Ana Sayfa › İçtihatlar › Kira Hukuku › Kira Tespit Davası
Hukuk Genel Kurulu Direnme Kararının Bozulması Kira Hukuku
Kira Tespit Kararı Kesinleşmeden Başlatılan Takipte Borçlunun İtirazı Kaldırılamaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1847 · K. 2021/1376 · T. 09.11.2021
Karar Özeti
Kiraya veren alacaklı, aylık kirayı 8.000 TL olarak belirleyen tespit kararına dayanarak kira farkı için ilamsız takip başlatmış, tespit kararı ise takipten sonra kesinleşmiştir. İcra mahkemesi borçlunun itirazını büyük ölçüde kaldırmış, Özel Dairenin bozma kararına karşı da Anayasa'nın 90. maddesi ile AİHS'nin 6. maddesine dayanarak direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 1979 tarihli içtihadı birleştirme kararı uyarınca kira farkının ancak tespit kararı kesinleşince dava ve takip edilebilir hâle geldiğini, kesinleşmemiş kararın İİK'nın 68. maddesindeki belge niteliği taşımadığını ve içtihadı birleştirme kararlarının mahkemeleri bağladığını belirterek direnme kararını bozmuştur.
Kararın Ortaya Koyduğu İlke
Kira farkı için yapılan ilamsız takipte dayanılan kira tespit kararı takip tarihinde kesinleşmemişse, İİK'nın 68. maddesindeki belge niteliği taşımadığından borçlunun itirazı kaldırılamaz.
Soru: Kesinleşmemiş kira tespit kararına dayanarak kira farkı için icra takibi yapılabilir mi?
Sonuç: İcra mahkemesinin direnme kararı, Özel Daire bozma kararındaki nedenlerle oy birliğiyle bozuldu.
Karar Künyesi
- MahkemeYargıtay
- KurulHukuk Genel Kurulu
- Esas No2017/1847
- Karar No2021/1376
- Karar Tarihi09.11.2021
- Karar TürüHukuk Genel Kurulu Kararı
- SonuçDirenme Kararının Bozulması
- Resmî KaynakAdalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi
İlgili Mevzuat
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 68/1 (resmî metin)
- 2797 sayılı Yargıtay Kanunu m. 45/5 (resmî metin)
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 90 (resmî metin)
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/1
Kararın Önemli Bölümleri
“Kira farkının mahkemede dava edilebilir veya icrada takip edilebilir hâle gelmesi için miktarı kesin olarak belli olmalıdır. Bu belirlilik ise ancak tespite ilişkin kararın kesinleşmesi ile oluşabilir”
“kira farkı alacağının tahsili amacıyla kira tespit kararına dayanılarak yapılan genel haciz yolu ile icra takibinde borçlunun itirazının kaldırabilmesi için mahkeme kararının kesinleşmiş olması gerekir.”
Kararın Tam Metni
MAHKEMESİ: İcra Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen istemin kısmen kabulüne ilişkin karar borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Alacaklı İstemi:
4. Alacaklı vekili istem dilekçesinde; borçlu aleyhine açtıkları kira bedelinin tespiti davasında İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.10.2013 tarihli ve 2013/23 E., 2013/597 K. sayılı kararı ile aylık kiranın 01.01.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 8.000TL olarak tespitine karar verildiğini, mahkeme kararı gereğince kira farkı alacakları, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin tahsili için borçlu aleyhine İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün 2014/2251 E. sayılı dosyasında (genel haciz yolu ile ilamsız) icra takibi başlattıklarını, borçlunun takibe itiraz ettiğini, takipte toplam 7 aylık kira farkı olarak 14.000TL talep edilmiş ise de borçlu mecuru 16.07.2013 tarihinde tahliye etmiş olup, 15 günlük kira farkının sehven talep edildiğini, fazla hesaplanan 1.000TL’lik kira farkı ve 46TL’lik faize ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini, 13.000TL kira farkı alacağı, 1.000TL faiz, 2.210TL vekâlet ücreti ve 725TL faizi olmak üzere toplam 16.925TL alacağa ilişkin itirazın kaldırılmasına, borçlu aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Borçlu Cevabı:
5. Borçlu vekili cevap dilekçesinde; takip konusu alacağın yanlış hesaplandığını, 01.01.2013 tarihinden itibaren davalı tarafından banka hesabına üçer aylık peşin olmak üzere aylık 6.600TL ödeme yapıldığını, karşılıklı mutabakatla kira akdinin feshedildiğini ve anahtarın 17.07.2013 tarihinde teslim edildiğini, kira farkı borcunun 12.400TL olduğunu, borçlunun ve alacaklının banka hesabına ilişkin kayıtların getirtilerek hesaplamanın bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini, kötü niyet tazminatı şartlarının da oluşmadığını savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 25.11.2014 tarihli ve 2014/696 E., 2014/1216 K. sayılı kararı ile; ilamla belirlenen aylık kira bedelinden davalı borçlunun ödemiş olduğu meblağın tenkisi ile geriye kalan miktar baz alınarak yanların üzerinde uzlaştıkları tahliye tarihi olan 15.07.2013 tarihi referans alınarak ödenmesi gereken asıl kira alacağının toplamı ve buna işletilmesi gereken faiz miktarı ile diğer alacak kalemlerinin de toplanarak netice itibarıyla ulaştığı rakamın olgusal olarak belirlenmesi bakımından bilirkişinin görevlendirdiği, 24.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla alacaklının kira alacağı toplamının 12.972,84TL, ilam vekâlet ücreti alacağı toplamının 2.207,93TL, ilam yargılama gideri alacağı toplamının 741,80TL olmak üzere toplam alacağın (12.972,84TL +2.207,93TL+741,80TL=)15.922,57TL olduğu, takip alacaklısının ise icra takibinde tespitlerinin 1.333,43TL üzerinde toplam 17.256,00TL talep ettiğini bildirdiği, bilirkişi raporunun gerekçeli oluşa uygun verilen görev tanımı ile uyumlu ve hesaplama unsurlarını içermesi nedeni ile hükme esas alındığı, alacaklının takipte fazla talep etmiş olduğu alacak miktarının 1.333,43TL olduğu gerekçesi ile 1.333,43TL ile sınırlı olarak itirazın kaldırılması isteğinin reddine, bakiye kısımla ilgili olarak itirazın kaldırılmasına, itiraza uğrayan alacağın kabul edilen kısmının %20’si oranındaki tazminatın borçludan alınarak alacaklıya ödenmesine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince 02.07.2015 tarihli ve 2015/6212 E., 2015/6861 K. sayılı kararı ile;
“…Dava, kira farkı, işlemiş faiz ve kira bedelinin tespitine ilişkin ilamdaki yargılama giderlerinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itiraz nedeniyle itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece talebin 1.333,43 TL için reddine, bakiye kısımla ilgili olarak itirazın kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, 01.01.2009 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesine ve tespit kararına dayanarak davalı hakkında 29.01.2014 tarihinde başlattığı icra takibinde, 14.000 TL kira farkı, 1.046 TL işlemiş faiz, 2.210 TL vekalet ücreti ve 725 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 17.256 TL alacağın tahsilini istemiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine, davalı borçlu süresinde tüm borca itiraz ettiğini belirtmiştir. Davacı dava dilekçesinde; icra takibi ile kira bedelinin tespitine ilişkin ilam uyarınca 7 aylık fark olmak üzere 14.000 TL fark alacağını talep ettiğini, taşınmazın 16.07.2014 tarihinde tahliye edilmesi nedeniyle temmuz ayı yönünden 15 günlük kira farkını fazla telip (talep) ettiğini belirterek talebinin 13.000 TL kira farkı olmak üzere toplam 16.925 TL yönünden itirazın kaldırılması olduğunu bildirmiş, mahkemece talebin 1.333,43 TL için reddine, bakiye kısımla ilgili olarak itirazın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/23 E.-597 K. sayılı kararının incelenmesinden taraflar arasında görülen kira bedelinin tespiti davası sonucunda, aylık kira bedelinin 01.01.2013 tarihinden itibaren 8.000 TL olarak tespit edildiği, kararın temyiz edilmeden 13.02.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Kira tespit kararlarının asıl amacı sadece kira sözleşmesinin ücret unsurunu belirlemekten ibarettir. 12.11.1979 gün 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere tespit edilen kira farkının mahkemede dava edilebilir veya icrada takip edilebilir hale gelmesi için miktarının kesin olarak belli olması gerekir. Bu belirlilik ise ancak tespite ilişkin kararın kesinleşmesi ile oluşabilir. Mahkemece; aylık kira bedelinin tespitine ilişkin karar henüz kesinleşmeden 29.01.2014 tarihinde başlatılan icra takibine dayalı olarak açılan itirazın kaldırılması davasında istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/750 E., 2015/1056 K. sayılı kararı ile; Ülkemizin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini (AİHS) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi üzerinden benimseyerek sisteme entegre ettiği, dolayısıyla AİHS’nin olası uyuşmazlıklarda uygulanmak üzere normlar hiyerarşisinin doruğuna oturtulduğu, AİHS’nin 6/1. maddesinde mahkeme kavramını, içine erişim ve hükmün uygulanmasını alacak şekilde geniş yorumlandığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) sözleşmenin bu hükmünü uygulayan bir çok pratiğinin mevcut olduğu, AİHM’ne atıf yapan bir çok Anayasa Mahkemesi kararının da bulunduğu, bu içtihatlar doğrultusunda somut olay irdelendiğinde; hüküm tespit hükmü olsa bile tarafların katılımı ile elde edilen ve uygulanabilir hâle getirilmiş bir hüküm olduğu, yasalarımızda bu tür hükümlerin infaza engel olacağına dair açık ve emredici bir hüküm bulunmadığı, kaynağını yasadan almayan hiç bir kısıtlamanın meşru olmadığı, içtihatların yasadan neşet etmeyen hak kayıplarını tolere etmesi ya da meşrulaştırmasının kabul edilemeyeceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 367/2. maddesinin kesinleşmeden uygulanmaz mahkeme kararlarını sayarak sınırladığı, gerek bu düzenleme gerekse özel nitelikteki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde tespit hükümleri ve olayımızda olduğu gibi kira tespitine ilişkin hükümlerin kesinleştikten sonra uygulanabilir hâle gelmesine cevaz veren bir hükmün mevcut olmadığı, Özel Daire bozma kararının gerekçesinin 12.11.1979 tarihli ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına (İBK) dayandığı, bunun dışında herhangi bir açık düzenleme mevcut olmadığı, İBK’nın 12.11.1979 tarihli olduğu ve bu tarihin Ülkemizin sözleşmeyi imzaladığı ancak başvuru hakkını kabul etmeden önceki bir tarihe tekabül ettiği, bu içtihadı kırılgan yapan bir diğer hususun yerel bir yasa maddesini referans almaması, AİHM’nin içtihatlarını da değerlendirme dışı bırakması olduğu, bu iki kırılma noktasının Hukuk Genel Kurulunun (İBK) anılan içtihadının somut olaya uygulanma imkânını kısıtladığı, söz konusu içtihadın bağlayıcı olmadığı ve yargıçları içtihatla bağlı kalmaya zorlayan emredici bir hüküm bulunmadığı, bunun istisnasının içtihadı birleştirme kararları olduğu, içtihatların emsale dönüşebilmelerinin onların somut olayla benzerliği oranında mümkün olduğu, kira belinin tespiti hükmünün tarafların katılımı ile elde edilmiş bir hüküm olduğu, tarafların bu ilamın tespit niteliğinden ötürü uygulanamaz olduğu konusunda iddia ve savunmada bulunmadığı, tarafların uyuşmazlık konusu hâline getirmedikleri bir meseleyi bozma (temyiz) mahkemesinin ısrarla uyuşmazlığa dönüştürmesinde kamusal bir yarar bulunmadığı, tarafların bu hükmün kesinleşmeden uygulanmayacağına ilişkin açık bir temyizleri bulunmadığı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; TC. Anayasasının 90. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesi karşısında somut olayda 12.11.1979 tarihli ve 1979/1 E., 1979/3 K. sayılı İçtihadı Birleştirme kararının uygulanabilir olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. İtirazın kaldırılması teknik anlamda bir dava olmayıp, borçlunun itirazı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 66. maddesine göre duran ilamsız icra takibine yine ilamsız icra prosedürü içinde devam edilmesini sağlayan bir yoldur. Bu nedenle icra mahkemesinin incelemesi, itirazın iptali davasına oranla daha basit ve sınırlıdır. Alacaklı, ancak İİK’nın 68. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen belgelerden birine dayanarak icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir. İcra mahkemesi, alacaklının dayandığı belgenin İİK’nın 68. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen belgelerden olmadığı kanısına varırsa, borçlunun itirazı hakkında bir inceleme yapmaksızın alacaklının itirazın kaldırılması hakkındaki talebini reddetmek zorundadır (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 275,276, 278).
13. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 12.11.1979 tarihli ve 1979/1 E., 1979/3 K. sayılı kararında benimsendiği üzere kiranın belirlenmesine ilişkin mahkeme kararı ile belirlenen kira farkı alacağının ifa zamanının gelmiş sayılması için sadece alacaklının borçludan edada bulunmasını isteyebileceği zamanın gelmiş bulunması yeterli olmayıp, aynı zamanda o kararın kesinleşmesi gerekir. Kira farkının mahkemede dava edilebilir veya icrada takip edilebilir hâle gelmesi için miktarı kesin olarak belli olmalıdır. Bu belirlilik ise ancak tespite ilişkin kararın kesinleşmesi ile oluşabilir ve kiracının edayı yerine getirme borcu da ancak o zaman gelmiş sayılabilir.
14. Şu hâle göre kira bedelinin tespiti kararı ancak kesinleşmesi hâlinde İİK’nın 68. maddesinin 1. fıkrası anlamında resmî dairelerin yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir belge niteliğini kazanabilir.
