A Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri
Terim listesine geç (81 terim) ↓
1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.
Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.
A Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri
Sayfa 1 / 2 · 1–50 / 81 terim
A
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Abonelik Sözleşmesi
Abonelik sözleşmesi, tüketicinin belirli bir mal veya hizmeti sürekli ya da düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmedir. Yazılı veya mesafeli kurulan sözleşmenin bir nüshası kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısıyla tüketiciye verilir; belirli süreli sözleşmelere kendiliğinden uzama hükmü konulamaz, uzatma ancak tüketicinin talebi veya onayıyla olur. Belirsiz süreli veya bir yıldan uzun süreli aboneliklerde tüketici, istediği zaman gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden sözleşmeyi feshedebilir.
İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 52
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Abonelik Sözleşmesinin Feshi
Abonelik sözleşmesinin feshi, tüketicinin belirsiz süreli veya süresi bir yıldan uzun abonelik sözleşmesini istediği zaman, gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden sona erdirebilmesidir; süresi bir yıldan kısa sözleşmelerde satıcı veya sağlayıcı koşulları değiştirirse de fesih mümkündür. Fesih bildiriminin kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısıyla yöneltilmesi yeterlidir ve satıcı, sözleşmenin kurulduğu yöntemden daha ağır bir fesih yöntemi belirleyemez. Aboneliği yönetmelikteki süreler içinde sona erdirmeyen satıcı bu sürelerden sonrası için bedel isteyemez; peşin ödenen ücretin kalan kısmı on beş gün içinde kesintisiz iade edilir.
İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 52
Kamu ve Vergi Hukuku
Acele Kamulaştırma
Kanundaki özel hâllerde, kıymet takdiri dışındaki kamulaştırma işlemleri daha sonra tamamlanmak üzere, mahkemece yedi gün içinde tespit edilen değerin idarece mal sahibi adına bankaya yatırılmasıyla taşınmaza erken el konulmasını sağlayan usuldür. Olağan kamulaştırmanın yerine kullanılabilecek sınırsız bir yetki değildir. Acele el koyma, tüm kamulaştırma sürecinin tamamlandığı anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m. 27
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Acente
Acente, ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletme çalışanı gibi işletmeye bağlı bir konumu olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölgede sürekli olarak bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi ya da bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kişidir. Acente, müvekkili adına sözleşme yapabilmek için özel ve yazılı yetki almalıdır; bu yetki belgesi acente tarafından tescil ve ilan ettirilir. Taşıma, deniz ticareti, sigorta ve turizm gibi alanlardaki özel düzenlemeler saklıdır.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 102 ve 107
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Acentelik Sözleşmesi
Bir kişinin, bağımsız biçimde ve belirli bir yer veya bölgede sürekli olarak bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Acentenin denkleştirme ve ücret hakları Kanunda düzenlenmiştir. Sözleşmenin sona ermesi hâlinde denkleştirme istemi gündeme gelebilir.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 102–123
İcra ve İflas
Açık Artırma (İhale)
Açık artırma, haczedilen malın paraya çevrilmesi için elektronik satış portalında teklif alınarak yapılan satış usulü; ihale ise malın şartları sağlayan en yüksek teklif sahibine bırakılmasıdır. Artırmaların gün ve saat aralığı en az on beş gün önce ilan edilir; katılım için kural olarak muhammen kıymetin yüzde onu teminat gerekir, teklif ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile rüçhanlı alacaklar toplamından yüksek olanı ve masrafları aşmalıdır. 7589 sayılı Kanunla, tamamı miras yoluyla edinilen ve mirasçılar dışında maliki olmayan taşınmazda ortaklığın giderilmesi için birinci artırma bir defaya mahsus yalnız malik mirasçılar arasında yapılır ve teklifin muhammen kıymeti aşması gerekir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 111/b, 114–115, 126 ve 129
Ceza ve İnfaz
Açık Ceza İnfaz Kurumu
Hükümlülerin iyileştirilmesinde çalıştırılma ve meslek edindirmeye öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenliğin kurum görevlilerinin gözetim ve denetimiyle sağlandığı ceza infaz kurumudur. Terör, örgüt ve cinsel dokunulmazlık suçları gibi istisnalar dışında kasıtlı suçlardan toplam üç yıl, taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az hapis cezası alanlar, adli para cezası hapse çevrilenler ve tazyik hapsindekiler doğrudan bu kurumlara alınır; diğerlerinin açık kuruma ayrılmasına idare ve gözlem kurulunca karar verilir.
İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 14
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Açık Rıza
Belirli bir veri işleme konusuna ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgürce açıklanan onaydır. Veri işlemenin kanundaki hukuki dayanaklarından biridir. Başka bir kanuni işleme şartı bulunduğunda her işlem için ayrıca rıza aranacağı varsayılmaz.
İlgili mevzuat: 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 3 ve 5–6
Kira ve Borçlar Hukuku
Adam Çalıştıranın Sorumluluğu
Çalışanın kendisine verilen işi yaparken başkasına verdiği zararın, kanuni koşullarla çalıştırana yükletilmesidir. Seçim, talimat, gözetim ve işletme düzeni yönünden gerekli özen değerlendirilir. Çalışanın her özel davranışı sırf iş ilişkisi var diye bu kapsama girmez.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 66
Aile ve Kişiler Hukuku
Adın Değiştirilmesi
Kişinin adının, haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenmesi üzerine mahkeme kararıyla değiştirilmesidir. Karar nüfus siciline kaydedilir; ad değişmekle kişisel durum değişmez. Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. Tescil sırasında yapılan maddi hataların nüfus müdürlüğünce düzeltilmesi bu kurumdan ayrıdır.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 27 · 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m. 35
Aile ve Kişiler Hukuku
Adın Korunması
Kişinin adı üzerindeki hakkının hukuken korunmasıdır. Adının kullanılması çekişmeli olan kişi hakkının tespitini dava edebilir; adı haksız kullanılan kişi bu kullanıma son verilmesini, kullanan kusurluysa maddi zararının giderilmesini ve haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir. Adın haklı sebeple mahkeme kararıyla değiştirilmesi ayrı bir kurumdur.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 26
Kira ve Borçlar Hukuku
Adi Kefalet
Adi kefalet, alacaklının kural olarak asıl borçluya başvurmadıkça kefili takip edemediği kefalet türüdür. Borçlu aleyhine yapılan takip kesin aciz belgesiyle sonuçlanmışsa, borçlu aleyhine Türkiye’de takip imkânsızlaşmış veya önemli ölçüde güçleşmişse, borçlunun iflasına karar verilmişse ya da borçluya konkordato mehli verilmişse alacaklı doğrudan kefile başvurabilir. Alacak rehinle de güvence altına alınmışsa kefil, iflas ve konkordato mehli hâlleri dışında alacağın önce rehinden alınmasını isteyebilir. Sözleşme, yazılı yapılmadıkça ve azami miktar ile kefalet tarihi kefilin el yazısıyla belirtilmedikçe geçerli olmaz.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 583 ve 585
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Adi Ortaklık
İki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Kanunla düzenlenmiş ortaklık türlerinin ayırt edici niteliklerini taşımayan ortaklıklar adi ortaklık sayılır. Tüzel kişiliği yoktur; ortaklar kural olarak müteselsilen sorumludur.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 620–645
Ceza ve İnfaz
Adli Arama
Şüpheli veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin bulunması amacıyla kişi, eşya veya yerde yapılan koruma tedbiridir. Aramanın yeri ve aciliyeti, karar verecek makamı ve uygulanacak güvenceleri etkiler. Suç önlemeye yönelik idari aramayla aynı koşullara tabi değildir.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 116–119
Ceza ve İnfaz
Adli Kolluk
Emniyet, jandarma, sahil güvenlik ve gümrük muhafaza teşkilatlarında, kendi kanunlarına göre soruşturma işlemlerini yürüten güvenlik görevlileridir. Soruşturma işlemleri Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adli kolluğa yaptırılır ve adli kolluk savcının adli görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir; adli görevler dışında kendi üstlerinin emrindedir. Gerektiğinde veya savcının talebi üzerine diğer kolluk birimleri de adli kolluk görevi yapar.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 164–165
Ceza ve İnfaz
Adli Kontrol
Kanuni koşullarda tutuklama yerine uygulanabilen; yurt dışına çıkamama veya belirli yerlere düzenli başvurma gibi yükümlülükler içeren koruma tedbiridir. Hangi yükümlülüğün, ne kadar süreyle uygulanacağına yargısal karar verilir. Mahkûmiyet sonrası denetimli serbestlikle aynı değildir.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 109–110
Ceza ve İnfaz
Adli Para Cezası
Hâkimin belirlediği tam gün sayısının bir gün karşılığı tutarla çarpılması sonucu bulunan ve Devlet Hazinesine ödenen ceza türüdür. TCK m. 52’de gün sayısı kural olarak 5–730, günlük tutar 100–500 TL aralığındadır. Günlük tutardaki 1 Haziran 2024 değişikliği nedeniyle önceki tarihli suçlarda lehe kanun karşılaştırması ayrıca yapılır; bugünkü tutar her eski dosyaya doğrudan uygulanmaz.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 7 ve 52
Ceza ve İnfaz
Adli Sicil Kaydı
Adli sicil kaydı, Türk mahkemelerince vatandaş veya yabancı hakkında verilip kesinleşen mahkûmiyet hükümleri ile bunlara bağlı koşullu salıverilme, erteleme ve denetim süresi, adli para cezasının infazı, hak yoksunluğu, af ve ceza zamanaşımı gibi bilgilerin tutulduğu resmî kayıttır. Disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyetler, disiplin veya tazyik hapsi ile idari para cezası kararları kaydedilmez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ise yalnız bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenmesi hâlinde verilmek üzere ayrıca kaydedilir.
İlgili mevzuat: 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu, m. 4–6 ve 9
Ceza ve İnfaz
Adli Sicil Kaydının Silinmesi
Adli sicildeki bilgilerin; cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması ya da genel af hâllerinde sicilden çıkarılarak arşiv kaydına alınmasıdır. Bu hâllerde kayıt kural olarak yok edilmez, arşivde kanunda öngörülen süre kadar tutulur. İlgilinin ölümünde, fiilin suç olmaktan çıkarılmasında, kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleştiğinde ve akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirinin infazı tamamlandığında ise kayıtlar tamamen silinir.
İlgili mevzuat: 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu, m. 9 ve 12
Ceza ve İnfaz
Adli Süreçteki Çocuk
Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da bu fiil nedeniyle hakkında güvenlik tedbirine karar verilen, on sekiz yaşını doldurmamış kişidir. Çocuk Koruma Kanunundaki "suça sürüklenen çocuk" ifadesi, 2026 yılında 7593 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle bu terimle değiştirilmiştir. Hakkında kovuşturma başlatılmamış adli süreçteki çocuklar için tedbir kararlarını çocuk hâkimi verir; ceza sorumluluğu ise fiilin işlendiği sıradaki yaşa göre Türk Ceza Kanununda ayrıca düzenlenir.
İlgili mevzuat: 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, m. 3 · 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 31
Usul ve Yargılama
Adli Tatil
Hukuk yargısında 20 Temmuz–31 Ağustos arasındaki dönemdir. HMK’de sayılan dava ve işler bu dönemde görülmeye devam eder. Adli tatile tabi dava ve işlerde, HMK’nin belirlediği bir sürenin sonu tatile rastlarsa süre tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılır. Ceza ve idari yargının süre kuralları ayrıca değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 102–104
Usul ve Yargılama
Adli Tatilde Görülecek İşler
Adli tatil süresince (20 Temmuz–31 Ağustos) görülmeye devam eden ve HMK’de sınırlı olarak sayılan dava ve işlerdir. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici hukuki korumalar, nafaka, soybağı, velayet ve vesayet işleri, işçilerin iş sözleşmesinden doğan davaları, iflas ve konkordato işleri, çekişmesiz yargı işleri ile kanunda veya mahkemece ivedi sayılan işler bu kapsamdadır. Diğer dava ve işlerde süreler adli tatilde durmaz; HMK’de belirlenen bir sürenin sonu tatile rastlarsa süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 102–104
Usul ve Yargılama
Adli Yardım
Gerekli giderleri kendisi ve ailesinin geçimini ciddi biçimde zorlaştırmadan karşılayamayan kişiye, kanuni koşullarla sağlanan yargısal destektir. Giderlerden geçici muafiyet ve gerektiğinde avukat görevlendirilmesi gibi sonuçları olabilir; talebin açıkça dayanaktan yoksun olmaması da değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 334–340
Usul ve Yargılama
Ahzukabz
Vekilin, müvekkili adına para, mal veya belge teslim alma ve karşılığında makbuz verme (tahsil) yetkisidir. HMK ve TBK’de özel yetki gerektiren işler arasında sayılmamıştır. HMK m. 73’e göre davaya vekâlet, Kanun gereği yargılama giderlerinin tahsilini ve buna ilişkin makbuz verilmesini kapsar ve bu yetkiyi kısıtlayan işlemler karşı taraf yönünden geçersizdir; diğer tahsil işlemlerinde yetkinin varlığı vekâletnamenin içeriğine ve görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Karşı tarafı ibra etme yetkisi ise ancak açıkça verilmişse kullanılabilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 73 ve 74 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 504
Aile ve Kişiler Hukuku
Aile Konutu
Ailenin ortak yaşamını sürdürmek üzere kullandığı konuttur. Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadıkça aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz; rızayı sağlayamayan veya haklı sebep olmaksızın kendisine rıza verilmeyen eş hâkimin müdahalesini isteyebilir. Malik olmayan eş tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini isteyebilir; konut kiralanmışsa sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana bildirimle sözleşmenin tarafı olur.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 194
Aile ve Kişiler Hukuku
Aile Konutu Şerhi
Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eşin istemiyle, taşınmazın aile konutu olduğunun tapu kütüğüne şerh verilmesidir. Şerh tapu müdürlüğünden istenir; 6284 sayılı Kanun kapsamında korunan kişinin talebi üzerine hâkim tarafından da konulabilir. Malik eşin, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu devredememesi veya üzerindeki hakları sınırlayamaması şerhe bağlı olmayıp doğrudan kanundan doğar; şerh bu niteliği tapu kaydında gösterir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 194 · 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, m. 4
Aile ve Kişiler Hukuku
Aile Mahkemesi
Türk Medeni Kanununun İkinci Kitabı (vesayete ilişkin Üçüncü Kısım hariç) ile 4722 sayılı Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlere ve aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine bakan, tek hâkimli ve asliye derecesindeki özel mahkemedir. Boşanma, nafaka, velayet, mal rejimi ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler görev alanındadır; vesayet işleri ise vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi ile denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesince yürütülür. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu dava ve işlere, bu amaçla belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar.
İlgili mevzuat: 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 2 ve 4 · 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, m. 2 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 397
Ceza ve İnfaz
Akıl Hastalığı (Ceza Sorumluluğu)
Akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye ceza verilmemesi ve hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesidir. Yeteneği bu derecede olmamakla birlikte azalmış kişiye ağırlaştırılmış müebbet yerine yirmi beş, müebbet yerine yirmi yıl hapis verilir, diğer cezalar altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir ve 7571 sayılı Kanunla değişik hüküm uyarınca ayrıca güvenlik tedbirine hükmolunur. Ağır suçlarda ceza verilmeyen kişinin kurumda kalacağı asgari süreler kanunda gösterilmiştir.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 32 ve 57
Aile ve Kişiler Hukuku
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma
Eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi durumunda, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi koşuluyla diğer eşin dayanabildiği özel boşanma sebebidir. Bir tanı konulması tek başına boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir; iyileşme olanağı bulunan bir hastalık bu sebebe dayanak oluşturmaz.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 165
Kira ve Borçlar Hukuku
Alacağın Devri
Alacaklının, alacak hakkını başka bir kişiye geçirmesidir. Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel değilse borçlunun rızası aranmadan yapılabilir. Sözleşmesel devrin yazılı şekli ve borçlunun savunmalarını koruyan hükümler önemlidir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 183–194
İcra ve İflas
Alacaklılar Toplantısı
Alacaklılar toplantısı, adi tasfiye usulüyle yürütülen iflasta alacaklıların masanın yönetimi ve tasfiyesine ilişkin kararları aldığı toplantıdır. İlk toplantı iflas ilanından itibaren en geç on gün içinde yapılır; bilinen alacakların en az dörtte biri temsil edilirse (katılanlar beş kişiden azsa alacak tutarının yarısı) nisap oluşur, kararlar alacak tutarı çoğunluğuyla alınır ve iflas idaresi adayları bu toplantıda gösterilir. Toplantı yapılamaz veya nisap oluşmazsa masayı ikinci toplantıya kadar iflas dairesi yönetir; ikinci toplantıya alacakları kabul edilen alacaklılar en az yirmi gün önce ilanla çağrılır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 219, 221–223 ve 237
Kira ve Borçlar Hukuku
Alacaklının Temerrüdü
Alacaklının temerrüdü, kendisine gereği gibi önerilen edimi haklı bir sebep olmaksızın kabul etmeyen veya borcun ifası için yapması gereken hazırlık fiillerinden kaçınan alacaklının düştüğü durumdur. Bir şeyin teslimine ilişkin borçlarda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere şeyi hâkimin belirlediği yere tevdi ederek, tevdie elverişli olmayan şeyi ise hâkimin izniyle sattırıp bedelini tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Diğer edimlerde borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir. Müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüt diğerlerine de etkilidir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 106–111
İcra ve İflas
Alacaklıyı Zarara Sokmak Kastıyla Mal Kaçırma
Alacaklıyı zarara sokmak kastıyla mal kaçırma, borçlunun haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde, alacaklısını zarara uğratmak amacıyla mallarını elden çıkarması, yok etmesi, değerini düşürmesi, gizleyerek muvazaa yoluyla başkasına geçirmesi ya da gerçek olmayan borç ikrar etmesiyle mevcudunu yapay olarak azaltmasıdır. Alacaklı aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispatlarsa altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası verilir; iflas ve konkordato süreçleriyle bağlantılı fiiller de kapsamdadır. Suç şikâyete bağlıdır; şikâyet, öğrenmeden itibaren üç ay ve her hâlde fiilden itibaren bir yıl içinde icra mahkemesine yapılır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 331 ve 346–347
Kira ve Borçlar Hukuku
Aldatma
Bir kişinin yanıltıcı davranışlarla sözleşme yapmaya yöneltilmesidir. Karşı tarafın aldatması ile üçüncü kişinin aldatmasının sonuçları farklı koşullara bağlı olabilir. Aldatılanın sözleşmeyle bağlı olmama hakkı ve zarar talebi ayrı ayrı incelenir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 36 ve 39
Usul ve Yargılama
Aleniyet İlkesi
Mahkemelerde duruşmaların herkese açık yapılmasını ve kararların alenî olarak bildirilmesini öngören yargılama ilkesidir. Duruşmanın bir kısmının veya tamamının gizli (kapalı) yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, ilgilinin talebi üzerine veya resen karar verilebilir. Gizli yapılan duruşmada da hüküm açık olarak bildirilir; küçüklerin yargılanmasına ilişkin özel kurallar saklıdır.
İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 141 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 28 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 182
Miras ve Eşya Hukuku
Alım ve Geri Alım Hakkı
Alım hakkı, hak sahibine belirli bir taşınmazı tek taraflı irade beyanıyla satın alma; geri alım hakkı ise satıcıya sattığı taşınmazı aynı yolla geri alma yetkisi veren, sözleşmeden doğan haklardır. Alım ve geri alım sözleşmeleri resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz; bu haklar en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilir ve aksine anlaşma yoksa devredilemez, ancak mirasçılara geçer. Tapu kütüğüne şerh verilen hak, şerhte belirtilen süre içinde her malike karşı kullanılabilir; şerhin etkisi her durumda şerh tarihinden itibaren on yıl geçmekle sona erer.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 736 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 237–239
Kamu ve Vergi Hukuku
Alkollü Araç Kullanma
Sürücünün alkollü veya uyuşturucu ya da uyarıcı madde almış olarak karayolunda araç kullanmasının yasaklanmasıdır. Hususi otomobil sürücüleri için 0,50, diğer araç sürücüleri için 0,20 promilin üzerindeki alkol tespitinde idari para cezası uygulanır ve sürücü belgesi ilk seferde altı ay, beş yıl içindeki tekrarlarda iki ve beş yıl süreyle geri alınır. İki yıllık aday sürücülük süresinde ise araç cinsine bakılmaksızın 0,20 promilin aşılması aday sürücü belgesinin iptaline yol açar. 1,00 promilin üzerinde alkollü araç kullanmak ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturur; ölçüm yaptırmamak ve uyuşturucu madde tespiti de ağır yaptırımlara bağlanmıştır.
İlgili mevzuat: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 48 ve ek m. 17 · 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 179
Kira ve Borçlar Hukuku
Alt Kira
Kiracının kiralananı tamamen veya kısmen üçüncü kişiye kiralamasıdır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin yazılı rızası gerekir. Asıl kiracının sorumluluğu sürer; alt kira ile kira ilişkisinin devri aynı değildir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 322
Kamu ve Vergi Hukuku
Amme Alacağında Ödeme Emri
Amme alacağında ödeme emri, vadesinde ödenmeyen amme alacağı için borçluya on beş gün içinde borcunu ödemesi veya mal bildiriminde bulunması gerektiğini, aksi hâlde borcun cebren tahsil edileceğini bildiren belgedir. Borçlu, böyle bir borcu olmadığı, borcu kısmen ödediği veya borcun zamanaşımına uğradığı iddiasıyla tebliğden itibaren on beş gün içinde itiraz edebilir; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerde bu itiraz vergi mahkemesinde dava açılarak yapılır, diğer alacaklarda görevli yargı yeri alacağın niteliğine göre belirlenir. Ödeme emrinin tebliği tahsil zamanaşımını keser.
İlgili mevzuat: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m. 55, 58 ve 103 · 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, m. 6 ve 15
Aile ve Kişiler Hukuku
Ana Rahmindeki Çocuk (Cenin)
Ana rahmine düşmüş, ancak henüz doğmamış çocuktur. Cenin, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetine sahip olur; kişilik ise çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar. Bu nedenle cenin sağ doğmak koşuluyla mirasçı olabilir; ölü doğan çocuk mirasçı olamaz.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 28 ve 582
İş ve Sosyal Güvenlik
Analık İzni
Analık izni, kadın işçinin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra on altı hafta olmak üzere toplam yirmi dört hafta çalıştırılmamasıdır. Çoğul gebelikte doğum öncesi süreye iki hafta eklenir; sağlık durumu uygunsa kadın işçi isterse hekim onayıyla doğumdan önceki iki haftaya kadar çalışabilir ve çalıştığı süre doğum sonrasına eklenir. Erken doğumda kullanılamayan süre de doğum sonrasına eklenir; annenin doğumda veya sonrasında ölümü hâlinde kalan süre babaya kullandırılır. Kadın işçiye ayrıca bir yaşından küçük çocuğunu emzirmesi için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 74
Kamu ve Vergi Hukuku
Anayasa Mahkemesi
Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve TBMM İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımından uygunluğunu denetleyen ve bireysel başvuruları karara bağlayan yüksek mahkemedir; Anayasa değişikliklerini yalnız şekil bakımından denetler. On beş üyeden oluşur; üç üyeyi TBMM, on iki üyeyi Cumhurbaşkanı seçer. Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar ve yüksek yargı organlarının başkan ve üyeleri gibi Anayasada sayılan görevlileri görevleriyle ilgili suçlardan Yüce Divan sıfatıyla yargılar.
İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 146 ve 148
Kamu ve Vergi Hukuku
Anayasanın Üstünlüğü
Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme, yargı, idare ve diğer kişi ve kuruluşlar için bağlayıcı temel kurallar olmasıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz. Aykırılığın hangi yargısal yolla giderileceği işlemin veya normun türüne göre belirlenir.
İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 11
Aile ve Kişiler Hukuku
Anlaşmalı Boşanma
Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi üzerine evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayıldığı boşanma yoludur. Boşanma kararı için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir; hâkim bu düzenlemede değişiklik yapabilir ve değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya karar verilir. Taraflarca imzalanan protokol tek başına boşanma sonucunu doğurmaz.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 166/3 ve 184
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Anonim Hâle Getirme
Veriyi başka bilgilerle eşleştirme dâhil hiçbir yolla belirli veya belirlenebilir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyecek duruma getirmedir. Sadece adı silmek veya kullanıcıya kod vermek her zaman yeterli olmaz. Yöntemin gerçekten bu sonucu sağlayıp sağlamadığı veri kümesine göre değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 3/1-b ve 7
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Anonim Şirket
Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan ticaret şirketidir. Pay sahipleri yalnız taahhüt ettikleri sermaye payları ile ve yalnız şirkete karşı sorumludur; şirket alacaklılarına karşı pay sahibi sıfatıyla kişisel sorumlulukları yoktur. Yönetim kurulu üyeleri gibi organ üyelerinin kanundan doğan sorumlulukları pay sahipliğinden ayrı olarak düzenlenmiştir.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 329 ve 553
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Anonim Şirket Genel Kurulu
Pay sahiplerinin şirket işlerine ilişkin haklarını kullandığı ve esas sözleşme değişikliği, yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve ibrası, finansal tabloların onayı, kâr dağıtımı ve şirketin feshi gibi devredilemez yetkileri bulunan organdır. Olağan toplantı her faaliyet döneminin sonundan itibaren üç ay içinde yapılır; genel kurul, toplantıdan en az iki hafta önce esas sözleşmedeki şekilde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, denetime tabi şirketlerde ayrıca internet sitesinde yapılan ilanla çağrılır. Kanunda veya esas sözleşmede daha ağır nisap öngörülmedikçe toplantı sermayenin en az dörtte birinin temsiliyle yapılır, ilk toplantıda bu sağlanamazsa ikinci toplantıda nisap aranmaz ve kararlar hazır bulunan oyların çoğunluğuyla alınır.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 407–409, 414, 418 ve 1524
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Anonim Şirket Yönetim Kurulu
Anonim şirketi yöneten ve temsil eden organdır. Bir veya daha fazla üyeden oluşur ve üyelerin pay sahibi olması zorunlu değildir. Üyelerin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışları sorumluluk doğurur.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 359–371 ve 553
Miras ve Eşya Hukuku
Apartman Yöneticisi
Kat mülkiyetine tabi yapının yönetimini yürütmek üzere kat maliklerince kendi aralarından veya dışarıdan seçilen kişidir; yönetim üç kişilik bir kurula da verilebilir. Sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü olan yapılarda yönetici atanması zorunludur ve atama kat maliklerinin hem sayı hem arsa payı çoğunluğuyla yapılır. Yönetici; kurul kararlarını uygular, yapının bakım ve korunması için önlem alır, avansları toplar ve borcunu ödemeyen kat maliklerine karşı dava ve icra takibi yapar.
İlgili mevzuat: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, m. 34–35
İş ve Sosyal Güvenlik
Ara Dinlenmesi
Ara dinlenmesi, günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında işyerinin gelenekleri ve işin gereğine göre işçiye verilen ve çalışma süresinden sayılmayan dinlenme arasıdır. Asgari süresi dört saat veya daha kısa işlerde on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar işlerde yarım saat, yedi buçuk saatten fazla işlerde bir saattir. Bu süreler kural olarak aralıksız verilir; ancak iklim, mevsim, yerel gelenekler ve işin niteliği gözetilerek sözleşmelerle bölünerek kullandırılabilir.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 68
Sayfa 1 / 2 · 1–50 / 81 terim
Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: B
Kaynaklar ve Güncellik
Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar