top of page

Usul ve Yargılama Terimleri — Sayfa 3

Terim listesine geç (149 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

Usul ve Yargılama Terimleri

Sayfa 3 / 3 · 101–149 / 149 terim

M

N

  • Usul ve Yargılama

    Nispî Harç

    Dava veya işlemin parasal değeri üzerinden tarifedeki oranla hesaplanan harçtır. Karar ve ilam harcının uygulanacak oranı, peşin alınacak kısmı ve istisnaları işin türüne göre belirlenir. Her parasal uyuşmazlıkta bütün harç kalemleri aynı oranla hesaplanmaz.

    İlgili mevzuat: 492 sayılı Harçlar Kanunu, m. 15–16 ve 28; (1) sayılı tarife

  • Usul ve Yargılama

    Nöbetçi Mahkeme

    Nöbetçi mahkeme, mesai saatleri dışında, tatil günlerinde ve adli tatilde gecikmesinde sakınca bulunan iş ve işlemlere bakmak üzere nöbetle görevlendirilen mahkeme veya hâkimliktir. Hâkimler hizmetin gerektirdiği hâllerde mesai dışında ve tatil günlerinde nöbet tutar; nöbet gün ve saatleri, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği esaslara göre adli yargı adalet komisyonu başkanlarınca tespit edilir. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri bu kapsamda karara bağlanabilir.

    İlgili mevzuat: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu, m. 54 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 102–104

Ö

  • Usul ve Yargılama

    Ön İnceleme

    Hukuk yargılamasında dava şartları ve ilk itirazların incelendiği, tarafların anlaşamadığı noktaların belirlendiği hazırlık aşamasıdır. Delillerin sunulması ve toplanmasına ilişkin işlemler de düzenlenir; bu aşama tamamlanmadan tahkikata geçilmez.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 137–140

  • Usul ve Yargılama

    Özel Yetki (Vekâlet)

    Özel yetki, vekilin ancak vekâletnamede açıkça yetkilendirilmesi hâlinde yapabileceği, sonuçları ağır usul işlemleri için aranan yetkidir. Sulh, feragat, davayı kabul ve karşı tarafı ibra; hâkimin reddi; davanın tamamının ıslahı; yemin teklifi ile yeminin kabulü, iadesi veya reddi; başkasını tevkil; haczin kaldırılması; müvekkilin iflasının istenmesi; tahkim ve konkordato işlemleri; alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuru; yargılamanın iadesi ve hâkimlerin fiilleri nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası bunlardandır. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin davalarda ise hangi davalar için yetki verildiği açıkça belirtilmelidir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 74

P

  • Usul ve Yargılama

    Peşin Harç

    İşleme başlanırken önceden alınan harçtır. Nispi karar ve ilam harcında kural olarak dörtte bir; ölüm ve bedensel zarar nedeniyle açılan tazminat davalarında yirmide bir peşin alınır. İlamsız icra takiplerindeki peşin harç ayrı düzenlemeye tabidir. Uygulanacak oran, istisna ve muafiyet işin türüne göre kontrol edilir.

    İlgili mevzuat: 492 sayılı Harçlar Kanunu, m. 28–29

R

  • Usul ve Yargılama

    Re’sen

    Bir işlemin, talep olmaksızın makam veya mahkeme tarafından kendiliğinden yapılmasıdır. Hâkim, kamu düzenine ilişkin hususları ve görev konusunu re’sen gözetir. Taraflarca getirilme ilkesinin geçerli olduğu konularda ise re’sen araştırma yapılamaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 1, 25 ve 33

S

Ş

  • Usul ve Yargılama

    Şekli Anlamda Kesin Hüküm

    Şekli anlamda kesin hüküm, bir karara karşı artık olağan kanun yollarına başvurulamaması hâlidir; karar kesin olarak verilmişse, kanun yolu süresi geçmişse, kanun yolundan feragat edilmişse veya kanun yolu incelemesi tamamlanmışsa kesinleşir ve bu durum ilama kesinleşme kaydı düşülerek belirtilir. Hukuk mahkemesi kararları kural olarak kesinleşmeden de icra edilebilir; ancak kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Maddi anlamda kesin hüküm ancak şekli anlamda kesinleşmiş bir hükümden doğabilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 302–303, 350 ve 367

T

  • Usul ve Yargılama

    Tahkikat

    Hukuk davasındaki iddia ve savunmaların, uyuşmazlık konuları ve deliller üzerinden incelendiği aşamadır. Ceza soruşturmasıyla aynı işlem değildir; tanık dinlenmesi, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi ispat faaliyetleri bu aşamada yürütülebilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 143–146 ve 184

  • Usul ve Yargılama

    Tahkim

    Tahkim, tarafların doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklarını tahkim sözleşmesiyle devlet mahkemesi yerine hakem veya hakem kuruluna çözdürmesidir. HMK’daki tahkim hükümleri yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklara uygulanır; sözleşme yazılı yapılır, taşınmazlar üzerindeki ayni haklardan veya tarafların iradesine tabi olmayan işlerden doğan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Dava açılırsa karşı taraf cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunabilir; hakem kararına karşı yalnız, bildirimden itibaren bir ay içinde tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde kanunda sayılı sebeplerle iptal davası açılabilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 116–117, 407–413 ve 439

  • Usul ve Yargılama

    Takdiri Delil

    Takdiri delil, hâkimin kanuni bir bağlılık olmaksızın serbestçe değerlendirdiği delildir. Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir; tanık beyanı, bilirkişi raporu, keşif ve uzman görüşü bu niteliktedir. Senet, yemin ve kesin hüküm gibi kesin deliller ise kanunda öngörülen koşullarla hâkimi bağlar; mahkeme önünde ikrar edilen vakıalar da çekişmeli olmaktan çıktığından ayrıca ispat gerektirmez.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 188, 198, 204–205 ve 282

  • Usul ve Yargılama

    Tanık Delili

    Davada taraf olmayan kişinin uyuşmazlıkla ilgili bildiği olayları mahkemeye anlatmasıyla elde edilen delildir. Hangi olayın tanıkla ispatlanabileceği, tanıkların bildirilmesi ve dinlenmesi kanuni kurallara bağlıdır; her iddia için tanık anlatımı yeterli sayılmaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 240–265

  • Usul ve Yargılama

    Tanıma ve Tenfiz

    Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisi doğurması için tanınması, icra edilebilmesi için ise asliye mahkemesince tenfiz kararı verilmesidir. Tenfiz için kararın verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş olması, karşılıklılık bulunması, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmesi, kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve savunma hakkına uyulmuş olması aranır; tanımada karşılıklılık koşulu aranmaz. Yabancı boşanma kararları kanuni koşulları taşıyorsa dava açılmadan nüfus kütüğüne doğrudan tescil de edilebilir.

    İlgili mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 50–59 · 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m. 27/A

  • Usul ve Yargılama

    Taraf Değişikliği

    Taraf değişikliği, görülmekte olan bir davada davacı veya davalının yerine başka bir kişinin geçirilmesidir. İradi taraf değişikliği kural olarak karşı tarafın açık rızasıyla yapılabilir; maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan değişiklik talebini ise hâkim rıza aramadan kabul eder. Dava dilekçesinde taraf kabul edilebilir bir yanılgıyla yanlış veya eksik gösterilmişse hâkim değişikliğe rıza aramadan izin verebilir ve davadan çıkarılan, aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 124

  • Usul ve Yargılama

    Taraf Ehliyeti

    Bir kişinin hukuk davasında davacı veya davalı olarak yer alabilmesidir. Medeni haklardan yararlanma ehliyetiyle bağlantılıdır; davayı bizzat yürütebilme yeteneği olan dava ehliyetiyle aynı kavram değildir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 50–52

  • Usul ve Yargılama

    Taraflarca Getirilme İlkesi

    Taraflarca getirilme ilkesi, davanın dayandığı vakıaların ve bunları ispata yarayan delillerin taraflarca mahkemeye sunulması esasıdır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında hâkim, taraflarca ileri sürülmeyen vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz, bunları hatırlatacak davranışlarda bulunamaz ve kendiliğinden delil toplayamaz. Kanunun re'sen araştırma öngördüğü dava ve işler ile hâkime bilirkişi incelemesine veya keşfe kendiliğinden karar verme yetkisi tanıyan hükümler bu ilkenin istisnalarıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 25, 266 ve 288

  • Usul ve Yargılama

    Tasarruf İlkesi

    Tasarruf ilkesi, davanın açılması, konusunun belirlenmesi ve sona erdirilmesi konusunda tarafların söz sahibi olmasını ifade eden yargılama ilkesidir. Hâkim, taraflardan birinin talebi olmadan bir davayı kendiliğinden inceleyip karara bağlayamaz; kanunda açıkça öngörülmedikçe kimse kendi lehine dava açmaya zorlanamaz ve taraflar serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu üzerinde dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisini korur. Hâkimin talep sonucuyla bağlı olması ise ayrıca taleple bağlılık ilkesi olarak düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 24 ve 26

  • Usul ve Yargılama

    Tebellüğ

    Tebellüğ, tebliğ edilen belgenin muhatap veya kanunen onun yerine tebliğ yapılabilecek kişi tarafından teslim alınmasıdır. Muhatap adresinde bulunmazsa belge aynı konutta oturan kişilere, hizmetçiye veya işyerindeki daimi çalışanlara verilebilir; bu kişilerin görünüşe göre on sekiz yaşından küçük olmaması ve açıkça ehliyetsiz bulunmaması gerekir. Adreste kimse bulunmaz veya tebellüğden kaçınılırsa belge muhtara ya da kolluğa teslim edilir, ihbarname kapıya yapıştırılır ve bu tarih tebliğ tarihi sayılır.

    İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 16–22

  • Usul ve Yargılama

    Tebligat

    Tebligat, yargı mercileri, kamu idareleri, barolar ve noterler gibi kanunda sayılan mercilerin bir belgeyi Tebligat Kanunu’nda öngörülen usulle muhatabına bildirmesi ve bunun belgelenmesidir. Tebligat PTT veya memur aracılığıyla ya da Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yapılır; kamu kurumları, özel hukuk tüzel kişileri, avukatlar ve noterler gibi kişilere elektronik tebligat zorunludur ve belge elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Usule aykırı tebliğ muhatap öğrenmişse geçerli olur; olağan SMS veya e-posta bildirimi ise tebligat yerine geçmez.

    İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 1, 7/a, 10–11 ve 32

  • Usul ve Yargılama

    Tefhim

    Tefhim, mahkeme kararının duruşmada hazır bulunan ilgililere yüzlerine karşı açıklanmasıdır; hukuk yargılamasında hüküm, sonucu tutanağa geçirilip okunarak tefhim edilir ve yalnız hüküm sonucu tefhim edilmişse gerekçeli karar bir ay içinde yazılır. Süreler kural olarak tebliğden, kanunda öngörülen hâllerde tefhimden işler; hukukta istinaf ve temyiz süreleri ilamın tebliğiyle başlar. Ceza muhakemesinde de 7499 sayılı Kanunla istinaf ve temyiz süreleri gerekçeli hükmün tebliğine bağlanmış, hâkim ve mahkeme kararlarına itiraz süresi ise kararın öğrenilmesinden, hazır bulunan için açıklanmasından başlar.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 91, 294, 321, 345 ve 361 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 35, 268, 273 ve 291

  • Usul ve Yargılama

    Temyiz

    Temyiz, kanunun temyize açık saydığı kararların hukuka uygunluk yönünden denetlendiği kanun yoludur; adli yargıda Yargıtay, idari yargıda Danıştay tarafından yapılır. Hukuk yargılamasında bölge adliye mahkemesinin temyize açık nihai kararları ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlar tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz edilebilir ve temyiz kural olarak icrayı durdurmaz. HMK m.362’de sayılan ve temyiz sınırını aşmayan kararlar kesindir; 7589 sayılı Kanunla eklenen m.362/3, istinafı kabul ederek esas hakkında yeniden karar veren bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizini ayrıca düzenler.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 361–362 ve 367 · 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 154–155

  • Usul ve Yargılama

    Temyiz Sınırı

    Temyiz sınırı, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kararlarının temyiz edilebilmesi için miktar veya değerin aşması gereken, her yıl yeniden değerleme oranında artırılan parasal eşiktir; davanın açıldığı tarihteki sınırı geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesindir, kısmi davada sınır alacağın tamamına göre belirlenir. Anayasa Mahkemesinin 26/2/2026 tarihli, E.2026/49, K.2026/48 sayılı iptal kararının ardından 7589 sayılı Kanunla eklenen HMK m. 362/3’e göre istinafı kabul ederek esas hakkında yeniden verilen kararlar, kabul veya ret edilen kısım istinaf sınırını aşıyorsa temyiz edilebilir; ancak temyiz sınırının altındaki bu kararlarda ilk derece kararıyla fark istinaf sınırını geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Anayasa Mahkemesinin 8/10/2025 tarihli, E.2025/124, K.2025/203 sayılı iptal kararı uyarınca bu sınır, 20/10/2026’dan itibaren kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalarda uygulanmayacaktır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 362 ve ek m. 1

  • Usul ve Yargılama

    Tensip Zaptı

    Dava açıldıktan sonra mahkemenin dosya üzerinden aldığı ilk usul kararlarını gösteren tutanaktır. Dilekçelerin tebliği, süreler, avans yatırılması ve ön inceleme hazırlığı gibi hususlar burada düzenlenir. Kanunda bu adla ayrı bir kurum yoktur; uygulamada yargılamanın hazırlık aşamasını belgeleyen karardır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 122 ve 137

  • Usul ve Yargılama

    Terditli Dava

    Davacının bağlantılı taleplerini bir öncelik sırasına koyarak aynı davalıya karşı ileri sürdüğü davadır. Mahkeme asıl talebi esastan reddetmedikçe ona bağlı olarak sunulan sonraki talebi inceleyip karara bağlayamaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 111

  • Usul ve Yargılama

    Tespit Davası

    Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun, yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesini amaçlayan davadır. Kanuni istisnalar dışında güncel hukuki yarar gerekir; maddi olaylar tek başına bu davanın konusu yapılamaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 106

U

  • Usul ve Yargılama

    Usul Ekonomisi

    Davanın makul sürede, düzenli biçimde ve gereksiz masraf doğurmadan yürütülmesini amaçlayan ilkedir. İşlemleri hızlandırma amacı, tarafların açıklama ve ispat hakkının ortadan kaldırılmasını haklı kılmaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 27 ve 30

  • Usul ve Yargılama

    Usulsüz Tebligat

    Usulsüz tebligat, Tebligat Kanunu’nda öngörülen usule (muhatap, adres, tebellüğ edecek kişinin ehliyeti veya tebliğ mazbatası kuralları gibi) aykırı yapılan tebliğdir. Usule aykırı tebliğ de muhatap tebliğden haberdar olmuşsa geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Usulsüzlüğün hangi yolla ve ne zaman ileri sürüleceği işin türüne göre değişir; örneğin icra takibinde usulsüz tebligata karşı öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulur.

    İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 32 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 16

  • Usul ve Yargılama

    UYAP

    Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemidir. Güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir ve dava dosyaları incelenebilir; güvenli elektronik imzayla oluşturulan tutanak ve belgeler ayrıca fiziki olarak gönderilmez. Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 445

  • Usul ve Yargılama

    Uzman Görüşü

    Uzman görüşü, tarafların dava konusu olayla ilgili olarak kendi seçtikleri bir uzmandan aldıkları bilimsel mütalaadır ve mahkemenin atadığı bilirkişinin raporundan farklıdır. Yalnız bu mütalaayı almak için ayrıca süre istenemez. Hâkim, talep üzerine veya kendiliğinden uzmanın duruşmada dinlenmesine karar verebilir ve hâkim ile taraflar ona soru sorabilir; uzman geçerli bir özrü olmadan gelmezse raporu mahkemece değerlendirmeye alınmaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 293

V

  • Usul ve Yargılama

    Vekâlet Ücreti

    Vekâlet ücreti (avukatlık ücreti), avukatın hukuki yardımının karşılığı olan para veya değerdir. Avukat ile iş sahibi ücreti serbestçe kararlaştırabilir; ancak ücret avukatlık asgari ücret tarifesinin altında olamaz, dava değerinin yüzdesi olarak belirlenirse yüzde yirmi beşi aşamaz. Bundan ayrı olarak dava sonunda tarifeye göre karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti avukata aittir; iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.

    İlgili mevzuat: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 163–164 ve 168–169

  • Usul ve Yargılama

    Vekâletname

    Bir kişinin başka birine kendisini temsil etme yetkisi verdiğini gösteren belgedir. Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde noterce onaylanan ya da düzenlenen vekâletnamenin aslını veya kendisince onaylanmış örneğini dosyaya sunmak zorundadır; kamu kurum ve kuruluşlarının avukatları için yetkili amirlerince verilen temsil belgeleri yeterlidir. Sulh, feragat, kabul ve ibra gibi bazı işlemler için vekâletnamede özel yetki bulunması gerekir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 74 ve 76

  • Usul ve Yargılama

    Vekâletten İstifa

    Vekâletten istifa, vekilin üstlendiği vekâlet görevini tek taraflı olarak sona erdirmesidir. İstifanın mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm doğurması için dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerekiyorsa tebligat giderinin peşin ödenmesi gerekir. HMK’ya göre istifa eden vekilin görevi istifanın müvekkile tebliğinden itibaren iki hafta, Avukatlık Kanunu’na göre avukatın görevi durumun müvekkile tebliğinden itibaren on beş gün devam eder; uygun olmayan zamanda istifa eden, müvekkilin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 81–82 · 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 41 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 512

Y

  • Usul ve Yargılama

    Yargı Yeri Belirlenmesi

    Yargı yeri belirlenmesi, davaya bakacak mahkemenin üst mahkemece tayin edilmesini sağlayan usul yoludur. Görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına engel çıkması, iki mahkeme arasında yargı çevresi sınırı konusunda tereddüt doğması, iki mahkemenin de görevsizlik kararı vermesi veya kesin yetki hâllerinde iki mahkemenin de yetkisizlik kararı vermesi ve bu kararların kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi hâllerinde başvurulur. İlk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemesi, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtay dosya üzerinden karar verebilir; bu karar davaya sonra bakacak mahkemeyi bağlar.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 21–23

  • Usul ve Yargılama

    Yargı Yolu İtirazı

    Yargı yolu itirazı, davanın açıldığı yargı kolunda görülemeyeceğinin, uyuşmazlığın diğer yargı kolunun (adli veya idari yargı) görev alanına girdiğinin ileri sürülmesidir. Yargı yolunun caiz olması dava şartı olduğundan mahkeme bunu davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, taraflar da her zaman ileri sürebilir; eksiklik saptanırsa dava usulden reddedilir. Adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını Uyuşmazlık Mahkemesi kesin olarak çözer.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114/1-b ve 115 · 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 158

  • Usul ve Yargılama

    Yargılama Giderleri

    Yargılama giderleri, dava nedeniyle yapılan ve kanunda sayılan giderlerdir. Başvurma, karar ve ilam harçları; tebligat ve posta giderleri; dosya ve evrak giderleri; geçici hukuki koruma tedbirleri ile protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname giderleri; keşif giderleri; tanık ve bilirkişiye ödenen ücretler; resmî belge giderleri ve vekille takip edilen davalarda tarifeye göre takdir edilen vekâlet ücreti bu kapsamdadır. Kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 323 ve 326

  • Usul ve Yargılama

    Yargılamanın İadesi (Hukuk Muhakemesi)

    Kesin hükmün kanunda sınırlı biçimde sayılan ağır sebeplerle yeniden incelenmesini sağlayan olağanüstü başvuru yoludur. Karardan memnun olmamak veya daha önce ileri sürülebilecek sıradan bir itirazı tekrarlamak tek başına yeterli değildir. Ceza muhakemesindeki karşılığı yargılamanın yenilenmesidir (CMK m. 311 vd.).

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 374–381

  • Usul ve Yargılama

    Yargıtay

    Adli yargıda son inceleme merciidir; kararları hukuka uygunluk yönünden denetler. Daireler ve Hukuk-Ceza Genel Kurulları biçiminde çalışır. İçtihadı birleştirme kararları benzer uyuşmazlıklarda bağlayıcıdır.

    İlgili mevzuat: 2797 sayılı Yargıtay Kanunu, m. 1, 15–16 ve 45 · 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 154

  • Usul ve Yargılama

    Yazılı Yargılama Usulü

    Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde uygulanan genel yargılama usulüdür. Dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap olmak üzere dört dilekçe aşaması bulunur. Ön inceleme ve tahkikat aşamaları ayrıca düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 118–186

  • Usul ve Yargılama

    Yemin Delili

    Yemin delili, davanın çözümü için önemli, çekişmeli ve kişinin kendisinden kaynaklanan (bilgisi dâhilindeki) bir vakıanın, bir tarafın teklifi üzerine diğer tarafın mahkeme huzurunda edeceği yeminle ispatıdır. Tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, geçerliliği için iki tarafın iradesinin yetmediği işlemler ve yemin edenin namus ve onurunu etkileyecek ya da onu ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamaz. Teklif edilen taraf yemini eda eder ya da vakıa yalnız kendi şahsından kaynaklanmıyorsa iade eder; özürsüz gelmez, iade etmez veya kaçınırsa vakıayı ikrar etmiş, yemin kendisine iade edilen kaçınırsa vakıa ispat edilememiş sayılır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 225–239

  • Usul ve Yargılama

    Yetki İtirazı

    Yetki itirazı, davanın yer bakımından yetkili olmayan mahkemede açıldığının ileri sürülmesidir. Kesin yetki hâllerinde mahkeme yetkisini davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırır ve taraflar yetkisizliği her zaman ileri sürebilir. Kesin olmayan yetkide ise itiraz, ilk itiraz olarak cevap dilekçesinde ileri sürülmeli ve itiraz eden yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiğini bildirmelidir; aksi hâlde itiraz dikkate alınmaz. Süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 19 ve 116–117

  • Usul ve Yargılama

    Yetkili Mahkeme

    Davaya hangi yerdeki mahkemenin bakabileceğini ifade eder. Genel yetki kuralı yanında uyuşmazlığa özgü seçenekler ve kesin yetki kuralları bulunabilir; görevli mahkemenin türü ile yetkili mahkemenin yeri ayrı sorulardır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 5–19

Sayfa 3 / 3 · 101–149 / 149 terim

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page