Kira ve Borçlar Hukuku Terimleri — Sayfa 3
Terim listesine geç (120 terim) ↓
1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.
Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.
Kira ve Borçlar Hukuku Terimleri
Sayfa 3 / 3 · 101–120 / 120 terim
T
Kira ve Borçlar Hukuku
Takas
Tarafların birbirinden olan, kanuni koşulları taşıyan alacaklarının daha az olan tutar ölçüsünde sona erdirilmesidir. Genel olarak aynı tür ve muaccel edimler arasında takas beyanıyla sonuç doğurur. Her alacak takasa elverişli değildir; kanuni yasak ve sınırlamalar vardır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 139–145
Kira ve Borçlar Hukuku
Tecdit (Yenileme)
Mevcut borcun ortadan kaldırılarak yerine yeni bir borç kurulmasıdır. Yenileme iradesinin açıkça anlaşılması gerekir; yalnızca yeni senet düzenlenmesi veya hesabın güncellenmesi tek başına yenileme sayılmaz. Yenileme ile eski borca bağlı fer’i haklar kural olarak sona erer.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 133–134
Kira ve Borçlar Hukuku
Tehlike Sorumluluğu
Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğması hâlinde işletme sahibinin ve varsa işletenin kusuru aranmaksızın sorumlu tutulmasıdır. Sorumluluk müteselsildir; işletmenin gerekli tüm özenin gösterilmiş olması sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Bir işletmenin bu nitelikte olup olmadığı, faaliyette kullanılan malzeme, araç ve güçler göz önünde tutularak belirlenir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 71
Kira ve Borçlar Hukuku
Temerrüt Faizi
Temerrüt faizi, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun gecikilen süre için ödemekle yükümlü olduğu faizdir. Oran sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihteki mevzuata göre belirlenir; bu durumda akdi faiz oranı daha yüksekse temerrüt faizi ondan az olamaz. 31/7/2026’dan itibaren kanuni faiz, Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden uygulanır; ticari işlerde Merkez Bankası kısa vadeli avans faiz oranı daha yüksekse bu oran istenebilir. Ticari olmayan işlerde sözleşmeyle kararlaştırılan temerrüt faizi kanuni oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 117–121 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 1–2 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 8
Kira ve Borçlar Hukuku
Temsil
Bir kişinin yetkisi içinde başkası adına ve hesabına hukuki işlem yapmasıdır. Doğrudan temsil koşulları varsa işlemin sonuçları temsil olunana ait olur. Temsil yetkisi, iç ilişkideki vekâlet sözleşmesiyle her zaman aynı kapsamda değildir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 40–48
Kira ve Borçlar Hukuku
Tüketim Ödüncü
Para veya tüketilebilen bir şeyin mülkiyetinin, aynı nitelik ve miktarda geri verilmek üzere devredilmesidir. Kullanım ödüncünden farklı olarak aynı nesnenin geri verilmesi gerekmez. Faiz borcu ve geri ödeme koşulları ilişkinin niteliğine ve sözleşmeye göre incelenir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 386–392
Ü
Kira ve Borçlar Hukuku
Ürün Kirası
Ürün kirası, kiraya verenin, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerinin devşirilmesini bedel karşılığında kiracıya bırakmayı üstlendiği sözleşmedir. Kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak kararlaştırıldığı türüne ürüne katılmalı kira denir. Kiracı kiralananı özgülendiği amaca uygun ve iyi biçimde işletmek, ürün vermeye elverişli durumda tutmak ve bakımını sağlamakla yükümlüdür; özel hüküm bulunmayan konularda kira sözleşmesinin genel hükümleri uygulanır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 357–359 ve 364–365
V
Kira ve Borçlar Hukuku
Vekâlet Sözleşmesi
Vekilin, vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Sadakat, özen, talimata uyma ve hesap verme yükümlülükleri bulunur. Sözleşme tek başına her türlü temsil yetkisini veya istenen sonucun kesin gerçekleşmesini sağlamaz.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 502–506 ve 508
Kira ve Borçlar Hukuku
Vekâletsiz İş Görme
Vekâletsiz iş görme, bir kimsenin vekâleti olmaksızın başkasının hesabına iş görmesidir; iş gören, işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlü olup her türlü ihmalinden sorumludur. İş sahibinin menfaatine yapılmışsa iş sahibi, zorunlu ve yararlı masrafları faiziyle ödemek, iş görenin üstlendiği borçları ifa etmek ve hâkimin takdir edeceği zararı gidermekle yükümlüdür. Hukuka ve ahlaka aykırı olmayan bir yasağa rağmen iş görülmüşse iş gören beklenmedik hâlden de sorumlu olur; iş, iş görenin menfaatine yapılmışsa iş sahibi elde edilen faydaları isteyebilir, masrafları ise yalnız zenginleştiği ölçüde öder.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 526–531
Y
Kira ve Borçlar Hukuku
Yanılma
Kişinin sözleşme kurarken iradesini etkileyen yanlış değerlendirmesidir. Her yanılma sözleşmeyle bağlılığı ortadan kaldırmaz; kanunda aranan esaslılık koşulları önem taşır. Bildirim, süre ve karşı tarafın zararına ilişkin sonuçlar ayrıca değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 30–35 ve 39
Kira ve Borçlar Hukuku
Yapı Malikinin Sorumluluğu
Bir bina veya yapı eserinin yapım bozukluğu ya da bakım eksikliğinden doğan zararın malik tarafından giderilmesine ilişkin sorumluluktur. Kişisel kusurdan ayrı kanuni koşullara dayanır. İntifa veya oturma hakkı sahibinin bakım eksikliğine ilişkin sorumluluğu da ayrıca düzenlenmiştir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 69–70
Kira ve Borçlar Hukuku
Yeni Malikin Gereksinimi
Yeni malikin gereksinimi, kiralananı sonradan edinen kişinin, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri olarak kullanma zorunluluğu bulunması nedeniyle kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirebilmesidir. Yeni malik, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirirse davayı altı ay sonra açabilir; dilerse bu hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı davayla da kullanabilir. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 351 · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/B
Kira ve Borçlar Hukuku
Yeniden İnşa ve İmar Nedeniyle Tahliye
Yeniden inşa ve imar nedeniyle tahliye, kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli olup bu işler sırasında kullanımı imkânsız olduğunda kiraya verenin kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirmesidir. Dava, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonundan, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih dönemi ve bildirim süresine göre belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılmalı ve öncesinde arabulucuya başvurulmalıdır. Boşaltılan taşınmaz haklı sebep olmadıkça üç yıl eski hâliyle başkasına kiralanamaz; eski kiracının yeni durumdaki taşınmazı kiralamada öncelik hakkı vardır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 350 ve 355 · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/B
Kira ve Borçlar Hukuku
Yeniden Kiralama Yasağı
Yeniden kiralama yasağı, konut ve çatılı işyeri kiralarında gereksinim veya yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılan kiralananın, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamamasıdır. Gereksinim nedeniyle boşaltılan yer bu sürede yalnız eski kiracıya kiralanabilir; yeniden inşa ve imar hâlinde taşınmaz eski hâliyle başkasına kiralanamaz ve eski kiracının, yazılı bildirimden itibaren bir ay içinde kullanacağı, yeni durum ve bedelle kiralamada öncelik hakkı vardır. Aykırılık hâlinde kiraya veren, eski kiracıya son kira yılında ödenen bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat öder.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 355
Kira ve Borçlar Hukuku
Yetkisiz Temsil
Kişinin temsil yetkisi bulunmadan veya yetkisini aşarak başkası adına işlem yapmasıdır. İşlem, temsil olunanın onamasıyla onu bağlayabilir. Onama olmazsa karşı tarafın hakları ve yetkisiz temsilcinin sorumluluğu kanuni koşullara göre belirlenir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 46–48
Kira ve Borçlar Hukuku
Yokluk
Bir işlemin kurucu unsurlarının bulunmaması nedeniyle hiç doğmamış sayılmasıdır. Yok hükmündeki işlem, hiçbir sonuç doğurmaz ve herkes tarafından ileri sürülebilir. Kesin hükümsüzlükten farkı, işlemin hiç kurulmamış olmasıdır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 1 ve 27
Z
Kira ve Borçlar Hukuku
Zamanaşımı
Özel hukuk alacağında kanuni süre geçtikten sonra borçlunun, zamanaşımı def’ini ileri sürerek ifadan kaçınabilmesine imkân veren kurumdur. Alacak kendiliğinden yok olmaz; hâkim kural olarak zamanaşımını kendiliğinden gözetmez. Durma, kesilme ve özel süre hükümleri ayrıca incelenir. Ceza hukukundaki dava ve ceza zamanaşımı farklıdır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 146–161
Kira ve Borçlar Hukuku
Zamanaşımının Durması
Kanunda sayılan sebeplerin varlığı süresince zamanaşımının işlememesidir. Evlilik devam ettiği sürece eşler arasındaki alacaklar bu kapsamdadır. Sebep ortadan kalkınca süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 153
Kira ve Borçlar Hukuku
Zamanaşımının Kesilmesi
Zamanaşımının kesilmesi, kanunda sayılan bir olayla o ana kadar işlemiş sürenin hükümsüz kalması ve yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Borçlunun borcu ikrar etmesi (faiz ödemesi, kısmen ifa, rehin veya kefil göstermesi gibi) ya da alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibi yapması veya iflas masasına başvurması zamanaşımını keser. Borç senetle ikrar edilmiş veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır. Müteselsil borçlulardan birine ya da asıl borçluya karşı kesilme diğerlerine ve kefile de etki eder; kefile karşı kesilme asıl borçluya etki etmez.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 154–157
Kira ve Borçlar Hukuku
Zapttan Sorumluluk
Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak nedeniyle satılanın tamamı veya bir kısmı üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alındığında satıcının alıcıya karşı sorumlu olmasıdır. Alıcı bu tehlikeyi sözleşme sırasında biliyorsa satıcı ayrıca üstlenmedikçe sorumlu olmaz; satıcı üçüncü kişinin hakkını gizlemişse sorumluluğu kaldıran anlaşma kesin hükümsüzdür. Tam zaptta sözleşme kendiliğinden sona erer ve alıcı ödediği bedelin faiziyle iadesini, giderlerini ve zararlarını isteyebilir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 214–218
Sayfa 3 / 3 · 101–120 / 120 terim
Kaynaklar ve Güncellik
Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar