top of page

Z Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Terim listesine geç (18 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

Z Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Sayfa 1 / 1 · 1–18 / 18 terim

Z

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Zamanaşımı

    Özel hukuk alacağında kanuni süre geçtikten sonra borçlunun, zamanaşımı def’ini ileri sürerek ifadan kaçınabilmesine imkân veren kurumdur. Alacak kendiliğinden yok olmaz; hâkim kural olarak zamanaşımını kendiliğinden gözetmez. Durma, kesilme ve özel süre hükümleri ayrıca incelenir. Ceza hukukundaki dava ve ceza zamanaşımı farklıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 146–161

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Zamanaşımının Durması

    Kanunda sayılan sebeplerin varlığı süresince zamanaşımının işlememesidir. Evlilik devam ettiği sürece eşler arasındaki alacaklar bu kapsamdadır. Sebep ortadan kalkınca süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 153

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Zamanaşımının Kesilmesi

    Zamanaşımının kesilmesi, kanunda sayılan bir olayla o ana kadar işlemiş sürenin hükümsüz kalması ve yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Borçlunun borcu ikrar etmesi (faiz ödemesi, kısmen ifa, rehin veya kefil göstermesi gibi) ya da alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibi yapması veya iflas masasına başvurması zamanaşımını keser. Borç senetle ikrar edilmiş veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır. Müteselsil borçlulardan birine ya da asıl borçluya karşı kesilme diğerlerine ve kefile de etki eder; kefile karşı kesilme asıl borçluya etki etmez.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 154–157

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Zapttan Sorumluluk

    Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak nedeniyle satılanın tamamı veya bir kısmı üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alındığında satıcının alıcıya karşı sorumlu olmasıdır. Alıcı bu tehlikeyi sözleşme sırasında biliyorsa satıcı ayrıca üstlenmedikçe sorumlu olmaz; satıcı üçüncü kişinin hakkını gizlemişse sorumluluğu kaldıran anlaşma kesin hükümsüzdür. Tam zaptta sözleşme kendiliğinden sona erer ve alıcı ödediği bedelin faiziyle iadesini, giderlerini ve zararlarını isteyebilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 214–218

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Zımni Ret

    İdarenin kanunda öngörülen süre boyunca cevap vermemesine hukuken ret sonucu bağlanmasıdır. Bu sonuç, ilgilinin dava yolunu kullanabilmesini sağlar. Özel düzenlemelerde süre ve sonuç farklı olabileceği için her sessizlik aynı biçimde değerlendirilmez.

    İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 10–11

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Zilyetliğin Korunması

    Zilyetliğin korunması, zilyedin gasp ve saldırılara karşı kuvvet kullanma ve dava yoluyla korunmasıdır. Zilyet gasp veya saldırıyı kuvvetle defedebilir, taşınmazda el koyanı kovabilir, taşınırı eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alabilir; ancak durumun haklı göstermediği ölçüde kuvvet kullanamaz. Gaspta şeyin geri verilmesi, saldırıda saldırının sona erdirilmesi ve sebebinin önlenmesi ile zararın giderilmesi, karşı taraf hak iddia etse bile dava edilebilir; gasp eden ancak üstün hakkını derhâl ispat ederse geri vermekten kaçınabilir. Dava hakkı, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren iki ay, her hâlde fiilden itibaren bir yıl geçmekle düşer.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 981–984

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Zilyetlik

    Bir eşya üzerinde fiilen hâkimiyet kurma durumudur. Malik, kiracı veya ödünç alan kişi farklı sıfatlarla zilyet olabilir. Zilyet olmak her zaman mülkiyet hakkına sahip olmak anlamına gelmez; kanun zilyetliği de belirli saldırılara karşı korur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 973–984

  • Ceza ve İnfaz

    Zimmet

    Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilen veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisinin işlediği suçtur. Cezası beş yıldan on iki yıla kadar hapistir; zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Malın geçici süre kullanılıp iade edilmek üzere alınması hâlinde ceza yarı oranına kadar indirilebilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 247

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Zina

    Zina, eşlerden birinin evlilik dışı cinsel ilişkide bulunmasıdır ve Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Diğer eş, boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl içinde dava açmalıdır; bu süreler geçince dava hakkı düşer. Zinayı affeden eşin bu sebebe dayanarak dava hakkı yoktur. Zina niteliğine ulaşmayan sadakatsizlik davranışları, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi kapsamında ileri sürülebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 161, 166 ve 185

  • Ceza ve İnfaz

    Zincirleme Suç

    Zincirleme suç, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek cezaya hükmedilmesi ve bu cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılmasıdır. Suçun temel şekli ile nitelikli şekilleri aynı suç sayılır; mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda ve aynı suçun tek fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesinde de bu hüküm uygulanır. Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 43

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Ziynet Alacağı

    Ziynet alacağı, evlenme nedeniyle takılan veya verilen altın, takı ve benzeri ziynet eşyasının hak sahibine aynen iadesi, bu mümkün değilse bedelinin ödenmesi istemidir. Eşyanın kime ait olduğu, kanunda hüküm bulunmayan ölçüde örf ve âdete göre belirlenir; belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia eden eş bunu ispatla yükümlüdür. Ziynet eşyası bir eşin kişisel malı niteliğindeyse bu istem, edinilmiş mallar üzerinden hesaplanan katılma alacağından ayrı olarak ileri sürülür.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 1, 6, 220 ve 222

    Doktrin: Cihat Börklüce (2025), Karşılaştırmalı Hukuk Perspektifinden Türk Medeni Hukukunda Boşanmanın Mali Sonuçlarına İlişkin Üç Eleştiri, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 7(2), s. 120–142 (ziynet eşyası: s. 123–125)

  • Ceza ve İnfaz

    Zorla Getirme

    Çağrıya rağmen gelmeyen veya hakkında tutuklama ya da yakalama emri için yeterli neden bulunan şüpheli veya sanığın, hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı önüne getirilmesine ilişkin karardır. Zorla getirilen kişi derhal, olanak yoksa yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran merci önüne götürülür ve ifadesi alınır ya da sorgusu yapılır. Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi hakkında da zorla getirme kararı verilebilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 146

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Zorunlu Geçit Hakkı

    Zorunlu geçit hakkı, taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malikin, tam bir bedel karşılığında komşu taşınmaz üzerinden kendisine geçit hakkı tanınmasını isteyebilmesidir. İstem önce, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya, sonra geçitten en az zarar görecek komşuya karşı yöneltilir; geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir. Malik geçidi kendiliğinden açamaz; anlaşmayla veya mahkeme kararıyla kurulan geçit, irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil edilir. Doğrudan kanundan doğan diğer geçit hakları ise tescilsiz doğar.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 747, 748 ve 780

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Zorunlu İdari Başvuru

    Zorunlu idari başvuru, dava açılmadan önce idareye başvurulmasının kanunla şart koşulduğu hâllerdir. İdari eylemlerden hakları ihlal edilenler, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmalıdır; istek reddedilirse ret işleminin tebliğini izleyen günden, otuz gün içinde cevap verilmezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi işler. Kamu ihalelerinde şikâyet ve itirazen şikâyet de dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yollarıdır.

    İlgili mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 13 · 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, m. 54

  • Ceza ve İnfaz

    Zorunlu Müdafi

    Zorunlu müdafi, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığa kanunda öngörülen hâllerde istemi aranmaksızın baro tarafından görevlendirilen müdafidir. Şüpheli veya sanığın çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz olması, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan soruşturma veya kovuşturma yapılması ve tutuklama istenmesi bu hâllerdendir. Bunlar dışında, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden şüpheli veya sanığa istemi hâlinde müdafi görevlendirilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 101/3, 150 ve 156

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Zorunlu Trafik Sigortası

    Motorlu araç işletenlerinin, aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümü, yaralanması veya bir şeyin zarar görmesinden doğan hukuki sorumluluklarını karşılamak için yaptırmak zorunda oldukları mali sorumluluk sigortasıdır. Geçerli teminat tutarları üzerinden bu sigortası bulunmayan araçlar trafikten men edilir. Zarar gören, sigorta sınırları içinde dava açmadan önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapmalıdır; başvuru on beş gün içinde yazılı olarak cevaplanmaz veya cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da sigorta tahkimine başvurulabilir.

    İlgili mevzuat: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 85, 91 ve 97

  • Ceza ve İnfaz

    Zorunluluk Hâli

    Zorunluluk hâli, kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelik, bilerek sebep olmadığı ve başka türlü korunma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kendisini veya başkasını kurtarmak zorunluluğuyla fiil işlemesidir. Tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan araç arasında orantı bulunması koşuluyla faile ceza verilmez. Meşru savunmadan farkı, haksız bir saldırı yerine böyle bir tehlikenin bulunmasıdır; sınırın kast olmaksızın aşılmasında fiil taksirle de cezalandırılıyorsa indirimli taksirli suç cezası verilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 25/2 ve 27/1

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Zümre Sistemi

    Zümre sistemi, yasal mirasçı olan kan hısımlarının mirasbırakana yakınlıklarına göre sıralı gruplara (zümrelere) ayrıldığı sistemdir. Birinci zümreyi altsoy, ikinci zümreyi ana, baba ve onların altsoyu, üçüncü zümreyi büyük ana, büyük babalar ve onların altsoyu oluşturur; önceki zümrede mirasçı bulunması sonraki zümreyi mirastan dışlar. Mirasbırakandan önce ölen mirasçının yerini kural olarak her derecede halefiyet yoluyla altsoyu alır; ancak sağ kalan eşle birlikte üçüncü zümrede yalnız büyük ana, büyük babalar ve onların çocukları mirasçı olur. Sağ kalan eşin payı birlikte bulunduğu zümreye göre belirlenir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 495–499

Sayfa 1 / 1 · 1–18 / 18 terim

Önceki harf: Y · Hukuk sözlüğü ana sayfası

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page