top of page

D Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Terim listesine geç (48 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

D Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Sayfa 1 / 1 · 1–48 / 48 terim

D

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Damga Vergisi

    Kanuna ekli tabloda sayılan ve bir hususu ispat veya belli etmek için düzenlenen imzalı kâğıtlardan alınan vergidir. Elektronik imzayla elektronik ortamda oluşturulan belgeler de kâğıt kavramına dahildir. Belli parayı içeren sözleşme, taahhütname ve kira sözleşmesi gibi belgelerden belge tutarı üzerinden nispi, bazı belgelerden ise maktu vergi alınır; yabancı ülkelerde düzenlenen kâğıtlar Türkiye’de kullanıldığında vergiye tabi olur.

    İlgili mevzuat: 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu, m. 1 ve (1) sayılı tablo

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Danıştay

    Danıştay, idari yargıda kanunun verdiği temyiz ve bazı ilk derece yargı görevlerini yerine getiren yüksek mahkemedir. Ayrıca kanunda düzenlenen diğer inceleme ve görüş görevleri bulunur. Danıştay yalnız kanunda sayılan davalara ilk derece mahkemesi olarak bakar; bunlar dışındaki idari davalar kural olarak idare ve vergi mahkemelerinde açılır.

    İlgili mevzuat: 2575 sayılı Danıştay Kanunu, m. 1 ve 23–24 · 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, m. 5–6

  • Usul ve Yargılama

    Dava Dilekçesi

    Dava dilekçesi, davanın açılmasını sağlayan ve kanunda sayılan unsurları içermesi gereken dilekçedir. Dilekçede mahkemenin adı; tarafların ad, soyad ve adresleri; davacının T.C. kimlik numarası; varsa kanuni temsilci ve vekil bilgileri; davanın konusu ile malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değeri; vakıaların açık özetleri ve delilleri; hukuki sebepler; açık talep sonucu ve imza bulunur. Mahkemenin adı, dava konusu ve değeri, vakıalar, deliller ve hukuki sebepler dışındaki eksiklikler için hâkim bir haftalık kesin süre verir; süresinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 119

  • Usul ve Yargılama

    Dava Ehliyeti

    Kişinin davada kendisi veya seçtiği vekil aracılığıyla geçerli usul işlemleri yapabilmesidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir; bu ehliyeti bulunmayan kişinin davada kanuni temsilciyle yer alması gerekebilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 51–54

  • Usul ve Yargılama

    Dava Konusunun Devri

    Dava açıldıktan sonra davanın konusu olan hak veya şeyin taraflardan biri tarafından üçüncü kişiye devredilmesidir. Davalı devrederse davacı, isterse devralan kişiye karşı davaya devam eder, isterse davasını devreden aleyhine tazminat davasına dönüştürür. Davacı devrederse devralan kişi davacının yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 125

  • Usul ve Yargılama

    Dava Şartı Arabuluculuk

    Dava şartı arabuluculuk, kanunun belirlediği uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı sayılmasıdır. İş, ticari ve tüketici uyuşmazlıklarının yanı sıra kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıklar bu kapsamdadır; her alanın kapsamı ve istisnaları kendi kanununda düzenlenmiştir. Arabulucuya hiç başvurulmadan açılan dava herhangi bir işlem yapılmaksızın usulden reddedilir; son tutanak dilekçeye eklenmemişse davacıya bir haftalık kesin süre verilir, süresinde sunulmazsa dava usulden reddedilir.

    İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A–18/B · 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 5/A · 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 73/A

  • Usul ve Yargılama

    Dava Şartları

    Dava şartları, mahkemenin davanın esasına girip karar verebilmesi için bulunması gereken koşullardır. HMK m. 114’te yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki, taraf ve dava ehliyeti ile kanuni temsil, dava takip yetkisi, vekilin vekâlet ehliyeti ve usulüne uygun vekâletname, gider avansı, teminat, hukuki yarar ile derdestlik ve kesin hüküm bulunmaması sayılmıştır; zorunlu arabuluculuk gibi başka dava şartları özel kanunlarda yer alır. Mahkeme dava şartlarını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır; noksanlık giderilebilir nitelikteyse kesin süre verir, giderilmezse davayı usulden reddeder.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114–115

  • Usul ve Yargılama

    Dava Takip Yetkisi

    Belirli bir talep hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir. Kanundaki istisnalar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine dayanır; taraf ehliyeti veya bir avukatın vekâlet yetkisiyle karıştırılmamalıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 53 ve 114

  • Ceza ve İnfaz

    Dava Zamanaşımı

    Ceza hukukunda, suç için öngörülen sürenin geçmesi nedeniyle kamu davasının açılamaması veya açılmış davanın sürdürülememesi sonucunu doğuran kurumdur. Süre hesabında suç, yaş, başlangıç, durma ve kesilme nedenleri incelenir. Kesinleşmiş cezanın infazına ilişkin ceza zamanaşımından ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 66–67 ve 72

  • Usul ve Yargılama

    Davaların Ayrılması

    Davaların ayrılması, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların, yargılamanın iyi yürütülmesi amacıyla mahkemece davanın her aşamasında talep üzerine ya da kendiliğinden ayrı ayrı görülmesine karar verilmesidir. Ayırma, talepler hakkında esasa ilişkin bir karar değildir; mahkeme ayrılan davalara bakmaya devam eder. 7589 sayılı Kanun’la değişik HMK m. 168 uyarınca ilk derece mahkemesinin ayırma kararına karşı ancak hükümle birlikte istinaf yoluna gidilebilir ve bu husus tek başına hükmün kaldırılarak esastan incelenmesini gerektirmez.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 167–168

  • Usul ve Yargılama

    Davaların Birleştirilmesi

    Davaların birleştirilmesi, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış bağlantılı davaların, her aşamada talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birlikte görülmesidir. Davalar aynı veya benzer sebeplerden doğuyorsa ya da birinde verilecek hüküm diğerini etkileyecekse bağlantı var sayılır; farklı yargı çevrelerindeki davalarda birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden istenir. 7589 sayılı Kanun’a göre aynı yargı çevresindeki birleştirme kararlarına karşı yalnız istinafa başvurulabilir; ilk davanın açıldığı mahkeme karara, kesinleşmesinden itibaren bağlıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 166–168

  • Usul ve Yargılama

    Davanın Açılmamış Sayılması

    Davanın açılmamış sayılması, kanunda belirtilen hâllerde davanın hiç açılmamış gibi sonuç doğuracak biçimde sona ermesidir. İşlemden kaldırıldıktan sonra üç ay içinde yenilenmeyen; yenilendikten sonra yazılı yargılamada bir defadan fazla, basit yargılamada bir kez daha takipsiz bırakılan; dilekçedeki bazı eksikleri bir haftalık kesin sürede tamamlanmayan; görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra süresinde gönderilmesi istenmeyen ve davalının açık rızasıyla geri alınan dava bu hâllerin başlıcalarıdır. Bu davadaki talep vaki olmamış sayılır; yargılama giderleri davacıya yükletilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 20, 119, 123, 150, 320 ve 331

  • Usul ve Yargılama

    Davanın Geri Alınması

    Davanın geri alınması, davacının hüküm kesinleşinceye kadar ve ancak davalının açık rızasıyla davasını geri çekmesidir. Bu durumda mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verir; açılmamış sayılan davadaki talep de vaki olmamış sayılır ve yargılama giderleri davacıya yükletilir. Geri alma, talep sonucundan vazgeçme niteliğindeki ve kesin hüküm gibi sonuç doğuran feragatten farklıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 123, 150, 307, 311 ve 331

  • Usul ve Yargılama

    Davanın İhbarı

    Davanın ihbarı, davayı kaybetmesi hâlinde üçüncü kişiye rücu edebileceğini veya üçüncü kişinin kendisine rücu edebileceğini düşünen tarafın, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı o kişiye yazılı olarak bildirmesidir. İhbarda sebep ve gerekçeleri ile yargılamanın hangi aşamada olduğu belirtilir; ihbar sebebiyle yargılama ertelenmez. İhbar edilen kişi kendiliğinden taraf olmaz, hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir; hükmün aralarındaki ilişkiye etkisinde fer’î müdahaleye ilişkin HMK m. 69/2 kıyasen uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 61–64 ve 69

  • Usul ve Yargılama

    Davanın İşlemden Kaldırılması

    Davanın işlemden kaldırılması, usulüne uygun davet edilen tarafların duruşmaya gelmemesi veya gelip davayı takip etmeyeceklerini bildirmesi hâlinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesidir; taraflardan yalnız biri gelirse onun talebine göre yargılamaya devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Dosya, kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay içinde dilekçeyle yenilenebilir; bir aydan sonraki yenilemede yeniden harç alınır, süresinde yenilenmeyen dava açılmamış sayılır. Yenilenen dava yazılı yargılamada bir defadan fazla, basit yargılamada ise bir kez daha takipsiz bırakılırsa açılmamış sayılır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 150 ve 320

  • Usul ve Yargılama

    Davanın Konusuz Kalması

    Yargılama sırasında meydana gelen bir olgu nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek kalmamasıdır. Bu hâlde hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Karar, esas hakkında değil; karar verilmesine yer olmadığına ilişkindir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 331

  • Usul ve Yargılama

    Davaya Müdahale

    Davaya müdahale, görülmekte olan bir davaya üçüncü kişinin katılmasını ifade eden ve asli ile fer’î müdahaleyi kapsayan genel kavramdır. Asli müdahalede, dava konusu hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açar ve bu dava asıl davayla birlikte görülür. Fer’î müdahalede ise davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan tarafın yanında tahkikat sona erinceye kadar davaya katılan müdahil, o tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan usul işlemlerini yapabilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 65–69

  • Usul ve Yargılama

    Davayı Aydınlatma Ödevi

    Hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılması zorunlu olduğunda maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü hususlarda taraflara açıklama yaptırabilmesi, soru sorabilmesi ve delil gösterilmesini isteyebilmesidir. Bu ödev, taraflarca getirilme ilkesinin geçerli olduğu davalarda hâkimin taraf yerine vakıa ileri sürmesi anlamına gelmez. Amaç, dilekçelerdeki belirsizliklerin giderilmesi ve uyuşmazlığın doğru belirlenmesidir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 31

  • Usul ve Yargılama

    Davayı Kabul

    Davayı kabul, davalının davacının talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak, kayıtsız ve şartsız yapılır; hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür ve karşı tarafın ya da mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kabul yalnızca tarafların serbestçe tasarruf edebildiği davalarda hüküm doğurur ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur; bir vakıanın doğruluğunun kabulü anlamındaki ikrardan farklıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 188 ve 308–311

  • Usul ve Yargılama

    Def’i

    Def’i, borçlunun veya davalının, karşı tarafın hakkının varlığını ortadan kaldırmaksızın ifadan kaçınmasını sağlayan savunma aracıdır. Zamanaşımı def’i ile karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde kendi borcunu ifa etmeden veya ifayı önermeden ifa isteyen tarafa karşı ileri sürülen ödemezlik def’i tipik örneklerdir. Def’i kural olarak ilgili tarafça ileri sürülmelidir; kanun, zamanaşımının ileri sürülmedikçe hâkimce kendiliğinden göz önüne alınamayacağını açıkça öngörür.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 97 ve 161

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Define

    Bulunmasından çok zaman önce gömülmüş veya saklanmış olduğu ve artık malikinin bulunmadığı kesin olarak anlaşılan değerli şeylerdir. Bilimsel değer taşıyan eşyaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere define, içinde bulunduğu taşınmaz veya taşınırın malikine ait olur; bulan kişi değerinin yarısını aşmamak üzere uygun bir ödül isteyebilir. Eski eserler ile bilimsel değeri olan sahipsiz doğal şeylerin bulunmasında özel kanun hükümleri uygulanır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 772–773

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Değer Artış Payı

    Eşlerden birinin, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunması hâlinde, tasfiyede o malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında pay istemesini sağlayan alacaktır. Alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; değer kaybında katkının başlangıçtaki değeri esas alınır, mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim alacağı hakkaniyete göre belirler. Eşler yazılı anlaşmayla bu paydan vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 227

  • Usul ve Yargılama

    Delil Avansı

    Delil avansı, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen ve verilen kesin süre içinde yatırılması gereken giderdir. Taraflar aynı delile birlikte dayanmışsa avansı yarı yarıya öder; bir taraf yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer taraf avansı yatırabilir, aksi hâlde o delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Dava açılırken yatırılan gider avansından ayrıdır; tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlere ilişkin hükümler saklıdır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 120 ve 324

  • Usul ve Yargılama

    Delil Başlangıcı

    Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte onu muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belgedir. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 202

  • Usul ve Yargılama

    Delil Tespiti

    Bir delilin kaybolması veya sonradan kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşması tehlikesine karşı önceden incelenip kayıt altına alınmasını sağlayan hukuki korumadır. Davadan önce ya da devam eden dava içinde istenebilir; delilin tespiti uyuşmazlığın esasının kesin olarak çözüldüğü anlamına gelmez.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 400–405

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Demirbaş

    Demirbaş, kira ilişkisinde kiralananla birlikte kiracının kullanımına bırakılan mobilya, cihaz, araç ve gereç gibi taşınır eşyadır. Kiracı bu eşyayı da sözleşmeye uygun ve özenle kullanmak ve sözleşme sonunda teslim aldığı durumda geri vermekle yükümlüdür; sözleşmeye uygun kullanımdan doğan eskime ve bozulmalardan sorumlu değildir. Ürün kirasında ise bu eşyanın değeri taraflarca birlikte takdir edilip tutanağa geçirilir; değer biçilmiş eşyayı kiracı, kiraya verenin kusurunu veya mücbir sebebi ispat etmedikçe, sözleşme sonunda özdeş tür ve değerde geri vermek ya da değer eksikliğini gidermekle yükümlüdür.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 316, 334, 359 ve 372–373

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Deneme Süreli İş Sözleşmesi

    Taraflarca deneme kaydı konulan ve tarafların birbirini ve çalışma koşullarını değerlendirmesine imkân veren iş sözleşmesidir. Deneme süresi en çok iki ay olabilir; toplu iş sözleşmesiyle dört aya kadar uzatılabilir. Bu süre içinde taraflar sözleşmeyi bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir; işçinin çalıştığı günlere ait ücret ve diğer hakları saklıdır.

    İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 15

  • Ceza ve İnfaz

    Denetimli Serbestlik

    Koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az kalan, açık ceza infaz kurumunda ya da çocuk eğitimevinde bulunan iyi hâlli hükümlünün talebi üzerine, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadarki kısmının infaz hâkimi kararıyla kurum dışında, kamuya yararlı işte çalışma veya belirli yerde gözetim gibi yükümlülükler altında infazıdır. 4/6/2025 tarihinden itibaren işlenen suçlarda ayrıca, kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin (en az beş gün) kurumda geçirilmiş olması aranır. Bazı hükümlü grupları ve eski tarihli suçlar için özel süreler vardır; koşullu salıverilmeden ayrı bir aşamadır.

    İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 105/A · 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, geçici m. 10 ve 11

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Denkleştirme

    Tarafların anlaşmasıyla haftalık normal çalışma süresinin, günde on bir saati aşmamak koşuluyla haftanın çalışılan günlerine farklı biçimde dağıtılmasıdır. Bu hâlde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, iki aylık (turizm sektöründe dört aylık) denkleştirme süresi içinde normal haftalık çalışma süresini aşamaz; bu süre toplu iş sözleşmesiyle dört aya (turizmde altı aya) kadar artırılabilir. Ortalama aşılmadıkça bazı haftalarda kırk beş saati geçen çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.

    İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 41 ve 63

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Denkleştirme İstemi

    Denkleştirme istemi, acentelik ilişkisi sona erdikten sonra müvekkil acentenin bulduğu müşteriler sayesinde önemli menfaat elde etmeye devam ediyor, acente bu müşterilerle yapılan işlerden doğacak ücret hakkını kaybediyor ve ödeme hakkaniyete uygun düşüyorsa acentenin isteyebileceği uygun tazminattır. Tutar, son beş yıllık faaliyet sonucu alınan yıllık komisyon ve diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Acentenin haklı sebep olmadan feshinde veya kusuru nedeniyle müvekkilin haklı feshinde istenemez; önceden vazgeçilemez, sona ermeden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir ve tek satıcılık gibi tekel hakkı veren sürekli sözleşmelere de uygulanabilir.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 122

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Depozito

    Kira sözleşmesinden doğan borçlar için kararlaştırılan güvencedir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında üç aylık kira bedelini aşamaz. Para, kiraya verenin onayı olmadan çekilemeyecek vadeli tasarruf hesabına; kıymetli evrak bankaya bırakılır. Bankadan geri verme, tarafların rızası ve kanunda belirtilen diğer şartlara bağlıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 342

  • Usul ve Yargılama

    Derdestlik

    Derdestlik, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanan ve aynı talep sonucunu içeren bir davanın daha önce açılmış olup hâlen görülmekte olması durumudur. Aynı davanın hâlen görülmekte olmaması dava şartı olduğundan mahkeme bunu davanın her aşamasında kendiliğinden gözetir, taraflar da her zaman ileri sürebilir; derdestlik varsa sonra açılan dava usulden reddedilir. Konuların yalnızca benzer olması derdestlik için yeterli değildir; bağlantılı davalarda koşulları varsa birleştirme gündeme gelir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114–115, 166 ve 303

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Dernek

    En az yedi gerçek veya tüzel kişinin, kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmesiyle oluşan, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluğudur. Hukuka veya ahlaka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz. Kazanç paylaşma amacı taşımaması derneği ticaret şirketlerinden, kişi topluluğu olması ise mal topluluğu olan vakıftan ayırır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 56

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

    Destekten yoksun kalma tazminatı, bir kişinin ölümü nedeniyle onun desteğinden yoksun kalanların bu yüzden uğradıkları kayıpların giderilmesidir; hak sahipliği mirasçılığa değil, ölenin sağladığı desteğe bağlıdır. Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilemez. 31/7/2026’dan sonraki olaylarda, desteğin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminata karar tarihinden itibaren kanuni faiz yürütülür; tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler oransal olarak mahsup edilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 53 ve 55 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 18, 26 ve geçici m. 1

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Devamsızlık

    İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın işine gelmemesidir. Ardı ardına iki iş günü, bir ay içinde iki kez herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü ya da bir ayda toplam üç iş günü devamsızlık, işverene iş sözleşmesini bildirim süresi beklemeden haklı nedenle feshetme hakkı verir. Devamsızlığın haklı bir mazerete dayanıp dayanmadığı ve ispatı somut olayda ayrıca incelenir.

    İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 25

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Devletin Mirasçılığı

    Mirasçı bırakmadan ölen kişinin mirasının Devlete geçmesidir. Bu durumda sulh hukuk mahkemesi terekenin resmî defterini kendiliğinden düzenler. Devlet, deftere yazılan tereke borçlarından yalnız miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumludur; diğer mirasçılar gibi bütün malvarlığıyla sorumlu olmaz.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 501 ve 631

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Devre Tatil

    Devre tatil sözleşmesi, bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre içinde birden fazla dönem için gecelik konaklama imkânı veren sözleşmedir. Tüketici on dört gün içinde gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden cayabilir; bu süre dolmadan tüketiciden hiçbir ad altında ödeme veya borç doğuran belge istenemez. 7392 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten beri tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulamaz, devre mülk hakkı verenler dışındaki sözleşmeler en fazla on yıl için yapılabilir ve kooperatif, şirket, dernek ya da vakıf üyeliği yoluyla devre tatil hakkı tanınamaz.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 50

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Dilekçe Hakkı

    Kanunda belirtilen kişilerin kendileriyle veya kamuyla ilgili dilek ve şikâyetlerini yetkili makamlara yazılı olarak iletebilmesidir. Dilekçenin içeriği ve başvuru koşulları kanunda düzenlenir. Dilekçe verilmesi, talebin mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez.

    İlgili mevzuat: 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun, m. 3–7

  • İcra ve İflas

    Disiplin Hapsi

    Disiplin hapsi, belirli bir kısmi düzeni korumak amacıyla yaptırıma bağlanan fiiller nedeniyle verilen; seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ertelenemeyen, önödeme ve koşullu salıverilme hükümleri uygulanmayan, tekerrüre esas olmayan ve adli sicile kaydedilmeyen hapistir. Sonradan edinilen mal veya kazanç artışını süresinde bildirmeyen borçlu (İİK m.339), ihtiyati tedbire aykırı davranan kişi (HMK m.398) ve ihtara rağmen duruşma düzenini bozan kişi (HMK m.151) hakkında öngörülür; süresi her hükümde ayrıca sınırlanmıştır. Mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında ise disiplin hapsi değil, tazyik hapsi uygulanır (İİK m.76).

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 2/1-l · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 76, 339 ve 353–354 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 151 ve 398

  • İcra ve İflas

    Doğrudan Doğruya İflas

    Doğrudan doğruya iflas, iflasa tabi borçlu hakkında önceden icra takibi yapılmaksızın doğrudan mahkemeden iflas istenebilen hâllerdir. Alacaklı; borçlunun bilinen yerleşim yeri yoksa, taahhütlerinden kurtulmak için kaçarsa, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunur veya buna teşebbüs ederse ya da haciz yoluyla takip sırasında mallarını saklarsa, ödemelerini tatil ederse, konkordato tasdik edilmezse veya ilama dayalı alacak icra emrine rağmen ödenmezse bu yola başvurabilir. Borçlu da aczini bildirerek kendi iflasını isteyebilir; sermaye şirketleri ve kooperatiflerin borca batıklığı da takipsiz iflas sebebidir.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 177–179 ve 308

  • Usul ve Yargılama

    Doğrudanlık İlkesi

    Hâkimin delilleri bizzat inceleyerek karar vermesi esasıdır. Tanıkların hâkim huzurunda dinlenmesi ve keşfin hâkimce yapılması bu ilkenin gereğidir. İstinabe gibi durumlar ilkenin sınırlı istisnalarını oluşturur.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 197

  • Ceza ve İnfaz

    Dolandırıcılık

    Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatarak onun veya başkasının zararına yarar sağlama suçudur; temel cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Nitelikli hâllerde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir; kamu kurumları zararına, bilişim sistemleri ya da banka veya kredi kurumları araç olarak kullanılarak, usulsüz kredi açtırmak veya sigorta bedelini almak maksadıyla ya da kendini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumu çalışanı olarak tanıtarak işlenmesinde hapsin alt sınırı dört yıl, adli para cezası menfaatin iki katından az olamaz. Ödeme aracını veya hesap bilgilerini vermekle sınırlı iştirakte ceza yarı oranında indirilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 157–158 ve 168

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Dönme

    Sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldıran ve tarafları karşılıklı iade yükümü altına sokan bozucu yenilik doğuran haktır. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düşerse alacaklı, verdiği süre sonuçsuz kalınca dönmeyi seçebilir. Sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak dönme değil fesih söz konusu olur.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 123–126

  • Ceza ve İnfaz

    Duruşmadan Vareste Tutulma

    Mahkemece sorgusu yapılmış sanığın, kendisinin veya bu konuda yetkili kıldığı müdafiinin istemi üzerine mahkemece duruşmalarda hazır bulunmaktan bağışık tutulmasıdır. Bu durumda duruşmalar sanığın yokluğunda sürdürülebilir; müdafi, sanık hazır bulunmasa da bütün oturumlarda bulunmaya yetkilidir. Alt sınırı beş yıl veya daha fazla hapis gerektiren suçlar dışında sanık istinabe yoluyla sorguya çekilebilir; hâkim zorunlu gördüğünde yurt içindeki sanığın sesli ve görüntülü iletişim tekniğiyle sorgusuna veya duruşmaya katılmasına da karar verebilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 196–197

  • Usul ve Yargılama

    Duruşmasız İnceleme

    Duruşmasız inceleme, bir davanın veya kanun yolu başvurusunun taraflar duruşmaya çağrılmadan dosya üzerinden incelenmesidir. Bölge adliye mahkemesi, usule ilişkin kaldırma sebepleri ve duruşma gerektirmeyen esas incelemesi gibi kanunda sayılan hâllerde duruşmasız karar verir; diğer hâllerde istinaf incelemesi duruşmalı yapılır. Yargıtay temyiz incelemesini kural olarak dosya üzerinden yapar; kanunda sayılan bazı davalarda ve parasal sınırı aşan alacak ve ayın davalarında taraflardan biri isterse duruşma açılır. Basit yargılamada ilk derece mahkemesi de mümkün olan hâllerde dosya üzerinden karar verir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 320, 353, 356 ve 369

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Dürüstlük Kuralı

    Hak kullanılırken ve borç yerine getirilirken dürüst davranılmasını gerektiren genel ilkedir. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bir hukuki engeli bilmemeyi anlatan iyiniyet kavramıyla aynı değildir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 2–3

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Düzeltme ve Şikâyet

    Düzeltme ve şikâyet, vergiye ilişkin hesap veya vergilendirme hataları yüzünden haksız yere fazla ya da eksik istenen veya alınan verginin idarece düzeltilmesi yoludur. Açık ve mutlak hatalar re’sen düzeltilir; mükellef de vergi dairesinden yazılı olarak düzeltme isteyebilir. Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptığı düzeltme talebi reddedilen mükellef şikâyet yoluyla Hazine ve Maliye Bakanlığına, il özel idaresi vergilerinde valiliğe, belediye vergilerinde belediye başkanlığına başvurabilir. Tarh zamanaşımı dolduktan sonra ortaya çıkarılan hatalar kural olarak, yargı mercilerince hakkında karar verilmiş hatalar ise hiç düzeltilemez.

    İlgili mevzuat: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 116–126

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Düzenleme Ortaklık Payı

    İmar uygulamasına tabi tutulan arazi ve arsalardan, bölgenin ihtiyacı olan yol, park, okul, ibadet yeri ve benzeri umumi hizmet alanlarının karşılanması ve düzenlemenin sağladığı değer artışı karşılığında düşülen paydır. Belediyeler, maliklerin muvafakatini aramaksızın arazi ve arsaları birleştirip imar planına uygun parsellere ayırarak hak sahiplerine dağıtabilir. Düzenleme ortaklık payı, düzenlemeye tabi alanın düzenlemeden önceki yüzölçümünün yüzde kırk beşini geçemez ve kanunda sayılan amaçlar dışında kullanılamaz.

    İlgili mevzuat: 3194 sayılı İmar Kanunu, m. 18

Sayfa 1 / 1 · 1–48 / 48 terim

Önceki harf: Ç · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: E

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page