’da Hukuk veya Ceza Genel Kurulu ya da Büyük Genel Kurulca verilen bu kararlar benzer hukuki konularda Yargıtay genel kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararları ise Resmî Gazete’de yayımlanır; Danıştay daire ve kurulları, idari mahkemeler ve idare bu kararlara uymak zorundadır.
İlgili mevzuat: 2797 sayılı Yargıtay Kanunu, m. 15–16 ve 45 · 2575 sayılı Danıştay Kanunu, m. 39–40
Usul ve Yargılama
İddia ve Savunmanın Genişletilmesi Yasağı
İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı, yargılamanın belirli bir aşamasından sonra tarafların iddia veya savunmalarını genişletememesi ve değiştirememesidir. Yazılı yargılamada yasak, cevaba cevap ve ikinci cevap dâhil dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra; basit yargılamada iddia için dava açılmasıyla, savunma için cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar. Yasak, karşı tarafın açık muvafakati veya ıslahla aşılabilir; ayrıca HMK m.109/4 uyarınca kısmi davada talep konusu, bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar yasağa tabi olmaksızın artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden kesilmiş sayılır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109/4, 141, 176–182 ve 319
Usul ve Yargılama
İhtiyari Arabuluculuk
İhtiyari arabuluculuk, tarafların kanuni bir zorunluluk bulunmaksızın, dava açılmadan önce veya dava sırasında arabulucuya başvurmayı kendi iradeleriyle kararlaştırmasıdır. Yalnız tarafların serbestçe tasarruf edebileceği iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları için mümkündür; aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Aksi kararlaştırılmadıkça arabuluculuk teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır; anlaşma sağlanırsa icra edilebilirlik şerhi istenebilir.
İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 1, 13 ve 18
Usul ve Yargılama
İhtiyari Dava Arkadaşlığı
Kanunda öngörülen ortaklık veya bağlantı nedeniyle birden çok kişinin aynı davada birlikte yer alabilmesidir. Her dava arkadaşının davası kural olarak bağımsızdır; birinin yaptığı usul işlemi diğerinin yerine otomatik olarak geçmez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 57–58
Usul ve Yargılama
İhtiyati Tedbir
İhtiyati tedbir, mevcut durumdaki bir değişiklik nedeniyle uyuşmazlık konusu hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkânsızlaşması ya da gecikme sebebiyle sakınca veya ciddi zarar doğması endişesine karşı mahkemenin verdiği geçici hukuki korumadır. Dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenir; talep eden, tedbir sebebini ve türünü belirtip haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Tedbir kararı, davanın esastan kazanıldığı anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 389–399
Usul ve Yargılama
İhtiyati Tedbir Teminatı
İhtiyati tedbir teminatı, tedbir isteyenin haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin tedbir yüzünden uğrayabilecekleri muhtemel zararları güvenceye almak için göstermesi gereken teminattır. Talep resmî belgeye veya başka bir kesin delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme, gerekçesini açıkça belirterek teminat alınmamasına karar verebilir; adli yardımdan yararlanan kişiden teminat istenmez. Asıl davadaki hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 392
Usul ve Yargılama
İhtiyati Tedbire İtiraz
İhtiyati tedbire itiraz, karşı taraf dinlenmeden verilen tedbir kararına karşı kararı veren mahkemeye, esas dava açılmışsa o davaya bakan mahkemeye yapılan başvurudur. Karşı taraf, uygulamada hazır bulunmuşsa uygulamadan, bulunmamışsa uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta içinde tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebilir; menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de öğrenmeden itibaren bir hafta içinde şartlara ve teminata itiraz edebilir. Aksine karar yoksa itiraz uygulamayı durdurmaz ve itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna gidilebilir; yüze karşı verilen tedbir kararına karşı ise doğrudan kanun yoluna başvurulur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 341/1-b, 391/3 ve 394
Usul ve Yargılama
İkrar
Bir tarafın veya vekilinin, karşı tarafın ileri sürdüğü bir vakıanın doğru olduğunu mahkeme önünde kabul etmesidir. Kural olarak o vakıayı çekişmeli olmaktan çıkarır; talep sonucunu kabul etmekten farklıdır ve sulh görüşmelerindeki açıklamalar için özel koruma bulunur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 188 ve 308
Usul ve Yargılama
İlanen Tebligat
Adresi bulunamayan kişiye tebligatın ilan yoluyla yapılmasıdır. Kanuni yollarla tebligat yapılamayan ve yerleşim yeri, konutu veya işyeri de bulunamayan kişinin adresi meçhul sayılır; tebliğ çıkaran merci önce resmî kayıtlar ve kolluk aracılığıyla adres araştırması yaptırır. İlan gazete, internet haber sitesi ve Basın İlan Kurumu ilan portalında yapılır; tebliğ son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır ve merci bu süreyi on beş günü aşmamak üzere uzatabilir.
İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 28–31
Usul ve Yargılama
İnşai Dava
İnşai dava, mahkemeden yeni bir hukuki durum yaratılmasının, mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesinin veya ortadan kaldırılmasının istendiği davadır. Bir inşai hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde inşai dava açılır. Kanunlarda aksi belirtilmedikçe inşai hükümler geçmişe etkili değildir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 108
Usul ve Yargılama
İspat Yükü
Bir vakıa kanıtlanamadığında bunun olumsuz sonucuna hangi tarafın katlanacağını belirleyen kuraldır. Genel olarak o vakıaya bağlanan sonuçtan lehine hak çıkaran taraftadır; kanuni karineler ve özel düzenlemeler bu dağılımı etkileyebilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 190–191
Usul ve Yargılama
İsticvap
İsticvap, mahkemenin kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan birini, davanın temelini oluşturan vakıalar ve bunlarla ilişkili hususlar hakkında bizzat sorguya çekmesidir. Tüzel kişiler adına temsile yetkili kişiler, küçük veya kısıtlı adına yapılmış işlemlerde ise kanuni temsilci isticvap edilir. İsticvap edilecek kişiye isticvap konusu vakıaları ve ihtarı içeren davetiye bizzat gönderilir; geçerli özrü olmadan gelmez veya sorulara cevap vermezse sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 169–175
Usul ve Yargılama
İstinabe
Bir yargılama işleminin, başka yer mahkemesi aracılığıyla yaptırılmasıdır. Tanık dinleme ve keşif gibi işlemler bu yolla yapılabilir. İstinabe, yargılamanın yürütüldüğü mahkemenin talimatıyla gerçekleşir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 197 ve 289
Usul ve Yargılama
İstinaf
İstinaf, ilk derece hukuk mahkemelerinin nihai kararları ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve birleştirme kararları gibi kanunda sayılan diğer kararlarına karşı bölge adliye mahkemesine başvurulan kanun yoludur. Başvuru süresi kural olarak ilamın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır; bölge adliye mahkemesi incelemeyi istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı yapar, kamu düzenine aykırılıkları ise kendiliğinden gözetir. İstinaf sınırını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kural olarak kesindir; idari ve ceza yargısındaki istinaf ayrı kurallara tabidir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 168, 341–345 ve 355
Usul ve Yargılama
İstinaf Sınırı
İstinaf sınırı, ilk derece hukuk mahkemelerinin malvarlığı davalarına ilişkin kararlarının istinaf edilebilmesi için dava değerinin aşması gereken ve her yıl yeniden değerleme oranında artırılan parasal eşiktir; davanın açıldığı tarihteki sınırı (bu tutar dâhil) geçmeyen kararlar kural olarak kesindir. Kısmi davada sınır alacağın tamamına göre belirlenir; alacağın tamamı dava edilmişse asıl talebinin reddedilen kısmı sınırı geçmeyen taraf istinafa başvuramaz. Manevi tazminat davalarındaki kararlar miktara bakılmaksızın istinaf edilebilir; kesinlik kuralı kamulaştırma bedelinin tespiti davaları yönünden iptal edilmiştir (AYM 24/2/2022, E.2021/34, K.2022/21).
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 341 ve ek m. 1
Usul ve Yargılama
İtiraz
İtiraz, maddi hukuk anlamında, dava edilen hakkın hiç doğmadığını (ör. ehliyetsizlik veya şekle aykırılık) ya da sona erdiğini (ör. ödeme) ileri süren savunmadır. Hâkim hukuku kendiliğinden uyguladığından, itiraz sebebini oluşturan vakıalar dosyaya taraflarca getirilmişse ayrıca dayanılmasa da bunu gözetir; zamanaşımı gibi def’iler ise ancak ileri sürülürse dikkate alınır. Bu kavram, yetki ve tahkim itirazı gibi ilk itirazlardan ve ceza muhakemesindeki itiraz kanun yolundan farklıdır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 25, 33 ve 116 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 161
K
Usul ve Yargılama
Karşı Dava
Karşı dava, asıl davanın davalısının, görülmekte olan bu dava içinde davacıya karşı kendi talebini ileri sürmek için açtığı davadır. Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılır; süresinden sonra açılırsa davalar ayrılır. Talepler arasında takas veya mahsup ilişkisi ya da bağlantı bulunmalıdır; bu şartlar yoksa karşı dava asıl davadan ayrılır. Asıl davanın herhangi bir sebeple sona ermesi karşı davanın görülmesine engel olmaz; karşı davaya karşı dava açılamaz.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 132–135
Usul ve Yargılama
Karşı Vekâlet Ücreti
Karşı vekâlet ücreti, vekille takip edilen davada mahkemenin yargılama giderleri kapsamında avukatlık ücret tarifesine göre belirleyip taraf lehine hükmettiği ve aleyhine hüküm verilen tarafa yüklediği vekâlet ücretidir. Miktarı, taraf ile avukatı arasındaki ücret sözleşmesine göre değil tarifeye göre belirlenir; tarifede yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz. Avukatlık Kanunu uyarınca bu ücret avukata aittir; iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 323, 326 ve 330 · 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 164, 168 ve 169
Usul ve Yargılama
Kesin Hüküm
Kesin hüküm, olağan kanun yollarıyla artık değiştirilemeyen bir hükmün doğurduğu bağlayıcılığı ifade eden genel kavramdır. Şeklî anlamda kesinlik, karara karşı olağan kanun yollarına artık başvurulamamasını; maddi anlamda kesin hüküm ise aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanan ve ilk hükmün hüküm fıkrasıyla aynı talep sonucunu içeren yeni bir davanın görülememesini anlatır. Aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır; hüküm yalnızca hükme bağlanan talepler hakkında kesin hüküm oluşturur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114 ve 303
Usul ve Yargılama
Kesin Süre
Kesin süre, içinde yapılması gereken usul işlemi süresinde yapılmadığında tarafın o işlemi yapma hakkını ortadan kaldıran süredir. Kanunun belirlediği süreler kesindir; hâkim de tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir ve bu durumda yapılacak işlemi açıkça belirtip süreye uyulmamasının sonuçlarını tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi kaçıran tarafa talebi üzerine verilen ikinci süre de kesindir. Kesin usul süresi, maddi hukuktaki zamanaşımıyla aynı değildir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 94
Usul ve Yargılama
Kesin Yetki
Kesin yetki, kanunun bir davanın yalnızca kendi gösterdiği yer mahkemesinde açılmasını emrettiği ve başka yer mahkemelerinin yetkisini dışladığı yetki türüdür. Kesin yetki hâllerinde yetki sözleşmesi yapılamaz; mahkemenin yetkili olması bu hâllerde dava şartıdır ve davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir. Taşınmaz üzerindeki ayni haklara, zilyetliğe veya alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi tipik örnektir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 12, 18, 114 ve 115
Usul ve Yargılama
Keşif
Hâkimin, uyuşmazlık konusu hakkında duyu organlarıyla doğrudan inceleme yaparak bilgi edinmesidir. İnceleme ilgili yerde veya mahkemede yapılabilir; gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurulur. Sadece taşınmazın görülmesiyle sınırlı değildir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 288–291
Usul ve Yargılama
Kısmi Dava
Kısmi dava, niteliği itibarıyla bölünebilen bir talep konusunun yalnızca bir kısmının dava edilmesidir. Dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe kısmi dava açılması geri kalan kısımdan feragat anlamına gelmez. 7589 sayılı Kanun’la eklenen ve 31/7/2026’da yürürlüğe giren HMK m. 109/4 uyarınca, alacağın bir kısmının dava edildiği hâllerde talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir; artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 20 ve 26
M
Usul ve Yargılama
Maddi Anlamda Kesin Hüküm
Maddi anlamda kesin hüküm, şeklî anlamda kesinleşmiş bir hükmün, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanılarak ve ilk hükmün hüküm fıkrasıyla aynı talep sonucuyla yeniden dava görülmesini engelleyen bağlayıcılığıdır. Kesin hükmün bulunmaması dava şartı olduğundan mahkeme bunu kendiliğinden gözetir. Hüküm yalnızca hükme bağlanan talepler hakkında kesin hüküm oluşturur; tarafların küllî halefleri ile hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyi devralanlar hakkında da geçerlidir, ancak TMK’nın iyiniyetle mal edinmeye ilişkin hükümleri saklıdır. Müteselsil borçlu veya alacaklılardan biriyle oluşan kesin hüküm diğerlerini bağlamaz.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114–115 ve 303
Usul ve Yargılama
Maktu Harç
Dava konusunun değerine bağlı olmaksızın sabit tutarda alınan harçtır. Konusu para ile değerlendirilemeyen davalarda karar ve ilam harcı maktu olarak alınır (492 sayılı Kanun). Tutarlar için Yargı Harcı Hesaplama aracına bakılabilir.
İlgili mevzuat: 492 sayılı Harçlar Kanunu, m. 15 ve (1) sayılı tarife
Usul ve Yargılama
Mecburi Dava Arkadaşlığı
Mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kişiye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerdeki dava arkadaşlığıdır. Bu durumda dava ancak dava arkadaşlarının hepsi tarafından veya hepsine karşı birlikte açılabilir ve dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır; ancak duruşmaya gelenlerin yaptığı usul işlemleri, usulüne uygun davet edildiği hâlde gelmeyenler bakımından da hüküm ifade eder. İhtiyari dava arkadaşlığından farkı, birlikteliğin maddi hukukun gereği olmasıdır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 59–60
Usul ve Yargılama
Mehil
Bir işlemin yapılması için tanınan süredir. Kanunda öngörülmemişse hâkim süre belirleyebilir ve bu sürenin kesin olduğu belirtilmişse kaçırılması hak kaybına yol açar. Kesin süreye uyulmaması hâlinde o işlemi yapma hakkı düşer.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 90–94
Usul ve Yargılama
MERNİS Adresine Tebligat
Muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılan tebligattır. Bilinen en son adres tebligata elverişli değilse veya oraya tebligat yapılamazsa, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilinen son adres sayılır. Bu adreste muhatap hiç oturmamış veya sürekli ayrılmış olsa bile tebliğ memuru evrakı muhtara veya kolluğa teslim eder, ihbarnameyi kapıya yapıştırır ve yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 10 ve 21
Usul ve Yargılama
Muhtara Tebliğ
Muhtara tebliğ, muhatap ve adına tebliğ yapılabilecek kişilerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmadığında ya da tebellüğden kaçınıldığında, tebliğ evrakının o yerin muhtarına veya ihtiyar heyeti üyesine ya da zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edilmesi ve teslim alanın adresini gösteren ihbarnamenin binanın kapısına yapıştırılmasıdır. Adreste bulunmama hâlinde durum mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. Adres kayıt sistemindeki adreste muhatap hiç oturmamış veya oradan sürekli ayrılmış olsa da tebliğ aynı yolla yapılır; ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır.
İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 21 ve 32
Usul ve Yargılama
Müddeaaleyh
Kendisine karşı dava açılan tarafı belirten eski terimdir; bugünkü karşılığı davalıdır. Davalı, cevap dilekçesini kural olarak iki hafta içinde sunar. Süresinde cevap verilmemesi, dava dilekçesindeki vakıaların tamamen inkâr edilmiş sayılması sonucunu doğurur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 127–128
Usul ve Yargılama
Müddeabih
Müddeabih, dava konusu olan şeyi ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda bunun değerini ifade eden eski terimdir; bugünkü karşılığı dava konusu ve dava değeridir. Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava dilekçesinde dava konusunun değerinin gösterilmesi zorunludur. Dava değeri nispi harcın hesaplanmasında ve istinaf ile temyiz kesinlik sınırlarının belirlenmesinde esas alınır; HMK’ya göre asliye ve sulh hukuk mahkemelerinin görevi ise dava değerine göre belirlenmez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 2, 4, 119, 341 ve 362 · 492 sayılı Harçlar Kanunu, m. 15–16
Usul ve Yargılama
Müddei
Dava açan tarafı belirten eski terimdir; bugünkü karşılığı davacıdır. İspat yükü kural olarak iddiasını dayandırdığı olguları ileri süren tarafa aittir. Dava dilekçesinde talep sonucunun açıkça gösterilmesi zorunludur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 119 ve 190
Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 149 terim
Kaynaklar ve Güncellik
Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar