top of page

T Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri — Sayfa 2

Terim listesine geç (102 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

T Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 102 terim

T

  • Ceza ve İnfaz

    Tefecilik

    Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesidir. Cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 241

  • Usul ve Yargılama

    Tefhim

    Tefhim, mahkeme kararının duruşmada hazır bulunan ilgililere yüzlerine karşı açıklanmasıdır; hukuk yargılamasında hüküm, sonucu tutanağa geçirilip okunarak tefhim edilir ve yalnız hüküm sonucu tefhim edilmişse gerekçeli karar bir ay içinde yazılır. Süreler kural olarak tebliğden, kanunda öngörülen hâllerde tefhimden işler; hukukta istinaf ve temyiz süreleri ilamın tebliğiyle başlar. Ceza muhakemesinde de 7499 sayılı Kanunla istinaf ve temyiz süreleri gerekçeli hükmün tebliğine bağlanmış, hâkim ve mahkeme kararlarına itiraz süresi ise kararın öğrenilmesinden, hazır bulunan için açıklanmasından başlar.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 91, 294, 321, 345 ve 361 · 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 35, 268, 273 ve 291

  • Ceza ve İnfaz

    Tehdit

    Bir kimsenin, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle korkutulmasıdır; cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir ve kadına karşı işlenmesinde alt sınır dokuz aydır. Malvarlığı bakımından büyük zarar veya başka bir kötülük tehdidinde soruşturma şikâyete bağlıdır ve iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Silahla, tanınmayacak hâle gelerek, imzasız mektupla, birden fazla kişiyle veya suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi hâlinde iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 106

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Tehlike Sorumluluğu

    Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğması hâlinde işletme sahibinin ve varsa işletenin kusuru aranmaksızın sorumlu tutulmasıdır. Sorumluluk müteselsildir; işletmenin gerekli tüm özenin gösterilmiş olması sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Bir işletmenin bu nitelikte olup olmadığı, faaliyette kullanılan malzeme, araç ve güçler göz önünde tutularak belirlenir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 71

  • Ceza ve İnfaz

    Tekerrür

    Önceden işlenen suçtan verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suç işlenmesi hâlinde uygulanan kurumdur; önceki cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. Önceki cezanın infazından itibaren beş yıldan fazla hapis cezalarında beş, diğerlerinde üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlarda, kasıtlı ile taksirli suçlar arasında ve on sekiz yaşını doldurmamışken işlenen suçlarda tekerrür uygulanmaz. Mükerrir cezasını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çeker; koşullu salıverilme için kural olarak süreli hapiste cezanın üçte ikisini, ikinci defa tekerrürde dörtte üçünü kurumda geçirmesi gerekir ve infazdan sonra denetimli serbestlik uygulanır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 58 · 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 108

  • Ceza ve İnfaz

    Teknik Araçlarla İzleme

    Şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve iş yerinin teknik araçlarla izlenmesi, ses veya görüntü kaydı alınmasıdır. Kanunda sayılan suçlar bakımından, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi aranır. Konutta bu tedbir uygulanamaz.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 140

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Telafi Çalışması

    Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi, benzer nedenlerle normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya işyerinin tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebiyle izin verilmesi hâllerinde çalışılmayan sürelerin işverence dört ay içinde sonradan çalıştırılarak karşılanmasıdır; Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına kadar artırabilir. Telafi çalışması fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz; günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşuluyla günde üç saati geçemez ve tatil günlerinde yaptırılamaz.

    İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 64

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Telif Hakkı

    Sahibinin hususiyetini taşıyan ve kanunda sayılan eser türlerinden birine giren ürünler üzerindeki manevi ve mali haklardır. Koruma, tescil şartına bağlı değildir ve eserin yaratılmasıyla doğar. İhlal hâlinde tespit, önleme ve tazminat davaları açılabilir.

    İlgili mevzuat: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, m. 1/B, 13 ve 66–70

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Temel Hak ve Özgürlüklerin Sınırlanması

    Temel hak ve özgürlüklerin ancak Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve kanunla sınırlanabilmesidir. Sınırlama hakkın özüne dokunamaz; Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Bu ilke, kanunların ve idari uygulamaların anayasal denetiminde temel ölçüttür.

    İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 13

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Temerrüt Faizi

    Temerrüt faizi, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun gecikilen süre için ödemekle yükümlü olduğu faizdir. Oran sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihteki mevzuata göre belirlenir; bu durumda akdi faiz oranı daha yüksekse temerrüt faizi ondan az olamaz. 31/7/2026’dan itibaren kanuni faiz, Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden uygulanır; ticari işlerde Merkez Bankası kısa vadeli avans faiz oranı daha yüksekse bu oran istenebilir. Ticari olmayan işlerde sözleşmeyle kararlaştırılan temerrüt faizi kanuni oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 117–121 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 1–2 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 8

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Teminat İstenmesi

    Teminat istenmesi, amme alacağının güvence altına alınması için tahsil dairesinin borçludan teminat talep etmesidir. Vergi ziyaı cezasını gerektiren veya kaçakçılık fiillerine temas eden bir alacağın tarhı için işlemlere başlanmışsa inceleme elemanlarının ilk hesaplarına göre teminat istenir; Türkiye’de ikametgâhı olmayan borçlunun durumu tahsili tehlikeye düşürüyorsa da teminat istenebilir. Kanunda sayılan teminatlar (para, banka teminat mektubu, sigorta kefalet senedi, devlet iç borçlanma senedi, haczedilen mal vb.) veya müteselsil kefil gösterilmezse ihtiyati haciz uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m. 9–11 ve 13

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Temsil

    Bir kişinin yetkisi içinde başkası adına ve hesabına hukuki işlem yapmasıdır. Doğrudan temsil koşulları varsa işlemin sonuçları temsil olunana ait olur. Temsil yetkisi, iç ilişkideki vekâlet sözleşmesiyle her zaman aynı kapsamda değildir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 40–48

  • Usul ve Yargılama

    Temyiz

    Temyiz, kanunun temyize açık saydığı kararların hukuka uygunluk yönünden denetlendiği kanun yoludur; adli yargıda Yargıtay, idari yargıda Danıştay tarafından yapılır. Hukuk yargılamasında bölge adliye mahkemesinin temyize açık nihai kararları ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlar tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz edilebilir ve temyiz kural olarak icrayı durdurmaz. HMK m.362’de sayılan ve temyiz sınırını aşmayan kararlar kesindir; 7589 sayılı Kanunla eklenen m.362/3, istinafı kabul ederek esas hakkında yeniden karar veren bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizini ayrıca düzenler.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 361–362 ve 367 · 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 154–155

  • Usul ve Yargılama

    Temyiz Sınırı

    Temyiz sınırı, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kararlarının temyiz edilebilmesi için miktar veya değerin aşması gereken, her yıl yeniden değerleme oranında artırılan parasal eşiktir; davanın açıldığı tarihteki sınırı geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesindir, kısmi davada sınır alacağın tamamına göre belirlenir. Anayasa Mahkemesinin 26/2/2026 tarihli, E.2026/49, K.2026/48 sayılı iptal kararının ardından 7589 sayılı Kanunla eklenen HMK m. 362/3’e göre istinafı kabul ederek esas hakkında yeniden verilen kararlar, kabul veya ret edilen kısım istinaf sınırını aşıyorsa temyiz edilebilir; ancak temyiz sınırının altındaki bu kararlarda ilk derece kararıyla fark istinaf sınırını geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Anayasa Mahkemesinin 8/10/2025 tarihli, E.2025/124, K.2025/203 sayılı iptal kararı uyarınca bu sınır, 20/10/2026’dan itibaren kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalarda uygulanmayacaktır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 362 ve ek m. 1

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Tenkis Davası

    Tenkis davası, saklı payı zedelenen mirasçının, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan ölüme bağlı tasarruflarının ve kanunda sayılan sağlararası kazandırmalarının saklı payı tamamlayacak ölçüde indirilmesini istediği davadır. Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar önce ölüme bağlı tasarruflardan, bunlar yetmezse en yeni tarihliden en eskiye doğru sağlararası kazandırmalardan yapılır. Dava hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren on yıl geçmekle düşer; tenkis def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 560–571

  • Usul ve Yargılama

    Tensip Zaptı

    Dava açıldıktan sonra mahkemenin dosya üzerinden aldığı ilk usul kararlarını gösteren tutanaktır. Dilekçelerin tebliği, süreler, avans yatırılması ve ön inceleme hazırlığı gibi hususlar burada düzenlenir. Kanunda bu adla ayrı bir kurum yoktur; uygulamada yargılamanın hazırlık aşamasını belgeleyen karardır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 122 ve 137

  • Usul ve Yargılama

    Terditli Dava

    Davacının bağlantılı taleplerini bir öncelik sırasına koyarak aynı davalıya karşı ileri sürdüğü davadır. Mahkeme asıl talebi esastan reddetmedikçe ona bağlı olarak sunulan sonraki talebi inceleyip karara bağlayamaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 111

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Tereke

    Tereke, ölen kişinin mirasçılarına geçebilen hak ve borçlarının bütünüdür. Yalnız ev, araç ve banka hesabı gibi olumlu değerlerden oluşmaz; mirasbırakanın borçlarını da kapsar ve mirasçılar, kanundaki ayrık durumlar saklı kalmak üzere bu borçlardan kişisel olarak sorumlu olur. Kişiye bağlı bazı haklar ise mirasçılara geçmez; örneğin intifa hakkı hak sahibinin ölümüyle sona erer, oturma hakkı mirasçılara geçmez.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 575, 599, 620, 797 ve 823

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Tereke Borçlarından Sorumluluk

    Mirası reddetmeyen mirasçıların, mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak ve müteselsilen sorumlu olmasıdır. Alacaklı borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilir; alacaklının rıza göstermediği borçlarda bu müteselsil sorumluluk paylaşmadan sonra da kural olarak beş yıl sürer. Borcu payından fazla ödeyen mirasçı diğer mirasçılara rücu edebilir; mirasın reddi veya resmî tasfiye, sorumluluktan kurtulmanın kanuni yollarıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 599, 632, 641 ve 681–682

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Terekenin Resmî Defteri

    Terekenin resmî defteri, mirası reddetme hakkı bulunan mirasçının istemiyle sulh mahkemesince terekenin aktif ve pasiflerinin takdir edilen değerleriyle deftere yazılmasıdır. İstem, mirasın reddine ilişkin usulle bir ay içinde yapılır ve bir mirasçının istemi diğerleri için de etkilidir; alacaklı ve borçlular ilanla çağrılır. Defter tutulurken mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz ve zamanaşımı işlemez. Süresinde beyanda bulunmayan mirasçı mirası deftere göre kabul etmiş sayılır ve kural olarak yalnız deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 619–631

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Terekenin Resmî Tasfiyesi

    Miras mallarının ve borçlarının kanuni usulle yönetilerek alacaklıların ödenmesi ve kalanın belirlenmesidir. Mirasçının talebi ile alacaklıların talebinin koşulları farklı olabilir. Bu yol, mirasın reddi veya mirasçılar arasında olağan paylaşma ile aynı değildir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 632–636

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Terekenin Tespiti

    Terekenin tespiti, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkiminin tereke mallarını korumak amacıyla istem üzerine veya kendiliğinden terekedeki mal ve hakları yazdırması ve gerektiğinde mühürlemesidir. Mirasçılar arasında vesayet altındaki veya alınması gereken bir kişi varsa, bir mirasçı uzun süredir bulunamıyor ve temsilcisi yoksa ya da mirasçılardan veya ilgililerden biri ölümden itibaren bir ay içinde isterse defter tutulur. Bu işlem koruma önlemidir; mirasçılık sıfatını, payları veya malların aidiyetini kesin olarak belirlemez ve mirası reddetme hakkına bağlı resmî defter tutmadan farklıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 589–591 ve 619 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 382 ve 388

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Terk Nedeniyle Boşanma

    Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmesi veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi üzerine, ayrılık en az altı ay sürmüş, devam ediyor ve hâkim ya da noter aracılığıyla yapılan ihtar sonuçsuz kalmışsa terk edilen eşin dayanabildiği özel boşanma sebebidir. İhtar ayrılığın dördüncü ayı bitmeden istenemez ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. Diğerini ortak konutu terke zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 164

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Tescilden Önce Mülkiyetin Kazanılması

    Taşınmaz mülkiyeti kural olarak tescille kazanılsa da miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma ve kanunda öngörülen diğer hâllerde mülkiyetin tescilden önce kazanılmasıdır. Bu hâllerde malik mülkiyeti kazanmış olsa da taşınmaz üzerinde tasarruf işlemi yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlıdır. Örneğin mirasçılar ölümle malik olur; ancak taşınmazı devretmek için önce adlarına tescil yapılmalıdır.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 705

  • Usul ve Yargılama

    Tespit Davası

    Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun, yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesini amaçlayan davadır. Kanuni istisnalar dışında güncel hukuki yarar gerekir; maddi olaylar tek başına bu davanın konusu yapılamaz.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 106

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticaret Sicili

    Tacir ve ticari işletmeye ilişkin kanunen kaydedilmesi gereken bilgilerin tutulduğu resmî sicildir. Tescil ve ilanın üçüncü kişilere etkisi ilgili hükme göre belirlenir. Her sicil kaydının aynı kurucu veya açıklayıcı etkiyi taşıdığı varsayılmamalıdır.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 24–36

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticaret Şirketi Türleri

    Ticaret şirketlerinin kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibaret olmasıdır. Kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır. Ayrım; ortakların sorumluluğu, sermaye yapısı ve yönetim düzeni bakımından farklı hükümlere tabi olmayı gerektirir.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 124

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticaret Unvanı

    Tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaptığı ve işletmeyle ilgili belgeleri imzaladığı addır. Oluşturulması, kullanılması ve sicile kaydı kanuni kurallara tabidir. Malları veya hizmetleri ayırt eden marka ile aynı işlevi taşımaz.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 39–46

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticari Arabuluculuk

    Ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı sayılmasıdır. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir. Taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunan uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk aranmaz.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 5/A · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticari Dava

    Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu ve kanunda sayılan diğer düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan davalardır. Aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalara, değer veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi bakar; deliller ve sunulması Hukuk Muhakemeleri Kanununa tabidir. Kanundaki parasal sınırı aşmayan ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır ve bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 4–5 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, ek m. 1

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticari Defterler

    Ticari defterler, tacirin ticari işlemlerini, işletmesinin iktisadi ve mali durumunu ve her hesap dönemindeki sonuçları açıkça gösterecek şekilde tutmakla yükümlü olduğu defterlerdir; pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterleri de bu kapsamdadır. Fiziki ortamdaki defterlerin açılış onayı noterce (anonim ve limited şirketlerin kuruluş tescilinde ticaret sicili müdürlüğünce), yevmiye ve yönetim kurulu karar defterlerinin kapanış onayı noterce yapılır; elektronik ortamda tutulan defterlerde bu onaylar aranmaz. Usulüne uygun tutulan defterler, kanundaki koşullarla sahibi lehine de delil olabilir.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 64–88 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 222

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticari Elektronik İleti

    Ticari amaçla elektronik iletişim araçları üzerinden gönderilen veri, ses veya görüntü içerikli iletidir. Onay, kanuni istisnalar ve alıcının iletileri reddetme hakkı birlikte değerlendirilir. Bir iletişim bilgisinin elde bulunması her durumda tanıtım mesajı gönderme yetkisi vermez.

    İlgili mevzuat: 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, m. 2, 6 ve 8

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticari İş

    Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerdir. Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır; ancak gerçek kişi tacir, işlemi yaptığı anda bunun işletmesiyle ilgili olmadığını karşı tarafa açıkça bildirmişse veya iş ticari sayılmaya elverişli değilse borç adi sayılır. Yalnız taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğer taraf için de ticari iş sayılır.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 3 ve 19

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticari İşlerde Temerrüt Faizi

    Ticari işlerde temerrüt faizi, ticari işlerden doğan para borçlarında temerrüde düşen borçludan istenebilen ve oranı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranına bağlanan faizdir. Önceki yılın 31 Aralık tarihindeki avans oranı, 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesindeki kanuni faiz oranından (31/7/2026’dan itibaren reeskont oranının yüzde seksenidir) yüksekse, sözleşme olmasa bile bu oran istenebilir; oran yıl ortasında kanundaki koşullarla güncellenebilir. Ticari işletmeler arası mal ve hizmet tedarikinde geç ödemelerde ise, sözleşmede oran yoksa Merkez Bankasının her yıl ocak ayında ilan ettiği daha yüksek oran uygulanır.

    İlgili mevzuat: 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m. 1–2 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 1530

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticari İşletme

    Esnaf işletmesi sınırını aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen faaliyetlerin devamlı ve bağımsız yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile onu işleten kişi ayrı kavramlardır. Her gelir getirici faaliyet, devamlılık ve diğer koşullar incelenmeden ticari işletme sayılmaz.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 11

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticari Reklam

    Ticaret, iş, zanaat veya meslekle bağlantılı olarak bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla herhangi bir mecrada yapılan pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır. Reklamların doğru ve dürüst olması esastır; tüketiciyi aldatan veya tecrübe ve bilgi eksikliğini istismar eden reklam yapılamaz, reklam olduğu açıkça belirtilmeden yapılan örtülü reklam yasaktır. Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal veya hizmetlerin karşılaştırmalı reklamı yapılabilir; reklamdaki iddiaların doğruluğunu ispat yükü reklam verene aittir.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 61

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Ticari Temsilci

    İşletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında kendisini temsil etmek üzere açıkça veya örtülü olarak yetkilendirdiği kişidir. Ticari temsilci iyiniyetli üçüncü kişilere karşı işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve işletmenin amacına giren her türlü işlemi yapmaya yetkili sayılır; açıkça yetkilendirilmedikçe taşınmazları devredemez veya bir hakla sınırlandıramaz. İşletme sahibi yetkiyi ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu tescile bağlı değildir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 547–548

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Toplu İş Sözleşmesi

    İş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yazılı olarak yapılan sözleşmedir. Tarafların karşılıklı hak ve borçlarını, uygulama ve denetimini ve uyuşmazlık çözüm yollarını da düzenleyebilir; kural olarak en az bir, en çok üç yıl süreli yapılır, ancak faaliyeti bir yıldan az süren işlerde süresi bir yıldan az olabilir. Sözleşmeden kural olarak taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır; üye olmayanlar dayanışma aidatı ödeyerek yararlanabilir.

    İlgili mevzuat: 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, m. 2, 33, 35 ve 39

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Toplu İşçi Çıkarma

    İşverenin ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri nedeniyle bir aylık süre içinde aynı veya farklı tarihlerde, işyerindeki işçi sayısına göre kanunda belirtilen sayıda (20–100 işçide en az 10, 101–300 işçide en az yüzde 10, 301 ve üzerinde en az 30) işçinin iş sözleşmesini feshetmesidir. İşveren bunu en az otuz gün önceden yazıyla işyeri sendika temsilcilerine, bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirir; fesihler bölge müdürlüğüne bildirimden otuz gün sonra hüküm doğurur. Aykırılık idari para cezası gerektirir; bu hükümler iş güvencesini engellemek için kullanılamaz.

    İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 29 ve 100

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Trafik Ceza Puanı

    Trafik kurallarını ihlal eden sürücülere, uygulanan her ceza için yönetmelikte belirlenen esaslara göre verilen puandır. İhlal tarihinden geriye doğru bir yıl içinde 100 ceza puanını dolduran sürücünün belgesi iki ay süreyle geri alınır ve eğitime tabi tutulur; aynı yıl içinde ikinci kez doldurulursa belge dört ay geri alınır ve psiko-teknik değerlendirme ile psikiyatri muayenesi yapılır. Bir yıl içinde üç kez 100 puanı dolduran sürücünün belgesi süresiz iptal edilir; ölümlü kazaya asli kusurla sebebiyet verenin belgesi ise bir yıl geri alınır.

    İlgili mevzuat: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 118

  • Ceza ve İnfaz

    Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma

    Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesidir; cezası dört aydan iki yıla kadar hapistir. Alkol veya uyuşturucu etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli şekilde araç kullanamayacak hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Ulaşım işaretlerini değiştirmek veya yola engel koymak gibi fiillerle tehlike yaratılması bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasını gerektirir; bu suç idari trafik yaptırımlarından ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 179

  • Ceza ve İnfaz

    Tutuklama

    Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, bir tutuklama nedeni ve ölçülülük gibi kanuni koşullarla hâkim veya mahkemece uygulanan geçici koruma tedbiridir. Ceza veya kesin suçluluk kararı değildir. Adli kontrolün yeterli olup olmadığı da gerekçeli olarak değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 100–101

  • Ceza ve İnfaz

    Tutuklu

    Hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan ve tutuklama kararıyla özgürlüğü kısıtlanan kişidir. Tutukluluk bir ceza değil, koruma tedbiridir ve masumiyet karinesi geçerliliğini korur. Tutukluluk süreleri ve incelenmesi Kanunda ayrıntılı düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 100–108

  • Ceza ve İnfaz

    Tutukluluğa İtiraz

    Tutuklama kararına veya tutukluluğun devamına ilişkin karara karşı başvurulan kanun yoludur. Şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir; bu istem hakkındaki kararlara, öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. Soruşturma evresinde tutukluluk en geç otuzar günlük sürelerle sulh ceza hâkimince incelenir; sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararlarına yapılan itirazı asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 101, 104, 108 ve 267–271

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Tüketici

    Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. Aynı kişi bir işlemde tüketici, başka bir işlemde ticari amaçla hareket eden taraf olabilir. Değerlendirme yalnız kişinin mesleğine veya işlemin tutarına göre yapılmaz.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 3/1-k

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Tüketici Arabuluculuğu

    Tüketici mahkemelerinde görülecek uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılan dava şartıdır. Tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar, hakem heyeti kararlarına itirazlar, kanunda sayılan bazı davalar ve tüketici işlemi niteliğindeki taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar bu şartın dışındadır. İlk toplantıya katılmamaya bağlanan gider ve vekâlet ücreti yaptırımı tüketici aleyhine uygulanmaz; anlaşma sağlanamaması gibi hâllerde tüketicinin payına düşen arabuluculuk ücreti kanundaki üst sınırla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 73/A · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Tüketici Hakem Heyeti

    Kanundaki görev ve parasal sınırlar içinde tüketici uyuşmazlıklarını inceleyip karara bağlayan heyettir. Başvuru yılına göre geçerli sınır ve uyuşmazlığın niteliği kontrol edilir. Mahkeme olmamakla birlikte kararlarının bağlayıcılığı ve itiraz usulü kanunla düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 66–70

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Tüketici İşlemi

    Ticari veya mesleki amaçla hareket eden taraf ile tüketici arasında kurulan, kanun kapsamındaki sözleşme ve hukuki işlemdir. Satış yanında sigorta, taşıma veya bankacılık gibi farklı sözleşmeler de kapsama girebilir. İşlem adı kadar tarafların hangi amaçla hareket ettiği de önemlidir.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 3/1-l

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Tüketici Kredisi Sözleşmesi

    Kredi verenin tüketiciye faiz veya benzeri menfaat karşılığında ödeme ertelemesi, ödünç ya da benzeri finansman sağladığı sözleşmedir. Ön bilgilendirme, cayma ve erken ödeme gibi konulara özel kurallar uygulanır. Her kredi ilişkisi veya kredi kartı kullanımı aynı koşullarla bu rejime girmez.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 22–31

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Tüketici Mahkemesi

    Tüketici mahkemesi, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmakla görevli mahkemedir. Kanunda belirlenen ve her yıl yeniden değerleme oranında artırılan parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda ise kanundaki istisnalar dışında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Davalar basit yargılama usulüyle yürütülür ve tüketicinin yerleşim yerinde de açılabilir; 6502 sayılı Kanundaki harç muafiyeti ise yalnız Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütlerinin açtığı davaları kapsar.

    İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 68, 73 ve 73/A

Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 102 terim

Önceki harf: Ş · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: U

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page