15. Somut olayda; alacaklı tarafından aylık kira parasının tespitine ilişkin İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.10.2013 tarihli ve 2013/23 E., 2013/597 K. sayılı kararına dayanılarak kira farkı alacağı için borçlu aleyhine 29.01.2014 tarihinde genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığı, sulh hukuk mahkemesi kararında “taşınmazın aylık kirasının 01.01.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 8.000,00TL olarak tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 13.02.2014 tarihinde kesinleştiği, borçlunun yasal süresinde borca, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm fer’îlere itiraz ettiği, alacaklının itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir.
16. Yargıtay Kanunu’nun 45. maddesinin 5. fıkrası “…İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar…” hükmünü içermekte olup, içtihadı birleştirme kararına aykırı şekilde karar verilmesi hukuken mümkün değildir.
17. Bu durumda kira farkı alacağının tahsili amacıyla kira tespit kararına dayanılarak yapılan genel haciz yolu ile icra takibinde borçlunun itirazının kaldırabilmesi için mahkeme kararının kesinleşmiş olması gerekir.
18. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
19. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Kaynak: Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi. Metin resmî kaynaktaki hâliyle aktarılmıştır; kararda anonimleştirilmeden kalmış kişisel veriler “...” ile gizlenmiştir.
Benzer Kararlar
Yargıtay 3. HD 26.09.2012
Kira Tespitinde Taraf Emsali İncelenmeden ve Benzemeyen Emsallerle Kurulan Hüküm Bozuldu
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2012/14337 · K. 2012/19949
Davacının bildirdiği emsali değerlendirmeyen ve kiralananla benzerlik göstermeyen emsallere dayanan bilirkişi raporu, kira tespitinde hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir.
Bozma Kira Tespit Davası
Yargıtay 3. HD 10.06.2025
Konut ve Çatılı İşyeri Kira Tespiti Tahkime Elverişli Değil, Hakem Kararı İptal Edilir
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/893 · K. 2025/3205
Konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK 344 emredici ve kamu düzenine ilişkin olduğundan kira tespiti uyuşmazlıkları tahkime elverişli değildir; bu konuda verilen hakem kararı iptal edilir.
Onama Kira Tespit Davası
Hukuk Genel Kurulu 07.12.2021
Kiracının İndirim İçin Açtığı Kira Tespit Davası, Bedel Yüksek Çıksa da Reddedilmez
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/3197 · K. 2021/1593
Kiracının indirim amacıyla açtığı kira tespit davasında belirlenen bedel talepten fazlaysa dava reddedilmez; talebi aşmayacak şekilde kiracının ödediği tutar üzerinden tespit yapılır.
Direnme Kararının Bozulması Kira Tespit Davası
Hukuk Genel Kurulu 09.11.2021
İmzalı Sözleşme ve Kesinleşen Önceki Karar Varken 1 Dolarlık Kira İlişkisi Yok Sayılamaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1535 · K. 2021/1369
İmzası inkâr edilmeyen bir kira sözleşmesinin bulunması ve önceki tahliye davasının gerekçesinin davalıca temyiz edilmeden kesinleşmesi karşısında kira ilişkisinin kabulü gerekir.
Direnme Kararının Bozulması Kira Tespit Davası
Kira Tespit Davası Konusundaki 33 Kararın Tümü
İlgili Rehber ve Hesaplama Araçları
- Kira Tespit Davası Süre Hesaplama
- Kira Tespit Davası Şartları
- Kira Hukuku Rehberi
- Kira Hukuku İçtihatları
- Hukuk Sözlüğü: Kira Bedelinin Tespiti Davası Nedir?
- Kira Artış Sınırı Eylül 2026: %31,79 ve TBK m. 344
Benzer Bir Hukuki Sorununuz mu Var?
Benzer görünen uyuşmazlıklarda dahi olayın koşulları sonucu değiştirebilir. Kira, iş, aile ve boşanma ile ceza hukuku alanlarındaki uyuşmazlıklarda dosyanızın değerlendirilmesi için Av. Mete ŞAHİN ile iletişime geçebilirsiniz (Yenimahalle, Ankara).
Telefon: 0552 725 25 18 · WhatsApp ile Yazın · İletişim Formu
Bu sayfadaki özet ve açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Esas alınması gereken metin, kararın resmî tam metnidir; olayın koşullarındaki farklılıklar sonucu değiştirebilir. Kararlar verildikleri tarihte yürürlükte olan mevzuata göre değerlendirilmelidir; sonraki kanun değişiklikleri kararın bugünkü uygulamadaki yerini etkileyebilir. Özetler, kararın resmî metnine dayanılarak hazırlanmakta ve yayımdan önce bu metinle karşılaştırılarak kontrol edilmektedir. İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN.