İ Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri — Sayfa 2
Terim listesine geç (114 terim) ↓
1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.
Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.
İ Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri
Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 114 terim
İ
İcra ve İflas
İhtiyati Haciz Kararına İtiraz
Kendisi dinlenmeden hakkında ihtiyati haciz kararı verilen borçlunun veya menfaati ihlal edilen üçüncü kişinin kararı veren mahkemeye yaptığı başvurudur. Borçlu; haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, haciz huzurunda uygulanmışsa uygulama tarihinden, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir; üçüncü kişi ise öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde sebeplere veya teminata itiraz edebilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinafa gidilebilir ve istinaf icrayı durdurmaz; yüzüne karşı karar verilen taraf ise doğrudan istinafa başvurur.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 258 ve 265
Kamu ve Vergi Hukuku
İhtiyati Tahakkuk
İhtiyati tahakkuk, kanunda sayılan hâllerde (ihtiyati haczi gerektiren bazı sebepler, tahsile engel olma fiili nedeniyle takibata girişilmesi veya teşebbüsün muvazaalı olduğuna dair delil elde edilmesi) mükellefin henüz tahakkuk etmemiş ve Bakanlıkça belirlenen vergi ve resimleri ile bunların zam ve cezalarının defterdar veya vergi dairesi başkanının yazılı emriyle derhâl tahakkuk ettirilmesidir. Bu alacaklar ödeme zamanı gelmeden tahsil edilmez; ancak bunlar için derhâl ihtiyati haciz uygulanır. İhtiyati haciz uygulananlar, ihtiyati tahakkukun sebebine ve miktarına karşı on beş gün içinde itiraz edebilir; bu uyuşmazlıklar vergi mahkemesinde görülür.
İlgili mevzuat: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m. 15 ve 17–20 · 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, m. 6 ve 15
Usul ve Yargılama
İhtiyati Tedbir
İhtiyati tedbir, mevcut durumdaki bir değişiklik nedeniyle uyuşmazlık konusu hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkânsızlaşması ya da gecikme sebebiyle sakınca veya ciddi zarar doğması endişesine karşı mahkemenin verdiği geçici hukuki korumadır. Dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenir; talep eden, tedbir sebebini ve türünü belirtip haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Tedbir kararı, davanın esastan kazanıldığı anlamına gelmez.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 389–399
Usul ve Yargılama
İhtiyati Tedbir Teminatı
İhtiyati tedbir teminatı, tedbir isteyenin haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin tedbir yüzünden uğrayabilecekleri muhtemel zararları güvenceye almak için göstermesi gereken teminattır. Talep resmî belgeye veya başka bir kesin delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme, gerekçesini açıkça belirterek teminat alınmamasına karar verebilir; adli yardımdan yararlanan kişiden teminat istenmez. Asıl davadaki hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 392
Usul ve Yargılama
İhtiyati Tedbire İtiraz
İhtiyati tedbire itiraz, karşı taraf dinlenmeden verilen tedbir kararına karşı kararı veren mahkemeye, esas dava açılmışsa o davaya bakan mahkemeye yapılan başvurudur. Karşı taraf, uygulamada hazır bulunmuşsa uygulamadan, bulunmamışsa uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta içinde tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebilir; menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de öğrenmeden itibaren bir hafta içinde şartlara ve teminata itiraz edebilir. Aksine karar yoksa itiraz uygulamayı durdurmaz ve itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna gidilebilir; yüze karşı verilen tedbir kararına karşı ise doğrudan kanun yoluna başvurulur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 341/1-b, 391/3 ve 394
Kira ve Borçlar Hukuku
İki Haklı İhtar
İki haklı ihtar, kiracının kira bedelini ödemediği için kendisine, bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde kira süresi içinde, bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına dayanan tahliye sebebidir. Kiraya veren, kira süresinin veya ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açarak sözleşmeyi sona erdirebilir; bu sebep icra yoluyla değil, yalnız dava yoluyla ileri sürülür. İhtarlar kendiliğinden tahliye sonucu doğurmaz; haklılıkları mahkemece incelenir.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 352/2
Kamu ve Vergi Hukuku
İkmalen Vergi Tarhı
İkmalen vergi tarhı, herhangi bir şekilde tarh edilmiş bir vergiyle ilgili olarak sonradan ortaya çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit edilen matrah veya matrah farkı üzerinden verginin tarh edilmesidir. Bu yönüyle, matrahın bu kaynaklara dayanılarak belirlenemediği durumlarda başvurulan resen tarhtan ayrılır. Özel kanunlardaki ikmalen tarhiyata ilişkin hükümler saklıdır.
İlgili mevzuat: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 29–30
Usul ve Yargılama
İkrar
Bir tarafın veya vekilinin, karşı tarafın ileri sürdüğü bir vakıanın doğru olduğunu mahkeme önünde kabul etmesidir. Kural olarak o vakıayı çekişmeli olmaktan çıkarır; talep sonucunu kabul etmekten farklıdır ve sulh görüşmelerindeki açıklamalar için özel koruma bulunur.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 188 ve 308
İcra ve İflas
İlam Niteliğindeki Belgeler
Mahkeme hükmü olmadığı hâlde kanunun ilam gibi icra edilebileceğini kabul ettiği ve ilamlı takibe dayanak yapılabilen belgelerdir. Mahkeme huzurunda yapılan sulh ve kabuller, para borcu ikrarını içeren düzenleme şeklindeki noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler bu niteliktedir. Arabuluculuk anlaşma belgesi icra edilebilirlik şerhi alınmasıyla; kanunda şerh zorunlu tutulmadıkça taraflar ve avukatları ile arabulucunun (ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun) birlikte imzalamasıyla da şerh aranmaksızın ilam niteliği kazanır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 38 · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18
İcra ve İflas
İlamlı İcra
Bir mahkeme hükmünün veya kanunun ilam niteliği verdiği belgenin icra organlarınca yerine getirilmesi yoludur. Her hükmün icrası için mutlaka kesinleşme gerekmediği gibi, bazı kararlar da kesinleşmeden uygulanamaz; hükmün konusu ve özel düzenleme incelenir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 24–38 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 350 ve 367
İcra ve İflas
İlamsız İcra
Kanunun izin verdiği alacaklar için önceden mahkeme hükmü alınmadan başlatılabilen takip yoludur. Takibin başlaması borcun yargısal olarak kesinleştiğini göstermez; borçlunun başvurabileceği itiraz yolu seçilen takip türüne göre değişir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 42 ve 58–66
Usul ve Yargılama
İlanen Tebligat
Adresi bulunamayan kişiye tebligatın ilan yoluyla yapılmasıdır. Kanuni yollarla tebligat yapılamayan ve yerleşim yeri, konutu veya işyeri de bulunamayan kişinin adresi meçhul sayılır; tebliğ çıkaran merci önce resmî kayıtlar ve kolluk aracılığıyla adres araştırması yaptırır. İlan gazete, internet haber sitesi ve Basın İlan Kurumu ilan portalında yapılır; tebliğ son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır ve merci bu süreyi on beş günü aşmamak üzere uzatabilir.
İlgili mevzuat: 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 28–31
Ceza ve İnfaz
İletişimin Denetlenmesi
İletişimin denetlenmesi, soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin koruma tedbirleridir. Dinleme, kayda alma ve sinyal değerlendirmesi yalnızca kanunda sayılan suçlarda, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde uygulanabilir. Karar hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilir; savcının kararı hâkim onayına sunulur, yirmi dört saat içinde onaylanmazsa tedbire son verilir ve kayıtlar yok edilir.
İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 135–138
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
İlgili Kişinin Hakları
Verisi işlenen kişinin işleme hakkında bilgi isteme, yanlış veriyi düzelttirme ve kanuni koşullarla silme gibi taleplerde bulunabilmesidir. Başvuru öncelikle veri sorumlusuna yöneltilir; Kurula şikâyetin koşulları ayrıca düzenlenmiştir. Her talep, başka kanuni saklama yükümlülükleri incelenmeden otomatik kabul edilmez.
İlgili mevzuat: 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 11 ve 13–14
Kamu ve Vergi Hukuku
İmar Planı
Bir yerleşim alanının kullanım biçimini, yapılaşma koşullarını ve altyapısını belirleyen plandır. Nazım ve uygulama imar planı olarak iki aşamalıdır ve askı süresi içinde itiraz edilebilir. Plana karşı iptal davası idari yargıda açılır.
İlgili mevzuat: 3194 sayılı İmar Kanunu, m. 5–8
İcra ve İflas
İmtiyazlı Alacak
Cebri icra veya iflasta paraya çevrilen malların bedelinden, kanun gereği diğer alacaklılardan önce ödenen alacaktır. Rehinli alacaklar rehin konusu malın satış bedelinden öncelikle karşılanır; rehinle karşılanmayan veya teminatsız alacaklar sıraya göre ödenir. Birinci sırada işçilerin iflastan önceki son bir yılda tahakkuk eden alacakları ile iflas nedeniyle hak ettikleri ihbar ve kıdem tazminatları, işçi yardım sandıklarına olan borçlar ve son bir yılın nafaka alacakları; ikinci sırada velayet ve vesayetten doğan alacaklar; üçüncü sırada özel kanunlarla imtiyaz tanınan alacaklar yer alır, imtiyazsız alacaklar dördüncü sıradadır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 140 ve 206
İcra ve İflas
İmzaya İtiraz
Takibin dayandığı senetteki imzanın borçluya ait olmadığının ayrıca ve açıkça ileri sürülmesidir. Borcun varlığına itirazdan farklı bir inceleme doğurur; başvurunun nereye yapılacağı ve takibe etkisi senet ile takip türüne bağlıdır.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 60, 62, 68/a, 168 ve 170
Kira ve Borçlar Hukuku
İnançlı İşlem
İnançlı işlem, bir malvarlığı değerinin teminat veya yönetim gibi belirli bir amaçla karşı tarafa gerçekten devredildiği ve devralanın, taraflar arasındaki inanç anlaşması uyarınca bu değeri amaca uygun kullanmayı ve amaç gerçekleşince iade etmeyi üstlendiği işlemdir. Türk Borçlar Kanununda ayrıca düzenlenmemiş olup öğreti ve yargı kararlarıyla şekillenmiş bir kavramdır. Devralan dış ilişkide hakkın sahibi olur; inanç anlaşmasıyla yalnız devredene karşı borç altına girer. Tarafların devri gerçekten istemesi bakımından, gerçek iradenin gizlendiği muvazaalı işlemden ayrılır.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 19
Ceza ve İnfaz
İnfaz Hâkimliği
İnfaz hâkimliği, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlem ve faaliyetlere, disiplin cezalarına ve Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin kararlarına karşı yapılan şikâyetleri inceleyen, ayrıca kanunla verilen infaz kararlarını alan yargı merciidir. Şikâyet, işlemin öğrenilmesinden itibaren on beş gün, her hâlde yapılmasından itibaren otuz gün içinde yapılır ve infaz hâkimi dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir. Karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir.
İlgili mevzuat: 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, m. 4–6
Ceza ve İnfaz
İnfazda İyi Hâl
Hükümlünün kurallara uyumu, yükümlülükleri, iyileştirme süreci ve yeniden suç işleme riski gibi ölçütlerle yapılan infaz değerlendirmesidir. Bazı infaz olanaklarından yararlanılmasında önem taşır. Sadece disiplin cezası bulunmamasına veya hükümlünün beyanına indirgenemez.
İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 89
Ceza ve İnfaz
İnfazın Ertelenmesi
İnfazın ertelenmesi, kesinleşmiş hapis cezasının infazının kanunda sayılan sebeplerle geçici olarak geri bırakılması veya infaza ara verilmesidir. Akıl hastalığı, infazın hayatı için kesin tehlike oluşturduğu hastalık, kurum koşullarında yaşamı yalnız sürdürmeyi engelleyen ağır hastalık veya engellilik, gebelik ve doğum, kadın hükümlünün ağır hasta veya bakıma muhtaç engelli çocuğu ile hükümlünün istemi başlıca sebeplerdir ve bu kararları Cumhuriyet başsavcılığı verir. Birlikte işlenen suçlarda, kanun yolunda verilen lehe kararın hükümlüye de uygulanabileceği hâllerde hükmü veren mahkemeden de erteleme veya durdurma istenebilir; erteleme cezayı ortadan kaldırmaz.
İlgili mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 16, 16/A, 17 ve 17/A
Kamu ve Vergi Hukuku
İnşaat Ruhsatı
İnşaat ruhsatı (yapı ruhsatı), İmar Kanunu kapsamındaki yapıların yapılabilmesi için kanunda belirtilen istisnalar dışında belediye veya valilikten alınması zorunlu izindir. Ruhsatlı yapıda değişiklik de kural olarak yeniden ruhsata bağlıdır; taşıyıcı unsuru etkilemeyen sıva, boya, tesisat onarımı gibi basit tadilat ve onarımlar ruhsata tabi değildir. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar mühürlenerek durdurulur; aykırılık bir ay içinde giderilmezse ruhsat iptal edilip yapı yıktırılır, ayrıca ilgililere idari para cezası uygulanır.
İlgili mevzuat: 3194 sayılı İmar Kanunu, m. 21, 26–27, 32 ve 42
Usul ve Yargılama
İnşai Dava
İnşai dava, mahkemeden yeni bir hukuki durum yaratılmasının, mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesinin veya ortadan kaldırılmasının istendiği davadır. Bir inşai hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde inşai dava açılır. Kanunlarda aksi belirtilmedikçe inşai hükümler geçmişe etkili değildir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 108
Miras ve Eşya Hukuku
İntifa Hakkı
Başkasına ait taşınır, taşınmaz, hak veya malvarlığı üzerinde kural olarak tam yararlanma yetkisi veren sınırlı ayni haktır. Mülkiyet, intifa hakkı sahibine geçmez. Hakkın kullanılması ve malın özünün korunması kanun ile kuruluş işleminin sınırlarına tabidir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 794–795 ve 803
Miras ve Eşya Hukuku
İpoteğin Terkini
Güvence altına alınan alacak sona erdiğinde ipotekli taşınmazın malikinin, alacaklıdan ipoteğin tapu kütüğünden silinmesini isteyebilmesidir. Süreli kurulan ipotekte, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde rehnin paraya çevrilmesi takibine ilişkin şerh konulmamışsa ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir. Alacaklı terkine yanaşmazsa malik dava yoluna başvurabilir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 883
Miras ve Eşya Hukuku
İpotek
Bir alacağı taşınmaz üzerinden güvenceye bağlayan rehin türüdür. Mevcut veya ileride doğması olası alacaklar için kurulabilir; taşınmazın borçluya ait olması zorunlu değildir. Borcun ödenmemesi mülkiyeti kendiliğinden alacaklıya geçirmez.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 850, 856, 873 ve 881
Miras ve Eşya Hukuku
İrtifak Hakkı
Mülkiyetin belirli kullanım ve yararlanma yetkilerini başka bir taşınmaz veya kişi lehine sınırlayan ayni haktır. Geçit, intifa ve oturma gibi farklı türlerin kapsamı aynı değildir. Kuruluş, tescil ve kullanım sınırları hakkın türüne göre incelenir.
İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 779–780, 794 ve 823
Ceza ve İnfaz
İrtikap
İrtikap, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak bir kimseyi kendisine veya başkasına yarar sağlamaya ya da bu yolda vaatte bulunmaya icbar etmesi veya görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak hileli davranışlarla buna ikna etmesidir. İcbar beş yıldan on yıla, ikna üç yıldan beş yıla, ikna suretiyle irtikabın kişinin hatasından yararlanılarak işlenmesi bir yıldan üç yıla kadar hapis gerektirir. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında haklı işinin gereği gibi veya zamanında görülmeyeceği endişesiyle kendini mecbur hisseden kişinin menfaat sağlaması da icbar sayılır.
İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 250
Usul ve Yargılama
İspat Yükü
Bir vakıa kanıtlanamadığında bunun olumsuz sonucuna hangi tarafın katlanacağını belirleyen kuraldır. Genel olarak o vakıaya bağlanan sonuçtan lehine hak çıkaran taraftadır; kanuni karineler ve özel düzenlemeler bu dağılımı etkileyebilir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 190–191
İş ve Sosyal Güvenlik
İsteğe Bağlı Sigorta
Kanuni koşulları taşıyan kişinin kendi başvurusuyla prim ödeyerek uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına katılmasını sağlayan sigortalılıktır. Zorunlu sigortalılığın yerine serbestçe seçilebilen bir seçenek değildir; çalışma durumu ve sigortalılık statüsüne etkisi ayrıca incelenir.
İlgili mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 50–52
Usul ve Yargılama
İsticvap
İsticvap, mahkemenin kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan birini, davanın temelini oluşturan vakıalar ve bunlarla ilişkili hususlar hakkında bizzat sorguya çekmesidir. Tüzel kişiler adına temsile yetkili kişiler, küçük veya kısıtlı adına yapılmış işlemlerde ise kanuni temsilci isticvap edilir. İsticvap edilecek kişiye isticvap konusu vakıaları ve ihtarı içeren davetiye bizzat gönderilir; geçerli özrü olmadan gelmez veya sorulara cevap vermezse sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 169–175
İş ve Sosyal Güvenlik
İstifa
İşçinin iş sözleşmesini kendi iradesiyle sona erdirmesidir. Belirsiz süreli sözleşmede işçi kural olarak kıdemine göre iki ila sekiz haftalık bildirim sürelerine uymalıdır; uymazsa bu süreye ilişkin ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür. Kanunda sayılan haklı nedenlerin varlığında ise sözleşmeyi bildirim süresini beklemeden derhâl feshedebilir. İstifa eden işçi kural olarak kıdem tazminatı alamaz; haklı nedenle fesih, muvazzaf askerlik, emeklilik amacıyla ayrılma ve kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde ayrılması gibi kanuni hâllerde kıdem tazminatı hakkı doğar.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 17 ve 24 · 1475 sayılı İş Kanunu, m. 14
İcra ve İflas
İstihkak Davası
Haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin gibi bir hak iddia eden üçüncü kişi ile takip alacaklısı arasında, bu iddianın doğruluğunun belirlenmesi için icra mahkemesinde görülen davadır. Mal borçlunun elindeyse davayı üçüncü kişi, icra mahkemesinin takibin devamı veya ertelenmesi kararının tefhim ya da tebliğinden itibaren yedi gün içinde açar; mal üçüncü kişinin elindeyse davayı yedi gün içinde alacaklı açar, açmazsa iddia kabul edilmiş sayılır. Taşınır malı elinde bulunduran malik sayıldığından ispat yükü de buna göre belirlenir.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 96–99 ve 97/a
Usul ve Yargılama
İstinabe
Bir yargılama işleminin, başka yer mahkemesi aracılığıyla yaptırılmasıdır. Tanık dinleme ve keşif gibi işlemler bu yolla yapılabilir. İstinabe, yargılamanın yürütüldüğü mahkemenin talimatıyla gerçekleşir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 197 ve 289
Usul ve Yargılama
İstinaf
İstinaf, ilk derece hukuk mahkemelerinin nihai kararları ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve birleştirme kararları gibi kanunda sayılan diğer kararlarına karşı bölge adliye mahkemesine başvurulan kanun yoludur. Başvuru süresi kural olarak ilamın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır; bölge adliye mahkemesi incelemeyi istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı yapar, kamu düzenine aykırılıkları ise kendiliğinden gözetir. İstinaf sınırını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kural olarak kesindir; idari ve ceza yargısındaki istinaf ayrı kurallara tabidir.
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 168, 341–345 ve 355
Usul ve Yargılama
İstinaf Sınırı
İstinaf sınırı, ilk derece hukuk mahkemelerinin malvarlığı davalarına ilişkin kararlarının istinaf edilebilmesi için dava değerinin aşması gereken ve her yıl yeniden değerleme oranında artırılan parasal eşiktir; davanın açıldığı tarihteki sınırı (bu tutar dâhil) geçmeyen kararlar kural olarak kesindir. Kısmi davada sınır alacağın tamamına göre belirlenir; alacağın tamamı dava edilmişse asıl talebinin reddedilen kısmı sınırı geçmeyen taraf istinafa başvuramaz. Manevi tazminat davalarındaki kararlar miktara bakılmaksızın istinaf edilebilir; kesinlik kuralı kamulaştırma bedelinin tespiti davaları yönünden iptal edilmiştir (AYM 24/2/2022, E.2021/34, K.2022/21).
İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 341 ve ek m. 1
İcra ve İflas
İstirdat Davası
Takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olduğu için borçlu olmadığı parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişinin, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde genel hükümlere göre açtığı geri alma davasıdır. Davacı yalnız paranın ödenmesi gerekmediğini ispatla yükümlüdür; dava takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Tedbir alınmadan süren menfi tespit davasında borç ödenirse dava istirdat davası olarak devam eder.
İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 72
İş ve Sosyal Güvenlik
İş Güvencesi
Kapsamdaki işçinin belirsiz süreli sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedilmesine karşı korunmasıdır. Genel olarak en az 30 işçi ve altı aylık kıdem şartları bulunur; işyeri hesabı, yer altı çalışanları ve belirli işveren vekilleri bakımından özel kurallar vardır. İş güvencesi bütün çalışanlar için otomatik işe iade hakkı değildir.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 18–21
İş ve Sosyal Güvenlik
İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi
İşverenin, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütmek üzere görevlendirmek zorunda olduğu uzman kişilerdir. İşveren bu kişileri kural olarak çalışanları arasından görevlendirir; gerekli niteliklere sahip çalışanı yoksa hizmeti ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden veya çalışan sağlığı merkezlerinden (ÇASMER) alabilir, gerekli nitelik ve belgeye sahipse kendisi üstlenebilir. Bu kişiler tespit ettikleri eksiklikleri işverene yazılı bildirir; acil ve hayati tehlike içeren eksiklikler giderilmezse durumu Bakanlığın yetkili birimine bildirmek zorundadır ve bu bildirim nedeniyle iş sözleşmelerine son verilemez.
İlgili mevzuat: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, m. 3, 6 ve 8
İş ve Sosyal Güvenlik
İş Kazası
Sosyal güvenlik hukukunda, kanunun saydığı işyeri veya işle bağlantılı durumlarda meydana gelerek sigortalıda bedensel ya da ruhsal zarara yol açan olaydır. İş kazası olarak kabul edilmesi ile işverenin tazminat sorumluluğunun bütün koşullarının oluşması ayrı incelemelerdir.
İlgili mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 13 ve 21 · 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, m. 3
İş ve Sosyal Güvenlik
İş Kazasının Bildirilmesi
İşverenin, meydana gelen iş kazasını yetkili kolluğa derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirme yükümlülüğüdür. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde olmuşsa süre kazanın öğrenildiği tarihten başlar; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalı ise kazayı kendisi bildirir. Bildirim iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle yapılır; işveren ayrıca bütün iş kazalarının kaydını tutmak ve raporlarını düzenlemek zorundadır.
İlgili mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 13 · 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, m. 14
İş ve Sosyal Güvenlik
İş Mahkemesi
İşçi ile işveren veya işveren vekili arasında iş ilişkisinden doğan hukuk uyuşmazlıklarına ve Sosyal Güvenlik Kurumu ya da Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarına bakan, tek hâkimli ve asliye derecesindeki mahkemedir. İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesine ilişkin uyuşmazlıklar bu görevin dışındadır; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu işlere asliye hukuk mahkemesi bakar. Kanunda sayılan davalarda arabulucuya, sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında ise kural olarak önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması gerekir; yargılamada basit usul uygulanır.
İlgili mevzuat: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 2–7
İş ve Sosyal Güvenlik
İş Sağlığı ve Güvenliği
Çalışmadan kaynaklanan sağlık ve güvenlik risklerini önlemeye yönelik yükümlülük ve tedbirler bütünüdür. Dışarıdan uzman hizmeti alınması veya çalışanın kendi yükümlülüklerinin bulunması işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İlgili mevzuat: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, m. 4–5
İş ve Sosyal Güvenlik
İş Sözleşmesi
Bir tarafın (işçi) işverene bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir; Türk Borçlar Kanunu’nda aynı sözleşme “hizmet sözleşmesi” adıyla genel olarak düzenlenir. Kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tabi değildir; ancak süresi bir yıl veya daha uzun olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunludur. Sözleşmenin adı tek başına belirleyici değildir; fiilen kurulan çalışma ilişkisinin özellikleri ve uygulanacak kanun dikkate alınır.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 2 ve 8–9 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 19 ve 393
Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler
İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşme
İş yeri dışında kurulan sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketici arasında, teklifin kimden geldiğine bakılmaksızın iş yeri dışında tarafların eş zamanlı fiziksel varlığında kurulan; tüketiciyle iş yeri dışında yüz yüze görüşülmesinin hemen ardından iş yerinde veya uzaktan iletişim aracıyla kurulan ya da satıcı veya sağlayıcının düzenlediği tanıtım veya satış gezisinde kurulan sözleşmedir. Bakanlıkça yetkilendirilmiş satıcı veya sağlayıcı tarafından kurulur ve yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. Tüketici on dört gün içinde gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin cayabilir.
İlgili mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 47
İş ve Sosyal Güvenlik
İşçi
Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişidir. Bir yerde çalışıyor olmak tek başına herkesin aynı iş hukuku statüsünde bulunduğunu göstermez; bağımsız çalışma ve kamu görevliliği gibi ilişkiler ayrıca değerlendirilir.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 2, 4 ve 8
İş ve Sosyal Güvenlik
İşçi Alacaklarında Zamanaşımı
İş sözleşmesinden doğan ücret ve tazminat alacaklarında, dolmasıyla borçluya zamanaşımı def’i imkânı veren kanuni süredir. Ücret alacakları ile yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırı fesihten doğan tazminat beş yıllık zamanaşımına tabidir. Süre kural olarak alacağın muaccel olmasıyla, yıllık izin ücretinde sözleşmenin sona ermesiyle başlar ve zorunlu arabuluculuk süreci boyunca durur. Kısmi davada talep HMK m. 109/4 uyarınca artırılırsa artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 32, 59 ve ek m. 3 · 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 149 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109
İş ve Sosyal Güvenlik
İşçilik Alacakları
İş sözleşmesinden veya kanundan doğan ve işçinin işverenden isteyebileceği parasal hakların genel adıdır. Ödenmeyen ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti ile kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı bu kapsamdadır. Bu alacaklar için dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır; zamanaşımı süresi kural olarak beş yıldır.
İlgili mevzuat: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3 · 4857 sayılı İş Kanunu, m. 32 ve ek m. 3
İş ve Sosyal Güvenlik
İşçinin Sadakat Borcu
İşçinin yüklendiği işi özenle yapma ve işverenin haklı menfaatlerini korumada sadakatle davranma yükümlülüğüdür. İşçi hizmet ilişkisi sürerken sadakat borcuna aykırı olarak ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmet veremez, özellikle işvereniyle rekabete giremez. İş sırasında öğrendiği üretim ve iş sırlarını kendi yararına kullanamaz ve açıklayamaz; işverenin haklı menfaati gerektirdiği ölçüde sır saklama yükümlülüğü ilişki sona erdikten sonra da devam eder.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 396
İş ve Sosyal Güvenlik
İşçinin Savunmasının Alınması
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçinin davranışı veya verimiyle ilgili nedenlerle feshedilmesinden önce, işçinin hakkındaki iddialara karşı savunmasının alınması zorunluluğudur. Savunma alınmadan bu nedenlere dayanılarak fesih yapılamaz; ancak işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâllere dayanan (m. 25/II) derhâl fesih hakkı saklıdır. İşveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin biçimde belirtmek zorundadır.
İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 19 ve 25
Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 114 terim
Önceki harf: I · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: K
Kaynaklar ve Güncellik
Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar