top of page

B Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Terim listesine geç (47 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

B Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Sayfa 1 / 1 · 1–47 / 47 terim

B

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Babalık Davası

    Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkeme kararıyla kurulmasını amaçlayan davadır. Anne ve çocuk, kanunda düzenlenen koşullarla dava hakkına sahiptir. Soybağı talebi ile annenin doğum ve gebelik giderlerine ilişkin talepleri birbirinden ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 301–304

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Babalık Karinesi

    Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babasının koca sayılmasıdır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür. Karine; koca, ana veya çocuk tarafından açılacak soybağının reddi davasıyla çürütülebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 285–286

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Bağımsız Bölüm

    Kat mülkiyetine konu yapının ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olup üzerinde bağımsız mülkiyet kurulabilen bölümüdür. Daire, dükkân ve büro gibi bölümler bu niteliktedir; bağımsız bölümün dışında olup doğrudan ona tahsis edilen yerler eklenti sayılır. Bağımsız bölüm üzerindeki kat mülkiyeti, arsa payı ve ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir.

    İlgili mevzuat: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, m. 2–3

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Bağışlama

    Bir kişinin karşılıksız olarak diğerine malvarlığı kazandırmayı üstlendiği sözleşmedir. Bağışlama sözü verme, elden bağışlama ve taşınmaz bağışının şekil koşulları farklıdır. Koşul, yükleme ve geri alma imkânları kanuni sınırlara tabidir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 285–295

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Bağlanma Parası (Kaparo)

    Sözleşme yapılırken verilen ve kural olarak cayma parası olarak değil, sözleşmenin kurulduğunun kanıtı olarak verilmiş sayılan paradır. Aksine sözleşme veya yerel âdet yoksa bağlanma parası esas alacaktan düşülür. Taraflara sözleşmeden cayma hakkı tanıması için paranın cayma parası olarak kararlaştırılmış olması gerekir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 177–178

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Bağlı Kredi Sözleşmesi

    Tüketici kredisinin, yalnızca belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin bir sözleşmenin finansmanı için verildiği ve iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik birlik oluşturduğu sözleşmedir. Ekonomik birlik; satıcının krediyi finanse etmesi, kredi verenin satıcının aracılığıyla sözleşme kurması gibi ölçütlerle belirlenir. Malın hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi hâlinde kredi veren de belirli koşullarla tüketiciye karşı sorumlu olur.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 30

  • Ceza ve İnfaz

    Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması

    Başkasına ait banka veya kredi kartını, sahibinin rızası olmadan kullanarak veya kullandırarak yarar sağlama suçudur; cezası üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Başkalarının hesaplarıyla ilişkilendirilmiş sahte kart üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve on bin güne kadar; sahte kartla yarar sağlamak dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası gerektirir. Temel hâl, ayrılık kararı olmayan eş, üstsoy, altsoy, bu derecedeki kayın hısımı, evlat edinen, evlatlık veya birlikte yaşayan kardeş zararına işlenirse ilgili akrabaya ceza verilmez.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 245

  • Usul ve Yargılama

    Basit Yargılama Usulü

    Hukuk yargısında dava ve cevap dilekçeleriyle ilerleyen, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilmeyen usuldür. Kanunda gösterilen dava ve işlerde uygulanır. Buradaki tanım HMK’ye ilişkindir; ceza yargısındaki CMK m. 251 kapsamındaki basit yargılama ayrı bir kurumdur.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 316–322

  • Ceza ve İnfaz

    Beden Muayenesi ve Örnek Alma

    Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılması ya da vücudundan kan, saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınmasıdır. Hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı karar verir; savcının kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur, onaylanmazsa elde edilen deliller kullanılamaz. Üst sınırı iki yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanamaz; işlem sağlığa zarar verme tehlikesi bulunmaksızın tabip veya başka bir sağlık mensubunca yapılır. Mağdurdan örnek alınması ayrı koşullara bağlıdır.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 75–76

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Bedensel Zarar

    Bedensel zarar, kişinin vücut bütünlüğünün zedelenmesinden doğan malvarlığı kayıplarıdır; kanunda özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar sayılır. Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilemez. 31/7/2026’dan sonraki olaylarda çalışma gücü kaybı tazminatına, kazancın bilindiği dönem için olay tarihinden, bilinemediği dönem için karar tarihinden itibaren kanuni faiz yürütülür. Hâkim ayrıca manevi tazminata karar verebilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 54–56 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 18 ve geçici m. 1

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Bekleme Süresi

    Evliliği sona eren kadının, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenememesine ilişkin kanuni süredir. Kadının doğum yapmasıyla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemesi hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır; süreye uyulmadan yapılan evlenme batıl değildir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 132 ve 154

  • Usul ve Yargılama

    Bekletici Sorun

    Bekletici sorun, görülmekte olan davada hüküm verilebilmesinin kısmen veya tamamen başka bir davanın sonucuna, bir idari makamın tespitine ya da dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin varlığına bağlı olması durumudur. Bu hâlde mahkeme, o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılamayı bekletebilir. Uyuşmazlığın çözümü başka bir davaya veya idari makama bağlıysa mahkeme ilgili tarafa başvurması için uygun bir süre verir; bu sürede başvurulmazsa taraf o iddiasından vazgeçmiş sayılır ve esas dava hakkında karar verilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 165

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Belirli Mal Bırakma

    Bir kişiye mirasçı sıfatı verilmeden belirli bir mal veya malvarlığı menfaatinin bırakılmasıdır. Lehtar, kural olarak edimin yerine getirilmesini isteme hakkı kazanır. Bu nedenle malın mülkiyetinin her durumda ölüm anında kendiliğinden geçtiği varsayılmamalıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 517–519 ve 600

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Belirli Süreli İş Sözleşmesi

    Belirli süreli iş sözleşmesi, belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması ya da belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesidir. Bu objektif koşullar bulunmadan yalnız bir bitiş tarihi yazılması sözleşmeyi her durumda belirli süreli kılmaz. Belirli süreli sözleşme esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz; aksi hâlde sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir, esaslı nedene dayalı zincirleme sözleşmeler ise belirli süreli olma özelliğini korur.

    İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 11

  • Usul ve Yargılama

    Belirsiz Alacak Davası

    Belirsiz alacak davası, alacağın miktarı veya değeri dava açılırken tam ve kesin olarak belirlenemediği hâllerde başvurulan ve HMK m. 107’de düzenlenmiş dava türüdür; bu madde 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle 31/7/2026’dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldırılan hüküm, aynı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca bu tarihten önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. Sonra açılan davalarda bu yol yoktur; alacağın bir kısmı dava edilerek talep, HMK m. 109/4 uyarınca aynı davada bir defaya mahsus ve tahkikatın sonuna kadar artırılabilir; artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 107 ve 109 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 19, 26 ve geçici m. 1

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi

    Bir süreye bağlı olarak yapılmayan iş sözleşmesidir; iş ilişkisinde asıl olan sözleşmenin belirsiz süreli olmasıdır. Belirli süreli sözleşme ancak belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması gibi objektif koşullara bağlı olarak yazılı yapılabilir ve esaslı neden olmadıkça zincirleme yapılamaz; aksi hâlde sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli sayılır. Belirsiz süreli sözleşmenin sona erdirilmesinde bildirim süreleri ve koşulları varsa iş güvencesi hükümleri uygulanır.

    İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 11 ve 17

  • Ceza ve İnfaz

    Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma

    Kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kamu görevi üstlenme; velayet, vesayet ve kayyımlık; vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti yöneticiliği veya denetçiliği ile izne bağlı bir meslek veya sanatı serbestçe icra etme gibi haklardan yoksun kalınmasıdır. Yoksunluk kural olarak cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürer; kısa süreli hapsi ertelenenlere ve fiil sırasında on sekiz yaşından küçük olanlara uygulanmaz. Seçme ve seçilme ehliyetine ilişkin hüküm AYM 8/10/2015, E.2014/140, K.2015/85 kararıyla kısmen iptal edilmiştir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 53

  • Ceza ve İnfaz

    Beraat

    Yüklenen fiilin suç olmaması, sanık tarafından işlendiğinin kanıtlanamaması veya kanunda sayılan diğer nedenlerle verilen hükümdür. Beraatin gerekçesi kararın dayanağını ve bazı sonuçlarını etkileyebilir. Savcılığın soruşturma aşamasında verdiği takipsizlik kararından ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 223/2

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Beyanlar Hanesi

    Beyanlar hanesi, tapu kütüğünde taşınmazın hukuki durumuna ilişkin açıklayıcı bilgilerin yazıldığı sütundur. Malikin istemiyle eklentiler buraya yazılır ve bu kayıt ancak kütükte hak sahibi görünenlerin rızasıyla silinebilir; taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamaları ile yönetmelikte belirlenen diğer hususlar da bu sütuna yazılır. Kat mülkiyetinde eklentiler ile yönetim planının ve değişikliklerinin tarihi, kat irtifakında bağımsız bölümlere tahsis edilen arsa payları burada gösterilir. Beyan kural olarak yeni bir ayni hak doğurmaz.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 1000 ve 1012 · 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, m. 6, 14 ve 28

  • Usul ve Yargılama

    Beyyine

    İddianın ispatına yarayan delil anlamında kullanılan eski terimdir. Kanun, senet, tanık, bilirkişi, keşif, uzman görüşü ve yemin gibi delilleri düzenler. Senetle ispat zorunluluğu ve istisnaları ayrıca belirlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 187–203, 225, 240, 266, 288 ve 293

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Bileşik Faiz

    Bileşik faiz, işlemiş faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesidir. Tüketim ödüncü sözleşmelerinde kararlaştırılamaz; kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken de yürütülemez ve temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi işletilemez. Ticari işlerde ise üç aydan kısa olmamak üzere yalnız cari hesaplarda ve her iki taraf için ticari iş niteliğindeki ödünç sözleşmelerinde kararlaştırılabilir; bu istisna sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz ve tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır. TTK’daki bu sınırlara aykırı işletilen faiz yok hükmündedir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 121 ve 388 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 8 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 3

  • Ceza ve İnfaz

    Bileşik Suç

    Bir suçun diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olması nedeniyle tek suç yapısı içinde değerlendirildiği durumdur. Bu birleşmede içtima hükümleri ayrıca uygulanmaz. Hangi suçların birleştiği kanuni suç tanımına göre belirlenir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 42

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı

    Anonim şirket pay sahibinin genel kurulda yönetim kurulundan şirketin işleri, denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteme; genel kurulun açık izni veya yönetim kurulu kararıyla da ticari defter ve yazışmaların sorusuyla ilgili kısımlarını inceleme hakkıdır. Finansal tablolar, faaliyet ve denetleme raporları ile kâr dağıtım önerisi genel kuruldan en az on beş gün önce incelemeye hazır tutulur. Bilgi ancak şirket sırrı veya korunması gereken şirket menfaati gerekçesiyle reddedilebilir; bilgi alamayan pay sahibi reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde makul bir süre sonra şirket merkezindeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Hak esas sözleşmeyle kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 437

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Bilgi Edinme Hakkı

    Bilgi edinme hakkı, Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşların elinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi ve belgelere dilekçeyle başvurarak erişim isteme hakkıdır. Kurumlar erişimi kural olarak on beş iş günü içinde sağlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma ya da analiz gerektiren taleplere olumsuz cevap verebilir. Devlet sırrı ve özel hayatın gizliliği gibi kanuni istisnalar hakkı sınırlar; ret kararına karşı yargı yoluna gitmeden önce on beş gün içinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna itiraz edilebilir.

    İlgili mevzuat: 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, m. 4–7, 11, 13, 16 ve 21

  • Ceza ve İnfaz

    Bilinçli Taksir

    Kişinin öngördüğü suç neticesini istememesine rağmen bu neticenin meydana gelmesidir. Kanun, bu durumda taksirli suça ilişkin cezanın artırılmasını öngörür. Olası kastla ayrımda failin neticeye ilişkin tutumu somut delillerle incelenir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 22/3

  • Usul ve Yargılama

    Bilinen Son Adrese Tebligat

    Bilinen son adrese tebligat, tebliğin muhatabın bilinen en son adresine yapılmasıdır; bu adres tebligata elverişli değilse veya tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilinen en son adres kabul edilir. Kendisine veya adresine usulüne uygun tebligat yapılmış kişi adresini değiştirip yenisini bildirmez ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemezse, tebliğ evrakı eski adresteki binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Tüzel kişilerde, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır.

    İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 10 ve 35

  • Usul ve Yargılama

    Bilirkişi

    Çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren konularda mahkemece görüşüne başvurulan kişidir. Hukuki değerlendirme bilirkişiye bırakılamaz. Hâkim, bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir; rapor tek başına mahkeme kararı değildir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 266 ve 282

  • Usul ve Yargılama

    Bilirkişi Raporuna İtiraz

    Tarafların, kendilerine tebliğ edilen bilirkişi raporundaki eksikliklerin tamamlatılmasını, belirsiz noktaların açıklattırılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden istemesidir. İtiraz raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılır; talebin bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel veya teknik bir çalışma gerektiriyorsa, aynı süre içinde başvuran tarafa bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Mahkeme gerekli görürse bilirkişiden ek rapor alabilir, onu duruşmada dinleyebilir veya yeni bilirkişiyle yeniden inceleme yaptırabilir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 281

  • Ceza ve İnfaz

    Bilişim Sistemine Girme

    Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak girilmesi ya da orada kalmaya devam edilmesidir ve cezası bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Bedeli karşılığında yararlanılabilen sistemlerde ceza indirilir; fiil nedeniyle sistemdeki veriler yok olur veya değişirse altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Sisteme girmeden veri nakillerinin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izlenmesi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 243

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Bireysel Başvuru

    Anayasada güvence altına alınan ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya Türkiye’nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında korunan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapılan başvurudur. İlgili olağan başvuru yollarının tüketilmesi ve diğer kabul edilebilirlik koşulları aranır. Başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, böyle bir yol yoksa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılır. Her hukuki uyuşmazlığın yeniden incelendiği genel bir temyiz yolu değildir.

    İlgili mevzuat: 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 45–50

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Birlikte Yaşamaya Ara Verme

    Ortak hayatın eşlerden birinin kişiliğini, ekonomik güvenliğini veya ailenin huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürdüğü sürece o eşin ayrı yaşama hakkıdır. Ara verme haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, istem üzerine eşler arasındaki parasal katkıya, konut ve ev eşyasının kullanımına ve malların yönetimine ilişkin önlemler alır; ergin olmayan çocuklar için de gerekli düzenlemeyi yapar. Bu durum boşanma veya ayrılık kararı değildir; evlilik devam eder.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 197

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Bono

    Bono, düzenleyenin belirli bir bedeli lehtara veya onun emrine kayıtsız ve şartsız ödemeyi vaat ettiği kambiyo senedidir. Senette “bono” veya “emre yazılı senet” ibaresi, ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtarın adı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası bulunmalıdır. Bu unsurlardan biri eksik olan senet bono sayılmaz; yalnız vade, ödeme yeri ve düzenlenme yeri eksikse kanundaki tamamlayıcı kurallar uygulanır. Poliçedeki ödeme emrinden farklı olarak doğrudan ödeme vaadi içerir.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 776–778

  • İcra ve İflas

    Borca Batıklık

    Sermaye şirketleri ile kooperatiflerde, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre malvarlığının borçları karşılamamasıdır. Bu durum; yönetim ve temsille görevli kişiler, tasfiye hâlindeyse tasfiye memurları ya da bir alacaklı tarafından mahkemeye bildirilir ve iflasa karar verilmesi istenir. 2018 değişikliğinden sonra iflasın ertelenmesi kurumu yürürlükten kaldırılmıştır.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 179 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 376–377

  • İcra ve İflas

    Borca İtiraz

    Borca itiraz, icra takibinde borçlunun takip konusu borcun tamamına veya bir kısmına karşı çıkmasıdır. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine dilekçeyle veya sözlü olarak yapılır ve süresinde yapılan itiraz takibi durdurur; kısmi itirazda itiraz edilen miktar açıkça gösterilmezse itiraz edilmemiş sayılır, senetteki imza inkâr ediliyorsa bu ayrıca ve açıkça belirtilmelidir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda ise borca itiraz beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle yapılır ve satış dışındaki takip işlemlerini kendiliğinden durdurmaz.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 62, 66 ve 168–169

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Borcun Üstlenilmesi

    Bir kişinin başkasının borcunu üstlenmesine ilişkin hukuki düzenlemedir. Borçluyla yapılan iç anlaşma, tek başına alacaklıya karşı eski borçluyu borçtan kurtarmaz. Dış üstlenme ve alacaklının kabulü için ayrı koşullar uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 195–200

  • İcra ve İflas

    Borç Ödemeden Aciz Belgesi

    Kanuni takip işlemlerinden sonra alacağın karşılanamayan bölümünü gösteren belgedir. Borç ikrarını içeren senet niteliğindedir ve borcu silmez; belgede yazılı alacak için borçludan faiz istenemez ve alacak, borçluya karşı belgenin düzenlenmesinden itibaren yirmi yılda zamanaşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları ise mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde alacak aranmamışsa zamanaşımını ileri sürebilir. Alacaklıya takip ve tasarrufun iptali gibi konularda kanunda belirtilen özel olanaklar sağlar.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 105, 143 ve 277

  • İcra ve İflas

    Borçlunun Ölümü Hâlinde Takip

    İcra takibi sırasında borçlunun ölmesi hâlinde takibin nasıl yürütüleceğine ilişkin kurallardır. Tereke borçları için takip ölüm günüyle birlikte üç gün durur; mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse kanundaki ret süreleri geçinceye kadar takip ertelenir. Tereke paylaşılmamış veya resmî tasfiyeye tabi tutulmamışsa takip terekeye karşı devam eder; mirasçıya karşı devam ise ancak rehnin paraya çevrilmesi veya haciz yoluyla mümkündür.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 53

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Borçlunun Temerrüdü

    Muaccel borcun zamanında yerine getirilmemesi üzerine kanuni koşullarla oluşan gecikme durumudur. Kural olarak ihtar gerekir; belirli vade ve kanunda sayılan hâllerde istisnalar vardır. Tazminat, faiz veya sözleşmeden dönme gibi sonuçlar borcun türüne göre değişir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 117–125

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Boşanan Kadının Soyadı

    Boşanma hâlinde kadının evlenmeden önceki soyadını yeniden almasıdır. Kadın, eski eşinin soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun eski eşine zarar vermeyeceğini ispatlarsa hâkim bu soyadını taşımasına izin verir; koşullar değişirse eski eş iznin kaldırılmasını isteyebilir. Evlenmeden önce dul olan kadın, bekârlık soyadını taşımak için hâkimden izin isteyebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 173

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Boşanma Sebepleri

    Evliliğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini sağlayan ve Türk Medeni Kanununda sınırlı olarak sayılan hâllerdir. Zina, hayata kast ile pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı özel sebeplerdir; evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise genel sebeptir. Anlaşmalı boşanma ile reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın bir yıl içinde yeniden kurulamaması da temelden sarsılma kapsamında düzenlenmiştir. Her sebebin ispat koşulları ve dava süreleri ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 161–166

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Boşanmada Maddi Tazminat

    Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu eşten isteyebildiği uygun parasal karşılıktır. Koşulları ve miktarı somut olay üzerinden değerlendirilir. Nafaka ve mal rejiminden doğan katılma alacağıyla aynı talep değildir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 174

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Boşanmada Manevi Tazminat

    Boşanmaya neden olan olaylarla kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu diğer eşten isteyebildiği parasal giderimdir. Her boşanma veya üzüntü kendiliğinden bu hakkı doğurmaz. Olaylar, kusur ve kişilik hakkına yönelik saldırı birlikte değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 174

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Boşta Geçen Süre Ücreti

    Feshin geçersizliğine karar verildiğinde, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aylık ücret ve diğer hakları tutarında ödenen alacaktır. İşçinin kesinleşen karar sonrasında kanuni sürede işe başlamak için başvurması gerekir. İşe başlatmama tazminatından ayrı bir kalemdir.

    İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 21

  • Usul ve Yargılama

    Bozma Kararı

    Bozma kararı, kanun yolu incelemesi sonunda üst mahkemenin, kanunda sayılan sebeplerle incelenen kararı gerekçe göstererek kısmen veya tamamen ortadan kaldırmasıdır; hukuk yargılamasında temyiz üzerine Yargıtayca verilir. HMK’ye göre bozulan karar bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararıysa dosya ilk derece mahkemesine, düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği kararsa bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bu mahkeme bozmaya uyabilir veya direnebilir; direnme kararını önce ilgili daire inceler, yerinde görmezse dosyayı Hukuk Genel Kuruluna gönderir. Ceza ve idari yargıdaki bozma kararları CMK ve İYUK’taki ayrı hükümlere tabidir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 371 ve 373 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 280, 302 ve 307 · 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 49

  • Usul ve Yargılama

    Bölge Adliye Mahkemesi

    İlk derece mahkemesi kararlarını hem maddi hem hukuki yönden inceleyen istinaf merciidir. Gerekli gördüğünde yeniden yargılama yapıp esas hakkında karar verebilir. Kararlarına karşı kanunda öngörülen sınırlar içinde temyiz yolu açıktır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 341–360 · 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun, m. 33–37

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Bölge İdare Mahkemesi

    Bölge idare mahkemesi, yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyen ve bu mahkemeler arasındaki görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin olarak çözen idari yargı merciidir. İstinaf başvurusu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde yapılır; kanunda belirtilen parasal sınırı geçmeyen bazı kararlar kesindir. Mahkeme, sonucu hukuka uygun bulduğu kararın gerekçesini değiştirerek veya maddi hatasını düzelterek de başvuruyu reddedebilir; kararı hukuka aykırı bulursa kaldırıp esas hakkında yeniden karar verir ve dosyayı ancak kanunda sayılan hâllerde ilk derece mahkemesine gönderir.

    İlgili mevzuat: 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, m. 3/A · 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 45

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Bütünleyici Parça

    Yerel anlayışa göre asıl şeyin temel unsurunu oluşturan ve o şey zarar görmeden veya yapısı değişmeden ayrılamayan parçadır. Asıl şeye malik olan kişi, kural olarak bütünleyici parçaya da malik olur. Kolayca ayrılabilen ve asıl şeyin kullanımına ayrılan eklentiden farklıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 684 ve 686

Sayfa 1 / 1 · 1–47 / 47 terim

Önceki harf: A · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: C

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page