top of page

K Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri — Sayfa 2

Terim listesine geç (120 terim) ↓

1.000 hukuk terimini kısa açıklamaları, kanuni dayanakları ve ilgili kaynaklarıyla inceleyebilirsiniz. Terim adını veya günlük dildeki karşılığını arayabilir, listeyi hukuk alanına göre daraltabilir, aşağıdaki A–Z çubuğundan ilk harfe göre gezinebilirsiniz. Her sayfada en fazla 50 terim gösterilir.

Hazırlayan: Av. Mete ŞAHİN · Yenimahalle, Ankara · Kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026.

İlk harfe göre filtreleyin

K Harfiyle Başlayan Hukuk Terimleri

Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 120 terim

K

  • Usul ve Yargılama

    Kesin Süre

    Kesin süre, içinde yapılması gereken usul işlemi süresinde yapılmadığında tarafın o işlemi yapma hakkını ortadan kaldıran süredir. Kanunun belirlediği süreler kesindir; hâkim de tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir ve bu durumda yapılacak işlemi açıkça belirtip süreye uyulmamasının sonuçlarını tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi kaçıran tarafa talebi üzerine verilen ikinci süre de kesindir. Kesin usul süresi, maddi hukuktaki zamanaşımıyla aynı değildir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 94

  • Usul ve Yargılama

    Kesin Yetki

    Kesin yetki, kanunun bir davanın yalnızca kendi gösterdiği yer mahkemesinde açılmasını emrettiği ve başka yer mahkemelerinin yetkisini dışladığı yetki türüdür. Kesin yetki hâllerinde yetki sözleşmesi yapılamaz; mahkemenin yetkili olması bu hâllerde dava şartıdır ve davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir. Taşınmaz üzerindeki ayni haklara, zilyetliğe veya alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi tipik örnektir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 12, 18, 114 ve 115

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Keşideci

    Keşideci, poliçe veya çeki düzenleyip imzalayan kişidir; kanunda ‘düzenleyen’ olarak anılır. Poliçede düzenleyen, senedin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur; kabulden sorumlu olmayacağını şart edebilir, ancak ödemeden sorumsuzluk kaydı yazılmamış sayılır. Bu kural çeke de uygulandığından çekin düzenleyeni çekin ödenmesinden sorumludur. Bononun düzenleyeni ise poliçeyi kabul eden gibi, yani asıl borçlu olarak sorumludur.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 671, 679, 776, 779, 780 ve 818

  • Usul ve Yargılama

    Keşif

    Hâkimin, uyuşmazlık konusu hakkında duyu organlarıyla doğrudan inceleme yaparak bilgi edinmesidir. İnceleme ilgili yerde veya mahkemede yapılabilir; gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurulur. Sadece taşınmazın görülmesiyle sınırlı değildir.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 288–291

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Kıdem Tazminatı

    1475 sayılı Kanun m. 14 kapsamındaki işçiye, en az bir yıllık çalışma ve kanunda belirtilen sona erme koşulları varsa ödenen tazminattır. Her tam hizmet yılı için 30 günlük giydirilmiş brüt ücret esas alınır; artan süreler oranlanır. Hesapta kanuni tavan ve uygulanabilir sözleşme hükümleri de değerlendirilir. Her işten ayrılma kıdem tazminatı hakkı doğurmaz.

    İlgili mevzuat: 1475 sayılı İş Kanunu, m. 14

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Kıdem Tazminatı Alabilir Yazısı

    Emeklilik için gereken yaş dışındaki sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı koşullarını tamamlayan işçiye Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen ve uygulamada bu adla bilinen belgedir. Kanun, yaş dışındaki koşulları tamamlayarak kendi isteğiyle işten ayrılan işçiye kıdem tazminatı ödenmesini öngörür. Belge, koşulların tamamlandığını göstermeye yarar; işten ayrılma tarihinde koşulların sağlanmış olması gerekir.

    İlgili mevzuat: 1475 sayılı İş Kanunu, m. 14

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Kıdem Tazminatı Tavanı

    Kanuni veya sözleşmeyle belirlenen kıdem tazminatının bir hizmet yılı için ödenecek miktarının aşamayacağı üst sınırdır. Bu sınır, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek devlet memuruna 5434 sayılı Kanuna göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarıdır ve dönemsel olarak değişir. Hesapta iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte geçerli tavan esas alınır; güncel tutar için kıdem tazminatı aracına bakılabilir.

    İlgili mevzuat: 1475 sayılı İş Kanunu, m. 14

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Kısa Çalışma Ödeneği

    Kısa çalışma ödeneği, genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz, genel salgın ya da zorlayıcı sebeplerle işyerindeki çalışma süresinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya faaliyetin geçici olarak durdurulması hâlinde İşsizlik Sigortası Fonundan işçiye yapılan ödemedir. Kısa çalışma üç ayı aşmamak üzere yapılabilir; Cumhurbaşkanı ödeneğin süresini altı aya kadar uzatabilir. Ödenek için kısa çalışma başlamadan önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olmak ve son üç yılda en az 450 gün işsizlik sigortası primi ödemiş olmak gerekir. Günlük ödenek, son on iki aylık prime esas kazançlara göre hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın yüzde altmışıdır ve kanuni üst sınırı aşamaz.

    İlgili mevzuat: 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu, ek m. 2

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Kısıtlama

    Ergin bir kişinin, kanunda sayılan sebeplerden biriyle vesayet makamı kararıyla vesayet altına alınmasıdır. Kısıtlama sebepleri akıl hastalığı veya akıl zayıflığı; savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya kötü yönetim; özgürlüğü bağlayıcı ceza ve kişinin kendi isteğidir. 7499 sayılı Kanunla değişik düzenlemeye göre ceza infaz kurumundaki hükümlü isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır; toplam beş yıl veya daha fazla hapis cezasının infazında istek olmasa da gerekli görülürse kısıtlanabilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 405–408

  • Ceza ve İnfaz

    Kısıtlama Kararı (Ceza Muhakemesi)

    Ceza muhakemesinde müdafiin soruşturma dosyasını inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisinin, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek hâllerde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla sınırlandırılmasıdır. Bu karar yalnız kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, suç örgütü kurma ve devletin güvenliğine karşı suçlar gibi kanunda sayılan suçlara ilişkin soruşturmalarda verilebilir; şüphelinin ifade tutanağı, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu işlemlerin tutanakları kısıtlanamaz. İddianamenin kabulünden itibaren müdafi dosyanın tamamını inceleyebilir; kavram, medeni hukuktaki kısıtlama (vesayet) kararıyla karıştırılmamalıdır.

    İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 153

  • Usul ve Yargılama

    Kısmi Dava

    Kısmi dava, niteliği itibarıyla bölünebilen bir talep konusunun yalnızca bir kısmının dava edilmesidir. Dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe kısmi dava açılması geri kalan kısımdan feragat anlamına gelmez. 7589 sayılı Kanun’la eklenen ve 31/7/2026’da yürürlüğe giren HMK m. 109/4 uyarınca, alacağın bir kısmının dava edildiği hâllerde talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir; artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

    İlgili mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109 · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 20 ve 26

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kısmi İfa

    Kısmi ifa, borçlunun borçlandığı edimin yalnızca bir bölümünü yerine getirmesidir. Borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklı kısmi ifayı reddedebilir; bu nedenle alacaklı kural olarak bölünmüş ifaya katlanmak zorunda değildir. Alacaklı kısmi ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisince ikrar edilen kısmını ifadan kaçınamaz.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 84

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kısmi Ödemenin Mahsubu

    Borcun bir kısmının ödenmesi hâlinde bu ödemenin hangi borç kalemine sayılacağına ilişkin kuraldır. Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve bu hakkı kaldıran anlaşma yapılamaz. Alacağın bir kısmı kefalet, rehin veya başka bir güvenceyle korunuyorsa borçlu kısmi ödemeyi güvence altındaki veya güvencesi daha iyi olan kısma saydıramaz.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 100

  • İş ve Sosyal Güvenlik

    Kısmi Süreli Çalışma

    Normal haftalık çalışma süresinin emsal tam süreli işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlendiği çalışma biçimidir. Yalnız bu nedenle haklı sebep olmadan farklı işlem yapılamaz; ücret ve bölünebilir parasal haklar bakımından çalışma süresiyle orantı kuralı uygulanır.

    İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu, m. 13

  • İcra ve İflas

    Kıymet Takdiri

    İcra satışına konu malın değerinin takip içinde belirlenmesidir. Belirlenen değer satış bedelinin mutlaka o tutarda gerçekleşeceği anlamına gelmez; değerlendirmeye karşı başvuru yolu ve yeniden değerleme koşulları kanunda düzenlenir.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 87, 128 ve 128/a

  • İcra ve İflas

    Kıymet Takdirine İtiraz

    İcra dairesince yaptırılan kıymet takdirine karşı ilgililerin icra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurmasıdır. Şikâyet, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yer icra mahkemesine yapılır; yeniden bilirkişi incelemesi için gereken masraf şikâyetten itibaren yedi gün içinde yatırılmazsa şikâyet kesin olarak reddedilir. Kesinleşen kıymet takdirinden itibaren iki yıl geçmedikçe, doğal afet gibi istisnalar dışında yeniden kıymet takdiri istenemez.

    İlgili mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 128/a

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Kıymetli Evrak

    İçerdiği hakkın senetten ayrı ileri sürülemediği ve devredilemediği senet türüdür. Devir koşulları senedin nama, emre veya hamile yazılı olmasına göre değişebilir. Üzerinde borç yazan her belge kıymetli evrak niteliği taşımaz.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 645–647

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Alacağında Zamanaşımı

    Ödenmemiş kira bedellerinin istenebilmesi için öngörülen zamanaşımı süresidir. Kira bedelleri gibi dönemsel edimler beş yıllık zamanaşımına tabidir ve zamanaşımı her kira döneminin muaccel olduğu tarihten itibaren ayrı ayrı işler. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz; borçlunun ileri sürmesi gerekir ve alacaklının dava açması veya icra takibi başlatması gibi işlemler zamanaşımını keser.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 147, 149, 154 ve 161

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Artış Oranı

    Konut ve çatılı işyeri kiralarında yenilenen kira dönemlerinde kira bedeline uygulanabilecek artışın kanuni üst sınırıdır. Taraflar arasındaki artış anlaşması, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir; anlaşma yoksa bedel aynı sınır içinde hâkimce hakkaniyete göre belirlenir. Beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde yeni dönem bedeli emsal kira bedelleri de gözetilerek mahkemece belirlenebilir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 344

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Bedelinin Tespiti Davası

    Kira bedelinin tespiti davası, konut ve çatılı işyeri kiralarında yenilenen kira döneminde uygulanacak bedelin TBK m. 344’teki ölçütlere göre mahkemece belirlenmesi için açılan davadır; kira uyarlamasından ayrıdır. Dava her zaman açılabilir; ancak belirlenecek bedelin yeni dönemin başından itibaren geçerli olması için dava, yeni dönemin başlangıcından en az otuz gün önce açılmalıdır. Kiraya veren bu süre içinde artışı kiracıya yazılı olarak bildirmişse veya sözleşmede artış hükmü varsa dava yeni dönemin sonuna kadar açılabilir. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 344–345 · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/B

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira İlişkisinin Devri

    Kira ilişkisinin devri, kiracının kira sözleşmesindeki taraf sıfatını kiraya verenin yazılı rızasıyla üçüncü bir kişiye geçirmesidir. Yazılı rıza her kira türünde aranır; işyeri kiralarında kiraya veren haklı bir sebep olmadıkça rıza vermekten kaçınamaz. Devralan kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve devreden kiracı kiraya verene karşı borçlarından kurtulur; ancak işyeri kiralarında devreden, sözleşmenin bitimine kadar ve en çok iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu kalır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 323

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Sözleşmesi

    Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Sözleşmenin geçerliliği kanunda özel bir şekle bağlanmamıştır; ancak konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır ve kiracının tahliye taahhüdü de yazılı olmalıdır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıyı koruyan özel hükümler uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 12, 299 ve 339–356

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Sözleşmesinin Olağan Feshi

    Belirsiz süreli kira sözleşmesinin, kanundaki veya sözleşmedeki fesih dönemlerine ve bildirim sürelerine uyularak sona erdirilmesidir. Taşınmaz kiralarında taraflar, yerel âdetteki kira döneminin, böyle bir âdet yoksa altı aylık kira döneminin sonu için üç aylık bildirim süresine uyarak feshedebilir; taşınır kiralarında bildirim süresi kural olarak üç gündür. Süreye uyulmayan bildirim bir sonraki fesih dönemi için geçerli olur; konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin fesih imkânı ayrıca sınırlandırılmıştır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 328–330 ve 347

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Sözleşmesinin Olağanüstü Feshi

    Kira ilişkisinin devamını taraflardan biri için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığında, sözleşmenin süresi beklenmeden yasal fesih bildirim süresine uyularak her zaman feshedilmesidir. Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak olağanüstü feshin parasal sonuçlarına karar verir. Kiracının iflası ve ölümü gibi hâller kanunda ayrıca düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 331–333

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Şerhi

    Taşınmaz kiralarında, taraflarca kararlaştırılması hâlinde kiracılık hakkının tapu siciline şerh verilmesidir. Şerh verilen kira hakkı, taşınmaz üzerinde sonradan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir. Şerh verilmemesi kira sözleşmesinin geçerliliğini etkilemez.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 312 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 1009

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Uyarlaması

    Kira uyarlaması, sözleşme kurulurken öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun, uyarlama isteyen taraftan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkıp mevcut dengeyi ifanın istenmesi dürüstlük kurallarına aykırı düşecek ölçüde bozması hâlinde, henüz ifa edilmemiş veya haklar saklı tutularak ifa edilmiş edimler bakımından kira sözleşmesinin hâkimce yeni koşullara uydurulmasıdır. Uyarlama mümkün değilse kural olarak fesih hakkı kullanılır. Yabancı para üzerinden kararlaştırılan kira bedeli beş yıl geçmedikçe değiştirilemez, ancak aşırı ifa güçlüğüne dayalı uyarlama saklıdır. Uyarlama, yenilenen dönem bedelinin belirlendiği kira tespit davasından ayrıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 138 ve 344

    Doktrin: Büşra Şahin Aydın (2026), Güncel Yargı Kararları Işığında Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kira Bedelinin Belirlenmesi (TBK m. 344/3) ile Uyarlama (TBK m. 138) Hükümleri Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 23(2), s. 961–1010 · Duygu Koçak Diker (2024), Konut Kiralarında Kira Bedelinin Belirlenmesine İlişkin Düzenlemeler ile Kiraya Verenin Uyarlama Talebinin Değerlendirilmesi, İstanbul Hukuk Mecmuası 82(4), s. 1059–1099

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

    Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olmasıdır. Kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler bu zorunluluğun dışındadır; ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları da aynı düzenlemeye tabidir. Taşınmazla ilgili anlaşma belgesinin icra edilebilirlik şerhi, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır.

    İlgili mevzuat: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/B

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kiracının Ölümü

    Kiracının ölmesiyle kira sözleşmesi kendiliğinden sona ermez; mirasçıları sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında ölen kiracıyla aynı konutta oturanlar ve kanunda sayılan diğer kişiler, sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilir. Fesih yapılmadıkça kira bedelinin ödenmesi yükümlülüğü devam eder.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 333 ve 356

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kiracının Temerrüdü

    Kiracının temerrüdü, kiracının kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödememesi hâlidir. Bu durumda kiraya veren, kiracıya yazılı olarak bir süre verip bu süre içinde de ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı günü izleyen günden itibaren işler. İki haklı ihtara dayalı tahliye ayrı bir hukuki yoldur.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 315 ve 352/2

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kirada Özenle Kullanma ve Komşulara Saygı

    Kiracının kiralananı sözleşmeye uygun kullanması ve aynı taşınmazdaki kişilerle komşulara gerekli saygıyı göstermesi yükümlülüğüdür. Aykırılığın giderilmesi için bildirim ve süre gerekebilir. Ağır veya giderilmesi yararsız hâllerde kanunun izin verdiği farklı fesih koşulları uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 316

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kiralananda Yenilik ve Değişiklik

    Kiralananda yenilik ve değişiklik, kira süresi içinde kiralananda yapılan yapısal veya işlevsel değişikliklerdir. Kiraya veren, sözleşmenin feshini gerektirmeyen ve kiracıdan katlanması beklenebilecek yenilik ve değişiklikleri kiracının menfaatlerini gözeterek yapabilir; kiracının bedel indirimi ve tazminat hakları saklıdır. Kiracı ise ancak kiraya verenin yazılı rızasıyla yenilik ve değişiklik yapabilir; rıza veren kiraya veren, yazılı olarak kararlaştırılmadıkça eski hâle getirmeyi isteyemez, kiracı da aksine yazılı anlaşma yoksa bunlardan doğan değer artışının karşılığını isteyemez.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 320–321

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kiralananın Ayıbı

    Kiralananın ayıbı, kiralananın sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişliliğini etkileyen eksikliğidir. Başlangıçta bulunan ayıp ile sonradan oluşan ayıp için kiracının hakları ayrıca düzenlenir. Ayıbın giderilmesi, kira bedelinden indirim, zararın giderilmesi veya fesih gibi sonuçlar; ayıbın önemine ve kiraya verene bildirim gibi koşullara bağlıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 301, 304–308 ve 318

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kiralananın El Değiştirmesi

    Kira sözleşmesinin kurulmasından sonra kiralananın satış veya başka bir sebeple el değiştirmesi hâlinde yeni malikin kira sözleşmesinin tarafı olmasıdır. Kira ilişkisi yeni malikle aynı koşullarla devam eder; el değiştirme tek başına kiracının tahliyesini gerektirmez. Yeni malikin kendisi veya yakınları için gereksinim sebebiyle tahliye isteyebilmesi ayrı koşullara bağlıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 310 ve 351

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kiralananın Erken Geri Verilmesi

    Kiralananın erken geri verilmesi, kiracının sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı kiraya verene geri vermesidir. Bu durumda kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre boyunca devam eder; kiracı bu süre dolmadan kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulursa borçları sona erer. Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderleri ve kiralananı başka biçimde kullanarak elde ettiği veya kasten elde etmekten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmek zorundadır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 325

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kiralananın Geri Verilmesi

    Kiralananın geri verilmesi, kira sözleşmesi sona erdiğinde kiracının kiralananı teslim aldığı durumda kiraya verene iade etmesidir. Kiracı, sözleşmeye uygun kullanımdan doğan eskime ve bozulmalardan sorumlu değildir. Kiraya veren, geri verme sırasında kiralananı gözden geçirip kiracının sorumlu olduğu eksiklik ve ayıpları hemen yazılı olarak bildirmezse kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur; olağan incelemeyle belirlenemeyecek eksiklik ve ayıplarda sorumluluk sürer, ancak bunlar da belirlendiklerinde hemen yazılı olarak bildirilmelidir.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 334–335

  • Kira ve Borçlar Hukuku

    Kiralananın Gösterilmesi ve Gezilmesi

    Kiracının, bakım, satış veya sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde kiraya verenin ve onun belirlediği kişilerin kiralananı gezip görmesine izin verme yükümlülüğüdür. Kiracı ayrıca ayıpların giderilmesi ve zararların önlenmesi için yapılan çalışmalara katlanmak zorundadır. Kiraya veren bu çalışmaları ve gezme zamanını uygun bir süre önce bildirmeli ve kiracının yararlarını gözetmelidir; kiracının bedel indirimi ve tazminat hakları saklıdır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 319

  • Ceza ve İnfaz

    Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma

    Sırf bir kimsenin huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla ona ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya aynı amaçla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasıdır. Soruşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır ve cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir. Kişide ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratan takip ve temas girişimleri ise ısrarlı takip suçu olarak ayrıca düzenlenmiştir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 123

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Kişilik Hakkı

    Kişinin yaşamı, bedensel ve ruhsal bütünlüğü, onuru ve özel yaşamı gibi kişiliğine bağlı değerleri koruyan haktır. Hukuka aykırı saldırının önlenmesi, durdurulması veya tespiti istenebilir. Tazminat ve diğer taleplerin koşulları saldırının niteliğine göre ayrıca değerlendirilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 23–25

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Kişisel İlişki Kurulması

    Anne veya babanın, velayeti altında bulunmayan ya da kendisine bırakılmayan çocukla uygun biçimde görüşme ve ilişki sürdürme hakkına ilişkin düzenlemedir. Esas ölçüt çocuğun yararıdır; ilişki kanuni sebeplerle sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Olağanüstü hâllerde, çocuğun menfaatine uygunsa diğer kişilere, özellikle yakınlarına da bu hak tanınabilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 182 ve 323–325

  • Kamu ve Vergi Hukuku

    Kişisel Kusur

    Kişisel kusur, kamu görevlisinin görevinden ayrılabilen, kişisel nitelikteki kusurudur. Anayasaya göre kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabilir; Devlet Memurları Kanunu da kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili zararlarda davanın personel aleyhine değil ilgili kurum aleyhine açılmasını öngörür. İdare, ödediği tazminat için kusurlu görevliye genel hükümlere göre rücu eder.

    İlgili mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 40 ve 129 · 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, m. 13

  • Aile ve Kişiler Hukuku

    Kişisel Mal

    Edinilmiş mallara katılma rejiminde kanun veya geçerli sözleşme gereği kişisel gruba giren malvarlığı değeridir. Rejim başındaki mallar, miras ve karşılıksız kazandırmalar temel örneklerdir. Malın kişisel olması, gelirlerinin veya diğer eşin katkı talebinin de aynı sonuca tabi olduğu anlamına gelmez.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 220–222 ve 227

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Kişisel Veri

    Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin bilgidir. Bir kişinin adı açıkça yazılmasa da diğer bilgilerle belirlenebilmesi veriyi bu kapsama sokabilir. Tüzel kişiye ait her bilgi tek başına kişisel veri sayılmaz; gerçek kişilerle bağlantısı ayrıca incelenir.

    İlgili mevzuat: 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 3 ve 4

  • Ceza ve İnfaz

    Kişisel Verilere İlişkin Suçlar

    Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, başkasına verilmesi, yayılması, ele geçirilmesi veya kanuni süresi geçtiği hâlde yok edilmemesini yaptırıma bağlayan ve 6698 sayılı Kanunun atıf yaptığı TCK m. 135–140’taki suçlardır. Hukuka aykırı kayıt bir yıldan üç yıla, verileri verme, yayma veya ele geçirme iki yıldan dört yıla, verileri yok etmeme bir yıldan iki yıla kadar hapisle cezalandırılır. Siyasi, felsefi veya dini görüş, ırki köken, sağlık ve cinsel yaşam gibi verilerin kaydında ya da kayıt, verme veya ele geçirme suçlarının kamu görevlisince yetki kötüye kullanılarak veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesinde ceza yarı oranında artırılır; bu suçlar şikâyete bağlı değildir.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 135–140 · 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 17

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Kişisel Verilerin İşlenme Şartları

    Kişisel verilerin işlenme şartları, kişisel verilerin hukuka uygun işlenebilmesi için kanunda sayılan hukuki sebeplerdir. Kural olarak veriler açık rızayla işlenir; ancak kanunda açıkça öngörülme, fiilî imkânsızlıkta hayat veya beden bütünlüğünün korunması, sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan ilgili olma, hukuki yükümlülük, ilgili kişinin alenileştirmesi, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması ve temel hak ve özgürlüklere zarar vermeyen meşru menfaat hâllerinde, maddedeki zorunluluk kayıtlarıyla açık rıza aranmaz. Özel nitelikli kişisel veriler için 6. maddedeki ayrı şartlar uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 5 ve 6

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması

    Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması, veri sorumlusu veya veri işleyenin kişisel verileri yabancı bir ülkeye, o ülkedeki sektörlere ya da uluslararası kuruluşlara aktarmasıdır. Aktarım için 5 veya 6. maddedeki işleme şartlarından birinin yanında Kurulca verilmiş bir yeterlilik kararı gerekir; karar yoksa, ilgili kişinin o ülkede de haklarını kullanabilmesi kaydıyla standart sözleşme, bağlayıcı şirket kuralları veya Kurul izinli taahhütname gibi uygun güvencelerden biri aranır. Bunlar da yoksa aktarım, ancak arızi olmak kaydıyla ve risklerin bildirildiği açık rıza gibi kanunda sayılan sınırlı hâllerde yapılabilir.

    İlgili mevzuat: 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 5, 6 ve 9

  • Ceza ve İnfaz

    Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

    Bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır ve cezası bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Fiil cebir, tehdit veya hile kullanılarak işlenirse iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir. Silahla, birden fazla kişiyle, üstsoy, altsoy, eş veya boşandığı eşe, çocuğa ya da kendini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi hâlinde ceza bir kat, cinsel amaçla işlenmesi hâlinde ise yarı oranında artırılır.

    İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 109

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Kollektif Şirket

    Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla yalnız gerçek kişiler arasında kurulan ve hiçbir ortağın şirket alacaklılarına karşı sorumluluğu sınırlanmamış olan şirkettir. Ortaklar şirket borçlarından müteselsilen ve bütün malvarlıklarıyla sorumludur; şirkete sonradan giren ortak da giriş tarihinden önce doğmuş borçlardan sorumlu olur. Şirket borçlarından birinci derecede şirket sorumludur; ortağa karşı dava veya takip ancak şirkete karşı takibin sonuçsuz kalması ya da şirketin sona ermesi hâlinde yapılabilir.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 211, 236 ve 237

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Komandit Şirket

    Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla kurulan; ortaklardan bir veya birkaçının şirket alacaklılarına karşı sorumluluğu sınırsız, diğerlerinin sorumluluğu ise belirli bir sermaye ile sınırlı olan şirkettir. Sorumluluğu sınırsız olan ortağa komandite, sınırlı olan ortağa komanditer denir. Komandite ortakların gerçek kişi olması gerekir; tüzel kişiler ancak komanditer ortak olabilir.

    İlgili mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 304

  • Ticaret, Tüketici ve Kişisel Veriler

    Komisyon Sözleşmesi

    Komisyoncunun ücret karşılığında kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınır alım satımını üstlendiği sözleşmedir. İşlem üçüncü kişiyle komisyoncu adına kurulur; ekonomik sonuç vekâlet verene aittir. Bu bölümde hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.

    İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 532

  • Miras ve Eşya Hukuku

    Komşuluk Hukuku

    Taşınmazların kullanılmasında komşular arasında uyulması gereken hak ve yükümlülükler bütünüdür. Gürültü, duman, koku ve benzeri etkiler taşınmazın niteliği ve yerel koşullar gözetilerek değerlendirilir. Her rahatsızlık otomatik yasak sayılmaz; hoşgörü sınırını aşan kullanımın giderilmesi istenebilir.

    İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 730 ve 737–740

Sayfa 2 / 3 · 51–100 / 120 terim

Önceki harf: İ · Hukuk sözlüğü ana sayfası · Sonraki harf: L

Kaynaklar ve Güncellik

Son kaynak kontrolü: 26 Eylül 2026. Tanımlar, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yapılanlar dâhil yürürlükteki değişiklikler gözetilerek Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinlerle karşılaştırılmıştır. Tanımlar genel bilgi verir; terim sayfalarındaki kanun bağlantıları resmî mevzuat metinlerine yönelir, akademik görüşler Doktrin başlığıyla ayrılır. İşlem yapılacak tarihte yürürlük, geçiş hükümleri ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynak ve Güncelleme Politikası · İletişim · Hukuki Hesaplama Araçları · Av. Mete ŞAHİN — 2026 Yargıda Parasal Sınırlar

bottom of page