S Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri
Terim listesine geç (48 terim) ↓
1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.
Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.
S Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri
Sayfa 1 / 1 · 1–48 / 48 terim
S
Miras ve Eşya Hukuku
Sağ Kalan Eşin Miras Payı
Mirasbırakanın sağ kalan eşinin, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre mirastan aldığı yasal paydır. Eş, altsoyla birlikte mirasın dörtte birini, ana ve baba zümresiyle birlikte yarısını, büyük ana ve büyük babalar ile onların çocuklarıyla birlikte dörtte üçünü alır; bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır. Mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı miras payından ayrıdır ve ayrıca hesaplanır.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 225, 236 ve 499
Miras ve Eşya Hukuku
Saklı Pay
Kanunun belirli mirasçılar için koruduğu ve mirasbırakanın tasarruf serbestisini sınırlayan miras payı bölümüdür. Yasal miras payıyla aynı miktar olmak zorunda değildir. Her yasal mirasçı saklı pay sahibi değildir; ihlal hâlinde tenkis koşulları incelenir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 505–506 ve 560
Ceza ve İnfaz
Sanık
Kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir. Sanık sıfatı kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmez. Soruşturmadaki şüpheli ve kesinleşen hükme bağlı hükümlü kavramlarından ayrılır.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2/1-b ve f
İcra ve İflas
Satış İsteme Süresi
Satış isteme süresi, haczedilen malın satışının istenebileceği kanuni süredir. Alacaklı veya borçlu, taşınır ve taşınmaz ayrımı olmaksızın hacizden itibaren bir yıl içinde satış isteyebilir; bu sürede satışı istenip artırmada satılamayan mal için süre, satış isteyen alacaklı bakımından bir yıl daha uzar. Kıymet takdiri ve satış giderleri satış talebiyle peşin yatırılmazsa talep yapılmamış sayılır; süresinde satış istenmez veya talep geri alınıp süresinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 106–110
Kira ve Borçlar Hukuku
Satış Sözleşmesi
Satıcının satılanın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya devretmeyi, alıcının da buna karşılık bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine âdet yoksa taraflar borçlarını aynı anda ifa eder; durum ve koşullara göre belirlenebilen bedel kararlaştırılmış sayılır. Taşınmaz satışında sözleşmenin resmî şekilde yapılması geçerlilik koşuludur.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 207 ve 237
Kira ve Borçlar Hukuku
Satışta Ayıp
Satışta ayıp, satılanın satıcının bildirdiği nitelikleri taşımaması ya da kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklikler içermesidir. Satıcı ayıbı bilmese de sorumludur; ancak alıcının sözleşme sırasında bildiği ayıplardan sorumlu olmaz. Alıcı satılanı gözden geçirip ayıbı uygun sürede bildirirse sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız benzeriyle değiştirme haklarından birini kullanabilir. Tüketici işlemlerinde özel koruyucu hükümler uygulanır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 219–231 · 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 8–11
Kira ve Borçlar Hukuku
Sebepsiz Zenginleşme
Haklı bir sebep olmadan başkasının malvarlığı veya emeği üzerinden elde edilen zenginleşmedir. Sebebin hiç bulunmaması, gerçekleşmemesi veya sonradan ortadan kalkması geri verme talebi doğurabilir. İadenin kapsamı, iyiniyet ve kanuni istisnalara göre değişir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 77–82
Ceza ve İnfaz
Seçenek Yaptırımlar
Bir yıl veya daha az süreli kısa süreli hapis cezasının, failin kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun özellikleri gözetilerek hapis dışındaki yaptırımlara çevrilmesidir. Ceza adli para cezasına, zararın tamamen giderilmesine, eğitim kurumuna devam etmeye, belirli yerlere gitme yasağına, ehliyet veya ruhsatın geri alınmasına ya da gönüllülük koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalışmaya çevrilebilir. Taksirli suçlarda uzun süreli hapis cezası da adli para cezasına çevrilebilir; ancak bilinçli taksirde bu imkân yoktur.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 49–50
Kira ve Borçlar Hukuku
Seçimlik Borç
Birden çok edimden yalnız birinin ifasıyla sona eren borçtur. Hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça edimlerden birini seçme yetkisi borçluya aittir. Seçim yapıldıktan sonra borç, seçilen edim yönünden basit borca dönüşür.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 87
Usul ve Yargılama
Seçimlik Dava
Seçimlik borçta seçim hakkını kullanması gereken borçlu veya üçüncü kişi bundan kaçındığında alacaklının başvurabileceği dava türüdür. Her birden fazla talepli dava seçimlik dava değildir; seçimlik borcun ve kullanılmayan seçim hakkının bulunması gerekir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 112
İş ve Sosyal Güvenlik
Sendika
İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için en az yedi kişinin bir araya gelerek bir işkolunda faaliyet göstermek üzere kurduğu tüzel kişiliğe sahip kuruluştur. On beş yaşını dolduran işçiler işçi sendikasına üye olabilir; üyelik serbesttir ve kimse üye olmaya veya olmamaya zorlanamaz. Üyelik e-Devlet üzerinden başvuru ve sendikanın kabulüyle kazanılır; başvuru otuz gün içinde reddedilmezse kabul edilmiş sayılır.
İlgili mevzuat: 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, m. 2 ve 17
İş ve Sosyal Güvenlik
Sendikal Tazminat
İşverenin işe almada, çalışma şartlarında veya iş sözleşmesinin feshinde, işçinin sendikaya üye olup olmaması ya da sendikal faaliyeti nedeniyle farklı işlem yapması hâlinde hükmedilen, işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmayan tazminattır. Sendikal nedenle feshedilen işçi 4857 sayılı Kanunun 20 ve 21. maddelerine göre dava açabilir; sendikal neden tespit edilirse işe başlatma şartı aranmaksızın sendikal tazminata hükmedilir, ancak ayrıca işe başlatmama tazminatı verilmez. Fesihte fesih nedenini işveren, feshin sendikal nedene dayandığını ise işçi ispat eder.
İlgili mevzuat: 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, m. 25
Usul ve Yargılama
Senetle İspat Sınırı
Senetle ispat sınırı, HMK m. 200'de belirlenen ve aşıldığında hukuki işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılan parasal eşiktir. Sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve 7550 sayılı Kanunla değişik ek m. 1 uyarınca işlemin yapıldığı tarihteki tutar esas alınır. Senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıran veya azaltan hukuki işlemler bu tutarın altında kalsa bile tanıkla ispat edilemez. Delil başlangıcı veya HMK m. 203'teki istisnalar hâlinde tanık dinlenebilir; m. 200 kapsamında ayrıca hâkimin hatırlatması üzerine karşı tarafın açık muvafakatiyle de tanık dinlenebilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 200–203 ve ek m. 1
Ceza ve İnfaz
Seri Muhakeme Usulü
Kanunda sınırlı biçimde sayılan suçlar için soruşturma sonunda uygulanan özel ceza muhakemesi yoludur. Cumhuriyet savcısı yaptırımı, belirlediği temel cezadan yarı oranında indirim yaparak saptar ve mahkemeden hüküm kurulmasını ister. Şüphelinin müdafi huzurunda kabulü ve mahkemenin kanuni incelemesi sürecin temel güvencelerindendir. Her suç için kullanılabilen genel bir anlaşma yolu değildir.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 250
Usul ve Yargılama
Ses ve Görüntü Nakli Yoluyla Duruşma
Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma, taraf veya vekilinin ya da tanık, bilirkişi veya uzmanın bulunduğu yerden eş zamanlı ses ve görüntü aktarımıyla duruşmaya katılması veya dinlenmesidir. Taraf veya vekilinin bu yolla katılmasına talep üzerine; tanık, bilirkişi veya uzmanın dinlenmesine resen ya da talep üzerine karar verilebilir, tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği işlerde ilgililer resen bu yolla dinlenebilir. 31/10/2026’da yürürlüğe girecek HMK m. 149/4 uyarınca bu yolla katılanlar hakkında ikrar, yemin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, feragat, kabul ve sulh dışında elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 149 ve 154 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 22 ve 26
İcra ve İflas
Sıra Cetveli
Sıra cetveli, alacaklıların hangi sırada ve hangi miktarda ödeme alacağını gösteren cetveldir. Haciz yoluyla takipte satış bedeli bütün alacakları karşılamazsa icra dairesince düzenlenir ve alacaklılar iflastaki sıralara göre yer alır. İflasta ise alacakların kaydı süresi geçtikten sonra iflas idaresi, alacakların kabul veya reddini ve sırasını gösteren cetveli hazırlar. Cetvelin içeriğine itiraz dava yoluyla, yalnız sıraya ilişkin itiraz ise icra mahkemesine şikâyet yoluyla ileri sürülür.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 140–142 ve 232–235
İcra ve İflas
Sıra Cetveline İtiraz
Sıra cetveline itiraz, paraya çevirme sonucunda elde edilen paranın alacaklılar arasında hangi sıra ve miktarda dağıtılacağını gösteren sıra cetveline karşı başvurudur. Haciz yoluyla takipte alacaklı, cetvelin tebliğinden itibaren yedi gün içinde takibin yapıldığı yer mahkemesinde ilgililere karşı dava açarak cetvelin içeriğine itiraz eder; dava basit yargılama usulüyle görülür, yalnız sıraya ilişkin itiraz ise icra mahkemesine şikâyet yoluyla yapılır. İflasta sıra cetveline itiraz davası, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflas kararını veren yerdeki ticaret mahkemesinde açılır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 142 ve 235
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Sigorta Sözleşmesi
Sigorta sözleşmesi, sigortacının prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin (rizikonun) gerçekleşmesi hâlinde zararı tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri veya hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar sebebiyle para ödemeyi veya başka edimlerde bulunmayı üstlendiği sözleşmedir. Sigorta ettiren üçüncü bir kişinin menfaatini sigorta ettirebildiği ve can sigortasında lehtar atayabildiği için sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar sıfatları aynı kişide birleşebileceği gibi farklı kişilere de ait olabilir.
İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 1401, 1454 ve 1493
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
Sigorta Tahkim Komisyonu
Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden yararlanan kişiler ile sigorta kuruluşları arasındaki uyuşmazlıkları sigorta hakemleri aracılığıyla çözmek üzere Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde kurulan komisyondur. Bu yola, sigorta tahkim sistemine üye kuruluşlarla yaşanan uyuşmazlıklarda, zorunlu sigortalardan doğan uyuşmazlıklarda ise kuruluş üye olmasa da başvurulabilir. Önce sigorta kuruluşuna başvurulmuş, talep kısmen ya da tamamen reddedilmiş veya on beş iş günü içinde yazılı cevap verilmemiş olmalıdır; mahkemeye veya tüketici hakem heyetine taşınmış uyuşmazlıklar komisyona götürülemez. Hakem kararlarının kesinliği ve itiraz imkânı uyuşmazlık tutarına göre değişir.
İlgili mevzuat: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m. 30 · 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 97
İş ve Sosyal Güvenlik
Sigortalılık Başlangıcı
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında, kişinin 5510 sayılı Kanuna veya önceki sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak bu sigortalara ilk defa girdiği tarihtir; emeklilikte aranan sigortalılık süresi bu tarihten hesaplanır. 5510 sayılı Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce bu sigortalara tabi olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış sayılır; önceki primler gün sayısına eklenir. Başlangıçtan önceki süreler borçlanılırsa başlangıç, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
İlgili mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 7, 38 ve 41 · 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, geçici m. 7
İş ve Sosyal Güvenlik
Sigortalılık Statüleri (4/a, 4/b, 4/c)
Sosyal güvenlik sisteminde sigortalıların çalışma biçimlerine göre ayrıldığı üç statüdür. 4/a hizmet akdiyle bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanları; 4/b köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanları; 4/c ise kamu idarelerinde kadro veya pozisyonlarda çalışan ve kanunlarında 4/a kapsamında sigortalı olması öngörülmeyenleri kapsar. Günlük dilde bu statüler için sırasıyla SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı ifadeleri kullanılır.
İlgili mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 4
Kira ve Borçlar Hukuku
Simsarlık Sözleşmesi
Simsarın, taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânını hazırlamayı veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve sözleşme kurulursa ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Ücret, kural olarak aracılık edilen sözleşmenin kurulmasına bağlıdır. Taşınmaz simsarlığında sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik şartıdır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 520–525
Kamu ve Vergi Hukuku
Somut Norm Denetimi
Görülmekte olan bir davada uygulanacak kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün Anayasa Mahkemesine taşınmasıdır. Mahkemenin aykırılık görmesi veya tarafın iddiasını ciddi bulması gerekir. Tarafın itiraz etmesi tek başına normun yürürlüğünü ortadan kaldırmaz.
İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 152
Ceza ve İnfaz
Son Söz Hakkı
Ceza yargılamasında hüküm verilmeden önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmesidir. Delillerin tartışılmasında söz sırasıyla katılan veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine verilir; taraflar birbirlerinin açıklamalarına cevap verebilir. Son söz hakkı savunma hakkının bir parçasıdır; bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel değildir.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 216
Ceza ve İnfaz
Sorgu
Şüpheli veya sanığın, soruşturma ya da kovuşturma konusu suç hakkında hâkim veya mahkeme tarafından dinlenmesidir. Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesi sorgu değil, ifade almadır. Sorguda da kimliğin saptanması, yüklenen suçun anlatılması, müdafi yardımı ve susma hakkının hatırlatılması gibi güvencelere uyulur ve işlem tutanağa bağlanır.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2 ve 147
Kamu ve Vergi Hukuku
Soruşturma İzni
Soruşturma izni, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri iddia edilen suçlar hakkında soruşturma yapılabilmesi için kanunda gösterilen yetkili merciden alınan izindir; izin verilinceye kadar başsavcılık yalnız kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespit edebilir. Yetkili merci, suçu öğrenmesinden itibaren ön inceleme dâhil en geç otuz gün içinde (zorunlu hâllerde bir defa en çok on beş gün uzatılabilir) karar verir; karara karşı tebliğden itibaren on gün içinde bölge idare mahkemesine veya kanunda sayılan hâllerde Danıştaya itiraz edilebilir. Ağır cezalık suçüstü hâli ile özel soruşturma usulüne tabi olanlar bu usulün dışındadır.
İlgili mevzuat: 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, m. 2–9
Ceza ve İnfaz
Soruşturma ve Kovuşturma
Soruşturma, yetkili mercilerin suç şüphesini öğrenmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlar ve hükmün kesinleşmesine kadar sürer. İddianamenin hazırlanması ile kabul edilmesi aynı işlem değildir. Soruşturma evresindeki usul işlemleri kural olarak gizlidir; kovuşturma evresinde duruşma kural olarak herkese açıktır.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2/1-e ve f, 157, 182
İş ve Sosyal Güvenlik
Sosyal Güvenlik Destek Primi
5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce sigortalı olup emekli aylığı alırken hizmet akdiyle çalışmaya devam eden kişiler için ödenen primdir. Bu kişiler bakımından prim, prime esas kazanç üzerinden, kısa vadeli sigorta kolları prim oranına yüzde otuz oranı eklenerek bulunan toplam oranla hesaplanır; yüzde otuzun dörtte biri sigortalı, dörtte üçü işveren hissesidir ve bunlar hakkında yalnız iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır. Kanunun yürürlüğünden sonra ilk kez sigortalı olanlarda ise emeklilikten sonra bağımsız çalışma dışında bir çalışmaya başlanması kural olarak aylığın kesilmesine yol açar.
İlgili mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 30 ve geçici m. 14
Aile ve Kişiler Hukuku
Soybağı
Çocuk ile ana ve baba arasında hukuken kurulan bağdır. Ana ile bağ doğumla; baba ile bağ evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulabilir. Evlat edinme de soybağı kuran ayrı bir yoldur.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 282
Aile ve Kişiler Hukuku
Soybağının Reddi
Evliliğe bağlı babalık karinesini çürüterek mevcut soybağını kaldırmayı amaçlayan dava yoludur. Dava hakkı, taraflar, ispat ve süreler kanunda özel olarak düzenlenir. Yeni bir erkekle soybağı kurulması, mevcut bağın kaldırılmasından ayrı bir hukuki işlemdir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 285–291
Kamu ve Vergi Hukuku
Soyut Norm Denetimi
Soyut norm denetimi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve TBMM İçtüzüğünün Anayasaya uygunluğunun, somut bir davada uygulanması beklenmeksizin doğrudan açılan iptal davası üzerine Anayasa Mahkemesince denetlenmesidir. Bu davayı yalnız Cumhurbaşkanı, TBMM’de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki milletvekilleri, normun Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren altmış gün içinde açabilir; bireylerin bu yolu kullanma hakkı yoktur. Kanunların şekil bozukluğuna dayalı iptali ise yalnız Cumhurbaşkanı veya üyelerin beşte biri tarafından, yayımdan itibaren on gün içinde istenebilir.
İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 148 ve 150–151
Kira ve Borçlar Hukuku
Sözleşme Serbestisi
Tarafların, kanuni sınırlar içinde sözleşme yapıp yapmamayı ve içeriğini belirleyebilmesidir. Emredici hükümler, kişilik hakları, ahlak ve kamu düzeni bu serbestiyi sınırlayabilir. Özellikle koruyucu sözleşme kuralları, tarafların her hükmü serbestçe kararlaştırmasına izin vermez.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 26–27
Kira ve Borçlar Hukuku
Sözleşmenin Devri
Sözleşmenin devri, devreden, devralan ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin sözleşmedeki taraf sıfatını bütün hak ve borçlarıyla birlikte devralana geçiren anlaşmadır. Devreden ile devralan arasında yapılıp sözleşmede kalan tarafın önceden verdiği izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da aynı sonucu doğurur. Devrin geçerliliği devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Taraf sıfatını bütünüyle geçirdiği için, yalnız tek bir alacağı veya borcu geçiren alacağın devri ve borcun üstlenilmesinden ayrılır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 205
Kira ve Borçlar Hukuku
Sözleşmenin Kurulması
Sözleşmenin kurulması, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla sözleşmenin meydana gelmesidir. İrade açıklaması açık veya örtülü olabilir; taraflar esaslı noktalarda uyuşmuşsa ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile sözleşme kurulmuş sayılır. Kanunun geçerlilik şekli öngördüğü sözleşmelerde bu şekle uyulmadan yapılan anlaşma hüküm doğurmaz.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 1–2 ve 12
Miras ve Eşya Hukuku
Sözlü Vasiyetname
Yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık veya savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî ya da el yazılı vasiyetname yapılamadığında başvurulan olağanüstü şekildir. Mirasbırakan son arzularını iki tanığa anlatır; tanıklar bu beyanı gecikmeksizin hâkime ulaştırır. Olağan şekillerde vasiyetname yapma olanağına kavuşulmasından bir ay sonra hükümsüz hâle gelir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 539–541
Usul ve Yargılama
Sözlü Yargılama
Sözlü yargılama, yazılı yargılama usulünde mahkemenin tahkikatın bittiğini taraflara tefhim ettikten sonra aynı duruşmada geçtiği ve taraflara son sözlerini sorarak hükmünü verdiği aşamadır. Taraflardan biri isterse duruşma en az iki hafta ertelenir; bu durumda hazır bulunsun veya bulunmasın taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. Basit yargılama usulünde ise tahkikat tamamlanınca tarafların son beyanları alınarak karar tefhim edilir ve bunun için ayrıca süre verilmez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 184–186 ve 321
Ceza ve İnfaz
Suç Duyurusu
Bir suçun işlendiğinin yetkili makamlara bildirilmesidir. İhbar veya şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluğa, yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir; valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan başvurular da savcılığa gönderilir. Fiilin suç oluşturmadığı araştırma gerektirmeksizin açıkça anlaşılır veya başvuru soyut ve genel nitelikteyse soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir ve bu karara itiraz edilebilir.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 158
Aile ve Kişiler Hukuku
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme
Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir yaşam sürmesi nedeniyle, onunla birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemediği durumda ileri sürülebilen özel boşanma sebebidir. Kanun bu sebep için hak düşürücü bir dava süresi öngörmemiştir; dava her zaman açılabilir. Eylemin ortak hayatı çekilmez kılıp kılmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 163
Ceza ve İnfaz
Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma
Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla, yapısı, üye sayısı ve araç gereci bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt kurma veya yönetme suçudur; örgütün varlığı için en az üç üye gerekir. Kurucu ve yöneticiler beş yıldan on yıla, üyeler iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; örgütün silahlı olması cezayı yarı oranında artırır. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan ayrıca ceza verilir; hiyerarşik yapıya dahil olmadan örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi de örgüt üyesi olarak cezalandırılır.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 220
Ceza ve İnfaz
Suça Teşebbüs
İşlenmesi kastedilen suçun elverişli hareketlerle doğrudan icrasına başlanmasına rağmen, failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamasıdır. Salt hazırlık hareketleri kural olarak teşebbüsle aynı değildir. Ceza değerlendirmesinde meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınır. Fail icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabasıyla neticeyi önlerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 35–36
Ceza ve İnfaz
Suça Yardım Etme
Suçun işlenmesini araç sağlama, yol gösterme veya kanunda sayılan başka desteklerle kolaylaştıran iştirak biçimidir. Yardımın suçun işlenmesiyle bağlantısı ve kişinin kastı araştırılır. Suç sonrasındaki her yardım, önceden vaat veya ilgili diğer koşullar olmadan bu maddeye girmez.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 39
Ceza ve İnfaz
Suçta ve Cezada Kanunilik
Bir davranışın suç sayılması ve ona ceza veya güvenlik tedbiri uygulanması kanuni dayanak gerektirir. İdarenin düzenleyici işlemiyle suç ve ceza konulamaz. Suç ve ceza hükümleri kıyas yoluyla genişletilemez.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 2
Usul ve Yargılama
Sulh
Tarafların aralarındaki uyuşmazlığı anlaşarak kısmen veya tamamen sona erdirmesidir. HMK’de düzenlenen mahkeme içi sulh, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konularda yapılır ve ilgili dava bakımından kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Mahkeme dışındaki anlaşmaların şekli ve etkisi ayrıca değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 313–315
Ceza ve İnfaz
Sulh Ceza Hâkimliği
Soruşturma evresinde hâkim tarafından verilmesi gereken kararları almak, işlemleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla kurulan hâkimliktir. Tutuklama, adli kontrol, arama ve elkoyma gibi koruma tedbirlerine Cumhuriyet savcısının istemi üzerine karar verir; kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazları da inceler. Kararlarına itiraz kural olarak başka bir sulh ceza hâkimliğince, tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına itiraz ise asliye ceza mahkemesi hâkimince incelenir; kanunların ayrıca verdiği görevler saklıdır.
İlgili mevzuat: 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun, m. 10 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 162, 173 ve 268
Usul ve Yargılama
Sulh Hukuk Mahkemesi
Sulh hukuk mahkemesi, kanunun görevlendirdiği dava ve işlere dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın bakan tek hâkimli ilk derece hukuk mahkemesidir. Kiralanan taşınmazlarla ilgili olarak kira alacağı ve tahliye dâhil kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar (İİK’ya göre ilamsız icra yoluyla tahliye hariç), taşınır ve taşınmaz mal veya hakların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi ve yalnız zilyetliğin korunmasına yönelik davalar bu mahkemede görülür. Kanunda aksine düzenleme yoksa çekişmesiz yargı işlerine de bakar; vesayet makamıdır ve terekenin korunması için gerekli önlemleri alır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 4 ve 383 · 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun, m. 5 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 397 ve 589
Ceza ve İnfaz
Susma Hakkı
Şüpheli veya sanığın kendisine yüklenen suç hakkında açıklama yapmamayı seçebilmesidir. İfade veya sorgu öncesinde bu hak bildirilmelidir. Kimliğe ilişkin soruları doğru yanıtlama yükümlülüğüyle suçlama hakkında konuşmama hakkı birbirinden ayrılır.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 147
İş ve Sosyal Güvenlik
Sürekli İş Göremezlik Geliri
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az yüzde on oranında azaldığı Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalıya bağlanan gelirdir. Sürekli tam iş göremezlikte aylık kazancın yüzde yetmişi oranında gelir bağlanır; kısmi iş göremezlikte bu tutarın iş göremezlik derecesine isabet eden kısmı ödenir, başkasının sürekli bakımına muhtaç olanlarda oran yüzde yüzdür. Malullük aylığından ayrı bir haktır; bağımsız çalışanlarda prim ve prime ilişkin borçların ödenmiş olması gerekir.
İlgili mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 16 ve 19
Usul ve Yargılama
Sürelerin Hesaplanması
Yargılamada öngörülen sürelerin başlangıç ve bitişinin belirlenmesine ilişkin kurallardır. Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ veya tefhim günü hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter; hafta, ay veya yıl olarak belirlenen süreler son hafta, ay veya yıl içinde başlangıç gününe karşılık gelen günün tatil saatinde sona erer. Resmî tatil günleri süreye dâhildir; son gün resmî tatile rastlarsa süre izleyen ilk iş gününün çalışma saati sonunda biter, elektronik ortamda yapılan işlemlerde ise süre gün sonunda dolar.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 92–93 ve 445
Sayfa 1 / 1 · 1–48 / 48 terim
Önceki harf: R · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: Ş
Kaynaklar ve Güncellik
Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar